BERGAMA'
NIN YUNANLILAR TARAFINDAN İŞGALİNDEN SONRA YAŞANAN KATLİAM
VE
ZULÜMLER! 1. BÖLÜM.
Bu
belgeler, Milli Mücadele döneminde Batı Anadolu’daki Yunan
işgali sırasında yaşanan hak ihlallerini ve zulümleri kayıt
altına alan resmi bir askeri yazışmalardır. 14. Kolordu
Komutan
Vekili Albay Kâzım Bey (Özalp) tarafından Harbiye Nezareti’ne
gönderilmiştir. Belgelerin temel amacı, işgal bölgelerindeki
durumu belgeleriyle ortaya koymak ve bu kanıtları uluslararası
soruşturma heyetlerine sunarak Türk davasının haklılığını
diplomatik alanda da savunmaktır.
BELGELERİN
GÜNÜMÜZ TÜRKÇESİ:
Belge
No: 2378
On
Dördüncü
Kolordu Komutanlığı Şube Numarası: 1945 Evrak Numarası: 11245
Bandırma Karargâhı 19.8.35 (19-Ağustos-1919)
Yüce
Harbiye Nezaretine (Savaş Bakanlığına)
Kişiye
özeldir.
Yunan
birliklerinin kolordu bölgesinde işgal ettiği yerlerde
yaptıkları
zulümlere dair deliller ve kesin belgelerle toplanan ve bir
araya
getirilen bilgilerin özetini içeren rapor ekte sunulmuştur. Bu
raporun bir nüshası -İngiliz Heyetinin Soma’dan ayrılışından
sonra toplanmış olan bazı bilgiler hariç olmak üzere- hem
tarafımdan hem de Redd-i İlhak Heyetleri tarafından sözü
edilen
heyete sunulmuş olmakla beraber; çok daha fazla ayrıntı içeren
bu raporun dahi İzmir’de toplanacak olan İtilaf Devletleri
Soruşturma Heyeti’ne verilmek üzere hazırlandığı arz olunur.
On
Dördüncü Kolordu Komutan Vekili Miralay (Albay) İmza (Kâzım)
Genelkurmay
Başkanlığı Dairesine / 25 Ağustos 35 (1919)
Yunan
kuvvetlerinin Bergama ve çevresindeki işgali sırasında
gerçekleştirdikleri olayları anlatan raporun günümüz
Türkçesine
çevirisi:
Belge
No: 2378 (Sayfa 66-67)
Yunan
birliklerinin işgal ettikleri bölgelerde işledikleri görülen
ve
anlatılan acı olaylar o kadar çoktur ki bunların söylenmesi ve
sayılması mümkün olmayıp, ancak belgelere dayanan olaylar
özetle
aşağıda sayıldığı gibi sunulmuştur. Bu olayların şahitleri;
Bergama’dan eski Kadı Reşadiye Kadısı Celal Efendi, eski
Belediye Başkanı Küçük Mehmetzade Mustafa Efendi, İdare
Meclisi
üyelerinden Hadimizade Mustafa Efendi, Aşar Kol Memurlarından
Kadri, Çandarlı Müderris Halit, Tekel Korucusu Cemal, Yedek
Subaylardan Süleyman Naci, Kınıklı Abdullah Efendiler ve
Yukarı
Çayır’dan Ahmet oğlu Ahmet Ağa, Köçekli Köyü’nden
Kayserilioğlu Mustafa Bey ve Bergama, Dikili, Kozak, Soma ve
Kınık
muhacirlerinden olup kendilerinden bu konuda her zaman
ayrıntılı
bilgi alınabilir.
Bergama’yı
ilk işgalinde Yunanlıların yaptıkları zulümler ve acı olaylar:
1-
Yunan kuvvetlerinin Bergama’ya girmesinin
ardından Tepealtı Köyü’ne gönderdikleri beş süvari ve yirmi
piyade ile köyün imam ve muhtarını öldürmüşler ve ikinci
muhtarı dövüp hayvanları yağmalamışlardır. Muhtar Mehmet Emin
Efendi’nin öldürülme sebebi; saldırıya uğrayan bir kadının
ırzını korumaya çalışmasından kaynaklanmıştır. Bu cinayetin
hemen ardından Bergama Redd-i İlhak Heyeti tarafından protesto
edilmiştir.
2-
Aynı gün Bergama’da Selimiye Kahvesi önünde
oturmakta olan Kazcı Mehmet oğlu Hulusi, işgal birliği
komutanlığına götürülmüş ve işgalin üçüncü günü tabur
karargâhında başı gövdesinden ayrılmış ve gözleri kasatura
ile oyulmuş halde ölüsü bulunmuştur.
3-
Aşağıkırklar Köyü’nden Kürt Hüseyin
sebepsiz yere öldürülmüş ve evi yağmalanmıştır.
4-
Bergama bağları içinde Bergamalı. ...'nın eşi.
...'ya ve Bergama’nın Bahçetepe mevkisinde Selanik
muhacirlerinden isimleri kaydedilemeyen iki kız çocuğuna
tecavüz
edilmiştir.
5-
İşgalin ikinci günü Simitçikapısı’ndaki
Yunan karakol askerleri tarafından Deveci Deli Ahmet’in
oğulları
soyulurken, yükselen feryatlar üzerine yardıma giden korucu
Mustafa Efendi’nin üzerine iki el ateş açılmış ve adı geçen
kişi tarafından Yunan komutanına şikâyette bulunulmuştur.
Şikâyet dikkate alınmadığı gibi, bu şikâyetten rahatsız olan
Yunan askerleri Araplı Ovası’ndaki Tuzcu Mustafa’nın
çiftliğini yakmış, yağmalamış, hayvanlarını öldürmüşler
ve kendisine de ateş açmışlarsa da isabet ettirememişlerdir.
6-
Hacı Niyazi Efendi’nin ortağı Ahmet Efendi’nin
arabasını kırıp hayvanlarını kestiler, araba enkazından ateş
yakıp hayvanlarını pişirdiler.
7-
Demirciler Mahallesi’nden sığır çobanı
Mustafa ve Emirsultan Mahallesi’nden Boğa Mustafa’nın evlerine
saldırdılarsa da kadınların feryadı üzerine çekildiler.
