=======================
İran Meclisi
Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu üyesi Ali
Hezriyan, Babülmendep Boğazı’ndaki son gelişmelere ilişkin
yaptığı açıklamada, "Husiler son günlerde Babülmendep
Boğazı’nın kapatılmasına yönelik tatbikatlar
gerçekleştirdi ve boğazın fiilen kapatılması için
gerekli tüm hazırlıklar tamamlandı" dedi.
İran-ABD arasındaki siyasi ve askeri kriz sırasında Babülmendep Boğazı’nın kapatılabileceğine yönelik iddialar gerilimi artırırken, İran’dan dikkat çeken bir açıklama geldi. İran Meclisi Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu üyesi Ali Hezriyan, Kızıldeniz ve Babülmendep Boğazı’ndaki son gelişmelere ilişkin açıklamalarda bulundu. Hezriyan, Yemen’deki İran destekli Husilerin Babülmendep Boğazı’na yönelik son askeri hazırlıklarına değinerek, "Husiler son günlerde Babülmendep Boğazı’nın kapatılmasına yönelik tatbikatlar gerçekleştirdi ve boğazın fiilen kapatılması için gerekli tüm hazırlıklar tamamlandı" dedi.
Uluslararası deniz trafiğine ilişkin de değerlendirmede bulunan Hezriyan, düşman olmayan gemiler için iki seçenek bulunduğunu söyleyerek, "Gemiler ya Babülmendep Boğazı’nı dolaşarak yaklaşık 30 milyon dolarlık ek maliyeti göze alacak ya da Yemenli güçlere 5 milyon dolar ödeyerek güvenli geçiş izni alabilecek" ifadelerini kullandı.
Söz konusu adımın, bölgedeki transit maliyetlerin yönetilmesi ve stratejik hakimiyetin sağlanması amacıyla gündeme geldiğini vurgulayan Hezriyan, bunun aynı zamanda bölgedeki enerji ve ticaret hatları üzerindeki kontrol mesajı taşıdığını belirtti.
https://www.cnnturk.com/dunya/iran-duyurdu-hazirliklar-tamam-babulmendep-bogazi-kapaniyor-2422507
=======================
Mayıs 01, 2026 08:59
Gürkan Emre MELİKOĞLU
ABD’nin Hürmüz’de uyguladığı abluka, İran ekonomisini hedef alarak petrol gelirlerini keserken Tahran’ı ciddi bir depolama ve üretim krizine sürüklüyor. Uzmanlara göre depoların dolması halinde üretimin durması ve petrol kuyularının kalıcı zarar görmesi ihtimali krizi derinleştirebilir. Trump’ın “bombadan daha etkili” dediği abluka stratejisi ile Washington, İran’ı masada “teslim olmaya” zorlamayı amaçlıyor.
İran savaşının başlangıcından itibaren kilit konumda bulunan ve Tahran yönetiminin ABD’ye karşı manevra alanını genişleten Hürmüz Boğazı, Washington’ın karşı abluka hamlesiyle dengeleri değiştirmiş olabilir. Petrol gelirlerinden mahrum kalan İran, aynı zamanda üretilen petrolün ihraç edilememesinden kaynaklanan depolama krizi ile karşı karşıya. ABD’nin beklentisi, savaş öncesinde dahi ekonomik darboğazda olan ülkede Hürmüz ablukası ile mali ve ekonomik sorunları derinleştirerek İran yönetimini “pes ettirmek”. Nitekim İran nükleer dosya ve Hürmüz meselelerinin birbirinden ayrılmasını talep ediyor ve öncelikle Hürmüz’ün açılmasını istiyor. Ancak ABD Başkanı Donald Trump’tan geri adım sinyali yok.
