
İSTANBUL 28.06.05
TAYAD ve UTMP
tarafından, 25-26 Haziran tarihlerinte düzenlenen „Tecrit ve Tecrite
Karşı Mücadele Sempozyumu“, dün sonuç bildirgesinin okunmasıyla başarılı
bir şekilde bitirildi.
Sempozyum’a gönderilen mesajları ve sempozyumun görüntülerini yayınlıyoruz.
UTMP’den yoldaşlara:
ABD’nin Oregon eyaletindeki Eugene’deki BTC
kolektifinden selamlar.
Sempozyuma katılmamız için gönderdiğiniz davetiyenize sevindik.
Kaynaklarımızın yetersizliğinden dolayı katılamadık. Umut ediyoruz ki sempozyumunuz büyük bir başarı kaydeder ve tecrit, işkence ve tutsaklara yönelik baskılara karşı uluslararası harekete büyük katkılarda bulunur.
Sizlerin Türkiye’deki açlık grevcilerinin direnişini sahiplenmede gösterdiğiniz enerjiden çok memnunuz. Sizler bizim ‚Ölüm Orucu’ ve ‚F-Tipi’ denilen tecrit hapishanelerine karşı direniş konusundaki öncelikli bilgi kaynağımızsınız. Tüm dayanışmamızı Türkiyeli siyasi tutsaklara, tutsak ve şehit ailelerine ve arkadaşlarına iletiyoruz.
Umuyoruz ki, sempozyumunuz aynı zamanda bizim de 3 Aralık 2005 tarihinde yapmayı planladığımız Uluslararası Siyasi ve Savaş Tutsaklarıyla Dayanışma Günü’ne de bir katkıda bulunur. Uluslararası Siyasi ve Savaş Tutsakları Günü düşüncesi Kasım 2004’de ILPS’nin yaptığı bir konferansta oluştu. Böylesi bir Uluslararası Gün’ün dünyadaki devrimci, ilerici tutsakların aralarındaki bilgilendirme ve işbirliği konusunda ve tutsaklarla dayanışma içinde bulunan yapıların uluslararası birliğine hizmet edeceğini düşünüyoruz. Bu konuda daha fazla bilgi edinmek için, bu deklerasyonun yayınlanmış olduğu şu internet adresine bakabilirsiniz:
http://www.attica2abughraib.com.
Kapitalizmi ve Hapishaneleri Yıkmak,
Break The Chains
PO Box 12122
Eugene , OR 97440
USA
Değerli yoldaşlar! Size Macar sol cephesi-Komünist gençliğin birliği olarak selamlarımızı iletiyoruz ve konferansın katılımcıları için dayanışmamızı ifade ediyoruz. Konferans sol ve anti emperyalist hareketler için çok önemli. Burada ortak görüşlerimize biçim verebilir ve yeni sömürgeci politikalara, emperyalizm ve her türlü baskıya karşı birleşebiliriz. Biz ezilen halklar ve hapishanedekiler için dayanışmamızı dile getirmek istiyoruz. HASTA LA VICTORIA SIEMPRE! Anti emperyalist selamlar: Peter Szekely Macar sol cephesinin başkanı
25-27 Haziran
arasında İstanbul’da yapılan, Uluslararası ‘Tecrit ve Tecrite Karşı
Mücadele’ sempozyumu katılımcılarına:
Sevgili Dostlar, sayın dinleyiciler,
İlk olarak bizleri konferansınıza davet ettiğiniz için teşekkür ederiz.
Uluslararası sempozyumun amaçları Türkiye’de ve bütün dünyada tecritte ve tecrit işkencesinde yaşayan demokrat, anti-emperyalist ve devrimci tutsaklarla dayanışma, devamında da emperyalizmin çıkarları için başeğmeyen ve bu yüzden ‘terörist’ olarak lanse edilen ülkeler ve halklarla dayanışmada bulunarak, emperyalist savaşa ve işgale karşı çıkmak, kabullenmemektir. Bu karşı-devrimci etkenleri bütün dünyaya gösterip, buna karşı birlikte mücadele etmeliyiz.
Maalesef bizler sizlerin konferansınıza katılamıyoruz. Bizim ülkemizde, Almanya’da şu an açık bir siyasi kriz yaşanıyor. Burjuva partilerin öne aldikları erken seçimlerde bizler de‚ gerçek sosyalizmin şiarı altında seçimlere katılarak kendi haklarımızı kullanacağız.
Bizler sizlere en içten selamlarımızı yolluyoruz ve uluslararası sempozyuma başarılar diliyoruz. Son olarak uluslararası sempozyumun alacağı tüm kararları bizlere iletmenizi rica ediyoruz.