8-
Bergama’ya ikinci kez gelen Yunan kuvvetleri,
kapalı bulunan bütün evlerin kapılarını kırıp eşyaları
tamamen yağmalamış ve bu sırada göç edemeyerek evlerinde
kalmış
olan Çakırlardan Caferoğlu Veli’yi, Kesenteli Mehmet’i,
İbrahim Usta oğlu Hayrettin’i, Nalcı Molla Hüseyin’in eşi
Ayşe’yi, Paşazade İbrahim Ağa’yı, Alaiyeli Pabuççu Mustafa
Usta’yı, Kozaklı Terzi Mustafa’yı, Okçular Köyü’nden
Ali’yi, Hacıilyas Mahallesi’nden Ali Efendi’nin oğlu
İbrahim’i, Eşmeci Mahallesi’nden Katırcı Hacı Mehmet’i
sebepsiz yere öldürmüşlerdir.
9-
Bergama köylerinden Kurfallı’da Hasanoğlu
Cemal, Bozköy’de Mehmet sebepsiz yere öldürülmüşlerdir.
10-
Alacalarda Mustafa‘nın eşi Gülsüm tecavüze
uğradıktan sonra öldürülmüş, Salihli’de. ...’nın on bir
yaşlarındaki kızına tecavüz edilmiştir.
11-
Bergama Telgraf Müdürü Alim Efendi ile
haberleşme memuru ağır şekilde yaralanmış ve bugün yaşayıp
yaşamadıkları bilinmemektedir. Emirsultan Camii İmamı Hafız
Ahmet Efendi dahi sebepsiz yere öldürülmüştür.
12-
Bozköylü Arnavut Abdurrahman’ın zorla bin
liralık kağıt parası ile elli altın lirasını ve
Aşağıkırklar’dan Osman Ağa’nın parasını ve eşyasını
zorla gasp etmişlerdir.
13-
Bergama’nın Yukarıkırklar Köyü’nden seksen
beş yaşında ihtiyar Molla İbrahim Bergama’ya gittiğinde, orada
Ermenilerin buna karşı olan kinleri nedeniyle ihbar etmeleri
sonucunda öldürülmüştür.
Belge
No: 2378 (Sayfa 67-69’un devamı)
13.
(Devam). ..İbrahim’in ağzını kulaklarına kadar bıçakla kesip
ağzına gem taktılar ve Bergama’nın içinde gezdirdiler. Sonra
tırnaklarını bütün halkın gözü önünde kerpetenle kesip
parmaklarını bıçakla yardılar ve dört gün sonra parçalayarak
öldürdüler. Bu olayı görenler ve Kırklar halkının o gün
pazara giden kısmı buna şahit olmuştur.
14-
Bergama’da Çerkez İdris Ağa’nın evlatlığı
on yaşında kız çocuğunun bekaretini bozduktan (tecavüz
ettikten) sonra sekiz-on kişi üzerinden geçtikten sonra
vücudunu
boylamasına ikiye ayırıp parçaladılar.
15-
Bergama’nın Doğancı Köyü’nden altmış beş
yaşında Hacı Mehmet Ali Ağa’yı ve Demirci Hüseyin Usta
Mahdumları (oğulları) Abdurrahim ve Ahmet’i ve Kovacı
Mehmet’in
oğlu Ramazan’ı gözlerini oyup bağırsaklarını çıkardıktan
sonra parçalamışlardır. Bunları "Bergama’dan
kumandan çağırıyor" diye kendilerine müfreze
tarafından belge vererek Bergama’ya sevk etmişler ve bu
şekilde
yolda öldürdükten sonra mezarlarını da Caber Köyü’nden Ahmet
oğlu Ahmet’e zorla kazdırıp gömdürmüşlerdir.
16-
Dikili’de Yegiçoğlu Molla oğlu ile Arap Sait
ve sekiz arkadaşı feci şekilde katledilmişlerdir.
17-
Bergama Müftü Vekili Cami Hatibi Halit Efendi’nin
annesiyle komşusu diğer ihtiyar bir kadın Bergama’da bir
müddet
samanlıkta saklanırlar. Açlığın etkisiyle orada daha fazla
kalamayıp Soma istikametine kaçarlarken yolda tesadüf eden
Yunan
askerleri tarafından ateşe maruz kalırlar, bir tanesi ölür.
Halit Efendi’nin annesi de öldü sanılarak ateş kesilir. Yaralı
olarak hayatta kalan bu kadın geceleyin kalkıp kaçabilir.
Bugün
Kırkağaç’ta oğlunun yanında tedavi altındadır.
18-
Bergama’da. ... Camii İmamı. ... Efendi’nin
kızı. ... Hanım’ın bekaretini beş-on Yunan askeri bozduktan
sonra karakoldan karakola gezdirilerek her gün üzerinden kırk,
elli asker geçti ve darp ile işkence edildi. Bugün çaresiz kız
Yunan askeri elindedir. "Tekrar"
Yunan’ın daveti ve bir şey yapmayacağına dair olan sözü
üzerine göçten vazgeçip köylerine dönen Bergama’nın Ayaz
Köyü’nden Demirci Süleyman Usta oğlu Osman, Paşa Mustafa, Hacı
Hüseyin oğlu Mustafa, Zağmanas Köyü’nden Adalı Süleyman ve
Çerkes Musa isimli kişiler, orada bulunan kişilerin önünde
Yunanlılar tarafından parça parça edilerek öldürülmüşlerdir.
19-
Bergama’nın Paşa Köyü’nden cami mütevellisi
yetmiş yaşında İbrahim, yetmiş beş yaşında kulakları sağır
Hatip Halil Efendi, Kara. ... Hakkı, yetmiş yaşında Küçük Veli
Ağa ismindeki adamlar; Paşa Köyü’nde parça parça yapılarak
öldürüldüler.
20-
Soma’dan Birinci Soruşturma Heyeti sıfatıyla
gelen Fransız subayını Bergama’ya arabasıyla götüren Arabacı
Mehmet Pehlivan, Fransızları Bergama’da bıraktıktan sonra
dönüşte Yunanlılar tarafından parçalanmıştır. Ölüsünün
bile nerede olduğu bugün bilinmemektedir.
