
İSTANBUL 27.06.05
KAZIM KOYUNCU ÖLÜMSÜZDÜR
25 Haziran
günü, kanser tedavisi gördüğü Amerikan Hastanesi’nde yaşamını yitiren halk
sanatçısı Kazım Koyuncu, bugün memleketi Artvin’in Hopa ilçesi Sugören
Köyü’nde toprağa verildi.
33 yaşındaki sanatçı, dün İstanbul’da Harbiye Açıkhava Tiyatrosu’nda yapılan törenle memleketine uğurlanmıştı. Dün uçakla Trabzon’a, oradan da karayoluyla akşam saatlerinde Hopa’ya ulaşan Koyuncu’nun cenazesi, gece, Hopa Devlet Hastanesi morgunda bekletildi. Bugün hastaneden, abisi Oğuz Koyuncu tarafından alınan Koyuncu’nun cenazesi, binlerce kişinin katıldığı törenle son yolculuğuna uğurlandı. Hopa caddelerinde Koyuncu'nun şarkıları yankılanırken törene katılanlar gözyaşlarını tutamadı. Katılımcılar, Koyuncu'nun Çernobil nükleer faciasının ardından kansere yakalandığını ve kanserin özellikle Karadeniz için büyük bir tehdit haline geldiğini belirterek, yetkilileri harekete geçmeye çağırdılar.
Binlerce kişinin omuzlarında Hopa Meydanı'na götürülen tabut, Hopaspor bayrağına sarılıydı. Trabzon Spor’un 61 numaralı formasının da bulunduğu tabutun yaklaşık 3 km'lik yol boyunca taşınması sırasında Birol Topaloğlu tulum çaldı. 10 bini aşkın kişinin bulunduğu Hopa Meydanı'nda bir kamyonun kasasına konulan tabutun üzerine tulum ve gitar bırakıldı. Tabutun başında nişanlısı Gönül Bozoğlu, annesi Hüsniye Koyuncu ve babası Cavit Koyuncu bekledi.
Volkan Konak, Gökhan Birben, Grup Yorum ve çok sayıda sanatçının yanısıra Trabzonspor Başkanı Atay Aktuğ, Trabzon Belediye Başkanı Volkan Canalioğlu ve Maçka Belediye Başkanı Ertuğrul Genç’in de katıldığı tören sırasında, Çernobil'i hatırlatan ve siyasi iktidarları kınayan döviz ve pankartlar taşındı.
Volkan Konak
bir konuşma yaparak, babasını kanserden kaybettiğini, Koyuncu'nun babasının
bundan sonra kendi babası ve ailesinin de kendi ailesi olduğunu belirtti. Konak
''Belki siz buralardan gidersiniz ama ben hep burada olacağım. Çünkü kardeşim
burada'' dedi.
Koyuncu'nun Zuğaşi Berepe’yi birlikte kurduğu arkadaşlarından Mehmet Ali Beşli ise, konuşmasına Lazca başladı ve Koyuncu'nun ölümünün hayatın bir komplosu olduğunu belirtti. Beşli, 'Bu komplo Çernobil'dir. Neden bu komployla karşı karşıya kaldı. Çünkü dönemin bakanı karşımıza geçip çay içmişti. Biz bu bakanları, yetkilileri unutmadık. Devlet kanserin önünü almalı'' dedi.
Tören sonrası tabut yine omuzlara alınarak Sugören Köyü'ne götürüldü. Koyuncu'nun cenazesi burada kılınan ikindi namazının ardından toprağa verildi.
İstanbul Temel
Haklar ve Özgürlükler Derneği, Kazım Koyuncu’nun aramızdan ayrılmasıyla
ilgili olarak 26 Haziran günü başsağlığı mesajı yayınladı. “Başımız
Sağolsun” diyen Temel Haklar’ın mesajı şöyle;
“Ülkemizin değerli aydın ve sanatçılarından Kazım Koyuncu, bir süredir
tedavi görmekte olduğu hastanede dün öğlen saatlerinde vefat etmiştir.
Ailesi başta olmak üzere, dostlarına, sevenlerine başsağlığı diliyor, kurucu üyelerimizden Kazım Koyuncu'yu kaybetmenin acısı içinde, üzgün olduğumuzu belirtiyoruz.
Kazım Koyuncu, şarkılarıyla, yaşamı ve düşünceleriyle hep yanımızda olacak.
...
Bunun adı kader değil, cinayettir...
Kazım Koyuncu,
aydın ve muhalif kimliğiyle tanınan bir sanatçımızdır.
