Bunun üzerine Ergenekon şeması kullanılarak, Irak işgaline
yani Kürt devleti kurulmasına "hayır" diyen Kıvrıkoğlu'nun görev süresinin
uzatılması engellendi.
28 Ağustos 2002'de, Irak işgaline "evet" diyen
Org. Hilmi Özkök Genelkurmay Başkanı oldu.
Irak işgaline "hayır" diyen Ecevit Hükümeti de
"sivil" darbe ile devrilip yerine Irak işgaline "evet" diyen AKP Hükümeti
kurulmuştu.
Amerika, engelleri temizlediğine emindi. 1 Mart 2003 tezkeresi
Meclis'te muhakkak kabul edilecekti.
80 bin
Amerikan askeri Türkiye'nin güneydoğusuna yerleştirecek, Türk Ordusu da Amerikan
Ordusu ile birlikte Saddam'a saldıracaktı.
Tezkere reddedilince Amerika'nın başına kaynar
sular döküldü.
Org. Hilmi Özkök, 2 - 3 Ağustos 2012 günlerinde
Ergenekon Mahkemesinde tanık olarak dinlenirken şunları söyledi:
"ABD, Wolfowitz
aracılığı ile bana 'Tezkerenin geçmesi için baskı yap' dedi. Ancak ben
dinlemedim"
Peki, hani
Amerikancıların o meşhur "demokrasi" yaygaraları nerede kaldı?
Hani asker susmalıydı, seçilmişlerin yani
siyasetçilerin işine karışmamalıydı?
Hani askeri vesayet vardı, AKP bu vesayeti ortadan
kaldıracaktı?
İşte, Amerikan yönetimi, Türk Genelkurmay
Başkanı'na açıkça "Milletvekillerine baskı yap" talimatı vermişti.
Org. Özkök'ün "Ben dinlemedim" demesi ise işin
palavrasıdır. Milletvekillerine elinden geldiği kadar baskı yapmış olduğuna
şüphe yoktur.
Tezkerenin reddedilmesinden sonra Org. Özkök, televizyonda yaptığı
konuşmada yanıp yakılmış, dövünüp durmuştu.
Buradan
bir kere daha anlaşılan şudur:
Askerler Amerika'nın istekleri doğrultusunda davranırlarsa demokrasi
için bir tehlike yoktur.
Kıvrıkoğlu Amerika'ya karşı çıkınca hemen Ergenekon şeması çıkarılır,
tasfiye edilir.
Yerine Amerika'nın kontrolü altındaki Hilmi Özkök geçince, Ergenekon
şeması çekmeceye kilitlenir.
Hilmi Özkök gidip Amerika'nın kontrolünde olmayan Genelkurmay
Başkanları gelince, Ergenekon şeması çekmeceden çıkarılır.
Büyük Ortadoğu Projesi'ni, yani Büyük Kürdistan Planı'nı kabul
etmeyen her asker ve sivil darbecidir, demokrasi düşmanıdır,
vesayetçidir.
İşte işin özeti
bu.
Ergün Güler devamla şöyle yazıyor:
"Tezkerenin geçmemesinde en büyük payın
Kıvrıkoğlu'na ait olduğundan emin olan Wolfowitz, Pentagon'da sık sık "Türkler, ABD'ye kafa tutmanın ne
demek olduğunu anlamalı" diyordu. Bunu hiç çekinmeden her
yerde dile getiriyordu. Kini hiç bitmiyordu. Öfkesi hiç dinmiyordu. Bu aşağılanmanın faturasını ödetmek
için çırpınıyordu. Aradığı fırsatı tam bir yıl sonra yakaladı... 4 Temmuz 2003 günü, Kuzey Irak'taki Türk Birliği
basıldı. ABD askerleri ve çok sayıda Peşmerge karakolun etrafını sardı. Silahlarını kullanmayan 11 Türk askerinin
başına çuval geçirildi. Operasyonun emrini Wolfowitz vermişti."
Ergün Güler'in bu şekilde yazmış olması, okuyucuyu
yanıltıyor.
Bu olay Wolfowitz'in kişisel bir kararı
değildi. ABD yönetiminin kararı idi. Savunma Bakan Yardımcısı böyle önemli bir
kararı kendi başına nasıl verebilir?
Abdullah Gül ile Powell arasında imzalanan 2 sayfa 9 maddelik anlaşma
uyarınca Kuzey Irak'ı terk etmesi kararlaştırılan Türk Ordusu'na "çık" ihtarı
idi bu.
Ergün Diler'in
haberi özetle şöyle devam ediyor:
"ABD'deki bir Büyükelçilikteki kutlamaya
katılan Türk ekibi bir yolunu bulup ABD Genelkurmay Başkanı Myers'e "Bu
işin arkasında Wolfowitz'in olduğunu biliyoruz" dediler.
Myers, "Bu (siyonistler) orduya sızmayı başardı. Fakat ben gereğini
yapacağım" dedi.
Wolfowitz de, kendisinin Myers'e şikayet
edilmesinin Kıvrıkoğlu'nun başının altından çıktığını düşünerek "ortadan
kaldırın bu adamı" emri verdi."
Ergün
Diler'in Takvim'deki haberi okunduğunda, sanki Wolfowitz çuval emrini kendi
kendine vermiş, ABD Genelkurmayı ise Wolfowitz gibi "siyonist"lere karşı imiş
gibi anlaşılıyor.
Yani
asıl suçlu olan ABD yönetimi bir nevi aklanarak, bütün suç Wolfowitz'e
yükleniyor.
Halbuki
düşünülürse, Wolfowitz, kendisinin Myers'e şikayet edildiğini nasıl
bilebilir?
Yanıtı gayet
kolay: Türk ekibine sanki Wolfowitz'e karşı imiş gibi bir görüntü çizen Myers,
olayı hemen Wolfowitz'e aktarmıştı.
Ama, suikast emrini ancak ABD yönetimi verebilir.
Takvim'deki yazıda bu suç da Wolfowitz'e yüklenerek ABD yönetimi
aklanıyor.
Bir Bakan
Yardımcısı, müttefik bir ordunun askerine çuval geçirme, komutanına suikast
yapma gibi son derece önemli kararları kendi başına alabilir mi?
Amerikan Başkanının, Amerikan Savunma Bakanının, Amerikan Genelkurmay
Başkanının, CIA'nın haberi ve onayı olmadan bir Amerikan Birliği müttefik
bir ordunun askerinin başına çuval geçirebilir mi?
Ergün Diler'in haberi yazış tarzı, okuyucuyu bu şekilde yanıltma sonucunu
vermektedir.
Wolfowitz'in metresinin Amerika'daki bir İtalyan
lokantasında suikast planını anlatması, orada garson olarak çalışan ve İtalyanca
konuşan ODTÜ mezunu bir Türkün bu konuşmayı duyarak Ankara'ya haber vermesi ve
Kıvrıkoğlu'nun korumaya alınması anlatımı ise işin magazin
tarafı.
********
********
Arşiv
Türk Ordusu ile Amerika'nın
arasının açılması, Amerika'nın Ecevit ile ters düşmesi, Amerika'nın Ergenekon
tertibine karar vermesi ve 2002 hükümet darbesi ile ilgili arşiv:
********
Perinçek:
"İntihar ediyorsunuz" -- Ecevit: "İntihar ettik"
********
Türk Ordusu'na
Endonezya modeli
********
5 Genelkurmay Başkanı niçin
Ergenekonla suçlanıyor?
********