DAYANIŞMACI SELAMLARLA
MLPD adına Merkez Komite üyesi,
Roland Meister
PCPE (Tüm İspanya Halkları Komünist Partisi)
"Hepinize en içten dayanışmamızı sunarız. Sempozyum çalışmanızda
başarılar dileriz. Sonuç ve zaferi, ancak mücadele ederek kazanırız.
Gelecek devrimcilerindir.
Komünist selamlar
Quim Boix
İ spanya Halkların Komünist Partisi (PCPE) Uluslararası İlişkiler Sorumlusu
Merkez Komite
Üyesi"
İstanbul'da
yapılacak olan Tecrite Karşı Uluslararası konferansa mesaj:
Kahrolsun emperyalizmin tecrit ve "kara listesi"!
Global kapitalizme karşı mücadele, enternasyonal sosyalist devrim için mücadele demektir!
Yoldaşlar,
Tecrite karşı uluslararası konferansınız için en sıcak selamlarımızı iletiyor ve başarılar diliyoruz!
Siyasi
tutsaklara yönelik tecrit ve işkenceden, egemenlerin hoş görmediği ülkelere
karşı ablukaya, açık askeri saldırganlığa kadar -tek ve ayni sistem- hepsi
global kapitalizm ve emperyalizmin parçalarıdır.
Bu nedenle savaş, "kara listeler" ve işkenceye karşı mücadeleyi eğitim ve sosyal sektörlerdeki kısıtlamalara, liberalleşme, AB anayasasına karşı mücadeleyi birleştirmeye çalışıyoruz.
Bu nedenle değişik hareket ve kampanyalar, işçi sınıfı ve gençlik birbirinden kopuk olarak hareket etmek yerine güçlerini birleştirmelidir.
- Hep birlikte tecrit ve kara listelere karşı çıkalım!
- Hep birlikte emperyalist savaşa karşı çıkarak, Irak ve Filistin direnişini destekleyelim!
- Hep birlikte sermayenin eğitim ve sosyal kısıtlamalarına, liberalleşme ve özelleştirme saldırısına karşı çıkalım!
- Hep birlikte IMF-programlarına karşı çıkalım, Türkiye'nin ve tüm diğer yeni sömürge ülkelerin borçlarının derhal silinmesini isteyelim!
Sonuç olarak,
sermayenin egemenliği sürdükçe, zulüm ve sömürü de sürecektir. Ancak sosyalist,
enternasyonal bir devrim, insanlığı global kapitalizmin sefaletinden
kurtarabilir.
Bunun için bizler, İşci Görüşü (ArbeiterInnenstandpunkt) ve 5. Enternasyonal İçin Lig olarak, sosyalist devrimin yeni bir dünya partisinin inşa edilmesi, yani 5. Enternasyonal için mücadele ediyoruz.
23-25 Eylül 2005 tarihlerinde İstanbul'da yapılacak olan Avrupa Sosyal Forumu'nun hazırlık toplantısı ve Nisan 2006'da Atina'da düzenlenecek Avrupa Sosyal Forumu’nda, mücadelemizin sonraki adımlarıyla ilgili görüşmek için, biraraya gelebilirsek seviniriz.
23 Haziran 2005
İşçi Görüşü (ArbeiterInnenstandpunkt)
(5. Enternasyonal İçin Ligin Avusturya Şubesi)
www.arbeiterinnenstandpunkt.net <http://www.arbeiterinnenstandpunkt.net>
www.fifthinternational.org http://www.fifthinternational.org
Yoldaşlar,
25-26
Haziran'da İstanbul'da düzenlenen uluslararası sempozyuma katılan ve
katılamayan tüm örgütlere enternasyonalist selamlarımızı gönderiyoruz.
Andaluçya'daki Bağımsızlıkçı Komünistler olarak, en içten samimiyetimiz ve desteğimizi ifade etmek için katılmak isterdik. Türkiye devletinin Kürt ve Türk halkına yönelik uyguladığı sistematik terör ve suçlarını kınıyoruz.
Siyasi otoriteler, Cumhurbaşkanı ve iktidarda bulunan tüm Bakanlardan taleplerimiz:
1-) F tipi tecrit hapishaneleri kapatılsın
2-) Ordu ve siyasi polis tarafından yasadışı bir şekilde tutsak edilenlere özgürlük
3-) Tüm TAYAD'lılara özgürlük
4-) Tutuklanan enternasyonalistlere özgürlük
5-) Hapishanelerde ve dışarıda tüm psikolojik ve fiziki işkencelere son.
