Bir şey değişir ise her şey değişir!?

75 views
Skip to first unread message

Hayrullah Mahmud ÖzgürTÜRK

unread,
May 13, 2015, 11:07:30 AM5/13/15
to Hayrullah Mahmud ÖZGÜR, oybi...@googlegroups.com, cumhuriye...@yahoogroups.com, Istiklal Türker, Ÿfffffffffffdzzet emre aygen, zeynepay...@mynet.com, erdenk...@yahoo.com, Yusuf Demir, Hicran Karabudak, Mehmet Sökmen Tv - Video Prodüksiyon, Serdar Ünsal, Ender ARIHAN, adnan ışık, BY, Miraç Kavala, TARIK ATAN, serd...@gmail.com, Serdar Usta, Umut Sarıer, Cemil Kıvanç, Alp Artar
Bir şey değişir ise her şey değişir!?

(ya da Vatikan, Filistin'i tanıdı, Neo 11 Eylül ateş'i harlandı ve/veya Operadaki HAYALET: "Aslan postu giyen Eşek"in ibret'lik final'i?!)

“Tanrı, iradesini hakim kılmak için yeryüzündeki iyi insanları kullanır. Yeryüzündeki kötü insanlar ise kendi iradelerini hakim kılmak için Tanrı’yı (Allah) kullanır!”
Giordano Bruno
...
DURUM
Bugünün hikayesi?!
Bir şey değişir ise her şey değişir!?
“Tüm gerçekler üç adımda gelirler: Önce alay edilir. İkinci olarak şiddetle karşı çıkılır. Son olarak, zaten belli olan bir şey denir ve kabul edilir.”
Arthur Schopenhauer
Yani?!
“Bir iç bunalımı ancak bir dış bunalım doğurur! Öncelik her zaman dış politikadadır.”
Alman tarihçi Franz Altheim
Yani?!
Yönlendirilen devlet'te, ortak akıl'ı oluşturamamaktan ve/veya 200 yıllık "Husumet"ten kaynaklı karşı darbe süreç'i.
Ticani, Narko şer koalisyonu.
Acem Barzan Ermeni üçkağıdı.
Soru:
Siyasal Türk'lerin PKK'nın, Barzani'nin yanında ne işi var?!
Atatürkçü, laik, çağdaş milyon'da 1'lerin Dersim intikamcısı'nın saf'ında ne işi var?!
Hasılı:
Alacakaranlık kuşağı'nın içinden geçiyoruz.
Süreç, herkes'in anladığı dil'den her yön'e sınırsız tarife.
Büyük Resim'de HAARP var.
Neo 11 Eylül ateş'i Anadolu'nun her yerinde.
Daha net ifade ile enerji & narko bazlı demokrasi'den kaynaklı güvenlik ihlali!
Ezcümle:
La Fontaine’den “Aslan postu giyen Eşek?!” başlıklı bir başka hikaye…
Nereden akıl etmişse “Eşek”in biri, “Aslan” postuna bürünmüş.
Bürünmüş ya, o günden sonra da kimseler dolaşamaz olmuş çevresinde...
“Eşek”, “Aslan postu”na bürünmekle ne değişecek ki...
Her zamanki gibi “Eşek” işte...
Ama postu “Aslan” postu ya, görenler tir tir titriyor korkudan.
Bir gün bir aksilik olmuş, bizim sahte “Aslan”ın uzun kulakları dışarı fırlamış.
Akıllı adamın biri görmüş olanları, işin aslını anlamakta gecikmemiş.
Vay sen misin diye, bir güzel dayak atmış “Eşek”e.
Adamı uzaktan görenler şaşırıp kalmışlar doğrusu.
Sanmışlar ki koca bir “Aslan”ı döverek götürüyor.
“Bravo!” demişler hep bir ağızdan.
Öyledir...
Kimi kendi hatalarının kurbanı olur, kimi de bu hatalar üzerine kurar düzenini.
Yani?!
Bu satırlarda, “Yıkıcı irade” değil “Kurucu irade” konuşuyor.
Hülasa, II. Adam’ın nutku ile “Arkadaşlar! Eğer bir memlekette erbabı namus laakal eşirra kadar sabur olmazsa o memleket behemehal batar / Eğer bir memlekette namuslular da, en az namussuzlar kadar cesur olmazsa, memleket batar! (5 Temmuz 1931)”
Yani?!
I. Adam’ın deyişi ile söyleyecek olursak, “Mevzu-u bahis vatan ise gerisi teferruattır!”
Nokta.
...
DURUM
“Yeryüzünde bütün ıstıraplar, aza kanaat etmemekten doğar!”
(Firdevsi)
Haber şu:
İsrail şok'ta: Associated Press haber ajansı, Vatikan'ın Filistin devletini resmen tanıdığını bildirdi.
Yorum şu:
Meteo: 28 Şubat.
7 Haziran öncesi, Neo 11 Eylül ateş'i?!
Yani?!
Vatikan, Filistin'i tanıdı, Neo 11 Eylül ateş'i harlandı!