21-
Bergama’nın Cumalı Köyü’nden Emin isminde
bir ihtiyar köylünün iki ayağını ayırmak ve karnını yarmak
ve sonrasında başını ezmek suretiyle öldürmüşlerdir. Oraya
gelen İngiliz subayı buna şahittir. Yine adı geçen köyden
seksen yaşında bir ihtiyar kadın süngü ve kurşunla
parçalanmıştır. Köy halkı buna şahittir.
22-
İşgalin ikinci cuma günü alaturka saat üçte,
altı Yunan askeri Bergama’nın batı tarafında ve kasabanın bir
saat mesafesinde Beyli Köyü’ne giderek bütün evlere girip
saldırarak, erkek ve kadınları dışarı çıkarmak için
silahlarıyla tehdit etmeye başladıkları sırada bu durumu
engellemeye çalışan Köy Muhtarı Yamak oğlu Emin’i kurşunla
katletmişlerdir.
23-
Bergama’nın Doğancı Köyü ileri gelenlerinden
ve halkından Bergama’ya Yunanlılar tarafından çağrılan elli
beş yaşlarında İdris Efendi, altmış beş yaşında Hacı Harcı
ile altmış beş yaşında Hacı Mehmet Ali isimli adamlar suçsuz
oldukları halde iki gün tutuklu kaldıktan sonra hapishanede el
ve
ayakları kesilmek, gözleri çıkarılmak suretiyle
katledilmişlerdir.
24-
İşgalin ikinci günü Kınık halkından. ...
oğlu. ... ile yirmi beş yaşında eşi. ... ve evlatları dokuz
yaşında İbrahim, Sazlık mevkisinde tarlalarında çalışmakta
iken dört Yunan askeri tarafından adı geçen kadının ırzına
geçilmiş, kocası ve oğlu süngü ile katledilmiştir.
25-
Yine Kınık Aşağı Mahallesi’nden Karazeybek
oğlu Hüseyin, eşi Fatma ve kızı Hatice ile beraber Kuruçay
mevkisindeki tarlalarından gelirken yolda Yunan askeri
tarafından
tutulup orman içinde kadınların ırzına geçmişler, sonra üçünü
de süngüleyerek öldürmüşlerdir.
26.
Yine Kınık’ın Aşağı Mahallesi’nden Karamankuzuları
mevkisindeki tarlasında çapa yapmakta iken elli beş yaşındaki
Vesile Nine isimli kadın Yunanlılar tarafından süngülenerek
öldürülmüştür.
27-
İşgalin ikinci cuma günü Bergama’nın
Ertuğrul Mahallesi’nden ve Rumeli muhacirlerinden Münadi
(Tellal)
Hacı Süleyman’ın eşi ile Emirsultan Mahallesi’nden Çorapçı
Hacı Mehmet’in eşleri, Hastane Caddesi’nden geçerlerken
önlerine çıkan iki Yunan askeri tarafından peçeleri yırtılmış,
"Siz de bizim gibi açık gezeceksiniz"
gibi
bazı sözlü tacizlerde bulunulduktan sonra kovulmuşlardır.
28-
Bergama’nın Sofular Mahallesi’nden Sarıçalar
Köylü. ... ile eşi aynı mahalleden Yörükkızı. ... isimli
kadınlar bağ işçiliğine giderlerken Şeytankırı mevkisinde beş
silahlı Yunan askeri tarafından tecavüze uğramışlardır.
29-
İşgalin üçüncü cumartesi günü Bergama’nın
Koyunköprüsü mevkisinde, şu an muhacir olarak Uşak’ta bulunan
Paşazade Mustafa Ağa’nın mülkiyetindeki çiftliğe gelen dört
silahlı Yunan askeri çiftlikteki koyun sürüsünden çobanı darp
ederek iki koç ve kuzu ile iki tulum peynir ve beş altı tavuk
gasp
etmişlerdir. Aynı gün Bergama’nın Karaçayır mevkisindeki
Tuzcu Mustafa’nın çiftliğinden sekiz silahlı Yunan askeri
"Demirden kale kapısını kırarak" odadan
iki değerli kilim ve iki tüfek gasp etmişlerdir. Bu olay
üzerine
ertesi gün aynı sekiz Yunan askeri şikâyet edildiği için
kalenin pencere ve camlarını kırmak, eşyayı yakmak ve kâhyayı
darp ve işkence etmek gibi zulümler yapmışlardır. Aynı günde
Vakıflar mevkisinde bulunan Bergama eşrafından Camcızade
Mehmet
Efendi oğlu ile İdare Meclisi ve Belediye üyelerinden Hafız
İsmail ve kardeşleri Şevket ve damatları Kenan Efendilerin
ortak
mülkiyetindeki çiftliğe giren yedi silahlı Yunan askeri,
kapıları
kırıp odadaki bir av tüfeği ve tabancayı, meralardaki iki dana
ve on kadar tavuğu zorla alıp hizmetçilerini dövmüşlerdir.
Ayrıca Tavşantepesi denilen mahalde kırk dönüm arazi içinde
biçilen arpa demetlerini hayvanlarına yedirmek için nakliye
arabalarıyla karargâha taşımışlardır. Aynı gün Maltepe
mevkisinde Mahkeme-i Bidayet Azasından Müftüzade Hacı Niyazi
Efendi’nin yirmi dönüm tarlasındaki biçilmiş arpaları
hayvanlarına yem yapmak için doldurmakta olan Yunan
askerlerine
engel olmak isteyen Niyazi Efendi’nin ortağı Ahmet’i öldürmek
derecesinde darp etmişler ve tarladaki ineğinin iki yaşındaki
danasını zorla orada kestikten sonra etini ve arpa demetlerini
arabalara koyup götürmüşlerdir; bu durum kumandanlarına
şikâyet
edilmişse de bir sonuç alınamamıştır.
30-
Bergama’nın Ayşebacı Mahallesi’nden Hacı
Mollazade Hacı İbrahim’in, Aşağıkırklar Köyü civarındaki
ve Doğancı Mahallesi’nden Bektaşzade Hasan Ağa’nın Kraloğlu
Tepesi mevkisindeki ve Solak Halil Mahallesi’nden Çerkes
Hüseyin
Bey’in Araplıçeşme mevkisindeki çiftliklerinin arpalarıyla
Aşağıkırklar Köyü’nden Firuzoğlu İsmail’in ve köyden
diğer üç şahsın hanelerini ve Bergama’nın Dikili bölgesindeki
Çamköy, Babaköy, Tekke ve Esenli köylerini yakıp yıkmışlardır.
