Özgür Muhasebeciler Birliği
unread,Nov 25, 2010, 2:31:29 PM11/25/10Sign in to reply to author
Sign in to forward
You do not have permission to delete messages in this group
Either email addresses are anonymous for this group or you need the view member email addresses permission to view the original message
to Özgür Muhasebeciler Birliği
DEMOKRASİ VE EŞİTLİK İÇİN MUHASEBECİLER KOLEKTİFİ
PROGRAM TASLAĞI
ÖNSÖZ
Bu program çok derin analizlere başvurmadan, Türkiye'nin son otuz
yılının yaşanmış siyasal ve ekonomik durumu çok kısa olarak
anlatılmıştır. Çünkü geçmişten bugüne yaşananları görmeden geleceğe
yönelik doğru ve objektif çözümler üretilemez. Düzenli gazete okuyan
ve günlük yaşamı izleyen her insanın anlatılanlara yabancı olmadığına
inanıyoruz. Olmaması gerektiğine de. Çünkü biz muhasebeci olmaktan
önce insanız ve bu ülkenin yurttaşıyız. Yaşadığımız ve yaşayacağımız
bütün sorunların muhatabıyız. Kuşkusuz demokratik, eşit ve özgür bir
ülkede yaşamak hepimizin özlemidir. Bu özlemi gerçeğe dönüştürmek için
hepimizin yapacağı görev ve sorumluluklar vardır.
Programda; mesleğimize ve meslek örgütlerimize ilişkin
değerlendirmelerimiz, meslek yasasına dair eleştirilerimiz ve en
önemlisi de kuşkusuz hepimizi ilgilendiren mesleki sorunlarımızı ,
çözüm önerilerimizi ve taleplerimizi ortaya koyacağız.
İlk bakışta taleplerimiz çok radikal, ulaşılamaz ve hayali talepler
olarak görülebilir.Belki de bizi yirmi yıllık anlayışlardan ayıran
nokta da bu.Çünkü biz,uluslararası normları içeren bir
yasa,sadeleştirilmiş ve anlaşılır bir mevzuat,saygın,ekonomik ve
sosyal yaşamımızı iyileştiren,her türlü vesayetten uzak bir mesleği
yapmayı -eğer hayalse- evet hayal ediyoruz.Çünkü mevcut durumda
bunların koşulları mevcut değildir. Uluslararası Muhasebe ve denetim
standartları uygulamaya girecek ama ya meslektaşlarımızın yaşam
standartları...
Örgütlülüğümüzü pratik mücadele ile birlikte yürüteceğiz. Bu güne
kadar maliye bakanları ve bürokratları ziyaret etmek ve çay kahve
arasında ricada bulunmak şeklindeki taleplerle ciddi kazanımlar elde
edilmediği görülmüştür.
Örgütlülüğümüzü Türkiye geneline yaygınlaştırmayı hedefliyoruz. Uzun
vadeli, ilkeli, demokratik bir birliktelik temel amacımız olacaktır.
Hiçbir siyasal yapının içinde değiliz. Olmayacağız da. Ancak bir
yurttaş olarak ülkemizde yaşanan ve yaşanacaklara da duyarsız
kalmayacağız.
Bu program başlığında da belirtildiği gibi bir taslaktır. Tartışılmaya
ve zenginleştirilmeye muhtaçtır. Görüş ve önerilerinize ihtiyacımız
vardır. Gruba katılsanız da katılmasanız da mesleğimiz ve geleceğimiz
için katkılarınızı esirgemeyeceğinizi umuyoruz.
TÜRKİYE'NİN SİYASİ VE EKONOMİK DURUMUNA BAKIŞ
Demokratik temsil, ulus devletle cumhuriyetin yönetimsel ağırlığını
halk adına yönetici azınlığa devridir. Temsil aynı zamanda
çoğulculuğu(Çokluğu) dolaylıda olsa yönetime bağlar. Temsil
mekanizması doğru kurulur, devletin kurumları demokratik bir yapıya
kavuşturulursa çoğunluğun iradesi iktidara taşınmış olur.
