İKİ MAHKEME KARARI ve TÜRKİYE'DE YARGI

0 views
Skip to first unread message

haksoz-Haber

unread,
Jun 21, 2005, 8:15:35 AM6/21/05
to ozgu...@googlegroups.com
Türkiye'de yargı mekanizmasının işleyişine dair sıkıntılar
sürüyor. Resmi ideolojinin kalkanı konumundaki yargı kurumundan
çıkan kararlarla toplumsal sorunlar katlanarak büyümekte, adeta
içinden çıkılmaz yaralara dönüşmekte. Bir yandan hukuk devleti
olma ve özgürlüklerin genişletilmesi yönünde hükümet
çevrelerinden iddialı beyanlar sürmekte iken, yargı kurumlarının
ardı ardına verdiği kararlar bu iddiaları içi boş bir söylem
olmaya mahkum ediyor. En garibi ise sonuçta adalet ilkesini hiçe
sayan, vicdanları yaralayan ve toplumda huzursuzluğu artıran
sonuçlar doğurmaya matuf kararlar açıkça ortadayken, halktan
yargıya güven duymasının beklenmesi. Dün Metin Kaplan hakkında
verilen karar bu sorunu bir kere daha belirginleştirmiştir.

Metin Kaplan İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesince dün görülen son
duruşmasında müebbet hapse mahkum edilmiştir. Metin Kaplan Kemalist
laik düzene karşı olup, İslami bir sistem kurulmasından yana
olduğunu ve bunun için tebliğ yoluyla faaliyette bulnduğunu mahkeme
huzurunda da ikrar etmiş; ama kendisine yöneltilen silahlı eylemler
icra eden örgüt liderliği suçlamasını ise reddetmiştir.
Mahkemenin kararına bakıldığında bir takım soyut suç
isnatlarıyla hareket edildiği görülmektedir. Oysa bir insanı
ömür boyu hapse mahkum etmeyi içeren bir kararın somut deliller
içermesi hukuk, akıl ve vicdan açısından zorunludur.

Yargılama sürecinde mahkeme ilginç tutumlar sergilemiştir.
Savbunmanın redd-i hakim talebi reddedilmiş; sanığa savunma
yapması için verilen kısa bir aranın ardından tam 35 sayfalık
karar açıklanmış; duruşmada pişmanlık göstermediği
gerekçesiyle sanık ceza indiriminden yararlandırılmamıştır.

Mahkeme heyetince açıklanan kararın uzunluğu metnin daha önceden
hazırlanmış olduğu kanaatini uyandırmaktadır ki, bu durumda
sanıktan son savunmasının istenmesi adeta prosedür tamamlama
işleminden ibaret kalmaktadır. Cumhuriyet'in ilk yıllarındaki
isyanlardan Sivas olaylarına kadar pek çok konuya değinilen kararda
sanığa isnad edilen suçlamalarla ilgili somut deliller
görülmemektedir. Bunun yerine sanığa açıkça ideolojik bir tutumu
yansıtacak şekilde Atatürk'ü ve Atatürk'ün kurduğu laik
düzeni hedef alma suçlamasında bulunulmaktadır.

Metin Kaplan zaten Kemalist düzene karşı olduğunu kabul etmektedir,
mahkemenin bunu tespit etmesi anlamlı değildir. Burada önemli olan
Kemalist düzene karşı olmanın suç teşkil edip etmediğidir. Eğer
yargılama ideolojik önyargılar ve resmi ideoloji muhafızlığı
zemininden kalkarak değil de, yasalar baz alınarak yapılıyorsa dile
getirilen bu iddianın suç olmadığı açıktır. Sanığın
pişmanlık göstermediği konusu ise ayrı bir garipliktir. Zaten
kendisine yöneltilen silahlı eylem suçlamasını kabul etmeyen
birisinin neden ve nasıl pişmanlık göstermesi gerektiği izaha
muhtaçtır.

Yargıtay'ın benzer dosyalardaki tutumu göz önüne alındığında
Metin Kaplan dosyasının temyizde de onaylanması muhtemel
görünmektedir. Bu durumda sisteme muhalefet etmenin bedeli olarak
Metin Kaplan kalan ömrünü cezaevinde tamamlayacaktır. Ne ilginçtir
ki, Metin Kaplan'ı ölene kadar cezaevinde tutmaya yönelik mahkeme
kararının yer aldığı bugünkü gazetelerde bir başka adli olay
dikkat çekmektedir. Gazetelerde İst. Nöbetçi 11. Ağır Ceza
Mahkemesi'nin daha önce 10. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından
verilen tahliye kararını bozması üzerine yeniden haklarında arama
kararı çıkartılan 4 kişi hakkındaki bir haber yer almaktadır.

10. Ağır Ceza Mahkemesi'nin bir süre önce 4 mahkumu yattıkları
süreyi dikkate alarak ve yeni TCK'da lehlerine olabilecek
hükümlerden yararlanabilecekleri ihtimali olduğu gerekçesiyle
tahliye ettiğini öğreniyoruz. Peki acaba, yattıkları süre dikkate
alınarak tahliye edilen bu kişiler ne suç işlemişler ve hangi
cezayı almışlardır? Bu 4 kişi 1998 yılında Ümraniye'de
kaçırdıkları anaokulu öğretmeni Serpil Yeşilyurt'u tecavüz
edip öldürmek ve annesi Hanım Yeşilyurt'u yaralamak suçlarından
yargılanıp biri 61 yıl, biri 78 yıl, ikisi ise 75'er yıl hapis
cezalarına çarptırılan dört hükümlüdür. Ve tahliye
edilmişlerdir!

Son söz olarak bir kere daha ifade etmek isteriz ki, Türkiye'de bir
dizi sosyal-siyasi nedenlerle ve en başta da yargı mekanizmasının
işleyişi yüzünden adalet kanamaya devam etmektedir.

Hülya Şekerci
Özgür-Der

Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages