Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında 7 Ağustos 2026 tarihinde imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nın resmî ve tam metni henüz kamuoyuyla paylaşılmamıştır.
Anlaşmanın detayları tarafların yayımladığı resmî açıklamalar ve çerçeve bildirgeler üzerinden bilinmektedir.
Çerçeve bildirgeler tıpkı Çerçeve Yasası gibi içi henüz boş, sonradan doldurulacak demektir.
Anlaşmanın ayrıntılı maddelerini görmek lazım.
Nükleer silahların paylaşılması var mı, nasıl var?
vb.
— — — — —
Gerçek niyet nedir? Bunu anlaşmanın maddelerinden anlamak da çok mümkün değil.
Ancak ben bu anlaşmayı, Yunanistan-İsrail-Fransa ikili anlaşmaları gibi görüyorum.
Ancak, dünyanın bu kadar çok ikili anlaşmalarla doldurulmuş olması, olası bir yerel çatışmanın hızla küresel bir çatışmaya dönmesi ihtimalini içeriyor.
Tıpkı 1 ve 2 dünya savaşlarında olduğu gibi.
Nato ya da bölgesel ittifakların kendi içinde ayrıca karar alma mekanizmaları var.
Ancak, ikili anlaşmalar çoğu zaman otomatik çalışacak tehlikeli maddeler içeriyor.
Doğrusu iklim çok tehlikeli, çok riskli.
— — — — —
1. “BİRİNE SALDIRI, ÜÇÜNE SALDIRI” İLKESİ: Üç ülkeden birine yönelik silahlı saldırı, diğer ikisine yapılmış sayılıyor. Bu, Türkiye’nin Suudi Arabistan ve Pakistan’ın güvenliğine ilişkin KARŞILIKLI SAVUNMA YÜKÜMLÜLÜĞÜ üstlenmesi anlamına geliyor.
2. TÜRKİYE’NİN GÜVENLİK ALANI GENİŞLİYOR: Türkiye’nin doğrudan sınırdaş olmadığı KÖRFEZ VE GÜNEY ASYA’DAKİ BİR ÇATIŞMA, belirli koşullarda Türkiye’yi de güvenlik açısından ilgilendirebilecek hale geliyor.
3. PAKİSTAN’IN NÜKLEER CAYDIRICILIĞI İTTİFAKIN STRATEJİK AĞIRLIĞINI ARTIRIYOR: Anlaşma açıkça “NÜKLEER ŞEMSİYE” kurmuyor; ancak Pakistan’ın nükleer gücü, ittifakın toplam caydırıcılığını önemli ölçüde artırıyor.
4. TÜRKİYE’NİN SAVUNMA SANAYİİ İÇİN BÜYÜK BİR ALAN AÇILIYOR: Üçlü savunma işbirliği; ortak savunma projeleri, askeri koordinasyon, eğitim ve teknoloji işbirliğinin genişlemesine zemin hazırlayabilir. Ancak anlaşmanın bütün uygulama mekanizmaları henüz kamuoyuna ayrıntılı biçimde açıklanmış değil.
5. ABD/NATO DIŞI YENİ BİR STRATEJİK GÜVENLİK AĞI OLUŞUYOR: Bu anlaşma NATO'NUN ALTERNATİFİ DEĞİL ve Türkiye’nin NATO yükümlülüklerinin yerine geçmiyor; fakat Ankara’nın Körfez ve Güney Asya’daki stratejik ortaklıklarını bağımsız biçimde güçlendirmesi açısından önemli.
6. EN ÖNEMLİ RİSK: Türkiye açısından anlaşmanın avantajı kadar “BAŞKASININ SAVAŞI NEDENİYLE SAVAŞA DAHİL OLMA” RİSKİ de ortaya çıkıyor. Özellikle Suudi Arabistan’ın İran’la yaşayabileceği bir askeri kriz bakımından bu husus dikkatle izlenmeli. Bununla birlikte Pakistan Dışişleri Bakanı bugün anlaşmanın BELİRLİ BİR ÜLKEYİ HEDEFLEMEDİĞİNİ VE SAVUNMA AMAÇLI OLDUĞUNU özellikle vurguladı.
— — — — —
En sonda söylenecek olanı başta söyleyeyim.
Anlaşmanın hasım ülkesi İsrail değil, İran.
Şii İran Sünni bir kuşakla çevreleniyor.
İran ve şii vekilleri ile Sünni Arap ülkeleri, İsrail ve ABD arasında sıcak savaş bütün hızıyla devam ediyor.
Plan Siyonist minnakların planı, dayatan ABD, Türkiye ve Pakistanın bu ittifaka ihtiyacı yok, boyun eğdik.
Eğer bu anlaşmanın gereklerini yaparsak durum boktan.
Yapmazsak da boktan.
— — — — —
Bu öyle basit bir anlaşma değil.
Bunu imzaladıktan sonra normal gündelik faaliyetlerinize dönemezsiniz.
Hiçbir şey yokmuş gibi yapamazsınız.
Bu anlaşma, Osmanlıyı 1. Dünya Savaşına sokan ve bir anda savaşın dünya savaşına dönüşmesine sebep olan ikili anlaşmalardan çok da farklı değil.
1. Dünya Savaşının hızlıca yayılmasını sağlayan ittifak anlaşmaları sırasıyla şunlardır.
879 İkili İttifak (Almanya–Avusturya-Macaristan): Almanya’nın Avusturya’yı desteklemesini kolaylaştırdı.
1894 Fransız-Rus İttifakı: Almanya’nın iki cepheli savaş beklentisini kesinleştirdi.
1902 İngiliz-Japon İttifakı: Savaşın Asya-Pasifik’e yayılmasına zemin hazırladı.
1839 Londra Antlaşması: Belçika’nın işgali üzerine İngiltere’nin savaşa girmesi için güçlü hukuki ve siyasi dayanak oluşturdu.
2
Ağustos 1914 Osmanlı-Alman Gizli İttifakı: Osmanlı’nın kısa
süre sonra İttifak Devletleri safında savaşa katılmasının
temelini attı.
Olaylar hızla birbirini
tetikledi ve
Osmanlı-Alman Gizli İttifakı (2 Ağustos 1914)'nı takiben, Goeben
ve Breslau Krizi, Karadeniz Baskını (29-Ekim-1914)
Bu saldırının ardından diğer ikili anlaşmalar nedeniyle ve hızla, 2 Kasım 1914: Rusya Osmanlı’ya savaş ilan etti. 5 Kasım 1914: İngiltere ve Fransa savaş ilan etti. 11-Kasım-1914: Osmanlı resmen savaşa girdiğini ilan etti.
Ortada bir sürü ikili anlaşma, belki de gizli anlaşmalar var.
Yarın bölgesel ikili bir çatışmanın bir anda domino taşları gibi pek çok ülkeyi küresel bir DÜNYA SAVAŞINA çekmesi çok büyük ihtimal.
Bu bana son birkaç yüzyıldır, AB ORDO CHAOS ilkesiyle dünyayı yıkıp, yeniden yapan Yahudi aklının ürünü olduğunu düşündürüyor.
— — — — —
İsrail söz konusu olduğunda nükleer triadın ikisine sahip olduğunu bilmek gerekir.
Nükleer ICBM taşıyabilen birkaç nükleer denizaltısına sahip oldukları biliniyor.
Yani karşı saldırı yapma yeteneği var.
İttifakta bunu dengeleyebilecek Pakistan var.
İsrail topraklarında nükleer saldırıya maruz kaldığında yalnızca düşman ülkeleri değil, dünyayı da, Avrupa başkentlerini de yok edeceğini açıklamış bir ülkedir.
Bunu unutmamak lazım.
İsrail kendi topraklarında nükleer saldırıya maruz kalırsa bu fiilen İsrail’in yok olması anlamını taşır.
Bunca nükleer muhabbet beyhude mi?
Hiç sanmıyorum.
Tiyatrolarda temel kuralı herkes bilir.
Duvarda asılı olan çifte temsilin bir aşamasında ateş alır.
Ek olarak İsrail, ABD ve etki ettikleri pek çok batılı devletin ARMAGEDDONCU, MESİHÇİ, KIYAMETEÇİ saçma sapan cemaat ve mezheplerin kontrolü altında olduğunu unutmamak lazım.
Evangelistlerin, Anglikanların, Püritenlerin ve Eski Ahdi temel ilahi metinlerde önemseyen SAFLAŞMACI, ÖZE DÖNMECİ sözde Hristiyan, özde JUDEO-HRİSTİYAN mezhepleri siz doğrudan bu ittifakın batıdaki dayanak noktaları olduğunu asla unutmamak lazım.
İsrail hiçbir zaman yalnızca İsrail’den ibaret olmadı.
İsrail’in kontrol ettiği başkentlerin İsrail aleyhinde oluşacak bir paktı desteklemeleri İM-KAN-SIZ-DIR.
