İstanbul'da özel sağlık kuruluşunda görev yapan bir çocuk hekimi meslektaşımıza
50 milyon dolarlık tazminat davası
açıldığı yönündeki haber, özel sektörde çalışan hekimlerin maruz kaldığı ağır hukuki riskleri bir kez daha gözler önüne sermektedir.Kamuda görev yapan hekimler için son yıllarda yapılan yasal düzenlemelerle belirli hukuki güvenceler sağlanmıştır.
Ancak aynı kamu hizmetini sunan, aynı bilimsel sorumluluğu taşıyan özel sağlık kuruluşlarında çalışan hekimlerimiz bu korumalardan yararlanamamaktadır.
Hekim; kamuda da özelde de kamu adına sağlık hizmeti sunmaktadır. Hukuki koruma, çalışılan kuruma göre değil, yürütülen kamu hizmetine göre sağlanmalıdır.
Ayrıca, tıbbi uygulama nedeniyle açılan tazminat davalarında makul ve hakkaniyete uygun bir üst sınır getirilmesi de artık kaçınılmaz bir ihtiyaçtır.
Aksi hâlde astronomik tutarlı davalar, hekimleri defansif tıbba yönlendirecek ve sağlık hizmetinin niteliğini olumsuz etkileyecektir.
Hekim Birliği olarak çağrımız nettir:
Özel sağlık kuruluşlarında çalışan hekimler de kamudaki meslektaşlarıyla eşit hukuki güvenceye kavuşturulmalıdır.
Tıbbi uygulamalardan kaynaklanan tazminat davalarında hakkaniyetli ve öngörülebilir bir üst sınır belirlenmelidir.
Hekimlik korkuyla değil, güvenceyle yapılır.
#HekimBirliği #HekimlikSuçDeğildir #Malpraktis #Tazminat #SağlıktaAdalet
@saglikbakanligi @kemalmemisoglu53