6-) Siyasi, sosyal veya kültürel içerikli yürüyüşlere özgürlük, örgütlenme özgürlüğü tanınmalı
7-) Sözlü, yazılı veya başka şekillerdeki serbest ifade özgürlüğü tanınmalı.
8-) Toplanma ve örgütlenme hakkı tanınmalı.
9-) Toplumsal dayanışma hakkı gaspedilmemeli.
10-) Gözaltlarında aile ve arkadaşlarının gözetimi ve doktor kontrolu hakkı tanınmalı.
11-) Hapishanelerin halk örgütlerince incelenmesi hakkı tanınmalı.
12-) Tüm siyasi tutsaklara aile ve arkadaşlarıyla serbest görüş hakkı tanınmalı.
13-) Hapishanede ve tutukevlerinde fotoğraf çektirme hakkı tanınmalı.
14-) Tüm siyasi partiler meşru olarak tanınmalı.
Bu hakların enternasyonal düzeyde talep etmemiz gereken asgari haklardan en önemlileri olduğuna inanıyoruz.
Tüm uluslararası marksist örgütleri bu konuda desteklerini sunmaya çağırıyoruz.
Türkiye’deki değişik siyasi marksist örgütlerin farklı düşünceleri olduğunu biliyoruz. Ancak bizim düşüncelerimiz şudur:
1-) Türkiye’deki sosyalist devrimcilerin başarısı, tarihi iradi bir güçtür.
2-) Siyasi hareketlerin birliği zaferin teminatı olacaktır.
3-) Türkiye’deki kadın ve erkek işçiler, zaferi kazanmanın tek yolunun devrim olduğunu iyi biliyorlar.
4-) Tüm kadın ve erkek işçiler bu çatışmaya hazırlanmak durumundadır.
5-) Türkiye’deki devrimin çıkarı için tüm direnişçi komiteler maddi yardım sunmalı bunun için tüm kamuoyunu bilgilendirmelidir.
6-) Tüm enternasyonal örgütler ve siyasi partiler olarak enternasyonalist proletaryanın Türkiyesini örgütsel, maddi ve manevi olarak desteklemeliyiz.
Şu an devrimci hareketin her türlü desteğe ihtiyacı var ve tüm gücler bu yol ve bu yönde devam etmeli, açlık grevlerinde kahramanca şehit düşen devrimcilere layık olmaya çalışmalıdır.
Şan Olsun Şehitlere!
Yaşasın Devrim ve Sosyalist Türkiye!
Yaşasın Enternasyonal Sosyalist İşçiler
İLERİ, Ya Devrim ya ÖLÜM
Zafer Bizimdir.
BAĞIMSIZLIKÇI KOMÜNİSTLER, ANDALUÇYA
Irish Unity Committee
(İrlanda Birlik Komitesi) Uluslararası Tecrite Karşı Sempozyuma katılanlara
sıcak devrimci selamlarını iletiyor. Direnişin sesini susturmaya çalışan
adaletsiz sisteme karşı yanlız değilsiniz. Sizin direnişiniz, bizim
direnişimizdir. ABD’de tutsaklar, onların aileleri ve destekçileri
en son yüksek teknolojik hapishanelere karşı mücadele ediyor: super-max ve super-seg
hapishaneleri. 20 yıl önce bir veya iki tane super-max hapishanesi olarak
başlayan, şu anda artık standart olan b u hapishanelerde erkekler ve kadınlar
tüm dış dünyadan yalıtılmış. Bu, onlarda ruhsal problemler yarattı. Onlar
sürgüsü olmayan sağlam demir kapılar arkasında yaşıyor. Onlar kendilerine yemek
getiren veya duşa götüren gardiyanlar dışında çok nadir birini görüyorlar.
Onların tv’leri, orkak kullanım alanları, ibadet yerleri, çalışma
programları yok ve hücrelerinde sanat ve zanaat yapmalarına izin verilmiyor.
Eğer disiplin kurulu ile çelişkileri yoksa, hapishanede radyo alınmasına izin
veriliyor. Eğer ödeyen arkadaşları ve akrabaları varsa, posta yoluyla gazete
alabiliyorlar. Günler karışmaya başlıyor, zaman ve gerçeklik kavramını
yitiriyorlar. Bu işkence ile tutsakları insanlıklarından soyundurup, kendi
yasal davaları için mücadele etme isteğini kırmayı ve kendilerini
kaybetmelerini sağlamak istiyorlar. Ölüm hücrelerinde olan bir çoğu yaşama
isteğini yitiriyor veya hukuki haklarının usandırıcı hale gelmesinden dolayı
bir an önce idam edilmeyi beklemektedirler. Son olarak, Ölüm Orucu yapan
Türkiyeli tutsakların fedakarlıklarının ve ailelerini, yoldaşlarını
yitirmelerinin bedelinin bilincindeyiz. Bizim tüm çalışmalarımız onların
direniş kararlılığı ve cüretine ithaf olunur. Hepinizi saygıyla selamlıyoruz.