Çarşamba günü Axios’a İran’ın limanlarına yönelik ablukanın “bombalamaktan” daha etkili olduğunu düşündüğünü aktaran ABD Başkanı, “Şişmiş domuz gibi boğuluyorlar. Durum onlar için daha da kötüye gidecek” demişti. Önceki gün de Oval Ofis’teki bir etkinlikte konuşan Trump, İran’la görüşmelerin “telefonla yürütüldüğünü” belirterek, “Abluka dahice bir hamle ve yüzde 100 çalışıyor. Artık hiçbir askeri güçleri kalmadı. Teslim olmak zorundalar, yapacakları tek şey bu. ‘Pes ediyoruz’ demeleri yeterli” ifadelerini kullandı. Trump’ın özgüvenli yaklaşımının arkasında ise Hürmüz’deki ablukanın İran’ın petrol gelirlerinden uzun vadeli de zarara girme ihtimali var.
ABD’nin Hürmüz’de uyguladığı karşı abluka nedeniyle, İran’ın ihraç edemediği petrolü depolamak zorunda kaldığı ve depolama kapasitesinin 3 ila 7 hafta arasında tamamen dolacağı belirtiliyor. İran’ın Çin’e demiryolu ile petrol ihracı denemesi, Hark adasındaki süper tankerlerin depolama amaçlı kullanımı gibi yollara başvurmasının krizin gerçek olduğuna işaret ettiği değerlendirmeleri var. Uzmanlara göre bu durumun İran’ın bir noktada üretimi tamamen kesmek zorunda kalması ve kuyularının kalıcı hasara uğrayarak ileride tekrar açıldıklarında verimliliklerinin düşmesine neden olabilir.
Petrol üretim hatları üzerindeki baskının yanı sıra İran’ın ülkenin yeniden inşası için en az 270 milyar dolara ihtiyacı olduğu, altyapı onarımı için gereken çelik üretimi tesislerinin de vurulmasının bu konudaki manevra alanını kısıtladığı aktarılıyor. Batı basınında çıkan haberlere göre savaş öncesi dahi ekonomik darboğazda olan ülkede 12 milyonluk bir iş gücünün tehlike altında olduğu, sürecin uzaması halinde ekonomik krizin ocak ayındakine benzer bir ayaklanmayı tetikleyebileceği, ABD’nin de bunu hedeflediği belirtiliyor.
ABD’nin karşı abluka hamlesinin İran tarafında nasıl bir etki yarattığını, İran Araştırmaları Merkezi’nden akademisyen Oral Toğa Hürriyet’e değerlendirdi. Toğa’ya göre Trump’ın “abluka bombalamadan iyi çalışıyor” çıkışı “kısmen doğru” bir gözlem. “Ekonomik basınç Tahran üzerinde geri çevrilemez bir maliyet biriktiriyor ancak rejimin hayatta kalma hesabı saf ekonomik mantığa indirgenemez” diyen Toğa, mevcut haliyle ablukanın İran’a geri adım attırmayacağı görüşünde: “Tahran’ın masaya inmesi için ablukanın iç istikrarsızlığı tetiklemesi ve DMO’nun maliyet-fayda denkleminde negatife geçmesi gerekir. Trump’ın ‘pes et’ çağrısı bu yüzden psikolojik operasyon mahiyetinde.”
Ancak İran uzmanı, Tahran’ın petrol fazlasını mevcut yöntemlerle elden çıkarmasının mümkün olmadığını belirterek bir noktada üretimin durdurulması gerekeceği ve bunun da İran için gelir kaybı yaratacağını söyledi. Toğa’ya göre ABD’nin beklediği halk ayaklanması ise kısa vadede olası değil. ”Ayda 22 güne varan internet kesintileri mobilizasyonu zayıflatıyor, ocaktaki sert müdahale caydırıcılık yaratıyor ve abluka protestoları ‘dış destekli’ çerçeveye oturtmayı kolaylaştırıyor” diyerek bu üç unsurun ocak protestolarından farklı bir denklem kurduğunu söyleyen Toğa, “Kısa vadede parçalı ve sınırlı protestolar, orta-uzun vadede ise daha ciddi sarsıntılar olası” dedi. Toğa ayrıca Tahran yönetimi arasındaki mücadele için, “Ekonomik daralma bu fayı kapatmak yerine derinleştirir ama İran siyasal kültürünün konsolidasyon refleksi güçlü. Açık bir ayrılık değil, yavaşlayan karar süreçleri ve DMO lehine pekişen güç dengesi muhtemel sonuç” yorumunu yaptı.
