Kumandanların cepheden gönderdikleri saraya kurula gelir, padişaha arz ederler, padişahın onayından sonra telgrafla cepheye uygulama emirleri gönderilirdi.
Meclis-i Askerî denilen bu kurultayın reisi; Sadrazam, azaları ise; Serasker, Bahriye Nazırı, Tophane Müşiri ile diğer bazı müşirler ve bazı vekillerdi. Bir süre sonra mazul vekillerden de bazıları bu kurultaya üye oldular.
Başta kurultayın esas vazifesi ordunun lojistik ihtiyaçlarını temin etmek, cephane ve erzakını yetiştirmek idi. Fakat az zaman sonra kumandaya ve askerî hareketlere karışır oldu. Hele mağlubiyetler baş gösterdikçe bu askerî meclisin masa başında kumanda işlerine karışması arttı. Meclis kumandanların genel karargâhı haline geldi. Başlangıçta kurultay üyelerinin sayısı reisle beraber 13 iken, sonraları bunun sayısı 25’e kadar çıktı. Artık işler görülemez hale dönüştü.
Böyle bir meclisin oluşumunda yolsuzluk ve tehlike varken bir de üye seçimlerinde isabet yoktu. Üyelerden bazılarının ne dediğini bilmez, gerçeği kavramaz; bazıları da ömründe askerlik yapmamış, hatta bir silah bile atmamış, ordu ve savaşın ne olduğunu bilmez ahmak ve cahillerdi. (Mir’at-ı Hakikatten)
Nihayet 26 Mayıs 1877’de yalnız savaş harekâtına bakan bir Meclis-i Umûr-i Harbiye (Savaş İşleri Meclisi) adıyla ikinci bir kurultay kuruldu. Bu kurultaydaki üyelerin çoğu asker ve nispeten azdı.
Savaş işleri ve orduya verilecek emirler Meclis-i Hass-ı Vükelâ, Meclis-i Muhtelit-i Umûmi, Meclis-i Askerî, Heyet-i Müşavere-i Harbiye veya Meclis-i Umûr-i Harbiye adlarındaki kurultayların müzakereleriyle oyalandı, ezildi, büzüldü, işe yaramaz ve fayda vermez bir hale büründü.
Bununla beraber Serasker Redif, Tophane Müşiri Mahmud Celaleddin Paşa ve Mabeyn Feriki Said Paşalardan oluşan ve Yıldız Sarayında toplanan ayrıca Hususî Kurultay, hükümdara müşavirlik vazifesi görürdü. Mâbeyn Başkâtibi Said Paşa da ara sıra meclisin müzakerelerine iştirak ederdi. Bu komisyon daha sonra literatürde 1877 Rus Muharebeleri’nin Yıldız’dan idare edildiği yer olarak anılmıştır.
Yıldızdaki merkez yönetimi ile cephelerdeki birlikler arasında 37 binden fazla telgraf metni gönderilmiş olduğunu biliyoruz.
Önemli emirler çoğunlukla bu meclis tarafından kararlaştırılır ve hükümdarın onayı ile kumandanlara tebliğ olunurdu. Karışık ve içinden çıkılması güç olan ve neticesinde sorumluluk sezilen sorunlar öteki kurultaylara havale edilirdi.
Osmanlı Ordusunda emir ve kumandadaki karışıklık bundan ibaret değildi.
Ordunun Rumeli Cephesi kumandanı Serdar-ı Ekrem Abdülkerim Nadir Paşa idi. Bir süre sonra azledilince yerine Tuna Başkumandanlığı unvanıyla Müşir Mehmed Ali Paşa tayin edildi. Azlolunan Serasker Redif Paşanın yerine de vekâleten Fosfor Mustafa Paşa getirildi.
Mehmed Ali Paşaya verilen bütün Rumeli Orduları Kumandanlığı kuru bir sözde kalmıştır. Aşağıdaki biyografisinden de görüleceği üzere 6 Temmuz 1877’de müşir olmuş, bundan 13 gün sonra da umum kumandanlığa getirilmiştir. Oysa Osman Paşa ve Süleyman Hüsnü Paşa kendisinden kıdemli paşalardı.
21 Temmuz 1877’de saraydan başlıca birer grup kumandanı sayılan Mehmed Ali Paşa, Osman Paşa ve Süleyman Hüsnü Paşalara çekilen telgraflarda:
Kumandanlardan hangisi gayretli ve başarılı olursa maddi ve manevi ödül verileceği ve Seraskerlik Makamı’nın vekâletle yönetildiği belirtilerek kazanan kumandanın Serasker tayin olunacağı ima edilmiştir.