İRLANDA BİRLİK KOMİTESİ
UTMP’li
arkadaşlar, heyetler ve mücadeledeki kardeşler selam...
Alvaro Luna Hernandez’e Özgürlük Komitesi, İstanbul'daki bu önemli etkinlik için dayanışma ve desteğini sunmak istiyor.
Ayrıca kamuoyunun dikkatini Alvaro Luna Hernandez'in üzerine çektiğiniz için saygımızı iletmek istiyoruz. Sizin gibi cesur hapishane aktivistlerinin sayesinde, tüm siyasi tutsakların, faşist ve baskıcı F tipi hapishanelerden çıkmaları temin edilecektir.
Güvenli Ev Blokları, IMU hapishaneleri ve insanlığa tacizin diger üst boyuttaki (maksimum) güvenlik biçimlerinin asıl amacı görülmelidir. Bunun amacı, en azgın insan hakları ihlallerinden olan tecrittir.
Özellikle Teksas eyaleti bu tür duyu-öldürücü tecrit cezalandırmasını Ceza Adalet sisteminin Teksas şubesinde uygulamayı sever. Ve ironik olan, Alvaro'nun tutsak kaldığı Gatesville, Teksas'daki Alfred D. Hughes Bloku, Ebu Garip işkence hapishanesindeki cellatların baş yardımcısı George W. Bush'un rahatça oturduğu Crawford/Teksas'taki yüksek güvenlikli çiftliğinden sadece 25-26 km uzaklıktadır.
Ve ironinin bir başkası, Alvaro'nun 26 Mayıs 2005 tarihinde, New Orleans, Luisiana'daki 5. Yargıtay'da yaptığı itirazının reddine imza atan baş hakim Edith Jones, Adalet Bakanı Rehnquist'in yerine geçmesi için Bush'un kısa aday listesinde bulunduğu söyleniyor.
(Alvaro'nun, Hernandez v. Dretke, 04-9798, U.S. Sup. Ct. numaralı davası 23 Haziran 2005 tarihinde görülecekti; ama 27 Haziran Salı gününe tehir edilmiştir. Umarım bu mahkemede olumlu bir sonuç çıkar.
En La lucha (Mücadeleye),
Twitch - Entropy,
Committee to Free Alvaro Luna Hernandez
Alvaro Luna Hernandez’e Özgürlük Komitesi
‘Dayanışma halkların şefkatidir’, Che Guevera
Türkiyeli siyasi tutsakların Türkiye ve dünyanın özgürlüğü için gösterdiği müthiş cüreti, prensiplerine bağlılıklarını ve iradi savaşını selamlıyor, tüm yüreğim ve duygularımla dayanışmamı sunuyorum.
Tek Sevdamız (Mücadelemizdir)
ABD’li Anti-Emperyalist siyasi tutsak David Gilbert
İstanbul
Sempozyumuna Açıklamamdır
Tüm barışsever insanlara ve insanlık düşmanı emperyalizme karşı uluslararası mücadele yürüten yoldaşlara selamlarımı sunuyorum.
Bugün ABD; renkli ırklardan (beyaz olmayan) halkları kriminalize etmektedir,
Araplar, müslümanlar ve göçmenleri haksız, hukuksuz bir şekilde tutsak ediyor, yurtdışı ediyor…
Ebu Garip’te, Guantanamo’da ve ABD hapishanelerinde yani hem içeride, hem dışarıda hapishanelere yönelik baskı ve zulüm sürmektedir.
İçeride, yani ABD’de; Endüstriyel-hapishane kompleksleri geliştiriliyor. İkiyüzlü politikacılar tarafından da baskıcı yasalar ve uygulamalar çıkartılmaya devam ediliyor. Siyasi tutsaklık statüsü reddediliyor. Gerçek suçlular ya tamamen cezadan muaf tutuluyor, ya da hakettiklerinden çok daha az bir ceza alıyorlar. Güçsüzler ve yoksulların korunması için olan ve zaten çok yetersiz kalan yasalar da Bush hükümeti tarafından tamamen yokedilmektedir.