İran’ın Hürmüz’den yalnızca petrol değil gıda ve tarım ticareti de yaptığını belirten Toğa, buna rağmen ablukanın insani kriz yaratma ihtimalinin düşük olduğu ancak tarımsal üretimi etkileyerek gıda enflasyonunu tırmandırabileceği görüşünde. Savaşın başında ABD’nin “önce Hürmüz açılsın” söyleminin karşı abluka sonrası İran tarafından dile getirilmesinin süreçteki değişimi çarpıcı şekilde yansıttığını kaydeden Toğa, “Şubat sonu-nisan başı döneminde Hürmüz İran’ın elinde bir caydırıcılık enstrümanıydı, 13 Nisan ablukasıyla denklem tersine döndü” dedi.
ABD’nin İran’ı aynı silahla vurduğuna dikkati çeken Toğa, “Tahran’ın yeni söylemi olan ‘ablukayı kaldırın, sonra nükleeri konuşuruz’ formülü, kaldıracı kaybetmiş bir tarafın çıkış yolu arayışı” değerlendirmesini yaptı.
ABD Başkanı Donald Trump dün Beyaz Saray’da Bireysel Emeklilik Kararnamesi imzaladıktan sonra basın mensuplarının sorularını yanıtladı. İran’ın anlaşma yapmak için can attığını ifade eden Trump, İran’la görüşmeleri kendisi ve birkaç kişi dışında kimsenin bilmediğine dikkat çekti. Ayrıca Trump İran’ın artık petrolden hiç para kazanamadığını belirtti. İran savaşını kazandıklarını ancak ‘daha büyük bir farkla kazanmak istediğini söyleyen Trump, İran’daki zenginleştirilmiş uranyumu ülkeden çıkaracaklarını ifade ederek “Bunu ele geçirmek istiyoruz. Öyle ya da böyle alacağız. Ya elde edeceğiz ya da alacağız. Ya bize verecekler ya da biz alacağız. Bu hiç de zor olmayacak” dedi.
“Ekonomik basınç Tahran üzerinde geri çevrilemez bir maliyet biriktiriyor ancak rejimin hayatta kalma hesabı saf ekonomik mantığa indirgenemez” diyen Toğa, mevcut haliyle ablukanın İran’a geri adım attırmayacağı görüşünde: “Tahran’ın masaya inmesi için ablukanın iç istikrarsızlığı tetiklemesi ve DMO’nun maliyet-fayda denkleminde negatife geçmesi gerekir. Trump’ın ‘pes et’ çağrısı bu yüzden psikolojik operasyon mahiyetinde.”
Ancak İran uzmanı, Tahran’ın petrol fazlasını mevcut yöntemlerle elden çıkarmasının mümkün olmadığını belirterek bir noktada üretimin durdurulması gerekeceği ve bunun da İran için gelir kaybı yaratacağını söyledi. Toğa’ya göre ABD’nin beklediği halk ayaklanması ise kısa vadede olası değil. ”Ayda 22 güne varan internet kesintileri mobilizasyonu zayıflatıyor, ocaktaki sert müdahale caydırıcılık yaratıyor ve abluka protestoları ‘dış destekli’ çerçeveye oturtmayı kolaylaştırıyor” diyerek bu üç unsurun ocak protestolarından farklı bir denklem kurduğunu söyleyen Toğa, “Kısa vadede parçalı ve sınırlı protestolar, orta-uzun vadede ise daha ciddi sarsıntılar olası” dedi. Toğa ayrıca Tahran yönetimi arasındaki mücadele için, “Ekonomik daralma bu fayı kapatmak yerine derinleştirir ama İran siyasal kültürünün konsolidasyon refleksi güçlü. Açık bir ayrılık değil, yavaşlayan karar süreçleri ve DMO lehine pekişen güç dengesi muhtemel sonuç” yorumunu yaptı.
