KENDİMİZ OLMAK
Hala zamanınız kaldıysa,
Biraz da kendiniz için bir şeyler yapın…
Size sorulmadan, bir annenin karnında başladı yolculuğunuz. İstemeden erkek veya kız oldunuz. Farkında olmadan herhangi bir ırktan, örneğin Türk olarak doğdunuz. Bir dili konuşmaya, bir dine inanmaya başladınız. Doğrular, yanlışlar, iyiler, kötüler önceden belliydi.
Eşyanın isimleri zaten konulmuştu. Acıkınca ma-ma, dilinizden dökülen ilk kelime, ba-ba olacaktı. Bir şey isteyince ağlamak gerektiğini öğrenecektiniz. Anne babanızın inançlarına uyacak, daha sonra isteseniz bile değiştiremeyeceğiniz bir mezhebiniz olacaktı. Ağabeyinizin tuttuğu takımı tutmak zorundaydınız. Uymanız gereken kurallar, adetler, töreler, gelenekler hazırdı…
Sevmediğiniz bir yemek de olsa, tabağınızdakini bitirmeden kalkma özgürlüğünüz bile yoktu. Sınırlar çizilmiş, kitaplar yazılmış, her şey tamamlanmıştı. Ne zaman biteceği belli olmayan bir oyunun ortasında buluyordunuz kendinizi. Rolünüz belli, replikleriniz hazırdı…
Okulunuz belli, dersleriniz belli, haftalık ders programınız hazırdı. Askerlik yaşınız belli, kışlanız belli, koğuşunuz hazırdı. Töreniz belli, eşiniz belli, nikâh masanız hazırdı.
İstemediğiniz halde birilerinin hatırı için neler yaptınız neler…
Halanız ya da teyzeniz seviyor diye istemediğiniz bir ismi aldınız. Anneniz istiyor diye doktor oldunuz. Babanız istiyor diye amcanızın kızıyla evlendiniz. Arkadaşınız istiyor diye sinemaya gittiniz. Çevreniz ayıplar diye hoşunuza gitmeyen kıyafetler giydiniz. Büyükleriniz kızar diye sigarayı gizli gizli içtiniz. Utancınızdan, sevdiğinize " Seni Seviyorum" diyemediniz. Etrafınızdakiler gülünce güldünüz, ağlayınca ağladınız. Sonra yoruldunuz, usandınız, üzüldünüz…
Belki bu yazıyı okuduktan sonra aynı türküyü dinleyip, aynı nakaratı söyleyeceksiniz. Alışılmışın ve süregelişin inanılmaz gücü karşısında, siz de duramayacaksınız. Ama en azından tabuları fazla ürkütmeden, kendiniz için, sadece kendiniz için bir şeyler yapın…