Dışarıda, yani uluslararası düzeyde;
Bush rejimi bir yandan Irak’ta askeri saldırganlığını artırırken bir yandan da İran’a yönelik saldırı hazırlıkları yapmaktadır. ABD başsavcısı Alberto Gonzales Cenevre Konvansiyonunu bir yana iterek, Ebu Garip ve Guantanamo’da ABD askerleri ve gardiyanlarının kullandığı işkence taktiklerini hasıraltı etmektedir.
Sistemin ikiyüzlülüğünü teşhir etmek için şartlar çok olgundur. Bugün düzene muhalif olmak ve düzeni kabullenmemek her zamankinden daha büyük bir ihtiyaçtır.
A Luta Continua (Mücadele Devam Ediyor)
Hanif S. Bey
Marco Carmenish
Bu mektu p ile İstanbul’daki sempozyuma uluslararası dayanışma selamlarımı göndermek istiyorum. Türkiye’deki yoldaşların ulusal ve uluslararası faşist zulme ve tecrite karşı sürdürdükleri kahramanca mücadeleye, Aralık ayında şehit düşen tutsakların anısına düzenlenen üç günlük sembolik açlık grevine katılarak göstereceğim. Ölüm Orucundaki yoldaşlarla kesintisiz dayanışma içindeyim.
UTMP ’ nin yürüttüğü mektup kampanyası çevresinde ben de F-tipi cezaevinde kalan bir arkadaşın mektubunu aldım. Bu arkadaşa şimdilik dayanışma selamlarımı ve mutlaka cevap yazacağım haberini vermesini UTMP ’ den rica ediyorum. Bir sürü stres ve görevlerden dolayı özellikle önemli mektublara cevap vermem uzun sürüyor.
UTMP ’ ye ve Türkiye’de mücadele veren yoldaşlara benimle birlikte Regensdorf Hapishanesi’nde kalan bazı Türk ve Kürt tutsakların sempati ve dayanışma selamlarını iletiyorum.
Siyasi tutsak olmadıklarından, mülteciler olarak her yerde ve her zaman dezavantajlı ve baskı altında olduklarından dolayı, hayatta kalma ve cezaevi koşullarına bağlı olan nedenlerden dolayı kendi ülkelerinde verilen mücadeleye daha fazla destek vermeyi kaldıramıyorlar.
Dayanışmamı şunlar için de altını çizerek tekrarlamak istiyorum:
Arjantin’de
ve Şili’de mücadele veren Mapuche’nin tutsakları, özgürlük ve kendi
kadere kendisini karar vermek için mücadele veren bütün Kızıldereli insan ve
halklara! Fransa’daki Action Directe tutsaklara ve kısa bir süre önce
Fransa’nın ve İtalya’nın faşist devletleri tarafından tekrar
tutuklanan İtalyan komünist yoldaşlar Guiseppe Czeppel’e ve Maj’a
dayanışmamı ifade etmek istiyorum!
Bütün sosyal devrimciler olarak mücadele eden ve bedel ödeyen tutsak yoldaşlara!
Özgürlük ve adalet mücadeledeki bütün insan ve halklara!
Dayanışma sosyal devrimci bir görevdir, bir sevinç ve gerekliliktir!
Dayanışma bir silahtır!
E2 Portlaoise
Hapishanesindeki İrlanda’lı Cumhuriyetçi Siyasi Tutsaklar Açıklaması
Biz, Portlaoise Hapishanesi’ndeki İrlanda’lı Cumhuriyetçi Tutsaklar olarak, insanlık onurunu ve siyasal statülerini savunmak için mücadele eden tüm DHKP-C tutsaklarına dayanışma selamımızı iletiyoruz.
Türkiye Hükümeti, tutsakları birbirlerinden yalıtan, hücrelere atılmalarını sağlayan, özgürce örgütlenme haklarını yok sayan ve tutukluluk süreleri boyunca eğitim alanlarından yoksun bırakan bir politikayı başlattı.
DHKP-C tutsakları, bu politikaları, siyasal morallerini ve siyasal mücadelelerini kriminalize etme teşebbüsü olarak doğru bir şekilde tespit ettiler.
Nitekim, Türkiye’deki siyasi tutsakların, F tiplerinde, devletin, sosyal adalet mücadelelerini tecrit ve kriminalize etme çabalarına karşı 4 yıldan fazla bir süreden beri sürmekte olan kahraman mücadelelerinden haberdarız ve dikkatle takip etmekteyiz.
Şimdiye kadar, Batı’daki egemen basın kuruluşları, 118 Türkiye’li tutsağın ölümüne rağmen bu kitlesel hapishane protestosunu hep inkar etti.