Yaptığı röportajlarda da yakalandığı kanser hastalığının sorumluların kimler olduğunu da dile getirmekten çekinmeyen Koyuncu, katillerini de işaret etmiştir.
'Neredeyse her ailede bir kanser vakası var ve bu tesadüf değil. Adamlar pişkin pişkin çıkıp çay içti karşımızda. Bunu yapan insan ya geri zekâlıdır ya da çıkar gruplarına hizmet ediyordur. Eğer bu insanlar karşımızda çay içeceklerine erken teşhis için birtakım çalışmalar yapsalardı, sonuç daha farklı olurdu. Şimdi bunlar cinayet değil mi? Buna karşı önlem almamak o çok korktukları terörden daha kötü değil mi? Çok korktukları vatan hainleri var ya, asıl vatan hainleri, halk düşmanları Osmanlı'dan günümüze dek gelen bu tarz yöneticilerdir.'
Zuğaşi Berepe'ler (Denizin Çocukları) öldürülüyor!
Susmayalım artık!
Bugün bir
gerçektir ki, Çernobil faciasından dolayı Karadeniz'de binlerce insanımız
ölmüştür ve o günden bugüne kadar hangi hükümet iktidarda olursa olsun, hep
ölümler seyredilmiştir. Kanseri önlemeye yönelik bir girişimde bulunulmamıştır.
Bırakın bunları, bu konuda iktidarın ve kurumlarının hiçbir doğru dürüst
araştırması bile olmamıştır.
Hala on binlerce insanımız kanser hastalığından kaynaklı ölümle yüz yüzedir.
Bu ülkedeki çarpık kapitalist düzen ve sahiplerinin gözünde insanların hiçbir önemi yoktur. Onlar için çıkarlarından, kasalarına girecek paralardan başka bir şey önemli değildir.
IMF ve Dünya Bankası ile anlaşmalar yapıp emekçilerin alınterini, ülkemizin zenginliklerini emperyalistlere satanlar;
Özelleştirme
adı altında parsel parsel, memleketi peşkeş çekenler;
Halkımızı işsizlikle, yoksullukla ve açlıkla baş başa bırakanlar;
Avrupa Birliği'nden aldıkları destekle yaptıkları F Tipi hapishanelerde, tecrit ve izolasyon işkencesiyle 119 insanın ölümüne neden olanlarla, Kazım Koyuncu'nun ölümüne neden olanlar AYNI KAPİTALİST DÜZENDİR!
Bu yüzdendir ki; insanlık dışı böyle bir düzene ve sahiplerine karşı hep birlikte mücadele etmek gerekir.
Zuğaşi Berepe'lerin (Denizin Çocuklarının) ölümüne daha çok tanıklık etmemek için Zehra ve Canan Kulaksız kardeşler gibi, Ümit Günger, Selami Kurnaz ve Faruk Kadıoğlu gibi mücadele etmeliyiz.”
Dili kültürü
unutturulmuş, parçalanıp dağıtılmış,
yüksek tepelere savrulmuş, fıkralara malzeme olmuş
halkımın sesiydi kazım koyuncuoglu.
Hopa’nın berberi "komunist cavit" amcanın oğlu.
Karadenize yukarıdan yemyeşil gözleriyle bakan
o güzel kısa - sugoren köyünden.
Hep laz, hep devrimci olmuş, kalkmış İstanbul’a gelmiş,
Karadeniz dalgalarını Beyoğlu sokaklarına indirmiş,
herkesin gönlünü kazanmış ve
susmuş bir dilin şarkılarını yeniden dillendirmişti.
Ölmeseydi konsere çıkacağı harbiye Açıkhava
tiyatrosu sahnesine tabutuyla cıktı dun sabah.
Nice "büyük" sanatçının dirisiyle dolduramadığı yeri
ölüsüyle doldurdu kazım... Lazca, hemsince, gürcüce,
Kürtçe, Türkçe, ağıt, türkü, coşku ve hüzün birbirine
karışmıştı...
Tabutunun ve yakışıklı resminin peşinden yürüdük sonra.
Caddeler doldu, tastı. kazım görse sevinirdi.
Yanımda bir Laz anne küçük oğluna "bak ve örnek al oğlum.
Doğru insanin cenazesi iste böyle olur,
ne mutlu Kazım’a!" dedi. amcamın kızı iki küçük kızını da
getirmiş, "Kazım’ın peşinden yürüsünler istedim,
büyüdüklerinde anımsayacakları şeylerden birisi
bu olsun!" dedi.