Burjuva devrimleri sonucu oluşan ulus devletler, demokratik
temsile ancak belli bir yere kadar İzin vermiştir. Çünkü demokratik
temsilin çoğalması, onlara göre cumhuriyeti tehlikeye sokabilirdi.
Bu nedenle birçok burjuva ideoloğu ve siyaset bilimcisi demokrasi
yerine cumhuriyet kavramını tercih etmişlerdir. Onlara göre ideal bir
cumhuriyet, bütün halkın temsili değil, ulusun birliğinin iradesi esas
alınmalıdır. Ulusun birliği de Pazar ve hâkim ırkın birliği ve
egemenliği demekti. Madison demokrasiyi " egemen ulusun yönetimidir "
diye tanımlar. Devamla "Çünkü azınlık bir hizbin demokrasi için
tehlike yaratmadığını, çoğunluğun bunu kontrol edebileceğini, ama
çoğunluğun yönetimini kontrol edebilecek bir gücün demokraside
bulunmadığını." söyler.
Bu genel belirlemeden sonra Türkiye'ye bakacak olursak;
87 yıllık cumhuriyet tarihinde neredeyse demokrasi ve temsil hiç
uygulanmamış, tersine halktan adeta korkulmuş, dahası pratikte hep
potansiyel tehlike olarak görüle gelmiştir. Bu nedenledir ki demokrasi
günümüze kadar hep vazgeçilmez bir talep olarak sürüp gelmiş,
mücadeleler verilmiş bedeller ödenmiştir.
İttihat ve terakki kadrolarının- ki çoğunluğu asker- Cumhuriyetin
temel felsefesini tek ulus, tek devlet, tek dil üzerine inşa etmiştir.
Bu tek millette Türk Milleti olarak öne çıkarılmıştır. Şoven, Irkçı ve
militarist bir ideoloji olarak günümüze kadar sürdürülmüştür. Temsili
demokrasinin işletilmemesi, halkın temsile ulaşamaması için bürokratik
mekanizmalar ve kurumlar oluşturulmuş. Yasaklar ve tabularla dolu
milli siyaset belgesi, kırmızı kitap gibi talimat ve düzenlemelerle
devlet! partisi tarafından yönetilmiştir. Bu ırkçı ve şoven ideoloji,
Anadolu da ki farklı ırk ve inançlara karşı baskı göçertme ve
soykırıma varan acı olayların yaşanmasına neden olmuştur. Cumhuriyet
tarihi Gayrimüslimler, Kürtler ve aleviler için acı ve gözyaşlarının
da tarihi olmuştur.
Sözde çok partili döneme geçilmesine karşın, temsil ve demokrasi yine
uygulanmamış, demokrasi taleplerinin arttığı dönemlerde bu cumhuriyet
için tehlike olarak görülmüş, temsil kurumları iptal edilmiş ve askeri
faşist darbelerle kendisini temsili kurumlar yerine geçirmiştir.
Son on beş yirmi yıldır en fazla üzerinde konuşulan, yazılar, kitaplar
yazılan,karşı mücadele geliştirilen,platformlar örgütlenmeler
oluşturulan küreselleşme. Küreselleşmenin yeni başladığı yanılgısı.
1998 yılın da İstanbul da bir panele katılan Mercedes Benz y.kurulu
üyesi Dr.kurt J.Lauk "küreselleşme hep yanlış anlaşıldı. Dünya
yatırımların, yani sanayi sermayesinin küreselleştiğini zannetti.
Sanayimizi zaten yıllar önce küreselleştirmiştik. Bu arada tabii ki
fiziki yatırımlarımızı ucuz emek cennetlerine taşımayı ihmal
etmiyoruz. Ama sermaye için en can alıcı konu dünyadaki sağlık ve
emeklilik fonlarıdır. Bir an önce bunların borsaya aktarılması gerek.