Türkiye Hükümetinin tüm siyasi tutsaklara tek tip elbiseyi zorunlu kılan yeni bir kanun uygulayacığı haberini aldık.
Türkiye’li siyasi tutsaklar, bu yeni kanunları, mücadelelerini tecrit etmeyi ve kriminalize etmeyi amaçladığı yönünde yine doğru bir şekilde değerlendirdiler.
Keza, İrlanda’lı Cumhuriyetçi Tutsaklar da, Thatcher Hükümetinin, H Bloklarında, tek tip elbisesi dayatma çabasını ve İrlanda özgürlük mücadelesini kriminalize etme hırsıyla uygulamak istediğini iyi hatırlıyor.
Türkiye hapishanelerinde yüzlerce solcu tutsak olduğunu biliyoruz. Bu tutsaklar, siyasi mücadeleye katıldıkları gerekçesiyle tutuklandılar. İnandırıcılığını yitirmiş Türkiye Hükümetinin siyasi tutsaklara yönelik tecrit ve kriminal tipi elbisesi dayatma çabaları, bu gerçeği örtbas edemez.
Türkiye Hükümetinin bu yasal çabaları, tıpkı Thatcher’in çabaları gibi başarılı olmayacaktır.
E2-Portlaoise Hapishanesindeki İrlanda’lı Cumhuriyetçi Siyasi Tutsaklar olarak, Türkiye’li solcu siyasi tutsakların, insanlık onuru ve siyasal statü için verdikleri kahraman mücadelelerini yürekten destekliyoruz.
Portlaoise
Sevgili yoldaşlar,
Sevgili katılımcılar.
Hepinize
fiziki olarak zayıflamış - ancak mücadeleci ruhum dimdik bir şekilde, derin
duygularımla devrimci selamlarımı iletiyorum.
Sürdürülmesi gereken mücadeleler konusunda siyasi tutum ve askeri görüşümü birçoğunuz biliyorsunuzdur.
Bazılarınız bu tutum ve görüşe karşı hoşnutsuzluk, mide sancısı duyuyor, hatta karşısında yer alıyorsunuz, bazılarınızda kesintisiz bir şekilde onaylıyorsunuz.
Bir zamandır teorik daha doğrusu teori haline getirilmiş tartışmalardan geri çekildim.
Bu mesaj uzun süreden sonra yazdığım ilk resmi yazıdır.
Geride durmamın nedenleri ne teslimiyetdir, ne de inancımın kaybolmasıdır.
Tek neden, pratik örnek vermenin zamanı geldiği bilincine dayanmaktadır.
Bütün sempozyumlardan, seminerlerden ve siyasi çalışma gruplarından yakın sürede mücadeleci, devrimci pratiğinin çıkaracağının umudunu barındırıyor.
Sevgili yoldaşlar, niyetlerimizle değil pratiğimizle ölçülüyoruz.
Bugünlerde, Ernst Bloch'un savaş ve devrim konusundaki düşünceleri aklımdan çıkmıyor. Demiş ki: "Bin savaş üzerine on devrim gelmez. Dik yürümek iste bu kadar zor." Düşünüyorum ki, sürekli savaş çağını devrimci pratikle kesintiye uğratmanın zamanı gelmiştir. 2000 yılından beri güncel mücadelemizin özü stratejiktir. Buna göre de bu mücadelede doğal olarak çeşitli taktikleri uygulamak gerekiyor. Mevcut "askeri tartışmalardan" çıkma cüretini gösterme zamanı gelmiştir. Bunun ilk belirtileri ortaya çıkmıştır zaten, mesela "halk sporu“ olarak adlandırılan sermayeye yönelik halk eylemlikleri artmaktadır.
Mücadeleye hazır olan yoldaşlara eylemlerinize bir isim verme, bir kimlik verme çağrısı yapılıyor. Bunu yaparak, mücadeleleri enternasyonalleştiriyorsunuz. Böylece düşmanın mücadelelerinizi apolitikleşitirilmesine engel olabiliyorsunuz.
Devlet koruyucularının bölgesel çıkarları, ister istemez enternasyonalleştirilmiş bir ilgi haline gelecektir, sevgili yoldaşlar.
Dünya çapında ortak hareket eden bir canavara karşı cılız, kendi bölgemize hapsolmuş bir vaziyette karşı çıkamayız. Mücadelemizin ve düşüncelerimizin görevi, mevcut siyasi koşulların içerisinde, düşman gücüne varlık nedeni sunmak değildir.