7 Haziran seçimleri tehirli?!
Gündem: IŞİD'le mücadele.
Suriye (+ İran)
RTE, Saddam gibi indirilecek (antrakt)!?
Neo Saddam heykel'ini PKK, Barzan yıkacak!?
Yani?!
BÜYÜK RESİM'de Neo II. Dünya HAARP'i saf'laşması?!
Nükleer soğuk savaş?!
Yani?!
Meteo: 28 Şubat.
VIP cenaze resmi geçit'i.
Katafalk?!
Yani?!
Kare kare gün'ün özet'i:
NATO (Erdoğan operasyonu) toplantısı Antalya'da başladı
Dünyanın gözü Antalya’daki NATO Dışişleri Bakanları Zirvesi’nde… Antalya’nın Belek beldesinde gerçekleştirilen toplantılar iki gün sürecek. Antalya'daki ABD heyetinde, Washington'da yaptığı açıklamalarla Türkiye'de gündem yaratan Dışişleri Bakanlığı Sözcü Yardımcısı Marie Harf de bulunuyor. Son olarak Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek'le yaşadığı 'sarışın' polemiğiyle gündeme gelen Harf, şu ana kadar basına herhangi bir açıklama yapmadı. NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg ise Afganistan'daki NATO Kararlı Destek Misyonu'nun sona ermesinden sonra da bu ülkede NATO varlığı bulundurmak konusunda Afganistan ile anlaştıklarını açıkladı
9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel hastanede
İran Genelkurmay Başkan Yardımcısı Tuğgeneral Mesud Cezayiri, Yemen’e gönderilen yardım gemilerinin engellenmesi durumunda bölgede kontrolü zor bir yangının çıkacağını söyledi. Türkiye'ye yönelik de ağır ithamlarda bulunan Cezayiri, "Kimse Suriye milleti ve devletine karşı Türkiye'nin üstlendiği rolü unutmayacak" dedi.
'Suriye'den kaçırılan belgeler Esad'ı yargılamak için yeterli'
İngiliz Guardian gazetesi, Suriye rejiminin önde gelen isimlerinin savaş suçları işlediğini kanıtlayacak resmi belgelerin son üç yıl içinde ülkeden kaçırıldığını yazdı.
Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz: 1000'in üzerinde kişi için ihbar geldi
Bakan İsmet Yılmaz: Balyoz ve Ergenekon'dan 73 subayımız göreve döndü
Balyoz Davası'ndaki sahte delillerle ilgili soruşturma başlatıldı.
Almanya'daki "Deniz Feneri E.V" ile bağlantılı olarak İstanbul 6. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen dava karara bağlandı. 
Mahkeme, 20 sanıktan hiçbirine ceza vermedi.. Bazı sanıklar için "Beraat" bazı sanıklar için de "Davanın düşürülmesi" kararları verildi.
...
OKUR GÖRÜŞ
Özgürce:
“Hamit Fendoğlu” desem, bu ismi kaçınız hatırlayabilir?..
Kendisi lise mezunu olup “Hamido” lakabıyla tanınır.
27 Mayıs 1960 darbesine karşı, Demokrat Parti yanlısı, Bayar ve Menderes hayranı, XIII. Dönem Malatya Milletvekili, 11 Aralık 1977 yerel seçimlerinde bağımsız Malatya Belediye Başkanı.
37 sene önce, tarih 17 Nisan 1978
Hamido, kendisine posta ile gönderilen bombalı bir paketi evinde açarken, gelini ve iki torunuyla birlikte Malatya’da hayatını kaybetti.
Olaydan sonra Malatya’da çok büyük gerginlikler yaşandı. 18 Nisan 1978 Salı günü sabahın erken saatlerinden itibaren kente, mensubu olduğu Bulgurlu Aşiretlerinden, komşu il ve ilçelerden, köylerden akın akın insanlar gelmeye başladı. Belediye hoparlörlerinden “Din elden gidiyor, camilere bomba konuluyor” anonsları yapıldı. Ellerinde uzun sopa ve zincir bulunan on binlerce kişi şehir içinde gövde gösteri yaptı. 1000 kadar işyeri tahrip edilerek yakıldı.
*
Bu olaylardan yaklaşık 40 gün sonra Malatya’ya tayinim çıktı. İlk kez gittiğim bu şehrin adeta yangın yeri gibi, her yerinin yakılıp yıkılmış olduğunu gözlerimle gördüm.
O günler ve sonrasında Milliyet, Cumhuriyet gibi gazeteleri satın alanlar anında komünist diye tehdit ediliyor, direnenlere dayak atılıyordu.
Şehirde bomba ve silah sesleri hiç eksik olmuyordu ve saldırıların en çok yapıldığı yerler kahvehanelerdi.
Düşünebiliyor musunuz?
Bir kahvede çay içip biraz dinlenmek istediniz, işte tam o anda kahve otomatik silahlarla tarandı. Neden olduğunu bilmediğiniz ve hiç tanımadığınız saldırganlar tarafından vuruldunuz.