Böylece daha zenginleşeceğiz" diyordu.
Dr.Lauk, bunları söylerken de Avrupa ülkelerindeki demokrasi ve sosyal
haklardan yana da oldukça sitemkâr. Çünkü diyor " fiziki yatırımlar
karşısındaki en önemli sorun demokrasi ve sosyal devlet anlayışıdır.
Küreselleşmede en karlı çıkan kesim Asya sermayesidir. Çünkü Asya'daki
ülkeler çoğunlukla diktatörlükle yönetiliyor. İşçilik çok ucuz, çocuk
emeği kullanabiliyorsunuz. Oysa biz Avrupa da demokrasi ve toplumsal
kaygıları dikkate almak zorunda bırakılıyoruz."
İşte Türkiye'nin durumu bu paragrafta çok net.
Küresel sermaye için ucuz emek cenneti. Çocuk emeği kullanılabiliyor,
Demokrasi ve sosyal haklar yok denecek kadar az, her on yılda bir
askeri diktatörlüğümüz eksik olmuyor, özelleştirme adı altında
yatırımlar neredeyse beleş, İMF ve Dünya Bankasına gereğinden fazla
borç emir ve talimatlarına harfiyen amade...
Bütün bu sorunlara karşın, yirmi milyona yakın bir halkın demokratik
ve ulusal sorununu, güvenlik ve terör olarak görme sonucu, bir trilyon
dolara yakın parasını dağa taşa kurşun sıkarak heba eden, üçbin
yurttaşını yerinden yurdunda söküp metropollerin varoşlarına süren,
milyonlarca insanını açlığa mahkum eden, yüz binlercesini ucuz işgücü
olarak yedekleyen, barınma sağlık, eğitim, yoksulluk gibi yeni
sorunlar yaratan bir ülke küresel sermaye için cennet olmaz mı?
Bunca ekonomik ve sosyal sorunları olan bir ülke, bu sorunları
çözme yerine,toplumsal iç barışını sağlama bir yana,tersine kendi
halklarıyla ve farklı sosyal katmanlarla barışık yaşamamış,tüm
demokratik talepleri tehlike olarak görmüş,cumhuriyet tarihinin
neredeyse yarısını sıkıyönetimler, olağanüstü hal ve darbelerle
geçirmiş ve demokratikleşmesini erteleyerek bu güne taşımıştır.
1980 lerde ortaya çıkan Kürt sorunu ve taleplere karşı, tüm hukuki
düzenlemeler yasaklar ve ağır cezalarla donatılmış, Kürtlerin mecliste
temsili % 10 barajla engellenmiş,düşünce ve örgütlenme özgürlüğü
alabildiğince sınırlandırılmış,insan hakları ihlalleri ve faili meçhul
binlerce cinayet dosyaları rafa kaldırılmıştır. Türkiye de yaşayan her
kes bu uygulamalardan etkilenmiştir.
Bütün bunlardan hareketle biz.........................................muhasebeciler Türkiye'nin
en temel sorununun Kürt sorunu olduğunu, bu sorunun diğer tüm
sorunlarında kaynağı olduğunu inanıyoruz. Kürt sorununun artık bir
terör ve güvenlik sorunu olmadığı, öncelikle bir ulusal sorun ve
ulusal talepler içerdiğinin kabul edilmesini, demokratik ve barışçıl
bir şekilde çözüme kavuşturulmasını, Alevi inancı önündeki engellerin
kaldırılmasını, gençlerimizin ölerek değil, demokratik bir ülkede
eşit, özgür ve kardeşçe yaşamasının sağlanmasını talep ediyoruz.
MESLEK YASASINA İLİŞKİN GÖRÜŞLERİMİZ
Ülkemizde profesyonel muhasebe mesleği kendi kendini düzenleyen
bir yapıda değil, yasa ile oluşturulmuştur. Bir yasası vardır ve bu
yasanını yürütücü makamı Bakanlar Kurulu olarak gösterilse de
işleyişindeki yetkilerin büyük kısmı Maliye Bakanlığına bırakılmıştır.