Tutsaklarımızın tecrit koşullarına karşı verdiği mücadelenin yalnızca sözden ibaret olmaması isteniyorsa - ki bu sempozyumu böyle değerlendiriyorum - o zaman bir taraftan kavramların netleştirilmesi, diğer taraftan yıllarca uygulanan yöntemler ve imkanların, bize düşen görevler ve sorumluluklara layık olup olmadığını gözden geçirmek gerekir.
Mücadele, devrim, faşizme ölüm ve mevcut insanlıkdışı toplumların yıkılıp, insanca yaşanabilecek bir topluma dönüştürülmesi gibi kavramların içini gerekli siyasi ve askeri muhtevalarla doldurmalıyız.
Emperyalist devletlerin uluslararası hukuka uyması, Avrupalı insan hakları deklarasyonlarının hayata geçirilmesi veya Birleşmis Milletlerin benzeri açıklamalarına sığınmak gibi beklentiler, ki bunlar kaçış noktasına varabilecek boyuttalar, burada ve bugün son buluyor, sevgili yoldaşlar.
Ya bitecek, ya da çok uzun bir süre için, mevcut koşulların bataklığında batacağız ve her türlü muhalefet düzenin müsaade ettiği „dar alanlara“ hapsolacaktır.
Bu güncel mücadelenin 118 şehit yoldaşın ve tutsakların adına, siz katılımcılara bir rica yöneltmek istiyorum. Bu sempozyumda bugüne kadar kullanılan mücadele yöntemlerinin ve devrimci pratiğe dönüştürülme imkanlarının artık yetmediğini ifade edin ve bu yöntemlerin, direnişin bir üst aşamaya yükseltilmesi gerektigini belirtin.
118 şehit.
118 isim ve 118 resim.
Devrimci eylemlere isim ve şekil vermek için 118 olanak...
Son olarak, düşmanlarımızın tecrit işkencesine karşı eski ve yeni aktif olan mücadele biçimlerini sayıyorum:
Tam 30 yıl önce yaz aylarında, Andreas Baader, Gudrun Ensslin, Ulrike Meinhof ve Jan Raspe, emperyalist mahkemelerin birinin karşısına çıkartıldılar.
Tutsaklık koşullarına yönelik yoğun çabalarıımız sonucu olarak, 30 yıl önce Stuttgart Yüksek Eyalet Mahkemesi, tutsakların koşullarıyla ilgili mahkemenin ancak mevcut yasalar çerçevesinde verebileceği yönündeydi
Hakimler ayrıca, Birleşmiş Milletlerin asgari ilkelerinin buna dahil olmadığını belirttiler.
Hakimler bir de, alay ederek yokuşa sürdüler ve bunun Birleşmiş Milletlerin önemli bilgi ve tavsiyelerine rağmen, geçerli olduğunu belirttiler.
Adamlar kendi hukukuyla bile alay ediyorlar. Bu durumda bizim saflarda neden halen onların hukuk ilkelerine dayananlar oluyor?
Suratımıza indirilen darbelerin daha ne kadar güçlü olması gerekiyor, sevgili yoldaşlar?
Ancak sert operatif uygulamalar ve askeri tarz eyleme yakın, zengin eylem biçimleri emperyalistlere korku salıyor.
Önümüzde bu mücadele biçimini uygulayacak uzun yıllar var.
Bunları hayata geçirmekten çekinmeyelim artık.
Cesaret gösterin.
Geçmişteki korkularınızı aşın.
Tutsaklık, işkence ve ölüm, düşmanlarımıza yönelik saldırıların birer parçasıdır.
Yeni bir süreç başlıyor.
Devrimci pratiğimizin etkisinin ortaya çıktığı bir süreç.
Artık utanç verici uzlaşma çizgisine geri dönülmeyecek.
Hedeflerin açıklanması ve takibi hiç bir yanlış anlaşmaya yer bırakmayacak şekilde net olmalı.
Yüreğim ve düşüncelerimle şehit yakınlarının ve tutsak yoldaşların yanındayım.
En onurlandırıcı anılarımız onlara ait.
Havaya kalkan yumruğum ve zafere olan inancımla, siz katılımcılara da komünist selamımı gönderiyorum.
Belki bugün değil, yarın değil, ama mutlaka ve mutlaka ortak savunduğumuz dava kazanacaktır.
İçinizdeki kıvılcım ve devrim sönmesin.
Rainer Dittrich
Lübeck Hapishanesi
19 Mayıs 2005
UTMP’ye
selam
Ben ABD’nin zindanlarında Siyahi Kurtuluş Ordusu’nun bir savaş esiriyim. Ve sizin sempozyumumuza en sıcak dayanışma selamlarımı ve başarılı geçmesi için en içten dileklerimi iletiyorum.