31-
Bergama’nın Turanlı Bucağı’nda Bergama
eşrafından Hacıpaşazadelerin çiftliklerinde, Bergama’dan
Leblebici Bey’in eşi Fatma ve diğer kızı Behice Hanımlar
çiftliğe zorla giren Yunan alçakları tarafından kaçırılmıştır.
32-
Mal varlıklarını gasp etmek amacıyla
Bergama’nın Kurşunlu Mahallesi’nden Çizmeci Hacı Süleyman
hanesinde, keza Bergama’dan Bozkırlı Hacı Mehmet Efendi’nin,
keza Bergama’nın Doğancı Mahallesi’nden Balabanlı Hacı Yusuf
oğlu Hacı Halil tarlasından kasabaya gelirken, İbnimürsel
Mahallesi’nden servet sahiplerinden Dilsizoğlu Hacı Ahmet
Ağa’yı
bütün aile bireyleriyle beraber katletmişler, ailelerinin
ırzına
geçip mallarını yağmalamışlardır.
33-
Bergama’dan Hatipzade Mustafa Efendi’nin
sakalını yolup fena halde işkence etmişlerdir.
34-
Tahsildar Halil Efendi oğlu Mehmet Emin Efendi’yi
zorla Zagnos’a kılavuz olarak götürüp katletmişlerdir.
35-
Bergama’nın Hacıilyas Mahallesi’nden
Derinceli Ali Molla oğlu İbrahim’in hanesinde, Kulaksız
Camii’nde Manisalı Hafız Hoca, Fransız Heyetine Yunan zulmü
aleyhinde şikâyette bulunduğu gerekçesiyle, Gazi Hayrettin
Mahallesi’nden Abdülkadir Efendi ile eşi ve kızının ırzına
tecavüz ettikten sonra hanesinde katletmişlerdir.
36-
İplikçi Yunus Mahallesi’nden İmam Tahir Efendi
oğlu Tevfik Efendi’nin himayesindeki on yaşındaki kızın
bekaretini bozduktan (tecavüz ettikten) sonra, Doğancı
Mahallesi’nden Eminoğlu ile birlikte Doğancı Mahallesi’nden
Eminoğlu ile birlikte ve Senetli Köyü’nden Cevik Ali ve oğlu
Hüseyin ile Ahmet Çavuşoğlu Süleyman’ın gözlerini oyup,
tırnaklarını sökerek katletmişlerdir.
37-
Sependil Köyü’nden Bostanoğlu Süleyman, Ahmet
Çavuş oğlu Süleyman, Cevik Ali oğlu Hüseyin, Kara İbrahim,
Koca Mahmut ve Toplu Mahmut oğlu Hüseyin’e birçok işkence
yaptıktan sonra; Koca Mahmut’un kız kardeşi Cevriye’nin, Cevik
Ali’nin kızı Raziye’nin namuslarına defalarca saldırıp
tecavüz ettikten sonra hepsini katletmişlerdir.
38-
Bergama’nın Gazi Hayrettin Mahallesi’nden
Abdülkadir Efendi ile eşini, oğlunu ve kızını; ayrıca Doğancı
Mahallesi’nden kâr ve zarar ortağı damadı Emin’i feci şekilde
katletmişlerdir.
39-
Poyracık’ta Çerkez Toplu Zekeriya ve Şaban Ali
oğlu katledilmiş; Kapancıoğlu İbrahim Ağa, Çerkez Hasan ve
İsmail, Kahveci Topal ve Balıkçı Yusuf aileleri ve eşleriyle
beraber katledildikten (öldürüldükten) sonra kadınlara tecavüz
edilmiştir.
40-
Bergama‘nın Babakebir Mahallesi’nden. ...
oğlu. ...’nın kızının tecavüze uğramasına engel olmaya
çalıştığı için kollarını sopalarla kırarak feci şekilde
katletmişlerdir.
DEVAM
EDECEK!
KAYNAK:
T.C.
Milli Savunma Bakanlığı
Arşiv
ve Askeri Tarih Daire başkanlığı
Askeri
Tarih Belgeleri Dergisi
Ocak 1992
sayı: 93




Oraj POYRAZ(0raj....@neomailbox.net)
L2fSIJNoA0xfSNxA
--
- - - - - - - - - - - - - - - -
İncilin etkisi okuyan kişinin cahilliği ile doğru orantılıdır.?…
~Robert G.Ingersoll~
- - - - - - - - - - - - - - - -
Eksi reel kira olmaz ama eksi reel faiz olur.
~EGE CANSEN~
- - - - - - - - - - - - - - - -
Herkesi hosnut etmek her babayigidin harci degildir.
~Anonim Nasihat~
- - - - - - - - - - - - - - - -
Sevda Kalıcıdır
Kayboldum
Bir köpeğin çocuğu beklediği gibi
Hasterle kamaşık yüreği
Kayboldum
Bağırırlar,seslerini yankısı dönmez geri
Dönemez bir türlü
Kayboldum
Herkesin adı okunur,düşmüştür onunki
Kayboldum
Yıllarca beraber uyumak uyanmak
Suya ve ekmeğe uzanmak birlikte
Tartışmak,küsüşmek,sevişmek
Ama sevda nerde sevda nerde
Kayboldum
Kimilere göre hüzündü kimlire nostalji
Kimler tutkun idi kimler unuttu
Siz hepiniz ölüleri ve mezarları seversiniz
Çoğa sürmez bir gün bende beklerim
~Gülten Akın~
- - - - - - - - - - - - - - - -
RIFAT SERDAROĞLU: KRİZ YÖNETMEK
Televizyonların ve köşe yazarlarının neredeyse tamamı aynı
kanaatte…
Hepsinin dediği şu; Saray virüs salgını krizini iyi yönetiyor…
Öyleyse bunları söyleyenlere soruyorum;
Nereden biliyorsunuz? Hiç kriz yönettiniz mi?
18 yıldır AKP hangi krizi akla-bilime-topluma saygılı olarak
başarıyla yönetti?
En yeni örnek Elazığ depremi değil mi? Bu kriz başarıyla yönetildi
mi?