Böylece Mehmed Ali Paşa yalnız Tuna Şark Ordusu Kumandanı kaldı ve bu üç büyük grup kumandanı arasında bir bağ kurulamadıktan başka bir de rekabet hastalığına uğratıldılar.
Kumandadaki dağınıklık bununla da kalmış değildir. Savaş yerlerindeki kıta kumandanlarından başka büyük rütbeli mevki kumandanları da vardı. Bunlar da doğrudan doğruya Saray ve İstanbul makamlarıyla iletişimde idiler ve emirler alır uygularlardı. Hâsılı cephede kumanda düzeni olmadığından her kumandan merkezle irtibatlıydı.
Son derece vesveseli ve vehimli olan II. Abdülhamid, kumandanların ve askerin hâl ve vaziyetlerini araştırmak ve gözaltında bulundurmak merakında idi. Güvendiği yaverlerinden birçoğunu ve hele o tarihte Başyaveri Mehmed Paşayı savaş yerlerine gönderir, teftiş ettirir ve bunlardan aldığı fikir, mütalaa ve malumat üzerine hareket ederdi.
Kumandanlar askerî hareketler ve işler için Saray'a , Sadaret ve Seraskerlik makamlarına, Tophane Müşiriyetine yani ayrı ayrı dört yere müracaata mecbur oluyorlardı. Bu makamlar da aldıkları telgraf veya mektupları birbirlerine bildirirler, bir taraftan da yukarıda ismi geçen kurultaylara verirlerdi. Bu yüzden aynı iş için birçok mektuplaşmalar olur ve pek çok külfetler yüklenilir, boş yere kıymetli zamanlar kaybedilirdi.
Plevne düştükten sonra II. Abdülhamid, ordunun bir yerde toplanmasından korktuğundan ve o aralık rakipsiz kalan Müşir Süleyman Paşaya güvenmediğinden, hele Balkanlardan sonra orduya verdiği yanlış ve hatalı emirlerle hem bunu hem de memleketi pek acıklı felaketlere uğratmıştır.
31 Ocak 1878’de Edirne Ateşkes Anlaşmasından sonra, başlayacak olan barış görüşmelerinin ağır geçeceği endişesiyle Abdülhamid olağanüstü bir toplantı düzenledi. Bu toplantıya bütün bakanlar, eski sadrazamlardan Mehmed Rüştü Paşa ve Edhem Paşa, eski Şeyhülislam Hayrullah Efendi, Âyan Meclisi reisi Asım Paşa ve ileri gelen ulema paşalar ile feriklerden bazı askerî ümerâ, devlet ileri gelenlerinden bazı şahsiyetler, Mebusan Meclisi Başkanı Hasan Fehmi Efendi, İstanbul mebuslarından Astarcılar Kethüdası Ahmed Efendi ile Hüdavendigâr-zade Ohannes Efendi ve Bursa Mebusu Bahaeddin Efendi, 13 Şubat 1878 Çarşamba günü Yıldız Sarayına davet edildiler.
Başvekil Ahmed Vefik Paşa, durum hakkında kısa bir konuşma yaparak, İngiliz Donanmasının Marmara Denizine girdiğini ve Mudanyada bulunduğunu, Rus Ordusunun İstanbul'a yürüyecek olursa ya karşı koymakla yeniden savaşa tutuşmak yahut barış yapılmak konusunda bir karara varılması hususunu dile getirdi.
Askerî ümera, güçlerinin Rusyaya karşı koymaya yetmeyeceğinden barış yapılması yönünde görüş bildirdi. Diğer katılımcılar da bu görüşü destekleyen mütalaada bulundular. Fakat Şeyhülislam Halil Efendi, âyandan Kazasker Hilmi Efendi, Ruslar'a karşı konulması görüşünü savundular. Eski Tophane Müşiri Damad Mahmud Celaleddin Paşa, Rus Ordusunun İstanbul'a girmesinin saltanatın yıkılmasını intaç edeceğini söyleyerek buna muhalefet etti. Yeni Tophane Müşiri olan Namık Paşa:
Mademki İngiliz gemilerinin gelmesine mani olmak mümkün değildir. Rus fırkasının da İstanbul’a girmesi tabiidir. O durumda Osmanlı Hükûmeti’nin nüfuzu kalmayacağından Ruslar Padişahımızı tahakkümü altına alırlar. Böyle bir duruma meydan vermemek için Padişahımızı ve Vükelâ Heyeti’ni Anadolu yakasına geçirmek icap eder.
dedi. Fakat hazır bulunanlar:
Padişahımızın ve Vükelâ Heyeti’mizin İstanbul’dan çıkması, çöküşümüzü çabuklaştıracağından asla caiz değildir.
diyerek Namık Paşanın sözünü kestirdiler.