Tüm dünyada aynı düşman tarafından eziliyoruz.
Ortak bir düşmana karşı ortak cephe alabilmek için, yurt içindeki ve yurtdışındaki anti emperyalist mücadeleler arasında bağ kurmamız gerekiyor. Ortak düşman ise: ABD ve onun kuklalarıdır.
Biliyorum her gün bunun için uğraş veriyorsunuz. Biz ABD’deki devrimciler de bunun için çaba sarf ediyoruz.
Böylece bu sempozyum tecriti biraz daha parçalayacak ve mücadalelerimizin de dünya çapında birleşmesinde doğru yolu izleyecektir.
Zaferin ve hepimizin özgürlüğünün anahtarı budur.
Her şey gönlünüzce olsun.
Sevgiyle ve direniş içinde kalın.
Sundiata Acoli
USP Allenwood
White Deer, PA
USA
Sempozyum ile ilgili görüntüleri izlemek için tıklayın
Saygılarımızla;
M.Varol SÖZBİR
E.D.G Editörü
edebi ] [ denemeler ] [ grubu ©
Okuduğunuz
yazı E.D.G ve UKAV VAKFI üyelerine otomatik olarak yollanmıştır.
Msn Messenger : edebidene...@hotmail.com
E.D.G VERİ TABANINA KAYITLI ÜYE SAYISI 86.000 KİŞİDİR
E-POSTA : edebidene...@gmail.com
E.D.G FORUM SAYFASI AÇILDI
“Evet, biz işçiler ... kaldırılamaz bir baskı ve acılarla dolu bir yaşam sürdürüyoruz. Bizim kuşağın karşı karşıya oldukları güçlükler, babalarımızın çektiklerinden daha da zordur. Ama bir yönden, biz, babalarımızdan daha şanslı sayılırız. Biz dövüşmeyi öğrenmeye başladık ve hızla öğreniyoruz, hem de en iyisini. Babalarımızın yaptığı gibi, birey olarak dövüşmek değil, ... burjuva lafebelerinin sloganları için değil, kendi sloganlarımız için, sınıfımızın sloganları için dövüşmeyi öğrendik. Babalarımızdan daha iyi dövüşüyoruz. Çocuklarımız bizden daha iyi dövüşecekler ve zafer onların olacaktır.” (Lenin)
ÖNEMLİ NOTLAR:
* YENİ LOGO VE SAYFA YAPIMIZI GÖRMEK İÇİN WORD DÖKÜMANINI AÇINIZ.
** E.D.G VE UKAV VAKFI HİÇBİR E-MAİL GRUBUNA FORUMLARA YADA DİGER ÜYE OLMAYAN KİŞİLERE DOĞRUDAN MAİL GÖNDERMEZ
http://istanbul.indymedia.org/
ADSL VE SERVER SAĞLAYACIMIZ KURTULUŞ BİLİŞİM’ E TEŞEKKÜR EDERİZ…
E.D.G & UKAV VAKFI
Yurtseverlik Üzerine ……
MARX:
"Proletarya öncelikle siyasal egemenliği ele geçirmek, kendisini ulusal
sınıf konumuna yükseltmek, bizzat kendisini ulus olarak kurmak zorunda olduğu
sürece, hiçbir şekilde burjuva anlamıyla birlikte, henüz kendisi de
ulusaldır.”
LENİN:"Ulusal gurur duygusu" bize, biz bilinçli Büyük-Rus
proleterlerine yabancı bir duygu mudur? Elbette ki değildir! Biz, dilimizi ve
yurdumuzu severiz; biz, yurdumuzun emekçi yığınlarını (yani yurdumuz nüfusunun
onda-dokuzunu) demokratik ve sosyalist bilinç düzeyine yükseltmek için
elimizden geleni yapıyoruz. Çarın kasapları, soylular ve kapitalistler elinde,
güzel yurdumuzun uğradığı hakaretleri, zulüm ve aşağılamaları görmek ve duymak
bizim için çok acıdır..
V.I.Lenin -12 Aralık 1914 sd. n:35 sayfa:129
ENGELS: Bir Amerikalı karşısındaki her ingiliz yurtseverdir.
STALİN: Partiyi hergün yeniden yücelten, rus halkının barışçı ve yurtsever
duruşudur.
MAO: Yurtsever köylü ve askerler, göreve!
CHE: Ya Vatan Ya Ölüm
NAZIM HİKMET: Bu Memleket Bizim!