Kalabalık Açıkhava’dan Taşkışla’nın önüne, oradan
taksim meydanına ve istiklal caddesinden
Galatasaray’a aktı.
Sloganlar sustuğunda, istiklal'in bütün kitapçıları
ve kasetçileri Kazım’ı çalıyordu.
bütün yüzler hüzünlü ve öfkeli bakıyordu.
Kazım’ı uçakla Trabzon’a goturduler. çok sevdiği Karadeniz
sahilini son kez geçip, memleketine vardı. kazım buğun Hopa’da,
belediye meydanında büyük bir tören yapacak hemşerilerim.
Kazım’ın sesine Karadeniz’in sesi karışacak.
Hopa’da herkes kazım bugün. Bu yıl 7 temmuz'da başlayacak
Hopa festivali de onun anısına yapılacak.
k'ayiguyiten kazim - hoscakal kardes...
kayiten idi cumaçkimi - iyileklerle git kardesim...
si saşa yegikones - seni goge cikardilar...
Bülent AYDIN
Saygılarımızla;
M.Varol SÖZBİR
E.D.G Editörü
edebi ] [ denemeler ] [ grubu ©
Okuduğunuz
yazı E.D.G ve UKAV VAKFI üyelerine otomatik olarak yollanmıştır.
Msn Messenger : edebidene...@hotmail.com
E.D.G VERİ TABANINA KAYITLI ÜYE SAYISI 86.000 KİŞİDİR
E-POSTA : edebidene...@gmail.com
E.D.G FORUM SAYFASI AÇILDI
“Evet, biz işçiler ... kaldırılamaz bir baskı ve acılarla dolu bir yaşam sürdürüyoruz. Bizim kuşağın karşı karşıya oldukları güçlükler, babalarımızın çektiklerinden daha da zordur. Ama bir yönden, biz, babalarımızdan daha şanslı sayılırız. Biz dövüşmeyi öğrenmeye başladık ve hızla öğreniyoruz, hem de en iyisini. Babalarımızın yaptığı gibi, birey olarak dövüşmek değil, ... burjuva lafebelerinin sloganları için değil, kendi sloganlarımız için, sınıfımızın sloganları için dövüşmeyi öğrendik. Babalarımızdan daha iyi dövüşüyoruz. Çocuklarımız bizden daha iyi dövüşecekler ve zafer onların olacaktır.” (Lenin)
ÖNEMLİ NOTLAR:
* YENİ LOGO VE SAYFA YAPIMIZI GÖRMEK İÇİN WORD DÖKÜMANINI AÇINIZ.
** E.D.G VE UKAV VAKFI HİÇBİR E-MAİL GRUBUNA FORUMLARA YADA DİGER ÜYE OLMAYAN KİŞİLERE DOĞRUDAN MAİL GÖNDERMEZ
http://istanbul.indymedia.org/
ADSL VE SERVER SAĞLAYACIMIZ KURTULUŞ BİLİŞİM’ E TEŞEKKÜR EDERİZ…
E.D.G & UKAV VAKFI
Yurtseverlik Üzerine ……
MARX:
"Proletarya öncelikle siyasal egemenliği ele geçirmek, kendisini ulusal
sınıf konumuna yükseltmek, bizzat kendisini ulus olarak kurmak zorunda olduğu
sürece, hiçbir şekilde burjuva anlamıyla birlikte, henüz kendisi de ulusaldır.”
LENİN:"Ulusal gurur duygusu" bize, biz bilinçli Büyük-Rus
proleterlerine yabancı bir duygu mudur? Elbette ki değildir! Biz, dilimizi ve
yurdumuzu severiz; biz, yurdumuzun emekçi yığınlarını (yani yurdumuz nüfusunun
onda-dokuzunu) demokratik ve sosyalist bilinç düzeyine yükseltmek için
elimizden geleni yapıyoruz. Çarın kasapları, soylular ve kapitalistler elinde,
güzel yurdumuzun uğradığı hakaretleri, zulüm ve aşağılamaları görmek ve duymak
bizim için çok acıdır..
V.I.Lenin -12 Aralık 1914 sd. n:35 sayfa:129
ENGELS: Bir Amerikalı karşısındaki her ingiliz yurtseverdir.
STALİN: Partiyi hergün yeniden yücelten, rus halkının barışçı ve yurtsever
duruşudur.
MAO: Yurtsever köylü ve askerler, göreve!
CHE: Ya Vatan Ya Ölüm
NAZIM HİKMET: Bu Memleket Bizim!