İran’ın Hürmüz’den yalnızca petrol değil gıda ve tarım ticareti de yaptığını belirten Toğa, buna rağmen ablukanın insani kriz yaratma ihtimalinin düşük olduğu ancak tarımsal üretimi etkileyerek gıda enflasyonunu tırmandırabileceği görüşünde.
Savaşın başında ABD’nin “önce Hürmüz açılsın” söyleminin karşı abluka sonrası İran tarafından dile getirilmesinin süreçteki değişimi çarpıcı şekilde yansıttığını kaydeden Toğa, “Şubat sonu-nisan başı döneminde Hürmüz İran’ın elinde bir caydırıcılık enstrümanıydı, 13 Nisan ablukasıyla denklem tersine döndü” dedi. ABD’nin İran’ı aynı silahla vurduğuna dikkati çeken Toğa, “Tahran’ın yeni söylemi olan ‘ablukayı kaldırın, sonra nükleeri konuşuruz’ formülü, kaldıracı kaybetmiş bir tarafın çıkış yolu arayışı” değerlendirmesini yaptı.
=======================
01/05/2026, Cuma
Küresel piyasalarda ABD ile İran arasında yaşanan ‘Hürmüz Boğazı’ ve nükleer müzakere gerilimi petrol fiyatlarında sert dalgalanmalara yol açtı. ABD Başkanı Donald Trump’ın ablukayı sürdürme kararı sonrası Brent petrol gün içinde 120 dolar seviyesini aşarken, kâr satışlarının ardından 114 dolar bandına geriledi.
Petrol piyasasında jeopolitik risklerin etkisiyle oldukça hareketli saatler yaşanıyor. ABD ile İran arasında tırmanan kriz ve Hürmüz Boğazı’ndaki abluka durumu, petrol fiyatlarını savaş ve enerji krizi dönemindeki zirve seviyelerine yeniden yaklaştırdı.
Nükleer müzakerelerdeki tıkanma ve ABD'nin İran’a yönelik deniz ablukasının uzun süre devam edeceği beklentisi, küresel arz endişelerini körükleyerek fiyatları yukarı yönlü tetikledi.
Fiyatlar gün içinde 120 doları aştıNükleer müzakerelerdeki tıkanma ve ABD'nin İran’a yönelik deniz ablukasının uzun süre devam edeceği beklentisi, küresel arz endişelerini körükleyerek fiyatları yukarı yönlü tetikledi.
Gün içinde yüzde 2’ye yakın değer kazanan Brent petrolün varil fiyatı 120 doların üzerine çıkarken, ABD ham petrolü de 107 dolar seviyelerini gördü.
Ancak akşam saatlerinde piyasada etkili olan kâr satışlarıyla birlikte Brent petrol yeniden 114 dolar bandına çekildi.
Fiyatlardaki bu sert yükselişin arkasında yatan temel neden, karşılıklı yapılan sert açıklamalar oldu.
Trump’tan İran’ın teklifine retFiyatlardaki bu sert yükselişin arkasında yatan temel neden, karşılıklı yapılan sert açıklamalar oldu.
ABD Başkanı Donald Trump, Axios haber platformuna yaptığı açıklamada, İran’ın "Önce Hürmüz Boğazı açılsın, nükleer anlaşma sonraya bırakılsın" şeklindeki teklifini reddettiklerini bildirdi.
Trump, ülkesinin nükleer programla ilgili endişeleri giderilip yeni bir anlaşma sağlanana kadar deniz ablukasının kararlılıkla süreceğini vurguladı. Yaşanan bu gerilim nedeniyle Hürmüz Boğazı’ndan yapılan petrol sevkiyatının, normal seviyelerin yalnızca yüzde 4’üne kadar düştüğü tahmin ediliyor.
İki ülke arasında 8 Nisan’da varılan ateşkes anlaşmasının ardından, Pakistan’ın ara buluculuğunda yürütülen görüşmelerden somut bir sonuç elde edilememişti.