24 Ocak 2020’de Elazığ-Sivrice İlçesi merkezli 6.8 büyüklüğünde
olan depremde 41 insanımız yaşamını kaybetti 1607 vatandaşımız da
yaralandı.
Depremden bu yana yaklaşık 2 ay zaman geçti. Elazığlı
vatandaşlarımızın dertleri çözüldü mü?
Hayır çözülmedi İnanmayan gitsin görsün. İnsanlarımız hala çamur
içinde kalmış çadırlarda her türlü hijyen şartlarından yoksun
olarak yaşamaya çabalıyorlar…
Bu arada Asrın Liderinin “YAZLIK SARAYI” tamamlandı…
Vatandaşına depremde başına yıkılan evine karşılık geçici de olsa
prefabrik bir ev vermeyen fakat gösteriş için kendisine utanmadan
ikinci-üçüncü Sarayları yapıp bitiren bir yönetim için hangi
düşünce yoksunu “Krizi başarıyla yönetiyor” diyebilir ki?
Bilimi-aklı-deneyimi-uzmanlığı en öne koyan çağdaş devletler olası
krizleri “henüz gerçekleşmeden” planlar eğitimlerini
hazırlıklarını yaparlar. Bir felaket olduğunda devlet-yerel
yönetimler-sivil toplum kuruluşları ve yöre halkı ne yapacağını
nasıl davranacağını önceden bilir ve en az kayıpla krizin
atlatılması gerçekleştirir.
Çağımızın yeni dertlerinden olan biyolojik savaşlar çeşitli virüs
saldırıları nükleer saldırılar siber saldırılar gibi felaketler
için önceden hazırlıklar yapılır görevliler belirlenir.
Tıpkı olası bir savaş sonucu gerilla harbi yapacakların isimleri
düşman istilasını önlemek için hangi yolların hangi köprülerin
kapatılacağı hangi yerlere mühimmat biriktirileceği hangi
barajların patlatılacağı gibi stratejik planların önceden
hazırlanıp devletin “KOZMİK ODALARINDA” saklandığı gibi…
Ama sizin yöneticileriniz kendi ülkesine ve insanına düşmansa Türk
Devletini yıkmaya kararlı iç ve dış düşmanlarla işbirliğine girip
devletinizin sırlarını yabancı istihbarat örgütlerinin maşası
olmuş bir Cemaat aracılığıyla kozmik odalarını açarsa bu ihanet
sebebiyle Türk Devletinin sırları yabancıların eline geçerse o
zaman çok iyi yetiştirilmiş 833 vatan evladı terör örgütü
tarafından infaz edilir ve sizin ruhunuz bile duymaz.
Değerli Okurlar;
Önümüzdeki yıllar küresel ısınma çevre katliamı su savaşları
biyoteknoloji siber savaşlar ve dijital devrimlerin yaşanacağı bir
dönem olacak.
Bu günkü gibi çok sayıda pandemik enfeksiyonlarla da
karşılaşacağız.
Türk Milleti bu felaketlere bilimle-akılla-çalışmakla-teknoloji
geliştirmekle ve uzmanlığa saygılı danışmaya açık bir kadro ile
hazırlanmalıdır.
Böylesine riskli bir döneme “Dindar-Kindar” nesiller yetiştirme
iddiasında biat kültürüyle yetişmiş hala ortaçağ kafasına sahip
ahlakı bozuk yöneticilerle giremeyiz.
Korkuyla suskunlukla uyuşuklukla beni sokmayan yılan bin yaşasın
mantığıyla devam edersek kendi gelecek nesillerimizin yok
olmalarının sebebi oluruz.
Aynı şekilde 18 yıldır ülkemizi İhvan kafasıyla yöneten Siyasal
İslamcı anlayışın alternatifi olarak bize dayatılmaya çalışan “Geç
Uyananlara” da geçit vermemeliyiz. Bunlarda bir keramet olsaydı
şimdiye kadar görürdük…
Hala uyumaya devam eden muhalefet partilerine “Uyumaya devam
ediniz” demeliyiz.
Allah aşkına şu soruyu lütfen kendinize sorun;
Türk askerini düşmanla çevrili bir arazide aç susuz mazotsuz
elektriksiz bırakan bir kafaya böylesine basit planlamayı dahi
yapamayan bir kafaya şehitlerimizin naaşlarını kamyon kasasında
üst üste nakleden şehitlerimize “Kelle” diyen bir kafaya hala
güvenmeye devam edecek misiniz?
Sizlerin verdiği iktidar gücünü sizlere karşı sopa olarak kullanan
cahillerden korkmaya devam edecek misiniz?
Ne yapalım mı diyorsunuz?
Bunun için Çoban Ateşi Hareketini hazırladık ve sizin emrinize
sunduk.
ÇAH’nin ustaları hiçbir makama talip değildir.
Kadınlarımızı-gençlerimizi- dünyadaki muhataplarından saygı gören
bürokrat ve akademisyenlerimizi yetiştirip Türk Milletine emanet
edeceğiz.
Türk Milletinin Çoban Ateşinden başka şansı yoktur. Sahip
çıkacağız.
Gerçekleri Türk Milletine anlatıp önlerine düşeceğiz.
Dünyanın tüm emperyalist devletlerine yeri öptüren kahraman bir
neslin çocukları olarak bu Oslo hainlerinin Kandil uşaklarının
çakma ve hırsız milliyetçilerin FETÖ’yu başımıza bela edenlerin
Reza Zarrab denen şerefsizin önüne yatanların din
istismarcılarının hakkından gelmek ÇAH için çocuk oyuncağıdır.
Yeter ki Türk Milleti olarak bizlere sahip çıkın…
Ne Mutlu Türküm Diyene ve Sözünden Dönmeyene…
Sağlık ve başarı dileklerimle 16 Mart 2020
- - - - - - - - - - - - - - - -
Ubi fumus, ibi ignis
Duman varsa ates de vardir. (Ates olmayan yerden duman cikmaz)
~Latin Atasozu~
- - - - - - - - - - - - - - - -
YILMAZ ÖZDİL : İTALYA
17 Mart 2020
İtalya…
Hepimiz için ibret dolu.
Neleri yanlış yaptılar neleri eksik yaptılar şu anda ne
yapıyorlar?