Bir akşam evine dönen genç bir öğretmen Cengiz Topel Caddesinde herkesin gözü önünde kurşunlanarak öldürüldü. Bu öğretmen Malatya’nın çocuklarına okuma yazma öğretmek, onları hayata hazırlamak için görev yapıyordu.
Her bombalama ve saldırı sonrasında şehrin elektrikleri kesiliyor, saldırıyı yapanların karanlıkta kolayca kaçmasına yardımcı olunuyordu.
Bayanların tek başına alışverişe çıkmaları çok zordu. Pantolon veya diz hizasında etek giymiş bayanlar kalçalarından jiletleniyordu. Akşam karanlığı basınca Malatya terk edilmiş hayalet şehre dönüyordu.
Sadece Malatya mı bu haldeydi?..
Başta büyük şehirlerimiz olmak üzere pek çok şehrimizde daha beterleri yaşanıyordu.
Yaygın şiddet hareketleri üzerine 26 Aralık 1978’de Adana, Ankara, Bingöl, Elazığ, Erzincan, Erzurum, Gaziantep, İstanbul, Kahramanmaraş, Kars, Malatya, Sivas, Urfa, Adıyaman, Hakkari, Diyarbakır, Mardin, Siirt, Tunceli, İzmir, Hatay, Ağrı illerinde sıkıyönetim ilan edilmişti.
O günlerin moda sorusu ise şuydu.
“Kahvehane ile insan saçı arasında ne gibi bir benzerlik vardır?..”
Cevabı hatırlayanlarınız var mı?..
*
Kenan Evren ve 12 Eylül darbe karşıtlarını elbette anlıyorum. Ancak, 35 sene önce yapılan askeri darbeyi o günün koşulları ile değerlendirmek gerekir. Eğer o günlere 2015 penceresinden bakarsak sağlıklı sonuçlara ulaşamayız. En çok dillendirilen Evren’in referandum da % 92 oy alması. Hiç kimse şunu sorgulamıyor. Halkın bu referanduma hayır deme lüksü var mıydı veya hayır derse Evren hemen evine dönüp demokrasi mi gelecekti?.. Neden hiç kimse darbecilerden bir an önce kurtulmak için bu referanduma evet denildiğinin farkında değil?..
*
Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni içten ve dıştan gelebilecek tehditlere karşı savunma görevini üstlenmiş ve yaptırım gücünü Türkiye Cumhuriyeti Anayasa¬sından alan Türk Silahlı Kuvvetlerini, askeri darbeleri öcü gibi gösterip kışlasına hapsetmek ne derece doğrudur?..
Vee;
Darbeyi sadece askerler mi yapar?..
Vee;
Bugün geldiğimiz nokta 1960 ve 1980 şartlarından daha iyi bir seviye midir?..
...
nhizal:
12 eylül öncesi ve sonrası öldürülen aydınlarımız.
...
nhizal:
E TABİ 12 EYLÜL BİR GENERALLERİN gelin akan kanı durdurmak için darbe yapalım diye aldıkları bir karar değildi. öncesi vardı.
belki o zaman soros vakfı yeni kurulmuştu(1979) ama kesin onun işlevini gören bir dolu kuruluş vardı. zaten o dönemlerde izlediğimiz görevimiz tehlike dizisinde herşey gösteriliyordu.
tabi bu toplumu ters köşe yapan bir algı yaratmak içindi. genellikle ortadoğu ve güney amerika ülkelerinde demokrasi karşıtı iktidarlar olurdu ve cıa ajanları onları bölüm sonunda mahvederdi bizde rahat nefes alırdık.işte 12 eylül zemini böyle hazırlandı.
evren ve arkadaşları bu alt yapının üstüne binayı kurdular.ince işlerinide özal tamamladı.:(
...
TCKergin:
Darbecilerden kurtulmak için EVET diyenlerin sayısı çok azdır, sanırım. HAYIR diyenlerin sayısı az değil de yeterli olsaydı… Evren’in ya da Ameriga’nın istediği sonuç elde edilinceye kadar… Allah ne verdiyse…
...
Zalim:
Uzun’un Avukati; Büyüklük uzunda kalsin bu yüzden davayi cekiyoruz dememis mi :?
...
nhizal:
evet aynen öyle oldu.ERZURUMDA ÖLÜM OLAYLARI ÇOK OLMAZDI AMA KAVGA SIK SIK ÇIKARDI.O ZAMANKİ ADI TOPLUM POLİSİ OLAN ŞİMDİKİ ÇEVİK GÜÇ ARAÇLARI PANZERLERİ CADDELERİ DOLDURURDU. SIK SIK ELEKTRİK KESİLİRDİ.
ÖLÜM OLAYI SADECE ATAÜRK ÜNİVERSİTESİ DOÇENTİ ORHAN YAVUZ vardı.
...
nhizal:
alın bir başka dolaylı itiraf.