Ara buluculuk çabaları sonuçsuz kaldıİki ülke arasında 8 Nisan’da varılan ateşkes anlaşmasının ardından, Pakistan’ın ara buluculuğunda yürütülen görüşmelerden somut bir sonuç elde edilememişti.
Sürecin tıkanması üzerine ABD yönetimi, 13 Nisan itibarıyla İran’a "deniz ablukası" uygulama kararı almış ve Hürmüz Boğazı’ndaki İran bağlantılı gemilere müdahale etmeye başlamıştı.
Gelişmelerin gölgesinde petrol fiyatlarının 100 ile 120 dolar arasındaki dalgalı seyri devam ediyor. Uzmanlar, Brent petrolde teknik açıdan 119,69 dolar seviyesinin kritik direnç noktası, 98,67 doların ise destek bölgesi olarak yakından takip edileceğini belirtiyor.
=======================
Yeniakit Publisher
Dünya diplomasisinin kalbi Pakistan’ın başkenti İslamabad’da atarken, ABD ile İran heyetleri arasında gerçekleşen kritik görüşmelerden ilk pürüzler yansımaya başladı. Bölgesel istikrar ve ateşkes umuduyla başlayan temaslarda, Hürmüz Boğazı konusundaki derin görüş ayrılıkları süreci sekteye uğrattı.
İran basınında yer alan iddialara göre, müzakerelerin en hassas noktalarından biri olan Hürmüz Boğazı üzerindeki denetim ve geçiş hakları konusunda taraflar uzlaşamadı. İranlı yetkililer, ABD tarafının sunduğu "aşırı taleplerin" müzakere sürecini tıkadığını ve ilerlemeyi engellediğini savundu.
Görüşmelerin ilk aşamasının sona ermesinin ardından, uzman ekiplerin ele alınan konular üzerindeki yazılı metinler aracılığıyla teknik görüş alışverişine geçtiği bildirildi.
İslamabad Görüşmeleri olarak adlandırılan zirvede heyetlerin düzeyi dikkat çekiyor:
► İran Heyeti: Meclis Başkanı “Muhammed Bakır Kalibaf” başkanlığındaki heyette Dışişleri Bakanı “Abbas Erakçi”, Savunma Konseyi Genel Sekreteri “Ali Ekber Ahmediyan” ve Merkez Bankası Başkanı “Abdunnasır Himmeti” yer alıyor.
► ABD Heyeti: Başkan Yardımcısı “JD Vance” başkanlığındaki ekipte, Donald Trump’ın damadı “Jared Kushner” ve Orta Doğu Özel Temsilcisi “Steve Witkoff” bulunuyor.
► Arabulucu Pakistan: Başbakan “Navaz Şerif”, Dışişleri Bakanı “İshak Dar” ve Genelkurmay Başkanı Orgeneral “Asım Münir” mekik diplomasisini yürütüyor.
Müzakereler devam ederken İran kanadından süreci etkileyecek sert bir açıklama geldi. İran Cumhurbaşkanı Birinci Yardımcısı “Muhammed Rıza Arif”, karşılığı olmayan bir uzlaşmaya imza atmayacaklarını belirterek şu ifadeleri kullandı:
"İslamabad’da ‘önce İsrail’ diyenlerin temsilcileriyle karşılaşırsak hiçbir anlaşma sağlanmayacak."
Bu çıkış, Tahran’ın masadaki kırmızı çizgilerini net bir şekilde ortaya koyarken, İran Cumhurbaşkanı “Mesud Pezeşkiyan” da sosyal medya üzerinden heyetine destek vererek, "İran heyeti, ülkenin çıkarlarını tüm gücüyle ve cesurca korumaktadır" açıklamasında bulundu.
Yarı resmi Tesnim Haber Ajansı, genel konularda bir mesafe kat edildiğini ancak teknik detayların incelenmesi için görüşmelerin bir gün daha uzatılabileceğini aktardı. Kısa bir aranın ardından yeniden başlayan görüşmelerde, uzman heyetlerin detaylı tartışmalara girdiği ve metin üzerindeki çalışmaların sürdüğü kaydedildi.