Bu nedenle ülkemizdeki profesyonel muhasebe mesleği Maliye
Bakanlığının vesayeti altındadır. Yasa mesleği doğru
tanımlayamamıştır. Meslek örgütlerimizi, adeta Maliye Bakanlığının bir
kurumu şeklinde örgütlemiş, kendi bürokratlarına ve Akademisyenlere
YMM unvanı vererek yönetimde eşitlik ilkesine aykırı olarak 5/4
şeklinde temsillerine olanak sağlamıştır. Mesleği ve büyük çoğunluğu
teşkil eden SM ve SMMM unvanı taşıyan meslektaşları da vergi
toplamanın birer aracı haline getirmiştir.
Yasa, mesleği ve meslek üyelerini, mesleğin ekonomik ve toplumsal
işlevini doğru kavrayamamıştır. Muhasebenin esas işlevi meta üretimi
ve dolaşımı sürecinin zihinsel sentezi yoluyla, fiyatların
belirlenmesini ya da meta fiyatlarının hesaplanmasını içermek iken, bu
yasa ile muhasebe ve muhasebeci vergi toplamanın birer aracı yapılmak
istenmektedir.
Meslek yapay olarak üçe bölünmüş; mesleğin esası defter tutma iken, bu
işlevi yapan geniş muhasebeciler kitlesi göz ardı edilmiş, diğer iki
kategoriye olması gerekenden fazla işlev yüklenmiştir. Özellikle
YMM'lik meslek ve meslektaşlar üzerinde bürokratik bir denetim aracı
durumundadır.
Tümümüz aynı mesleğin üyeleri iken ve doğal olarak tek meslek
örgütünde örgütlenmemiz gerekirken, yasa iki oda yaratmıştır.
Odalardan biri YMM diğeri ise SMMM odalarıdır. Mesleğin asıl yükünü
taşıyan muhasebeci meslek üyeleri yasa ile meslek örgütlerinin dışında
bırakılmışlar, ancak oluşan yoğun sosyal tepkiler sonucu
yönetmenliklerle meslek örgütlerinde cılız bir yer verilmiştir.
Yasa, mesleğe giriş ve meslekte çalışma konusunda mesleki faaliyetle
ilgisi olmayan yasaklar engeller getirmiştir.
Yasa, oluşturulan meslek örgütlen üzerinde, meslek üyeleri için onur
kırıcı denetim, vesayet ve yasaklayıcı hükümlerle doludur.
Yasa, çağdaş hukukun temel ilkesi olan eşitlik ilkesini çiğnemiş bir
avuç sayıdaki YMM'nin altmış binden fazla meslektaş kitlesi üzerinde
tahakkümüne yol açmıştır. 3568 sayılı yasa mesleği ve meslek
mensubunun ihtiyaçlarına cevap verme bir yana sınırlamalar ve
yasaklarla doludur. Meslek mensubu muhasebe mesleğinin ve meslek
üyelerinin hak ve çıkarlarını gözeten; mesleğin bilimsel temelde
gelişmesini, meslektaşların çağdaş düzeyde insanca ve özgürce yaşama
ve çalışma koşullarını düzenleyen yeni bir yasa talebini güncel
tutmalı odalarımızı ve Türmob'u bu konuda harekete geçirmek için çaba
göstermelidir. Alternatif meslek yasasını hazırlamayı gündemimize
alıyoruz.
MESLEK ÖRGÜTLERİMİZ VE TURMOB
Meslek örgütleri, temsil ettikleri mesleği ve meslek mensuplarının
ekonomik ve sosyal hak ve çıkarlarını savunan, koruyan, geliştiren,
yeni hak ve kazanımların elde edilmesine çalışan örgütlerdir.