O sırada mebuslardan Astarcılar Kethüdası Ahmed Efendi birden ayağa kalkarak, o zamana kadar hiç alışılmadık bir dille hitap etti:
Padişah huzurunda böyle toplantı yaparak işlerimize çare düşünülmesi zamanında gerekti. Siz bizim düşüncelerimizi çok geç soruyorsunuz. Felaketin önünü almak kabilken bize ciddi şekilde başvurmalıydınız. Mebusan Meclisi, kendi bilgisi dışında olarak meydana gelmesine sebebiyet verilmiş bir durumdan dolayı asla mesuliyet kabul etmez. Bundan başka Meclisin müzakere ettiği meselelere ait görüşlerin hiçbiri dinlenilmemiştir. Kararlar yerine getirilmemiştir. Yine tekrarlarım, Mebusan Meclisi bugünkü güçlüklere sebep olan olaylardan dolayı hiçbir mesuliyet kabul etmez.
Abdülhamid bu sözlere sinirlenerek bizzat cevap verdi. Bu savaşa ait hiçbir mesuliyetin kendisine râci olamayacağını, bu sözleri kabul etmeyeceğini; bilakis kendisine düşen vazifeyi ifadan dolayı milletinden mükâfat beklediğini ileri sürüp, Hazine-i Hassa Nazırına hitaben:
Said Paşa! Şu herife bir cevap ver, heyet işitsin.
buyurdular. Said Paşa bu savaşa nasıl girilmiş olduğunu uzun uzun anlattı. Sarayın harbin idaresine karışmadığını ileri sürdü.
Fakat Astarcılar Kethüdası Ahmed Efendi bu sözlere önem vermeden ısrarını sürdürdü. Esnaftan bir adamın bir padişahı yüzüne karşı alenen tenkidi Osmanlı Devletinde ilk defa oluyordu. Abdülhamid tekrar ayağa kalkıp eskisinden daha sert bir tavırla müdahalede bulundu.
Bu sözleri garazkârâne bularak kesinlikle kabul etmeyeceğini ve kendisine düşen vazifeyi ifa etmiş olduğunu tekrarladı ve şimdi bile kendisine katılacaklarla veya tek başına Rusların üzerine yürüyüp ölünceye kadar dövüşmeye hazır olduğunu; ancak Astarcılar Kethüdası’nın hükümdarına karşı gösterdiği cür’etten dolayı cezasını yine meclise havale ettiğini, çünkü bazı garazkârların böyle davranışlarla bu dar zamanda Devletin işlerini güçleştirmeye çalıştıklarını ilave etti.
Sözlerini de:
Ben artık dedem Sultan Mahmud’un yolunda gitmeye mecbur olacağım.
diye bitirdi. Bu suretle babası Abdülmecidin ilan ettiği Tanzimat devrinden II. Mahmudun mutlak idare tarzına dönmek niyetinde olduğunu anlatmak istedi.
Abdülhamid hakikaten de öyle yaptı. Kanun-ı Esasinin kendine verdiği yetkiye dayanarak meclisi feshetti.
O sırada mecliste bulunanları bir hayret kapladığından Astarcılar Kethüdası Ahmed Efendiyi bir odaya kapatıp gözaltına aldılar. Ahmed Vefik Paşa, saltanat makamı aleyhine konuşmuş bazı mebusları derhal memleketlerine gönderdi. Padişah ise bunların örfî idare mahkemesinde yargılanmalarını istiyordu. Ahmed Vefik Paşa bunu doğru bulmamış ve doğuracağı tepkiyi hesaplayarak İstanbuldan uzaklaştırılmalarının yeterli olacağına padişahı ikna etmişti.
Midhat Paşanın baskısı, Ziya ve Namık Kemal Beyler gibi meşrutiyet yanlılarının yardımıyla 23 Aralık 1876’da Kanun-ı Esasi ilan edilerek meşruti idare sistemine geçilmişti. Ancak 19 Mart 1877’de açılan Meclis-i Âyan ve Meclis-i Mebusan, 14 Şubat 1878’de Sultan II. Abdülhamid tarafından 93 Harbiyle ilgili tartışmalar sonucunda kapatıldı.