=======================
Orta Doğu’da müzakere belirsizliği sürerken Hürmüz Boğazı’nı kapalı tutan İran, Husilerin Babülmendep Boğazı’nın boğazın kapatılmasına yönelik tatbikatlar gerçekleştirildiğini bildirdi.
Orta Doğu’da yeni tur müzekereler için belirsizlik sürerken İran tarafında dünyayı endişelendiren gelişme yaşandı.
İranlı yetkililer, Yemen’deki müttfefikleri Husiler üzerinden yeni bir hamle sinyali verdi.
Yapılan açıklamada, Yemen’deki Husilerin Kızıldeniz’in giriş kapısı olan Babülmendep Boğazı’nı da trafiğe kapatacağı duyuruldu.
Bu arada Husilerin son günlerde boğazın kapatılmasına yönelik tatbikatlar gerçekleştirdiği ve bu yöndeki hazırlıkları tamamlandığı da aktarıldı.

Dünya enerji ticaretinin en kritik noktalarından biri olan Hürmüz Boğazı’nın yanı sıra Babülmendep’in de kapatılması ciddi sonuçlar doğurabilir.
Arap Yarımadası ile Afrika arasında yer alan boğaz, Kızıldeniz’i Aden Körfezi ve Hint Okyanusu’na bağlıyor.
Kızıldeniz’in girişinde yer alan Perim Adası’yla iki kanada ayrılan yaklaşık 32 kilometre uzunluğundaki boğazın batı kanalının genişliği 26, doğu kanalının genişliğinin ise 3 kilometre olduğu belirtiliyor.
https://www.sozcu.com.tr/babulmendep-kapatilir-mi-p315768
=======================
ABD’nin kısa sürede Hürmüz Boğazı’na ilişkin harekete geçmesi beklenirken, boğazın bir kısmının ele geçirilmesi planı Başkan Trump’a sunuldu. İran dini lideri Hamaney ise, Basra Körfezi ve Hürmüz Boğazı’nın geleceğinde ABD’nin olmayacağını savunarak, “Hürmüz Boğazı’nda yeni bir sayfa açılıyor” dedi
ABD ile İran arasında 8 Nisan’da varılan ateşkes anlaşması sonrası Pakistan arabuluculuğunda yapılan görüşmelerden sonuç çıkmayınca, bölgedeki belirsizlik hali devam ediyor. Hürmüz Boğazı’nın kapalı kalmaya devam etmesi, dünya ekonomisini zora sokarken, ABD’nin konuyla ilgili yakın zamanda adım atması bekleniyor. Ateşkes için cumartesiye kadar olan süreç ‘kritik’ görülüyor.
“Axios” haber platformunun haberinde, ABD Genelkurmay Başkanı Dan Caine ve CENTCOM Komutanı Amiral Brad Cooper’ın Başkan Trump’a dün bir brifing verecekleri öne sürülmüştü. CENTCOM’un müzakerelerdeki çıkmazı aşmak amacıyla İran’a yönelik “altyapı hedeflerini de içeren bir saldırı dalgası” hazırlığında olduğu iddia edildi. Trump ile paylaşılması beklenen bir başka planın da Hürmüz Boğazı’nın bir kısmının “ele geçirilmesi” ve ticari faaliyetlere yeniden açılması olduğu aktarılan haberde, böyle bir operasyonun kara kuvvetlerini de içerebileceği iddia edildi. Bununla birlikte ABD yönetiminin, Hürmüz’deki kısıtlamalar dolayısıyla diğer ülkelere, gemilerin bölgeden geçişini sağlayacak yeni bir uluslararası koalisyon kurulması için çağrıda bulunduğu iddia edildi. “Wall Street Journal” gazetesinin haberine göre, ABD Dışişleri Bakanlığı, yurt dışı misyonlarına bu yönde bir not gönderdi. “Denizcilik Özgürlüğü Yapısı” olarak adlandırılan bu girişimin, “birleşik bir kararlılık göstermek” için önemli olduğuna dikkat çekilerek, söz konusu koalisyonun ABD Dışişleri Bakanlığı ve CENTCOM tarafından ortak yürütüleceği aktarıldı.
https://www.milliyet.com.tr/dunya/hurmuz-icin-kritik-gunler-7580179
=======================
Beyaz Saray’daki gizli toplantıda İran’a yönelik ‘son darbe’ planı masaya yatırıldı. Toplantıdan sızan bilgiler arasında ‘yeni hedef’ listesi ise dikkat çekti. İşte detaylar...