Meslek örgütleri siyasi partilerden farklı olarak, bir sınıfın,
ideolojinin, inancın, etnik bir yapının ve toplumun genelini temsil
eden değil, belli bir meslek kategorisini temsil ederler. Ancak öylede
olsa temsil ettiği meslek mensuplarını farklı düşünce, ideoloji, etnik
ve inanç ta olmaları doğaldır. Bu Meslek örgütünü bütün üyelerine
karşı eşit davranmayı, hiçbir düşünceyi kısıtlamamayı, üyelerinin eşit
olarak söz ve karar sahibi olmalarını sağlamayı gerekli kılar.Bu da
örgütün demokratik merkeziyetçiliği uygulayarak, tüm üyelerine özgür
tartışma ve her aşamada katılımı sağlama ortamını
hazırlamalıdır.Meslek örgütüne demokratik niteliği sağlayan olmazsa
olmaz koşullar bunlardır. Bu işleyiş olmaksızın meslek örgütünün
demokratikliğinden söz edilemez.
Demokratik meslek örgütleri üyelerinin ekonomik sosyal haklarını, söz
ve karar sahibi olmalarını savunur ve uygularken, ülkenin siyasi,
sosyal ve ekonomik sorunlarına karşı kayıtsız kalamazlar. Doğaldır ki
ülkenin vergisinin hesaplanması, toplanması gibi önemli bir görevi
üstlenen meslek örgütünün söz ve karar aşamasında müdahil olması
gerekir. Demokratik bir meslek örgütünün tavrı kuşkusuz halktan,
emekten ve ezilenden yana olması beklenir.
Türmob örgütsel yapı olarak uluslar arası meslek kuruluşları ile
işbirliği ve dayanışma için de önemli çalışmalar yürütmektedir. Sahip
olduğu üye sayısı ile de önemli bir konumdadır. Ekonomik olarak güçlü
bir bütçeye sahiptir.2006 yılında İstanbul da düzenlenen Dünya
muhasebe kongresi gibi büyük bir organizasyona başarılı olarak ev
sahipliği yapmıştır.
Meslek yasasındaki kısıtlamalar, Bakanlığın vesayeti, YMM statüsündeki
meslektaşlara tanınan ayrıcalık ve temsilde adaletsizlik gibi
nedenlerden dolayı Türmob demokratik bir meslek örgütünden ziyade
bürokratik bir örgüt olarak şekillenmiştir.Diğer meslek örgütleriyle
karşılaştırıldığında ülkenin sorunlarına karşı net bir duruş
göstermemiş, halktan, emekten ve ezilenden yana tutum takınmamıştır.
Mevcut statükocu yapıya karşı yirmi yıldır suskunluğunu bozmamıştır.
Ekonomik sosyal ve mesleki sorunlar karşısında etkili olamamış,
kitlesini harekete geçirememiştir. Angarya ve mesleki sorunlarının
ağırlığı meslek mensuplarını sosyal yaşamdan koparmıştır.
AMAÇLARIMIZ
Türkiye de muhasebe mesleğinin kendi doğal seyri içinde gelişmediğini
ve yasayla oluşturulduğunu söylemiştik. Yasa meslek ilke ve
kurallarını doğru tanımlayamadığı için ekonomik sistemdeki düzensiz ve
kuralsız işleyiş, kayıt dışılık gibi sosyoekonomik yapısı gereği
mesleğimiz ve meslek mensuplarının kamuoyuna bıraktığı izlenim
arzuladığımız yerde değildir. Bunun çeşitli nedenleri vardır. 1989
yılına kadar muhasebe mesleğinin belirlenmiş kural ve standartlarının
olmayışı, asıl işlevi yerine vergi muhasebeciliğinin öne çıkarılması,
mesleğe katılımın kural ve koşullara bağlanmamış olması, bunun sonucu
olarak ilkel ve meslek etiğini ihlal eden rekabet ortamının oluşması
ve meslek üyelerinin emeğini ucuza pazarlaması gibi etkenler bu
izlenimin oluşmasında etkili olmuştur.