Burhan Kuzu ‏@BurhanKuzu
12 Eylül Darbesi yapıldığında Ülkede 5200 gencimiz öldürülmüş durumdaydı.Bu Ölüme sebep olanlar bu gün sarmaş dolaş.Olan Gençler’e oldu.
iktidara geldiklerinde durma noktasındaki terör büyüdü ve sonunda teröre teslim olundu.şimdi sarmaş dolaşlar.:(
...
nhizal:
DİYORM Kİ,BURHAN KUZUYU TAKİP EDELİM. NERDE NE İTİRAF EDECEĞİ BELLİ DEĞİL. HER AN YENİ BİR İTİRAFTA DAHA BULUNABİLİR.
sahi bilerekmi bilmeyerekmi yapıyor bu itirafları. asıl bunu merak ediyorum.:)))))))
...
nhizal:
ALIN BİR BURHAN İNCİSİ DAHA.:)
Burhan Kuzu ‏@BurhanKuzu
Hitler’in Nazi Propoganda Bakanı Goebbels”bir yalanı yeterli Sıklıkla tekrarlarsan halk eninde sonunda inanır”der.Muhalefet bunu yapıyor.
...
nhizal:
BURHAN ÖLÜMÜNE Mİ SUSAMIŞ,YOKSA İNANMAK ZOR AMA,DEDİKLERİNDEN KENDİSİNİ SORUMLU TUTMUYORLAR MI?:)))))))
Burhan Kuzu ‏@BurhanKuzu
Kenan Evren öldü;O bir rütbeli generaldi,tanınması da kolaydı.Ancak gerçek diktatör olan “sivil generaller “yok mu?Bunları tanımak daha zor.
...
Zerrin Ozinan:
Haberlerın içinde en çarpıcı gelenı eşini aldatan bununla yetınmeyip arşivleyen kadın oldu.Koca koca değil mısır koçanı cinsınden olmasa o kadın böyle bır davranışa kalkışamazdı aklından geçirse bıle bu derece kör gözüne parmak misali koleksıyon yapamazdı en azından boşanıp koleksiyona devam edebılırdı burada farklı bır şey var.Kocaya (!) gelince ne mal olduğu karısıyla ilgi kuran adama mahkeme açmasından belli domuz kurşunuyla imha edılmesı lazım gelen bıri.Bu olayda feci olan şey bu iki yaratığın çocuk edınmesidir.İkisinden biri sağlam olsa çocuklarin iyi olmaları için yuzde elli şans olabılırdi ama ikisi de bozuk olduğu için yine topluma iki problem eklendi .
...
Adsız "Baba adı, Dayı adı: Hayrullah ve/veya Evren öldü, ..." kaydınıza yeni bir yorum yaptı: 
12 EYLÜL 1980 DARBESİNİN KİME YARADIĞINA DAİR RAKAMLAR;
Türkiye'de kişi başına düşen ulusal gelir 1980'de 1540 Dolar iken, 1984'de 1000 Doların altına inmiştir. Eğilim harcamalarının 1979'da genel bütçe içindeki payı %11.2 iken, 1985'de %8,8'dir. Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı'nın bütçedeki payı aynı dönem içinde %4,2'den, %2,5'e düşmüştür. (Bütçe Gerekçesi 84-85. Maliye Bakanlığı. Ankara. 1984) 1980-83 döneminde psikiyatri kliniklerine başvuranların sayısı %44,69 oranında artış göstermiştir.
24 Temmuz 1984'de Cumhuriyet Gazetesine demeç veren Bakırköy Hastanesi Başhekimi: "Alkolik sayısı 4 kat arttı" demiştir. Veteriner Hekimleri Odası'nın 3.7.1982 tarihli açıklamasına göre, kişi başına et tüketimi 1940'ların altına düşmüştür. Otoriter "hız"la uygulamaya konulan ekonomik modelin bir başka boyutu ise oldukça çarpıcıdır.
1980-1983 boyunca 117 şirkete sahip Koç Holding'in 1980 sabit fiyatlarıyla geliri 163,7 milyardan, 407 milyara, 90 şirketli Sabancı Holding'in geliri 184,8 milyardan, 308 milyara ve 50 şirketli Çukurova Holding'in geliri 88,2 milyardan, 203 milyara yükselmiştir.
Türkiye'nin tüm muhalif direnç noktalarının kırılarak tekelli bir ekonomi ve toplum yapısına sürüklenmesi, 12 Eylül döneminde açıklık kazandı. Bu açıklık, 12 Eylül'e bir hafta kala TÜSİAD'ın yayınladığı rapor okunursa daha iyi anlaşılır. "Özgürlük kutsaldır" diyerek utanmadan manifestolarını açıklayan TÜSİAD'cılar sanayiden, bankacılığa, armatörlüğe kadar her sektörün güçlü işadamlarından oluşmaklaydı.
Yüz büyük sanayi kuruluşunda TÜSİAD üyelerinin üretim ve istihdamdaki payı %80'i bulmaktadır. 200 büyük sanayi kuruluşu listesinde ise TÜSİAD, kendi üyesi olan Turgut Özal'ı ekonomik bürokraside, "demokratik denge' ve hukuk devleti anlayışını reddederek, karar merci haline gelirmiş, bu anlamda "12 Eylül" darbesini bütünleyen ve onun işlerlik koşullarını belirleyen bir darbe yapmıştır. 