ABD’de kapalı kapılar ardında gerçekleşen kritik bir toplantı, yeni bir savaş senaryosunu gün yüzüne çıkardı. ABD Merkez Kuvvetler Komutanı (CENTCOM) Brad Cooper, Başkan Donald Trump’a İran’a yönelik olası “son darbe” planlarını içeren kapsamlı bir brifing sundu.
Amerikan basınından Fox News’te yer alan haberlere göre, Beyaz Saray’daki Kriz Odası’nda yapılan görüşmede Cooper, olası bir operasyonun çerçevesini çizdi. Sunulan planlar arasında, Trump’ın yeniden saldırı kararı alması halinde devreye sokulabilecek “kısa ama son derece güçlü bir saldırı planı” dikkat çekti.
İddialara göre hedef listesi oldukça geniş. Sadece İran’ın kalan askeri unsurları değil, aynı zamanda lider kadrosu ve kritik altyapı noktaları da olası saldırı hedefi kapsamında değerlendiriliyor. Bu durum, planın yalnızca bir askeri müdahale değil, doğrudan yönetimin kalbine yönelik bir hamle olabileceği yorumlarını da beraberinde getirdi.
Pentagon’un gündeminde ise dikkat çeken bir başka başlık var: Tahran’a karşı “gizli koz” olarak kabul edilen yeni nesil hipersonik füze sistemi “Kara Kartal”. Bu silahın yaklaşık 3 bin 200 kilometre menzile sahip olduğu ve İran’ın kalan balistik füze rampalarını doğrudan hedef alabilecek kapasitede olduğu belirtiliyor.
Kriz Odasındaki gizli toplantı sızdı İrana son darbe planı ortaya çıktı: İşte ABDnin yeni hedef listesi
Bununla birlikte bölgede askeri hareketlilik de artıyor. ABD’ye ait B-1B Lancer tipi bombardıman uçaklarının bölgedeki varlığını artırdığı, bu uçakların yüksek miktarda mühimmat taşıyabildiği ifade ediliyor. Bu gelişme, olası bir saldırının sadece plan aşamasında kalmayabileceği ihtimalini güçlendiriyor.
Öte yandan Trump, Kriz Odası’ndaki toplantı öncesinde Oval Ofis’te gerçekleştirdiği basın toplantısında "İran bir anlaşma yapmak için can atıyor. Size sadece bunu söyleyebilirim. Detaylara girmek istemiyorum. Ama nükleer silah sahibi olmalarına izin verilemez" ifadelerini kullandı.
Hatırlanacağı üzere ABD ve İsrail, 28 Şubat’ta İran’a yönelik saldırılar başlatmış, Tahran yönetimi ise Körfez’deki ABD varlıklarına misillemelerle karşılık vermişti. Bu süreçte Hürmüz Boğazı’nın kapanması küresel dengeleri sarsmıştı.
8 Nisan’da Pakistan’ın arabuluculuğuyla ateşkes ilan edilmiş, ardından İslamabad’da kritik görüşmeler gerçekleştirilmişti. Ancak taraflar arasında kalıcı bir anlaşma sağlanamamıştı.
Son olarak Trump’ın ateşkesi tek taraflı olarak uzattığı, ancak yeni bir takvim açıklamadığı biliniyor. Tüm bu gelişmeler, perde arkasında çok daha büyük bir planın adım adım ilerlediği yorumlarını güçlendiriyor.