Meslek mensupları olarak geliştireceğimiz mücadele ve duyarlılığı
meslek örgütlerimize taşıyarak sürdüreceğimiz çok yönlü mücadele ile
başta meslek yasasının yeniden, bağımsız, demokratik çağdaş ve uluslar
arası standartlara uygun hale getirilmesine, mesleğimizin ve meslek
örgütlerimizin, hangi amaç ve gerekçeyle olursa olsun vesayet ve
denetim altına alınmasına, örgütlerimize vergi gelirlerini artırmak,
maliyenin eksikliklerini gidermek gibi görevler yükleme anlayışına
karşı, mücadele edeceğiz. Meslek kurallarına uyma ve kuralların
yerleşmesi kişisel tercihlere bırakılmayacak meslek içi dayanışma ile
meslek içi denetime ağırlık verilerek zararlı eğilim ve davranışlara
karşı da mücadele edilmesi gereğine inanıyoruz. Mesleğe zarar verici
davranışların yürütülemeyeceği ortamın yaratılmasını da zorunlu
görüyoruz.
İLKELERİMİZ
.......... mesleki örgütlenme ve mücadelenin her aşamasında, bu temel
ilkeye uyar ve meslek örgütlerimizde bu ilkenin uygulanması için
çalışır.
Meslek örgütlerimizin faaliyetlerinin, en küçük birim örgütlenmesinden
en üst ve geniş örgütlenmeye kadar her aşamasında, organların seçimle
göreve gelmesini ve seçimle görevden alınmasını esas alır. Bürokratik
bir uygulama (yöntem) olan ve bürokratik bağımlılığı yaratan ve
besleyen "atamalara karşı çıkar.
Meslek örgütlerini ilgilendiren bütün kararların üyelerle ve
organlarla tartışılarak alınmasını, çalışmalarda eleştiri-ikna-
özeleştiri sürecinin mutlaka işletilmesini, bu süreç sonunda
çoğunluğun aldığı kararların merkezi olarak ve disiplinli bir biçimde
uygulanmasını esas alır ve bu ilkeye titizlikle uyar.
Gerek grup içi faaliyetlerde, gerekse diğer grup, kişi ve çevrelerle
ilişkilerinde, propaganda, ajitasyonda özgürlük, davranışta (eylemde)
birliği savunur.
Mesleki faaliyetlerimizin her alanında ve aşamasında,
meslektaşlarımızın düşüncelerini açıklamasının engellenmesi kabul
edilemez. Her üye, grup ve çevre ile birlikte davranış-eylemde birlik-
disiplinine uymak zorunda olduğu gibi düşüncelerini her türlü olanakla
açıklamak hakkına sahiptir.
Demokratik merkeziyetçilik ilkesi birbirinden ayrılmaz bütünlüğe
sahiptir. Meslek örgütlerinin bürokratik mekanizmalara dönüşerek
meslek kitlesinden kopmasını, dolayısıyla meslek mensuplarına karşı ve
onlar zararına faaliyetlerde bulunmasının esas engelin-panzehiri
demokratik merkeziyetçilik ilkesinin uygulanmasıdır. Bu, aynı zamanda
örgütlerimizin organlarının tabandan sürekli denetimini ve
desteklenmesini getireceği için, mesleki faaliyetlerimizi her zaman
canlı ve güçlü kılacaktır.
Mesleki mücadelemizin her aşamasında meslek üyelerimizin temel hak ve
özgürlüklerinin korunması ve geliştirilmesi temel ilkemizdir. Temel
hak ve özgürlüklere saygılı olmak, onları korumak ve geliştirmek
çağdaş olmanın, demokrat olmanın vazgeçilmez kuralıdır, ülkemizde
insan hakları ihlalleri konusunda duyarlı olmak, mesleki bir görev
olduğu kadar, bir yurttaşlık görevidir.