12 Eylül yönetimine TÜSİAD kurucusu Vehbi Koç tarafından verilen "Turgut Özal'ı değiştirmeyin "tavsiyesi" tutulacak, TÜSİAD üyesi Özal 12 Eylül'ün koşullarında tekelci sermayenin programını uygulayacak ve bu arada 1981 yılında TÜSİAD bakanlar kurulu kararı ile "kamu yararına çalışan dernek" statüsüne alınacaktır. Alıntıdır.
RAHMİ KOÇ'TAN OTORİTER HIZ ÜZERİNE DEMEÇLER ;
Demokrasi-otorite-hız-hukuk organlarının Türkiye'deki işlerlik koşulları üzerine işadamı Rahmi Koç'un aydınlatıcı görüşleri oldukça öğreticidir. 
Koç'a göre: 24 Ocak kararlarının 12 Eylül'den önceki ve sonraki dönemde uygulama farklılığının açıklaması şöyledir:
"Büyük fark surdan ileri gelmekledir. 12 Eylül harekatından önce her şeyi demokratik bir sistem altında yapmak zorundaydık. Bu da karar almak, yasa ya da yönetmelik çıkarmak için aylar geçmesini gerektiriyordu. 
Yani her şey güç ve uzun zaman içinde gerçekleşebiliyor, her şeye politik açıdan bakılıyordu. Ekonomik yaklaşım hep arkadan geliyordu.
Askeri yönetim altında fark alınan kararların parlamentodan geçmesi gibi bir zorunluluk olmadığından çok hızlı hareket edebiliyor ve üstelik askeri yönelim yanlış yapsa bile bunu kısa sürede düzeltebiliyor.
En önemlisi ise, tüm bu işlemler yapılırken politik yaklaşımlar söz konusu olmuyor. Çünkü askeri yönetimin parlamento da sandalye kaybı ya da seçmen kaybı diye bir kaygısı yok. En büyük fark askeri yönelimin zamanında ve doğru (!) kararlar almasıyla çok değerli zaman tasarrufumuzun olmasıdır."
Koç'un temsil ettiği otoriter "hız" anlayışının toplumsal bilançosunu tüm boyutlarıyla çıkarmak oldukça zor. Çünkü insan , tarihsel, psikolojik-kültürel boyutlarıyla doğanın en güzel ve en karmaşık varlığı. İnsan denen varlık otoriter "hız" uygulamalarında nasıl bir tahribatla karşılaşmıştır. "İnsani Öz" ve ''Vicdan'' nasıl yitirilmiş karşılığında cüzdanlar nasıl şişirilmiştir ?!
ELCEVAP:
Sayın Okur,
İlgi katkı için teşekkürler.
Testi kırılınca yol gösteren çok olurmuş.
Mühim olan ön'görmek, ön'den saf'laşmak.
İhtilal bir sebep değil sonuç'tur, makul'ü normal'de aramak elzem.
İhtilal öncesinde batık olan ekonomi, ihtilal sonrasında şahlanmaz.
AKP üzerinden hangi dış iç güçler'in hazine'yi, Türkiye'nin geleceğini yağmaladığı ortada.
Asker'in süngüsü üzerinden şekillenen süreç'e tavır alanlar, beyaz ve/veya nohudi renkli darbe'ye neden tavır almazlar?!
Tiran?!
İhale, kömür, un, şeker çuvalı üzerinden satın alınan oy'lar üzerinden şekillenen süreç ne kadar demokrasi'dir?!
Şekil üzerinden bakılacak olursa, Cemil İpekçi de erkek ve/veya Bülent Ersoy kadın!
Yani?!
Şekil her şey değildir.
İçerik, duruş da mühim nüans.
Bir İngiliz atasözü, rüzgar eken fırtına biçer diyor.
Başka?!
Derviş'in fikri ne ise zikri de odur.
Yani?!
AKP iktidar'a geldiğinde 4 olan milyar dolarlık adam sayısı ne değişti de 40'a yükseldi?!
Koç, "ülkem varsa bende varım" diyordu, AKP iktidarında türedi milyar dolar adamların kaç'ı aynı düşüncede?!
İslam olmayan topraklar deyip vatan'ı yağmalamak yağmalatmak kim'in aklı?!
Yani?!
PKK, Barzani kör'le yatan dünya'ya "Acem şehla" bakar.
Hasılı:
"Bir adam bir hafta içinde asılacağını bilir ise çok hızlı şuur'lanırmış.
Kim ne kadar hızlı şuur'lanacak, nur'lanacak, içinden geçiyoruz zaman'ın.
ABD Başkanlık seçim'ine kadar, Neo 1940 & Neo 1993 şartları iç içe.
Süreç ortada, Neo Soğuk Savaş.
Ezcümle:
"İnsanlar konuşarak anlaşırmış" ispat'a muhtaç bir iddia.
Hiç öyle olsaydı, 27 Mayıs, 12 Eylül yaşanır mıydı?!
Ya da savaş'lar!
İnsanlar sevdiklerini çok kolay kırıp, korktuklarına saygı duyar ise süreç ortada:
"Saygı insanıyız" bu mana.