İbrani anlaşmasına taraf olan ülkelerin Pakistan ve Türkiye ile birlikte İsraili çevrelemek üzere ABD'nin onayı ve teşviki ile bir anlaşma imzalamaları imansızdır.
Özellikle bütün siyasi kadrolarının içinde TR önekli, CIA elemanlarının olduğunu, rotatif kredilerle siyasi özgürlüğü bağlanmış, adeta taşş.klarından tutulmuş, bir ülkede Eeyyyyy Amerika, Eyyyyyy İsrail, Eyyyyy. …. diye başlayan babalanmaların bir mizansen olduğunu da hatırlamak gerek.
İktidar partisinin nasıl kurulduğunu, ABD elçilerinin, temsilcilerinin bu aşamada kimlerle nerelerde, hangi konuları konuştuklarının göz şahitleri tarafından anlatıldığını herkes biliyor.
Liderinin nasıl pişirildiğini, hazırlandığını, daha lider olmadan önce kaç kez New York’a giderek ÇEŞİTLİ İŞ ÇEVRELERİYLE görüştüğünü biliyoruz.
Lider kadronun etrafına serpiştirilmiş ABD'nin kendi seçtiği adamları, bunların geçtiğimiz 24 yılda mıh gibi çakılı kaldıklarını da biliyoruz.
Ömer Çelik, Hakan Fidan, İbrahim Kalın, Egemen Bağış gibi adamların bütün dönemlerde çekirdek kadro içinde olmalarının değerlendirmek gerek.
Ben bunların CV'lerini araştırdım.
Karşıma İngiltere ve ABD'deki Cizvit(College of the Holy Cross, Georgetown Üniversitesi) üniversiteleri çıktı (Jesuit), Malezya’daki Uluslararası İslam Üniversitesi, Exeter vb çıktı.
Bunların hepsi de ABD'nin prensleridir.
Özel olarak yetiştirilmiş ve tepemize konuşlandırılmıştır.
Hala daha ülkemizin kılcal damarlarına kadar nüfuz etmiş bir yapıdan bahsediyoruz.
Ben doğrusu Mekke ittifakından MİLLİ VE YERLİ bir şeylerin çıkabileceğine inanmıyorum.
İsrail’e karşı olduğunu da düşünmüyorum.
İrana karşı kurgulandığı çok açık.
Şii-Sünni cepheleşmesi olduğu da çok açık.
İsrail ise bu cepheleşmede Sünni cephenin gizli, sütre gerisinde saklanmış ortağıdır.
— — — — —
Son olarak dün gece Husiler Suudilerin en büyük rafineri ve petrol silosunu vurdu.
O kadar büyük bir yangın çıktı ki, uydu fotoğraflarından tespit edilebiliyor.
Peki şimdi nolacak?
Attık bir imza, bunun sonuçları olmalı.
Malum genel hükümlerde bile bu üç ülkeye yapılmış saldırılar hepsine yapılmış sayılacak.
Yani birimiz hepimiz, hepimiz birimiz için ibaresi genel olarak var.
Türk askeri Husilere yönelik kara, deniz, hava operasyonlarına başlayacak mı?
Hükümet vee sözcüleri henüz açıklama yapmadı.
A) Seçeneği Yüce Galaktik Liderimizin öncülüğünde Husilere karşı askeri harekata katılacağız.
Bunu takip edecek tepkiler, etkilerden oluşacak zincirleme reaksiyonu hayal bile edemiyorum.
B) Bir şey olmayacak, bu durumda Türkiye ve Pakistanın, hatta Amerika ve İsrailin itibarı ciddi bir darbe yemiş olacak.
Hayırlı olsun, inşallah, hamdolsun!...





- - - - - - -
- - - - - -
a45UyF587661
- - - - - - - - - - - - -
| Gruba mesaj göndermek icin
To send a message to the group |
: |
ozgur-...@googlegroups.com |
| Gruba üye olmak icin To join the group |
: |
ozgur-gunde...@googlegroups.com |
| Grup kurucusuna yazmak
için To write to the group founder |
: |
0raj....@neomailbox.net / oraj....@openmail.cc |
| Grup Sayfamız Our Group Page |
: |
https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/ |
| Arzu ederseniz bloğuma da
göz atabilirsiniz You can also check out my blog if you wish |
: |
http://orajpoyraz.blogspot.com/ |
| Yeni web sayfam Our new website |
: |
https://erkin.cc/ |
| Eposta adresleri (Derdiniz
varsa buradan ulaşın.) Email addresses (Contact us here if you have any problems.) |
: |
Oraj....@erkin.cc 0raj....@neomailbox.net oraj....@openmail.cc |