Her üye meslek örgütleri içinde özgürce davranabilmelidir. Mesleki-
ekonomik, demokratik hak ve çıkarların kazanılması, korunması
geliştirilmesi çabasında üyeler, meslek örgütleri içerisinde özgürce
faaliyetlerini yürütebilirler. Meslek örgütlerinin faaliyetlerinde tüm
üyeler eşittir, üyeler arasında dil, din, cins, ırk, bölge, ulusal
kimlik v.b. nedenlerle ayrım yapılmaz. Hiçbir üye diğerlerinin
zararına olarak ayrıcalık tanımaz. Üyelerin eşitliğinden vazgeçilemez
ve hiçbir gerekçe ve nedenle ihlal edilemez. Her üye meslek
örgütlerinde, hiçbir kısıtlama olmadan bütün organ ve görevlere seçme,
seçilme hakkına sahiptir.
Mesleğimizin ekonomik, sosyal, kültürel, eğitsel, mesleki yönleri ile
gelişmesi, bu istemlerin demokratik hak ve istemler ile
birleştirilmesiyle mümkündür. Mesleki demokratik istemlerimiz
ülkemizdeki genel demokrasi mücadelesi ile sıkı sıkıya bağlıdır.
İTİFAK ANLAYIŞIMIZ
Tüm insanların eşit, özgür ve kardeşçe yaşayabileceği bir ülke için,
mevcut tüm sorunların çözümünden yana düşünce, davranış ve mücadele
içinde olan tüm meslektaşlarımızla birlik ve dayanışma içinde olmayı
esas alıyoruz. Çünkü mesleğimizin ve meslek sorunlarımızın çözümü
ülkemizin sorunlarından bağımsız değildir.
Mesleğimizin ve meslektaşlarımızın gelişmesi için yürütülecek her
çabayı saygı ile karşılıyoruz ve içtenlikle destekliyoruz. Mesleki
mücadeleye katılmak isteyen her kişi, grup ve çevre ile birlikte
davranmayı arzu ediyoruz. Hiçbir potansiyelin boşa harcanmasını
istemiyoruz. Belirttiğimiz amaçlar doğrultusunda meslek üyesi kişi,
grup ve çevrelerle, ilkelerimizle, birlik olmaya hazırız.
Programımızda belirttiğimiz amaç ve ilkelerde anlaştığımız her
meslektaşımız ile; birlikte davranmayı esas alıyoruz. Mesleki
mücadelemizin güçlenmesinin ilkeli birlik ve ittifakların kurulması ve
kalıcı olmasına bağlı olduğunun bilincindeyiz. Bu tutumumuzu sürekli
kılacağız.
Birlik ve ittifakı seçimler için esas almıyoruz. Mesleki
faaliyetlerimizin her aşamasında birlik ve ittifak sorunu gündemimizi
işgal edecektir. Kişisel çıkarlar ve yönetime ilişkin pazarlıkları
esas alan "birlikleri" reddediyoruz. Bir grubun grup olabilmesi için,
grubu oluşturan bireylerin program amaçları ve ilkeleri temelinde bir
araya gelmeleri inancındayız. Bugün var olan gruplar içerisinde yer
alan gerçekten demokrat meslektaşlarımızı ve bunların yaptığı olumlu
çalışmaları destekliyoruz
SORUNLARIMIZ TALEPLERİMİZ VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİMİZ
Maliye Bakanlığının ücretlerimizi belirleme ve onay yetkisi
kaldırılmalıdır. Ücretlerimizi meslek örgütlerimiz belirlemelidir.
Bağımlı Çalışan meslektaşlarımızın ücretlerinden, bağımsız
meslektaşlarımızın gelirlerinden kesilen vergi kabul edilemez
büyüklüktedir.(giderlerin bir kısmı gelirden indirilmemektedir.) Bu
vergi yükü hafifletilmelidir.
