Toplumların
fikirsel olgunluğu ile teknolojik ilerlemeleri arasındaki
bağ,
tarihsel süreçlerin nasıl birikimli bir yapı taşıdığını
anlamak için anahtar niteliğindedir.
TÜRKİYE’nin
matbaa ile 400 yıllık gecikmeli tanışıklığı, sadece bir
teknik araç eksikliği değil, aynı zamanda eleştirel
düşüncenin,
farklı görüşlerin kağıda dökülüp yaygınlaşması
sürecindeki o kritik boşluktur. Bu dört asırlık gecikme,
sadece
teknik bir geri kalmışlık değil, zihinsel bir tortu
bırakmıştır:
Sorgulamayı değil itaat etmeyi, tartışmayı değil susmayı
yücelten bir alışkanlık.
DENİZ GÖKTAŞ’ın stand-up gösterilerinden sonra gelen tepkiler, bu tarihsel tortunun günümüzdeki yansımasıdır. GEORGE CARLİN, Amerikan toplumunun ikiyüzlülüğünü, kutsal sayılan değerlerin aslında nasıl birer koruma kalkanına dönüştürüldüğünü sahne ışıkları altında parçalara ayırırken, izleyicinin bir kısmını kahkahaya boğar, diğer kısmını ise dehşete düşürürdü. Ancak CARLİN’i izleyen toplum, onun yıkıcılığına karşı bir ifade özgürlüğü geleneğine sahipti. Oysa bizde, sahneye çıkan birinin toplumsal kabulleri sarsması, sanki devletin temeline atılmış bir bomba gibi algılanıyor. Bu, CARLİN’in mizahla yaptığı şeyi, bizim toplumumuzun bir saldırı olarak görmesidir.
Buradaki temel mesele, 400 yıl boyunca matbaanın getireceği farklı fikirlere tahammül etme antrenmanından mahrum kalmış olmamızdır. Fikir, yazıya döküldüğünde ve topluma yayıldığında, o fikirle yüzleşmek ve gerekirse ona yanıt vermek yerine, fikir sahibini susturmak veya linç etmek kolaycılığına kaçıyoruz. Matbaa, bilginin ve karşıt görüşün hızlı dolaşımını sağlayan bir makinaydı; biz ise o makinenin sağladığı zihinsel esnekliği kazanamadık. Bugün sahnede anlatılan bir hikayeye gösterilen aşırı tepkiler, aslında matbaanın kapımıza 400 yıl geç gelmiş olmasının yarattığı o zihinsel kuruluğun bir sonucudur.
Sorgulamanın yasaklı, eleştirinin tehlikeli görüldüğü bir kültürde, GEORGE CARLİN gibi zihinlerin yetişmesi ya da bu zihinlerin söylediklerinin hiciv olarak değil tehdit olarak algılanması kaçınılmazdır. İfade özgürlüğü, sadece hoşumuza gideni söyleme özgürlüğü değil, hoşumuza gitmeyen, hatta kutsallarımıza dokunan düşünceleri bile dinleyebilme olgunluğudur. Biz bu olgunluğu, matbaanın geç gelmesiyle başlayan o uzun sessizlik döneminde yeterince geliştiremedik. Bugün hâlâ birileri sahneye çıkıp yerleşik tabuları sarsmaya çalıştığında verilen tepki, o 400 yıllık eksik eğitimin, yani YAZILI OLANI DEĞİL, SADECE BUYURULANI DUYMA alışkanlığının bir yansımasıdır. Toplum, kendi düşünsel sınırlarını genişletmek yerine, o sınırların bekçiliğini yapmayı tercih ediyor; tıpkı matbaanın gelişine engel olan zihniyetin, bilginin yayılmasını tehlike olarak görmesi gibi.
https://www.facebook.com/oguz.cetin.9
- - - - - - - -
- - - - -
a45UyF587661
- - - - - - - - - - - - -
| Gruba mesaj göndermek icin To send a message to the group |
: |
ozgur-...@googlegroups.com |
| Gruba üye olmak icin To join the group |
: |
ozgur-gunde...@googlegroups.com |
| Grup kurucusuna yazmak için To write to the group founder |
: |
0raj....@neomailbox.net / oraj....@openmail.cc |
| Grup Sayfamız Our Group Page |
: |
https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/ |
| Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz You can also check out my blog if you wish |
: |
http://orajpoyraz.blogspot.com/ |
| Yeni web sayfam Our new website |
: |
https://erkin.cc/ |
| Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan
ulaşın.) Email addresses (Contact us here if you have any problems.) |
: |
Oraj....@erkin.cc 0raj....@neomailbox.net oraj....@openmail.cc |