ADMIN
unread,Mar 9, 2008, 10:16:12 AM3/9/08Sign in to reply to author
Sign in to forward
You do not have permission to delete messages in this group
Either email addresses are anonymous for this group or you need the view member email addresses permission to view the original message
to Pazarlamabolumu
İktisatçıların 'ekonomi' tanımını "kıt kaynakların etkin kullanımı"
olarak yapmaları üzerinden bir yüzyıldan fazla zaman geçti ve bugün iş
dünyası çok büyük bir sorunla baş etmeye çalışıyor; rekabet!
Artık kıtlığı çekilen şey ürünler veya hizmetler değil, müşterinin
kendisi. Birçok sanayi, tüketicilerin satın alabileceğinden daha
fazlasını üretiyor, bu fazla üretimi elden çıkarabilmek için çabalıyor
ve en basit yöntemi seçiyor; fiyat düşürmek!
Fazla üretim ve düşen fiyatlar, şirketlerin çok küçük kar marjları ile
çalışmasına sebep oluyor, dolayısıyla çevrelerine çok daha hassas olan
bu şirketler ya yok oluyorlar yada daha büyük rakiplerince satın
alınıyorlar.
İşte tam burada devreye mucizenin kendisi giriyor; pazarlama!.
Rekabetin fiyattan başka esaslarla yapılabilirliği bilimi...
Şirketin sunduğu ürün ve hizmetlerin daha kolay satabilmek ve şirketin
en önemli fonksiyonu olan kar etmeyi sağlayabilmek için mevcut
müşterilere ve olası müşterilere yönelik pazarlama faaliyetleri zaten
şirketin en büyük fonksiyonlarından biri. Günümüzde, bu fonksiyon için
şirketin toplam değerlerinin %50'sini harcayan firmalar var. Ama
pazarlamanın sadece müşterilere yapılması ile başarılı bir şirket
yaratmak mümkün değil.
Şirketler esasında pazarlamayı 4 ayrı kolda gerçekleştiriyorlar;
mevcut ve olası müşterilere pazarlama, mevcut ve olası çalışanlara
pazarlama, mevcut ve olası hissedarlara pazarlama, mevcut ve olası
tedarikçilere pazarlama.
Daha iyi ve yeni ürün ve hizmetler geliştirebilmek, daha etkin yönetim
fonksiyonlarını yerine getirebilmek için şirketin daha iyi elemanlara
ihtiyacı var, işte şirketin doğru olarak mevcut ve olası elemanlara
pazarlanması, hem mevcut elemanlarından iyi olanların şirketi terk
etmesini engelleyecek, hem de şirkete ciddi anlamda değer ekleyecek
yeni elemanların şirkete gelmesini sağlayacaktır.
Şirketin mevcut ve olası hissedarlara pazarlanması ile, en önemli
kaynaklardan biri olan maddi sermayenin toplanması sağlanacak, bu
sayede hem üretim, hem yeni projeler finanse edilebilecektir. Büyümek,
ancak sermayenin artması ile mümkündür, sermaye ise, ancak
hissedarların şirkete güvenip yeni kaynaklar aktarması veya yeni
hissedarların yeni sermayelerini birlikte getirmeleriyle mümkündür.
Son olarak şirketin, diğer şirketlere ve özellikle de tedarikçilere
pazarlanması ile, şirketin "tercih edilen" hale gelmesi sağlanır. Bu
özellik, çok kolaylıkla "maddi çıkarlara" çevrilebilir bir değerdir.
Her tedarikçi, yıllardır faaliyet gösteren ve 'emin' bir firma ile
çalışmak ister, her firma, büyük, gelişen bir firma ile stratejik
ortak olmak ister.
Tüm kollarda, farklı şekillerde ama birbirleriyle çelişmeyen mesajlar
üzerine yoğunlaşan faaliyetler sonucunda, şirket ciddi ama muhakkak
olumlu bir "ün" kazanır. İşte bu ün, pazarlamanın yarattığı
mücizedir.