Rapordaki ülke dağılımı
şöyledir:
(URAP) |
Devletler ve milletler için
tarih uzun soluklu bir lig mücadelesi gibidir.
Yenilgiler, başarısızlıklar olabilir.
Ancak bunlar sürekli olursa, ligden düşebilirsiniz.
Osmanlı ligden böyle düştü.
Osmanlı tarihçilerinin
bahsetmediği sayısız yenilgi vardır.
Her yenilgi bir alanda hakimiyetin kaybıyla sonuçlanır.
Her imha olan her ordu vatan kaybı demektir.
Oysa biz kendimizi çağdaş
dünyanın en azından ilk on beşi arasında varsayıyordu.
Bütün Avrupa ülkeleri bizim rakibimizdi.
Ekonomik büyüklük olarak kısmen
böyle.
16-17. sıradayız.
Peki eğitimde neden sonuç böyle.
Ben sebebi söyleyeyim.
Atatürk öldüğünden bu yana
ülkede bilgi eğitiminin alanı inanç eğitiminin alanına karşı
sürekli geriliyor.
Giderek artan ölçüde, devlet adamları, siyasiler eğitimde dinin
önemini vurguluyor.
Bu günlerde okullarda mescit yaptırılmasıyla eğitim öncelikleri
bir kez daha vurgulanmış oldu.
Devlet, devlet aklı artık
bilgili çocuklar, gençler istemiyorlar.
İnançlı vatandaşlar istiyorlar.
Hemen bir konuyu sabitleyelim.
Bilgi ile iman aynı kafada olur mu?
Olur ama birbirine ket vurur.
Tarihte dindar bilim adamları vardır.
Tarihte bilim ile safsata her zaman beraber bulunmuştur.
Astroloji (yaklaşık 4.000 yıl),
Simya, Kehanet, Falcılık, Büyücülük, Numeroloji en eski
olanları.
Bunların aynı zamanda matematikçi, kimyacı, astronom olmaları
şaşırtıcı değil.
Çağlarının bilimsel bilgi sığlığı içinde şaşırmışlar.
Günümüzün popüler safsatalarını
düşündüğümde hemen aklıma gelenler İridoloji, Alternatif kanser
tedavileri, Astroloji, Biyoenerji, Burç uyumluluğu, Detoks
kürleri, Feng Shui, Geçmiş yaşam regresyonu, Grafoloji,
Homeopati, Kristal şifa, Kuantum şifacılığı, Numeroloji,
Paranormal medyumluk, Reiki / Enerji şifacılığı, Sarkaç
(Radiestezi).
İnanılmaz ama bunların da uygulayıcıları pozitif bilimlerden
gelenler.
Hekimler vb.
Peki neden?
Çünkü safsatadan para kazanmak çok kolay.
Vergisi yok en başta, SGK sözleşmesi ihtiyacı yok, hekimlerin
yasal sorumluluklarından muafsınız.
Benim tanıdığım anatomi
profesörü akapunkturcu var.
Anestezistlerin pek çokları akapunktur ve hipnoza yönelmiş
durumda.
GETAT (Geleneksel ve
Tamamlayıcı Tıp) diyorlar, sertifikasyon programları bile var.
İsmi bile uzun bir makale ister.
SGK bunların bazı uygulamaların ödüyor.
Türkiye'de resmen tanımlanan başlıca GETAT uygulamaları:
Bilimsel kanıt, veri eksiği
olsa da, sınırlı konularda, özel durumlarda, kısıtlı ya da
sınırlı etkisi olanlar:
Akupunktur, Apiterapi (arı ürünleri), Fitoterapi (bitkisel
tedaviler), Hipnoz, Kayropraktik, Larva tedavisi, Müzikterapi,
Osteopati, Proloterapi.
Ve bilimsel kanıt ve veri
desteği olmayanlar:
Homeopati, Refleksoloji, Kupa (hacamat), Ozon tedavisinin çoğu
endikasyonu, Mezoterapi, Sülük tedavisinin özel rekonstrüktif
cerrahi dışındaki kullanımları
DEVLET BUNLARIN HEPSİNİ ÖDÜYOR.
GETAT adında sertifikasyon programları uyguluyor.
Açıkçası devlet bilimsel kanıtları
olmayan, yetersiz veri desteği olan safsataları sübvanse ediyor.
Hekimler de buna uygun şekilde yeniden konumlanıyor.
Başkaları kazanacağını biz kazanalım mantığı galip geliyor.
Peki şu an durum nedir?
Ciddi hastalıklara yakalanırsanız, hekim yok.
Tırne….
Başıma geldi, misal bir yakınınız lösemi olursa kapı kapı
dolaşacaksınız.
Müracaat ettiğiniz onkologlar, hematologlar yataklarının dolu
olduğunu, listelerinin dolu olduğunu söyleyecekler.
Evet, devlet kanser hastalarının bütün masraflarını ödüyor.
Ama, yatak ve uzman hekim yetersiz.
Millet LÖSEV diye ortalarda boşuna dolaşmıyor, bağışlar,
kampanyalar yapmıyor.
Doğrusu hekim olduğum, halde bütün çevremi de devreye sokarak
lösemi hastası yakınını büyük güçlükle bir hastaneye
yatırabildim.
Devlet ve millet olarak safsatalara, dine, imana, uyduruk, şarlatanca işlere para ayırırsak olacak şey budur.
Evet, para milletin, ister gaz
döker yakar, ister havalara savurur.
Biz başkalarının parasına göz dikmiyoruz.