=======================
Alman medya devi Telegraph ve Politico haber kuruluşlarının sahibi Axel Springer’in Yönetim Kurulu Başkanı Mathias Döpfner, İsrail’e desteği çalışmak için şart koşması haber merkezinde isyana yol açtı. Elde edilen bir ses kaydında Döpfner’in, çalışanlarla yapılan bir toplantıda ‘İsrail’i desteklemeyecekseniz istifa edebilirsiniz’ ifadelerini kullandığı ortaya çıktı.
Telegraph ve Politico haber kuruluşlarının sahibi Axel Springer’in Yönetim Kurulu Başkanı Mathias Döpfner, gazetecilerin, İsrail’i desteklemesi aksi taktirde istifa etmeleri gerektiğini savundu.
Axel Springer Üst Yöneticisi Döpfner’ın, gazetecilerin, İsrail’i desteklemesi ya da istifa etmesi gerektiğini ima eden açıklamaları, "haber merkezlerinin bağımsızlığının tehdit altında olduğu" yönünde eleştirilere yol açtı.
Politico haber sitesinde bu hafta yaşanan gerilim, Axel Springer’in 2021’de satın aldığı yayın organında çalışan gazetecilerin, Döpfner’i "yayını kendi siyasi gündemini ilerletmek için kullanmakla" suçladıkları mektubu göndermesiyle ortaya çıktı.
Gazeteciler, göreve yeni başlayan Genel Yayın Yönetmeni Jonathan Greenberger’e ilettikleri mektupta, Döpfner’in son görüş yazılarının, "tarafsız haber kaynağı olarak kurumun itibarını zedeleme riski taşıdığını" belirtti.
Gazeteciler, üst yönetiminin belirlediği ideolojik çizginin, özellikle İsrail’e ilişkin haberlerin sunumunu etkileyebileceğinden endişe duyduklarını dile getirdi.
Jewish Insider gazetesinin elde ettiği ses kaydına göre, Döpfner çalışanlarla yapılan bir toplantıda, İsrail’e desteğin, şirketin kimliğinin merkezinde yer aldığını savundu.
"Temel ilkeler nedeniyle veya temel ilkelerden birine katılmayan hiç kimse, Axel Springer için çalışmamalı. Temel ilkeler çekici değilse, temel ilkeler bir çekim gücü oluşturmuyorsa, temel ilkeler bu şirkette çalışmak için bir neden oluşturmuyorsa, başka şirketlerde çalışmayı tavsiye edebilirim."
İsrail’e bağlılığın, "özgürlük, serbest piyasa, bireysel özgürlük ve ifade özgürlüğü" gibi 5 temel değerden oluşan "esaslar" çerçevesinin parçası olduğunu savunan Döpfner, bu desteği söz konusu ilkelerin hemen ardından konumlandırdı.
"Eğer bu, birinin sorgulamak isteyeceği bir şeyse, o zaman gerçekten değerlerimizin en temel ilkelerine dokunuyoruz ve bu da basitçe şu karara yol açabilir; bu konuda çok şeffafız, o zaman Axel Springer ile bu kadar temel düzeyde farklı inançlara sahip birinin gerçekten uygun olup olmadığı bireysel karardır."
Geçen yıl Die Zeit gazetesinde yayımlanan sızdırılmış bir e-postada da Döpfner’in, siyasi görüşlerini özetlerken, "Siyonizm her şeyin üstündedir. İsrail benim ülkem." ifadesini kullandığı aktarılmıştı.
==========================
- - - - - - - -
- - - - -
a45UyF587661
- - - - - - - - - - - - -
| Gruba mesaj göndermek icin | : | ozgur-...@googlegroups.com |
| Gruba uye olmak icin | : | ozgur-gunde...@googlegroups.com |
| Grup kurucusuna yazmak icin | : | 0raj....@neomailbox.net / oraj....@openmail.cc |
| Grup Sayfamiz | : | https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/ |
| Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz | : | http://orajpoyraz.blogspot.com/ |
| Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.) |
: |
Oraj....@erkin.cc 0raj....@neomailbox.net oraj....@openmail.cc |