Hüseyin Avni Paşa sağ olup da Serasker bulunsaydı, harpten anlamayan II. Abdülhamidin kendi işine karışmasına rıza göstermezdi. Bu durumda savaşın Yıldız Sarayından idaresi söz konusu olmaz, muhtemelen savaşın seyri de değişirdi. Merhum Emekli General İbrahim Halil Sedesin değerlendirmesini arz ediyorum:
Hüseyin Avni Paşa Ispartalıdır. Mekteb-i Harbiyenin ilk defa çıkardığı Erkân-ı Harp sınıfının birincisiydi. Azamet ve temkiniyle nam salmış olup tehdidini yerine getirmeye muktedir bir âmirdi. Ordu erkânı büyük bir saygıyla yanına girerler, hatta ferikler de müsaade etmedikçe ve yer göstermedikçe ayakta emir telakki ederlerdi. Hiddet gösterdiği nadiren görülmüştür.
1869 senesi teşkilatıyla son derece yeterli bir organizatör olduğunu göstermiştir. Osmanlı Ordusu, bu Rus Savaşında meydana koyduğu savaşçılık kabiliyetini ve kazandığı başarıların bir kısmını Hüseyin Avni Paşanın himmetiyle yapılan düzenlemeye ve yine onun gayretiyle satın alınan silahlara borçludur.
Osmanlı Devletini ortadan kaldırmaya azmetmiş olan Çarlık, birçok siyasi karışıklık çıkartmakla beraber Osmanlı Ordusunda intizam bağlarını bozacak vasıtalara müracaattan da geri durmamıştı.
Yerini o aralık başka bir zatın dolduramayacağı bilinen ve aynı zamanda Rus Politikası aleyhtarlığıyla tanınmış olan Hüseyin Avni Paşanın öldürülmesinde Rus Elçisi General İgnatiyeffin önemli bir rol oynadığı kanaati vardır.
Sultan Aziz devrinde Rus Elçisinin Saraydaki kadınlar arasında da sıkı taraftarları bulunduğu muhakkaktır. Hüseyin Avni Paşayı öldüren Çerkez Hasan, Saraydaki kadınlardan birinin yakın akrabası idi. İntikam almak gayretiyle bu adamın işlediği cinayetin bu kadınlar teşvikçisiydiler.
Hüseyin Avni Paşa hayatta ve Seraskerlik makamında kalmış olsaydı savaşın neticesi başka türlü tecelli edecekti. Olayların akış şekli araştırılınca bunu bir gerçek olarak kabulde tereddüt edilmez.
Altı defa Seraskerlik makamına gelen Hüseyin Avni Paşanın, birinci defa bu vazifeyi üzerine aldığı zaman yaptığı ilk iş rütbelerin tasfiyesi olmuştur. Abdülmecid zamanında devletin ileri gelen büyük memurlarının çocuklarının genç yaşlarda büyük rütbelerle Erkân-ı Harbiye Dairesine memur edilmeleri hemen hemen âdet olmuştu. Hüseyin Avni Paşa bu gibilerin kayıtlarını ordudan kayıtsız şartsız sildirmiştir.
Elhasıl Osmanlı Ordusunu yeniden silahlandıran ve buna tekrar bir düzen veren bu zat olmuştur.
[1] Emekli General İbrahim Halil Sedesin Hüseyin Avni Paşa hakkındaki değerlendirmesi makalenin sonunda EK olarak verilmiştir.
[2] İbrahim Halil Sedes, 1877-1878 Osmanlı-Rus ve Romen Savaşı, Genelkurmay yay., Askerî Matbaa, 1935, s.122 / Mesut Uyar, Cumhuriyet Tarihi Araştırmaları Dergisi, Yıl 18, Sayı 36 (Güz 2022), s.616.
[3] H. Hikmet Süer, 1877-1878 Osmanlı-Rus Harbi, Genelkurmay Basımevi, Ankara, 1993.
[4] Abdülhamidin eniştesi olup, Cemile Sultanın kocasıdır. Taifte Midhat Paşa ile birlikte 7 Mayıs 1884 gecesi boğdurularak öldürülmüştür.
[5] Büyük Said Paşa veya İngiliz Said Paşa olarak da bilinir.
[6] Küçük Said Paşa olarak da bilinen, Mehmed Said Paşadır.
[7] Erol Özbilgen, Osmanlı’nın Balkanlardan Çekilişi, Süleyman Hüsnü Paşa ve Dönemi, İz Yayınları, 2. Baskı, İstanbul, 2012, s.97.
[8] Erol Özbilgen, a.g.e., s.96.