Birinci sınıf ve şirket muhasebe ücreti,asgari ücretin net tutarı ile
paralel hale getirilmeli ve her yıl aynı oranda artırılmalıdır.
Meslekle ilgisi olmayan okullardan mezun olanların mesleğe girişlerine
olanak tanıyan yasa maddeleri iptal edilmelidir. Yetersiz, yetkisiz ve
belgesiz kişilerin mesleğimizle ilgili konularda faaliyet göstermeleri
engellenmelidir. Bu konu ile ilgili yasal yaptırımlar
ağırlaştırılmalıdır.
Meslektaşlarımıza ticari davalara girme yetkisi verilmeli, tuttukları
defterlerin ve yaptıkları işlemlerin savunmasını yapmalı, vergi
dairesi, ssk ve diğer kurumlarda mesleki kimlikleri ile
mükelleflerinin dosyalarına kolayca ulaşabilmelidir.
Meslek mensupları, uzmanlık dallarına yönlendirilmeli, master lisans,
doktora vs. gibi çalışma ortamları kolaylaştırılmalı ve olanaklar
sağlanmalıdır.
BA-BS formları Maliye Bakanlığının mükellefi denetleme ve sahte fatura
kullanımını önleme amaçlı bir uygulamadır. Bu denetimi yapmak bizim
görevimiz değildir. Bu angarya kaldırılmalıdır. Kaldırılmayacaksa buna
karşılık meslek mensubuna ücreti ödenmelidir.
Stajyer meslek adaylarının staj yaptıkları süre de vergi ve ssk
priminden muaf tutulmaları, vergi ve Ssk prim yükü meslek mensubuna
yüklenmemelidir.
Mali tatil, mevcut haliyle meslek mensuplarının büyük çoğunluğunun
yaralanamadığı ve kâğıt üstünde verilmiş bir hak! olarak kalmaktadır.
Meslek mensuplarının bir yılın yorgunluğunu bir ay dinlenerek
geçirebilmeleri için mali tatilin 1-30 Temmuz olarak yeniden
düzenlenmesi ve temmuzda verilmesi gereken beyanname ve ödemelerin
sonraki ayla birleştirilerek verilmesi sağlanmalıdır.
Vergi daireleri ve ssk da meslek mensupları için yer tahsis edilmeli,
işlerini kolay ve zaman geçirmeden yapmaları sağlanmalıdır.
Meslek örgütlerimiz, meslektaşların ücretle ilgili itilaflarını çözme
konusunda yardımcı olmalıdır. Bunun için oda bünyesinde sürekli görev
yapacak hukuk bürosu oluşturmalıdır.
Odamızın ekonomik kaynakları ve gelirleri oldukça yüksektir. Ancak bu
yüksek gelir ve kaynaklar meslek mensubuna yansıtılmamaktadır. Odamız
ekonomik kaynaklarının bir kısmını sembolik bir faiz (veya faizsiz)
kredi olarak meslek mensuplarına kullandırmalıdır.
Kadın meslektaşlarımızın sorunları için oda bünyesinde kadın komisyonu
kurulmalı, sorunlar saptanmalı, belirli bölgelerde kreş, yuva ve
anaokulları açılmalıdır. Sağlık bakanlığı ve Tabipler Birliği ile
işbirliği yapılarak meslektaşlarımızın meslek hastalıkları ve çalışma
koşullarından kaynaklanan sağlık sorunlarının tedavisi için
kolaylıklar ve olanaklar sağlanmalıdır.
SON SÖZ
Biz..................................olarak eşit özgür ve kardeşçe yaşanacak bir ülkede,
demokrat, ilerici, yurtsever, bütün farklılıkları zenginlik sayan
meslektaşlarla kucaklaşmayı ve dayanışmayı arzuluyoruz. Birlikte daha
saygın, güvenilir ve onurlu bir mesleğin harcını karmayı amaçlıyoruz.
Bu yapıya elinizdeki malzeme ile katkı sunmanızı bekliyoruz.
Başarabiliriz......