Derslerle dolu.
★
(İtalya’yı Türkiye’de en iyi bilen gazeteci kimdir derseniz…
Değerli arkadaşım Korcan Karar’dır.
Orada okudu orada gazetecilik yaptı öğrencilik arkadaşları var
meslektaşları var bağını hiç koparmadığı 40 yıllık dostları var.
Türk-İtalyan ilişkilerine katkılarından ötürü İtalya cumhurbaşkanı
tarafından “onur nişanı”na layık görüldü “cavaliere” unvanı
verildi basında bu ödüle layık görülen ilk gazeteci oldu.
Korcan’dan rica ettim İtalya notları derledi. )
★
Virüsün salgına dönüştüğü Lombardiya bölgesi İtalya’nın en zengin
bölgesi… Dünyanın en ünlü moda markalarının merkezi Milano
Ferrari’nin üretildiği Modena Fiat’ın üretildiği Torino parmesanın
başkenti Parma hepsi kuzey İtalya’da yeralıyor.
Halbuki virüs salgınının güney İtalya’da nispeten garibanların
yaşadığı nispeten hijyen sorununun yaşandığı Sicilya’da çıkması
beklenirdi Napoli’nin kırılması beklenirdi. Ama öyle olmadı.
Tam tersi oldu.
En zengin bölgede patladı.
Çünkü…
Bu bölgede 20 bin euroluk çantayı 10 bin euroluk ayakkabıyı ucuza
maletmek için Çinli işçi çalıştırılıyor Çin kasabaları var
aileleriyle birlikte onbinlerce Çinli işçi yaşıyor. Bunlar yılbaşı
tatili için ülkelerine gittiler geri döndüler gelirken virüs
taşıdılar.
İşte bu yüzden İtalya’nın ve hatta Avrupa’nın en zengin
bölgelerinden biri olan Lombardiya’da salgın patladı.
★
(Türkiye’de sansürleniyor haber yapılması engelleniyor ama
Türkiye’de maden inşaat ve tekstil sektörlerinde 20 binden fazla
Çinli işçi çalışıyor. Bunların kaçı yılbaşında Çin’e gidip geldi?)
★
Marcello Ugolini…
Yıllardır devlet televizyonu RAİ1 ve devlet radyosu GR2’de görev
yapan İtalya’nın en tecrübeli en güvenilir gazetecilerinden biri.
Türkiye’ye ne söylemek istersin diyoruz?
İlk lafı şu oluyor…
“Bu iş çok ciddi bu işi çok ama çok ciddiye almanız gerekiyor”
★
Başlarda tıpkı Türkiye’de şu anda olduğu gibi “sokağa çıkmayın”
laflarına inanmadıklarını belirterek anlatıyor…
“Sosyal medyaya bakıyorsunuz balkonda şarkı söyleyen İtalyanları
görüyorsunuz bomboş yolları filan görüyorsunuz hastaneleri
görmüyorsunuz…
Perde arkasında yaşananlar yani hastanelerde yaşananlar
yayınlanmadığı için görmüyorsunuz…
Ben size gerçeği söyleyeyim…
İnsanlar komaya girerek ölmüyor insanlar bilinci açıkken boğularak
ölüyor.
Yeterli solunum cihazı yok.
Burada doktorlar mecburen insan seçiyor yaşlılar yerine gençleri
seçmek durumunda kalıyorlar bu çok zor bir durum doktorların
psikolojisi darmadağın oluyor.
İnsanlar tek başlarına ölüyor.
Yakınlarını son kez göremeden ölüyor.
İnsanlar cep telefonlarından görüntülü bağlanıp vedalaşıyor.
Lütfen çok ciddi düşünün.
Lütfen çok ciddiye alın.
Lütfen çok ciddi davranın.
Başımıza büyük felaket geldi.
60 milyonluk İtalya uyarılara kulak asmadığı için böyle oldu. ”
★
İtalya’da mezarlıklar gömüye kapatıldı.
Coronavirüs’ten ölenler bu mezarlıklara gömülmüyor.
Virüsten ölenler için ayrı mezarlıklar yapılıyor.
Özel tabutlarla tören yapılmadan…
Akrabaları çocukları bile katılamıyor.
Devlet alıyor götürüyor gömüyor.
★
Corona hastaneleri kuruluyor.
Roma’da sırf virüs için 1.500 yataklı hastane yaptılar dün açıldı.
★
Meşhur Milano fuarı dünyanın en ünlü moda markaları resmi geçit
yapardı dünyanın en ünlü mankenleri defile yapardı… Milano
fuarı’nın kapalı alanı 1.600 yataklı hastane haline getirildi.
★
Yine Milano’da San Rafaele hastanesinin bahçesine iki dev çadır
kuruldu kapalı tenis kortları gibi Corona19 hastanesi adı verildi.
★
(Bizim umrecilere yaptıkları gibi hiç kimseyi otobüslere doldurup
üniversite yurtlarına filan tıkmıyorlar. Virüs tespit edilen
hastaların tamamı hastane ortamında hekimlerin hemşirelerin
gözetiminde tutuluyor. )
★
Bu işin ilacı yok aşısı yok.
Solunum cihazı gerekiyor.
İtalya’nın en büyük eksiği işte bu cihaz.
İstersen 100.000 yatak hazırla solunum cihazı yoksa hikaye.
Solunum cihazı yoksa yoğun bakım ünitelerinin karantinaların
hiçbir manası yok.
★
İtalya Avrupa Birliği’nden yardım istedi.
Kimse vermedi.
Almanya Fransa solunum cihazını boşver maske bile vermedi.
Güya ortaklar.
Herkes kendi derdine düştü anlı şanlı ortaklığın maskesi düştü…
Sınırlar yok deniyordu.
Sınırlar duvar oldu.
★
ABD'den yardım istediler.
Gelmedi.
★
Çin’den yardım istediler.
Wuhan’dan kalkan uçak önceki gece Roma Havalimanı’na indi.
Çinli doktorlar hemşireler sağlık personeli geldi.
Hemen peşinden yine Çin’den gelen bir kargo uçağı indi.
Bir kargo uçağı dolusu solunum cihazı ve tıbbi malzeme getirdiler.
Gözyaşlarıyla ve alkışlarla karşılandılar… Virüs Çin’den çıktı ama
şu anda İtalyan halkının en sevdiği en saygı duyduğu millet
Çinliler.