Ancak dine, Diyanete, namaza,
camiye, yatılı Kur'an kursuna harcanan paralar, sözle
İLAHİYATÇI(!) olduğun söyleyenlere aktarılan kaynakların ne
kadar boş, anlamsız ve değersiz işlere harcandığını hatırlatmak
istiyorum.
Dinin yaşadığımız dünyaya zerre katkısı yoktur, kişilik
gelişimine en ufak olumlu etkisi yoktur, toplum düzenine olumlu
en ufak etkisi yoktur, ahlak ve hukuk üretemez, ürettiği ahlak
ve hukuk cinsel, dini, imani ikiliklere dayalıdır,
Müslüman-Kafir, Yahudi-Goyyim düşmanlığı ile halkı
cepheleştirir, ibadethanelerde konuşulan konular her yerde
aynıdır, ötekileştirme, düşmanlaştırma, nefret konuşmaları.
Dua ederek harcadığınız her saniye
ziyandır, kimse sizin dualarınız dinlemez, olması gereken olur,
olmayacak olan da olmaz.
Namaz kılarken harcadığınız gayret ve enerji ziyantır.
Din küllüm ziyandır.
Kocaman insanların çocukça hayallerle oyalanması acı vericidir.
Ramazan aylarında iftar TV programlarında ağır ağır lafları
eden, her bir boku bilen, her konuda cevabı olan ilahiyatçıların
durumu bir rezalettir.
Onu dinleyen, okkalayan, gizemli bilgiler edindiğini zanneden
geniş halk kitleleri de ayrı bir zavallıktır.
Kendini dini nedeniyle üstün gören, kibirlenenlerin hali o küçümsedikleri, alay ettikleri totem karşısında hoplayıp, zıplayan yerlilerden üstün değildir.
Biz dogmatik, inanca dayalı, gerçek üstü, şarlatanca işlere bu şekilde kaynak ayırırsak, çağdaş rakiplerimizin kesinlikle, viAllah de, tillahi de gerisinde kalırız.
Hatta bakın kalmışız.
Saygılar
Oraj POYRAZ
L2fSIJNoA0xfSNxA
--------------
30-Temmuz-2026 14:09
Türkiye’den kaç üniversite ilk 1000’e girdi, hangi üniversiteler listede yer aldı?
Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Enformatik Enstitüsü bünyesindeki University Ranking by Academic Performance (URAP) Araştırma Laboratuvarı, 2025-2026 "Dünyanın En İyi 3 Bin Üniversitesi" sıralamasını yayımladı.
Sıralamada Türkiye’den 12 üniversite ilk 1000’e girdi.
URAP'ın değerlendirmesinde üniversiteler; makale sayısı, atıf sayısı, toplam bilimsel doküman sayısı, toplam yayın etkisi, toplam atıf etkisi ve uluslararası iş birliği olmak üzere altı ölçüte göre sıralandı.
Türkiye’den ilk 1000’e giren üniversiteler arasında en üst sırada 585’incilikle Hacettepe Üniversitesi yer aldı.
Hacettepe’yi sırasıyla
İstanbul Teknik Üniversitesi (710),
Ankara Üniversitesi (748),
Gazi Üniversitesi (824),
Koç Üniversitesi (832),
İstanbul Üniversitesi (890),
Ege Üniversitesi (891),
Atatürk Üniversitesi (894),
Orta Doğu Teknik Üniversitesi (936),
Sağlık Bilimleri Üniversitesi (958),
İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa (977) ve
Yıldız Teknik Üniversitesi (981) izledi.
URAP sıralamasında ilk 3 bin üniversite arasında ise Türkiye’den toplam 128 yükseköğretim kurumu yer aldı.
Kuzey Kıbrıs’tan Yakın Doğu Üniversitesi de 971’inci sırada listeye girdi.
Dünya sıralamasının ilk sırasında ABD'den Harvard Üniversitesi yer aldı.
Harvard’ı Çin’den Zhejiang Üniversitesi, Shanghai Jiao Tong Üniversitesi ve Tsinghua Üniversitesi takip etti.
Beşinci sırada İngiltere’den University College London bulunurken, Kanada’dan Toronto Üniversitesi altıncı, İngiltere’den Oxford Üniversitesi yedinci oldu.
İlk 10‘da ayrıca Çin’den Peking Üniversitesi ve Sun Yat-sen Üniversitesi ile ABD’den Stanford Üniversitesi yer aldı.
İlk 10’da beş üniversiteyle temsil edilen Çin, listede en fazla üniversitesi bulunan ülke oldu.
Çin’i ikişer üniversiteyle ABD ve İngiltere, bir üniversiteyle Kanada takip etti.
(Haber Merkezi)





- - - - - - -
- - - - - -
a45UyF587661
- - - - - - - - - - - - -
| Gruba mesaj göndermek icin
To send a message to the group |
: |
ozgur-...@googlegroups.com |
| Gruba üye olmak icin To join the group |
: |
ozgur-gunde...@googlegroups.com |
| Grup kurucusuna yazmak
için To write to the group founder |
: |
0raj....@neomailbox.net / oraj....@openmail.cc |
| Grup Sayfamız Our Group Page |
: |
https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/ |
| Arzu ederseniz bloğuma da
göz atabilirsiniz You can also check out my blog if you wish |
: |
http://orajpoyraz.blogspot.com/ |
| Yeni web sayfam Our new website |
: |
https://erkin.cc/ |
| Eposta adresleri (Derdiniz
varsa buradan ulaşın.) Email addresses (Contact us here if you have any problems.) |
: |
Oraj....@erkin.cc 0raj....@neomailbox.net oraj....@openmail.cc |