Selamlar.
HM 
...
Vatandaş:
Selamlar,
Sayın HM,sizin yazılar son günlerde çok ilginç gelmeye başladı bana.Sanki tek klavyeden çıkmıyor gibi,ne dersiniz.Haaa bu arada Evren Paşa acaba memlekette huzur bozulduğu için mi ihtilal yaptı yoksa amerikanın huzuru bozulduğu için mi ihtilal yaptı?Bunları düşünmek lazım dimi.
ELCEVAP:
Sayın okur;
Naçizane benim takoz'un klavye.
"Yumurta mı tavuk'tan çıkar tavuk mu yumurta'dan çıkar" ise soru, süreç ortada:
Ak horoz / f horoz fark etmez, korku'dan BOP'un horozları kuluçka'da.
7 Haziran konseptinde kimin ne yumurtlamaya çalıştığı da ortada!:))
Selamlar.
HM
...
nhizal:
:) )))))))))))))))))))))))))))))))
uzun çark etmiş.
Erdoğan, ‘Hırsızdan cumhurbaşkanı olmaz’ sözü nedeniyle Kılıçdaroğlu’na dava açmıştı
Erdoğan’ın avukatı, Kılıçdaroğlu’na açılan davada ‘tapeler incelensin’ talebine karşı çıktı, dava düşmüş.
gelde gülme. tapeler incelense….ohooooooo neler neler tutanaklara geçecek.
...
nhizal:
alın bir başka dolaylı itiraf.
Burhan Kuzu ‏@BurhanKuzu
12 Eylül Darbesi yapıldığında Ülkede 5200 gencimiz öldürülmüş durumdaydı.Bu Ölüme sebep olanlar bu gün sarmaş dolaş.Olan Gençler’e oldu.
iktidara geldiklerinde durma noktasındaki terör büyüdü ve sonunda teröre teslim olundu.şimdi sarmaş dolaşlar.:(
...
Yusuf Baltacı:
Hürriyet'in içine "F virüs" girmiş.
Olması gereken:
Gülen Medya'nın içine Aydın Yüz'lerin girmesiydi..!!
...
Umut Sarıer:
Burundi'de Askeri Darbe:
Türkiye’nin, “denizin üzerine inşa edilen ilk havaalanı” olacak Ordu-Giresun Havaalanı, seçim meydanlarında yoğun miting programını sürdüren Başbakan Davutoğlu ile açılışlar nedeniyle Türkiye’yi dolaşan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı buluşturacak.
Türkiye’de deniz dolgusu ile yapılacak en prestijli yatırım olarak dikkat çeken havaalanının benzeri, Japonya’nın Osaka kentinde bulunuyor.
Ruhani: "Yemen artık siyasi veya bölgesel bir konu olmaktan çıktı, tüm ülkeleri ilgilendiren insani bir konu halini aldı"
Irak Cumhurbaşkanı Fuad Masum: "DAEŞ ile mücadelede ilk günden itibaren yaptığı yardımlardan dolayı İran'a minnettarız"
ABD Savunma Bakanlığı Sözcüsü Steve Warren: "Eğer İranlılar bölgede bir tür tehlikeli iş planlıyorsa onların ve bizim de bildiğimiz gibi bu (duruma) yardımcı değil"
Beyaz Saray Sözcüsü Josh Earnest: "İran, insani yardımlarla oyunlar oynamaya gücünün yetmeyeceğinin farkında. Diğerleri gibi İranlılar da biliyor ki BM sistemi dışına çıkarak bölgesel hasımlara meydan okuyan siyasi numara yapmak provokatif ve bugün devreye girmesi öngörülen BM öncülüğündeki ateşkesin çökmesi riskini getiriyor"
Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) Başbakan Yardımcısı Kubat Talabani, ABD Başkanı Barack Obama'nın Peşmerge güçlerine büyük önem atfettiğini belirtti.
Talabani, Obama'nın "ABD'nin Irak'ta ve bölgede Kürtler gibi başka dostları olmadığını söylediğini" aktardı.
ABD merkezli düşünce kuruluşu Uluslararası Kriz Grubu (ICG), Kürtlerin Irak Şam İslam Devleti'ne (IŞİD) karşı silahlandırılmasının riskli bir strateji olduğu uyarısında bulundu.
Pakistan'da Şiileri taşıyan otobüse saldırı: En az 43 ölü
Yunanistan, kurtarma paketiyle ilgili çıkmazın ekonomiyi olumsuz etkilemesi ile resesyona geri döndü.
Yunanistan geçtiğimiz yıl II. Dünya Savaşı’ndan bu yana en kötü ekonomik gerilemeden toparlandı.
Sıkıntılı dönem, ülkenin ekonomik hasılasının yaklaşık yüzde 25’ini götürdü, her dört kişiden biri işsiz kaldı.
...
ZAMAN TÜNELİ VE/VEYA OYUN BİTTİ
William Carr, "Hitler" kitabında şöyle der:
"Almanya felaketinin nedeni, sadece Hitler'in yaptıkları değil, bizim de bir Hitler yaratışımızdı. Hitler, Alman halkının, kendi kaderinin tek hakimi yaptığı ve kaderini, kendi isteğiyle ellerine teslim ettiği adamın adıdır!"