[9] Mehmed Ali Paşa, Macarlı lakabıyla bilinir. 18 Kasım 1827’de Almanyanın Magdeburg şehrinde Fransız Protestan mezhebine mensup bir aileden doğmuş olup asıl adı Carl Detroit idi. Erken yaşta anne ve babasını kaybedince bir gemiye muço olarak girmiş ve 14 yaşında Bebekte demirleyen gemiden karaya çıkarak Osmanlıya iltica etmiştir. Âli Paşanın himayesine giren Carl Detroit, Müslüman olarak Mehmed Ali adını almıştır. Mehmed Ali, büyük bir arzu ile Türkçe öğrenmiş ve Harbiyeye kabul edilmiştir. Mehmed Ali, Harbiyenin 6. dönem mezunları arasında 1853 yılında Kırım Harbinin çıkması yüzünden erkân-ı harp eğitimi tamamlanmadan bir yıl önce kurmay diploması verilmeden kıtaya çıkarılmıştır. Kırım Harbinde Şumnuda Serdar-ı Ekrem Ömer Lütfi Paşanın karargâhında görev yapan Mehmed Ali, 1862 Karadağ Seferinde de paşanın maiyetinde bulunmuştur. 1869 yılında generalliğe terfi eden Mehmed Ali Paşa, 1873 yılında Yunan sınırında 300 Arnavut eşkıyayı astırarak asayişi sağlamış ve 1875 yılında ferik olmuş, 1876 Hersek Olaylarında Yenipazar Kolordusu komutanlığına getirilmiştir.
1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı sırasında Yenipazar Komutanı iken 6 Temmuz 1877 tarihinde 49 yaşındayken müşir (mareşal) olmuştur. Mehmed Ali Paşa, 19 Temmuz 1877 tarihinde Tuna Ordusu Umum Kumandanlığına tayin edilmişse de kısa bir süre sonra başarısız bulunarak 2 Ekim 1877’de görevden azledilmiştir. Bu azilden sonra kısa süreli olarak Bosna Umum Kumandanlığı ve sonra Sofya Ciheti Kumandanlığına atanan Mehmed Ali Paşa, 1877 sonlarında İstanbul’a çağrılarak Heyet-i Müşavere-i Harbiye Riyasetine getirilmiştir. Bir ara Girit Fırka Komutanlığına tayini düşünülmüşse de Sultan 25 Aralık 1877 tarihinde şimdilik tehir etmiştir. Daha sonra Mehmed Ali Paşanın aktif bir görev olmayan Dâr-ı Şûrâ-yı Askerî azalığına getirildiği görülmektedir.
Mehmed Ali Paşa, 13 Temmuz 1878’de imzalanan Berlin Barış Antlaşmasında Osmanlı İmparatorluğunu temsilen Nafıa Nazırı Karatodori Paşa başkanlığında ve Berlin Büyükelçisi Sadullah Bey ile birlikte heyette yer almıştır. Sınır görüşmeleri için bulunduğu Yakovada 7 Eylül 1878’de Arnavut asiler tarafından öldürülmüştür. Hasip Saygılı, Karadeniz Araştırmaları, Yaz 2015, Sayı 46, s.137-152.
[10] İbrahim Halil Sedes, 1877-1878 Osmanlı-Rus ve Romen Savaşı, İstanbul Askerî Matbaası, 1935, Cilt 1, s.121-126.
[11] Mahmud Celaleddin Paşa, Mir’at-ı Hakikat, haz. İsmet Miroğlu, Berekât Yayınları, İstanbul, 1983, s.558-559 / Midhat Sertoğlu, Mufassal Osmanlı Tarihi, Ankara, TTK Yayınları, Cilt VI, s.3323-3324.
[12] Âdem Korkmaz, Midhat Paşa, TTK Yayınları, Ankara, 2019, s.5.
[13] Kurmay.
[14] Generaller.
[15] İbrahim Halil Sedes, 1877-1878 Osmanlı-Rus ve Romen Savaşı, İstanbul Askerî Matbaası, 1935, Cilt 1, s.122.

- - - - - - - -
- - - - -
a45UyF587661
- - - - - - - - - - - - -
| Gruba mesaj göndermek icin To send a message to the group |
: |
ozgur-...@googlegroups.com |
| Gruba üye olmak icin To join the group |
: |
ozgur-gunde...@googlegroups.com |
| Grup kurucusuna yazmak için To write to the group founder |
: |
0raj....@neomailbox.net / oraj....@openmail.cc |
| Grup Sayfamız Our Group Page |
: |
https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/ |
| Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz You can also check out my blog if you wish |
: |
http://orajpoyraz.blogspot.com/ |
| Yeni web sayfam Our new website |
: |
https://erkin.cc/ |
| Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan
ulaşın.) Email addresses (Contact us here if you have any problems.) |
: |
Oraj....@erkin.cc 0raj....@neomailbox.net oraj....@openmail.cc |