★
(Türkiye’de kaç adet solunum cihazı var? Üç aydır virüs alarmı
yaşanıyor bu konuda çaba harcandı mı? İğneden ipliğe ithalat yapan
saman bile ithal eden Türkiye solunum cihazı ithalatı yaptı mı?)
★
İtalya’da sadece Lombardiya bölgesinde şu anda günlük 300 bin
maske gerekiyor. Eczaneden aldığımız eften püften maskelerden
değil doktorların hemşirelerin taktığı maskelerden her gün 300 bin
adet gerekiyor. Ve yok.
★
Virüsün tespit edilmesi için test yapılması gerekiyor.
Yeterli sayıda test kiti yok.
Kaç kişiye bulaştığını tespit edemezsen karantina önlemi alabilmen
de imkansızlaşıyor hastanelere kaç kişinin hücum edeceğini
kestirebilmen de imkansızlaşıyor.
★
(Türkiye dünyada en az virüs testi yapan ülkelerden biri… Neden?
Türkiye’de neden parmakla gösterilecek kadar az test yapılıyor?
Test kiti mi yok? Fiyatları makyajla enflasyonu düşük göster
işsizleri makyajla işsizliği düşük göster test yapma virüs az
çıksın öyle mi?)
★
İtalya’daki trajedi nedeniyle sadece Avrupa Birliği kavramı değil
“süper güç” algısı da değişti.
Uçak gemim var nükleer denizaltım var tanklarım var bu savaşta
hiçbir işe yaramıyor…
“Süper güç” olmak çok iyi hastanelere çok işi sağlık ekipmanlarına
yeterli sağlık personeline sahip olman anlamına geliyor.
Kendisini “süper güç” zanneden G8 üyesi İtalya şu anda zavallılığı
yaşıyor.
Silahlı kuvvetler elbette çok önemli ama sağlık ordun zayıfsa
sağlık orduna gerekli ekipmanı sağlamıyorsan ülkenin sınırlarını
koruyabilmen vatandaşının canını koruyabilmen mümkün olmuyor.
★
Diego Alba.
47 yaşındaydı.
Milano’da acil servis ambulanslarında görevli tıp teknisyeniydi.
Yüzlerce virüs vakasına koştu fedakarca çalıştı.
Önceki gün virüsten öldü.
★
Elena Pagliarini.
24 saat aralıksız çalışmıştı suratında maskesiyle bilgisayarının
üstüne yığılmış uyuyordu beraber çalıştığı doktor arkadaşı cep
telefonuyla fotoğrafını çekti… Virüsle mücadelenin sembolü oldu.
Devlet televizyonunda kendisiyle röportaj yapıldı.
Açık yüreklilikle anlattı…
“Hazırlıksız yakalandık ne yapacağımızı bilmiyorduk hangi hastaya
koşacağımı şaşırmıştım sedyenin kenarından geçerken elimi
yakalayıp ‘ne olur beni kurtar’ diyorlardı yardım isteyerek
gözlerimin içine bakan o insanlarımızın çaresizliğini ömrümün
sonuna kadar unutamayacağım dedelerimiz ikinci dünya savaşı gibi
inanılmaz bir badireyi atlatmayı başarmıştı biz de torunları
olarak bunu atlatacağız direneceğiz ama lütfen ciddiye alın lütfen
evlerinizden çıkmayın lütfen hijyeninize dikkat edin. ”
★
Emekli sağlık personelleri göreve çağırıldı.
Doktorluk hemşirelik gerçekten kutsal meslekler… Yaşı itibariyle
en yüksek risk grubunda olan emekli hekimler bile göreve koştu.
★
İtalya’da anakara ve adaları dahil her yer kapalı.
Sadece eczaneler süpermarketler fırınlar ve benzinciler açık.
Bunun dışında her yer kapalı.
★
İnsanlar sokağa karneyle çıkıyor…
Yanlış okumadınız…
Herkesin bağlı olduğu bir karakol var sabah o karakola mail
atıyorsunuz veya cep telefonunuzdan mesaj atıyorsunuz “şu sokakta
şu evde oturuyorum ismim şu çıkıp ekmek alacağım” diyorsunuz az
sonra size geri dönüyorlar “şu saatte çıkabilirsiniz” diyorlar siz
o mail’i print yapıp cebinize koyuyorsunuz veya cep telefonunuza
yolluyorlar anca öyle çıkıyorsunuz.
Kapıdan çıkar çıkmaz illa ki polis durduruyor izin kağıdınızı
soruyor gösteremezsen derhal evine dön diyorlar.
★
İtalya’da ömür uzun.
Nüfusun önemli bölümü 80’in üzerinde.
Yaşlıların ihtiyaçları valilikler ve belediyeler tarafından
karşılanıyor.
Hergün kapılarının önüne gerekli yiyecekleri ve ilaçları
bırakılıyor temas yok kapının önüne bırakıp zili çalıyorlar teslim
aldığı görene kadar bekliyorlar yarın sabah tekrar geliyorlar.
★
(Bilim kurgu filmi değil.
Türk halkına anlatılmayan gerçekler bunlar. )
★
Nakit para kullanılmıyor.
Sadece kredi kartı kullanılıyor.
Marketlerde yağma filan yaşanmıyor çünkü içeriye tek tek alınıyor.
Marketlerin kapısının önünde sarı çizgi var herkes o sarı çizginin
arkasında en az birer metre arayla sırada bekliyor içerden bir
kişi çıkıyor bir kişi giriyor.
★
Cebimde nakit bulunsun desen bankamatiğe gidiyorsun para yok.
Bankalar kapalı.
Bankamatiğe para koyacak olan personel işe gelmiyor.
Şimdilik herkes kredi kartından idare ediyor bir ay sonra kredi
kartları şişecek kenarda paran yoksa nasıl ödenecek kimse
bilmiyor.
★
İtalyan şehirlerindeki evler sefertası gibi metrekareleri küçücük
evler… Hayatı gece gündüz sokakta yaşamaya alışık olan İtalyan
halkının eve kapanmaktan psikolojisi bozuldu.
Sağlık bakanlığı özel telefon hattı kurdu arıyorlar uzmanlardan
psikolojik destek alıyorlar.