CHP lideri Deniz Baykal da, devrim şehidi Kubilay'ın, Menemen'deki 75'nci ölüm yıldönümü etkinliklerine katılmak için İzmir'e giderken; uçakta, gazetecilere, şu hatırlatmayı yapma ihtiyacı hissediyordu:
"İran'da, Humeyni iktidara gelirken, komünistlerle İslami güçler arasında demokrasi, insan hakları ve özgürlükler temelinde bir birliktelik vardı. İran'da da tıpkı Türkiye'de olduğu gibi liberallerin desteğini almıştı Humeyni. Tıpkı II'nci Cumhuriyetçilerin, liberallerin çeşitli gerekçelerle AKP'yi desteklemeleri gibi!.."
Nitekim...
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, bir hayli hararetli geçen "bütçe görüşmeleri" sırasında, Meclis kürsüsünden Başbakan Erdoğan'a bu anlamda şöyle sesleniyordu:
"Ya olduğun gibi görün ya da göründüğün gibi ol! Başbakan hangi Başbakan? 'Anıtkabir'de sap gibi duruyorlar', diyen mi, Hikmetyar'ın önünde diz çöken mi, Anıtkabir'de saygı duruşunda bulunan mı?"
Erdoğan ise Baykal'ın bu sorusuna şu cevabı veriyordu:
"Bu olay 1986'nın olayı. O zaman onların verdiği mücadeleyi herkes alkışlıyordu. Şimdi farklı bir safha geçti. Şimdi o safta, desteklemiyorum. Değiştim, değişerek geliştim!"
İşte bu anlamda zaman tünelinden birkaç flu kare...
Erdoğan'ın "değişerek gelişme"sini yansıtan, "kendi sesi"nden birkaç düşünce fotoğrafı:
BUKELEMUN SİYASET
"Elhamdülillah şeriatçıyız!" (21.11.1994, Milliyet)
"Yılbaşına karşıyım!" (19. 12. 1994, Sabah)
"Ben tekkeye değil dergaha gittim!" (22.01.1997, Gözcü)
"Ata'ya saygı duruşunda sap gibi ayakta durmaya gerek yok!" (12.05.1994, Hürriyet)
"10 Kasım'da yaygara kopartıldı!" (14.11.1994, Hürriyet)
"İçki yasaklansın!" (1.05.1996, Hürriyet)
"İstanbul'u Medine yapacağız!" (Akis)
"Bütün okullar İmam Hatip yapılacak!" (17.09.1994, Cumhuriyet)
"Ben İstanbul'un İmam'ıyım!" (8.01.1995, Hürriyet)
"Milli Piyango zulümdür!" (29.09.1994)
(.............)
Erdoğan'ın izinden gittiği belli olan Hitler ise "Kavgam" adlı eserinde şöyle der:
"Ekseriyet hiçbir zaman bir şahsın yerine kaim olamaz. Ekseriyet, ahmakları olduğu kadar alçakları da temsil eder. Saman dolu yüz kafa, nasıl ki hiçbir zaman bir akıllı kişiye eşit olamazsa, yüz korkak adamdan hiçbir vakit kahramanca bir karar beklenemez. Devlet bir gaye değil, bir vasıtadır!"
Erdoğan'ın da benzer sözleri vardır.
"Demokrasi amaç değil araçtır" der.
Bu tarz düşünceler ileri süren Hitler de, Erdoğan gibi sandıktan çıkmıştır.
Partisi, kendisine Başbakanlık yolunu açan, 6 Kasım 1932 seçimlerinde, yüzde 33.1 oy almıştı! Ancak, alınan bu oylar, halkın çoğunluğunu temsil etmiyordu.
Önce, General von Scheicher, Başbakanlığa getirildi.
Başarılı olamadığı için bir başka partinin desteğini alan Hitler, 30 Ocak 1933'te Cumhurbaşkanı Hinderburg tarafından Başbakanlık'a atandı
Bizde ise Erdoğan, Cem Cengiz Uzan'ın zamansız kurduğu GP'nin aldığı oy oranı ile Meclis'te neredeyse "mutlak iktidar"ı yakaladı.
Her "ihtilal" önce evlatlarını yermiş!
AKP merkezli "Anadolu İhtilali"nde de öyle oldu!
Erdoğan, Başbakanlık koltuğuna oturunca, ilk olarak Uzan İmparatorluğu'nu yerlebir etti.
Ardından da "5020 Sayılı Yasa"nın verdiği güçle, dümeni Atatürk Türkiyesi'ne doğru kırdı.
Yani...
GP'nin "bilinçsiz katkı"sı ile Erdoğan, halkın çoğunluğunun istemediği ve hatta nefret ettiği bir parti iken, seçim sistemimizin demokratik olmaması sayesinde, Anayasa'yı değiştirecek bir güç ile tek başına iktidar olmayı başarabildi. Bu durumda, egemenliğin, kayıtsız şartsız Türk milletinde olduğunu iddia etmek mümkün mü?!