★
Herkes çoluk çocuk evde olduğu için İtalyan televizyonları izlenme
rekorları kırıyor.
Ünlülerle telefon bağlantıları yapılıyor.
Özellikle toplumun sevdiği saydığı sanatçılar ekranlarda
konuşturuluyor herkes gibi evde olduklarını vakit geçirmek için
neler yaptıklarını anlatıyorlar sağlık bakanlığının uyarılarını
tekrar ediyorlar bu yöntem toplumun uyarılara kulak vermesi
açısından daha etkili oluyor.
★
Televizyonlardaki yiyecek içecek reklamlarında patlama var.
Tarihte görülmemiş sürede reklam veriliyor.
Ama ürünlerin fiyatları değişmiyor.
Kriz ortamını tanıtım fırsatı olarak görüyorlar…
Zam fırsatı olarak görmüyorlar.
★
Bütün kiliseler kapatıldı.
Vatikan tarihinde böyle bir hadisenin örneği yok.
Papa Francis bomboş Roma caddelerinde İtalya halkı adına tek
başına yürüdü Via del Corso’daki San Marcello Kilisesi’ne gitti
insanlığın bu felaketten kurtulması için tek başına dua etti tek
kişilik ayin yaptı.
★
İtalya şu anda ölüyor ama…
Aslında yepyeni bir ruhla ayağa kalkıyor.
★
Her akşam saat 18’de balkonlara pencerelere çıkıyorlar İtalyan
milli marşını söylüyorlar.
“İtalyan kardeşliği” diye başlayan milli marşla birbirlerine
tutunmaya çalışıyorlar birbirlerine kenetleniyorlar.
★
İtalyan basını kelimenin tam manasıyla “basın ahlakı dersi”
veriyor.
Gerçekleri gizlemiyorlar.
Hiçbir gelişmeyi saklamıyorlar sansürlemiyorlar örtmüyorlar.
Bütün çıplaklığıyla anlatıyorlar.
★
Goygoyla yalanla moral vermeye çalışmıyorlar.
Bilgiyle öğreterek mücadele gücü veriyorlar.
★
Utanmadan yalakalık yapan yok mesela… Şu ana kadar televizyona
çıkıp “sağlık bakanımıza teşekkür ederiz hükümetimiz süreci çok
iyi yönetiyor” diyen ahlaksız bir gazeteci görülmedi.
★
Hükümetten de kimse çıkıp “halkı korkutuyorsunuz paniğe
sevkediyorsunuz” diyerek tutuklama tehdidi savurmadı.
★
İtalya derslerle dolu.
Zararın neresinden dönersek misali acilen ibret almamız gerekiyor.
★
İtalya’nın bu fotoğrafı maalesef on gün sonraki vesikalığımız
olabilir.
★
Bu iş çok ama çok ciddi.
Ciddiyetine inanmayarak bu hale geldiklerini asla unutmamamız
gerekiyor.
https://www.sozcu.com.tr/2020/yazarlar/yilmaz-ozdil/italya-5683012/
- - - - - - - - - - - - - - - -
Cevap sorunun actigi pencereden gorunur.
~Anonim Nasihat~
- - - - - - - - - - - - - - - -
Aşk!
~Açınca baharın dişi gülleri
Bir başka rüzgar eser bahçelerde
Dinle çılgınca öten bülbülleri
Sorma niçin düştüğünü bu derde
De ki: -Aşktır şadeden gönülleri
Perişan, berbat eden gönülleri
Aşk söyletir en yanık türküleri
Ay buluta girdiği gecelerde
Cahit Sıtkı Tarancı~
- - - - - - - - - - - - - - - -
TEŞEKKÜRLER AYŞENUR ARSLAN | Turgay Yıldız
https://www.youtube.com/watch?v=5O46Y2pvM1M
- - - - - - -





- - - - - - -
Ates_Gecesi-Resat_Nuri_Guntekin.epub
Nevevi-Riyazu_s-Salihin_Arapca-Turkce_.pdf
Gungor_Dilmen-Canli_Maymun_Lokantasi.doc
Cemal_Sureyya-Folklor_Siire_Dusman.pdf
8.Bolum_INTERNET.pdf
F._M._Dostoyevski-Ezilenler.EPUB
guzel_konusma.pdf
Yevgeni_Zamyatin-Biz.epub
William_Shakespeare-12._Gece.pdf
Dil_Sami_Dilleri_Tarihi-Gotthelf_Bergstrasser.pdf
Victor_Hugo-Sefiller.epub
Enzo_Cormann-Diktat.doc
Edgar_Allan_Poe-Dedektif_Auguste_Dupin_Oykuleri.pdf
Milan_Kundera-Yavaslik.el.pdf
ARAPCA_OGRENIYORUM.pdf
Ostrovski-_Bu_Hesapta_Yoktu.pdf
Joseph_Murphy-Bilincaltinin_Gucu.pdf
Clive_Cussler-Yilan.epub
F._M._Dostoyevski-Olu_Bir_Evden_Hatiralar.EPUB
Edmund_MORRIS-tahta_canaklar_2.doc
Turkiye_ve_Rusya-Politik_Ekonomik_ve_Kulturel_Iliskiler_2.pdf
TIYATRODA_TARIHI_OYUNLAR_UZERINDE_Siyasal_Bir_Analiz_Denemesi.pdf
Fakir_Baykurt-Koygocuren.pdf
Son_Siginak-Resat_Nuri_Guntekin.epub
Jean-Christophe_Grange-Seytan_Yemini.epub
SEYYID_SABIK-FIKHISSUNNE.epub
Charles_Baudelaire-Modern_Hayatin_Ressami.pdf
Nefes_Nefese-Ayse_Kulin.mobi
Sigmund_Freud-Duslerin_Yorumu_2_Cilt.epub
Sarah_Kane-CRAVE_2.doc
- - - - - - -
Your browser does not support the video tag.
">
Your browser does not support the video tag.
">
Your browser does not support the video tag.
">
Your browser does not support the video tag.
">
Your browser does not support the video tag.
">
Your browser does not support the video tag.
">
Your browser does not support the video tag.
">
Your browser does not support the video tag.
">
- - - - - - -
- - - - -
- - - - - - - -
a45UyF587661
- - - - - - - - - - - - -