Ki...
1933 yılına gelinceye kadar Almanya'da kamuoyu, Nazi'lerin iktidarını normal karşılayacak biçimde hazırlanmıştı.
O günlerin Almanya'sında, Hasan Cemal gibi yazarların savunduğu yaygın düşünce şöyleydi:
"Madem demokrasi var; seçmen iradesine saygı göstermek şart! Bir kere de bu partiye şans verelim. Hitler değiştiğini söylüyor. Hem bu ülkede yasalar var, kurumlar var; hele hele ordu var!"
AVANAK DEMOKRATLAR
Oysa ki, totaliter bir rejim kurmak için "mutlak çoğunluğa" dahi gerek yok!
Almanya, İran ve Türkiye örneklerinde görüldüğü gibi halk ılık suda bıcı bıcı yapan kurbağalara dönüştürülmüşse, sistemi "gaflet uykusu"ndan uyandırmak bazen zor, hatta imkansız!..
Hitler'in Propaganda Bakanı Göbels, günlüğüne bu anlamda şu notu düşmüştür:
"Sayıların ne önemi var? Devlette efendiler artık biziz!"
Günün moda deyimi ile "siyasetin fındık kurdu" ya da "politikanın fındıkkıran"ı, modern zamanların Propoganda Bakanı Cüneyd Zapsu'nun da, AKP sandıktan fırladıktan sonra, "Türkiye artık bizden sorulur!" diye kamuoyuna vaz'ettiği, Göbels'inkine benzer sözleri vardır; dinleyende "Deja vu" yani "Ben bunu daha önce yaşamıştım" hissi uyandıran!..
Ve...
Son olarak...
Lenin, AKP iktidarından nemalanan "sözde aydın"lar için "Avanak demokratlar" tanımlamasını yapar.
Ardından da şöyle der:
"Bu tür tatlı su demokratlarını önce kullanın, işiniz bittikten sonra atarsınız!"
30 Aralık 2005 tarihli Sabah Gazetesi'nin manşetinden aynen yansıtıyorum:
Ali Kırca sordu: Cumhurbaşkanı olmayı düşünüyor musunuz?
Erdoğan cevap verdi: Gün ola harman ola!
Ve Erdoğan'ın yıllar öncesinden ifşa ettiği Köşk'e çıkmakla ilgili hayali:
"Cumhurbaşkanı'nın İmam Hatip'li olacağı günler yakındır!" (5.02.1996, Akit)
Üst üste binen bu sözler insanda, "Acaba, Erdoğan gerçek niyetini saklıyor mu?!" düşüncesini uyandırıyor.
Belki de, şu tarz bir yaklaşım daha doğru bir tanımlama olacaktır:
"Erdoğan önce niyetini söylüyor, sonra inkar ediyor, ardından niyetini gerçekleştirmek için avanak demokratların desteği ile hedefine doğru emin adımlarla ilerliyor!"
Nitekim, Almanya yıkıldığında, Hitler rejiminin iki numaralı adamı Göring, Nürenberg Savaş Suçları Mahkemesi'nde kendini şu kelimelerle savunuyordu:
"Biz halka gerçeği söylemiştik, sadece iktidara gelene kadar demokratik yollara başvuracağımızı açıklamıştık. Halk bizi bilerek seçti, bizi istedi. Bizi yargılayamazsınız!"
Erdoğan da ilerde benzer bir cümle kurarsa, tatlı su demokratları ne diyebilir ki?!
Bu bakımdan "Avanak demokrat" niyetine kullanılmak istenen, başta Ali Kırca olmak üzere, Atatürk Türkiyesi'nin kazanımları ile gününü gün eden herkese önemle hatırlatırım!
Dikkat!
Bindiğiniz laik dalı kesiyorsunuz!
Nokta.
***
Son centilmen
'Orman kanunu nedeniyle Cumhurbaşkanı ile çatışacak deniyordu. O ise gayet güzel bir barış ilan etti. 'Ekim'e kadar Parlamento'yu açmıyoruz' dedi. Tayyip Bey, gerilimci değil. Neticede hedefine gidiyor, ama diyalog açıcı, gerilimi durdurucu bir yaklaşım içinde duruyor. Mesela uyum paketlerinde çok başarılı oldu.'
Bu sözler ayniyle vaki!..
Tayyip Erdoğan'ın akıl hocası Korkut Özal'a ait...
8 Eylül 2003, Pazartesi tarihli Radikal'de Neşe Düzel'le yaptığı söyleşide... Özal, Erdoğan'ın Türkiye'yi ele geçirme stratejisini farkında olmadan deşifre ediyor...
AÇIĞA DÜŞMEK
Bu anlamda bir başka fotoğraf:
'Yalnız, bir yerde hata yaptık. O da, büyük silah ve teçhizat alımının ardından teknik düzeyde eleman alımına gidildi. O silahların bakımını yapacak kadro alımı için çok yoğun bir talep oldu. O yüzden de önceden yaptığımız gibi, ciddi bir araştırma yapamadık. Alınan elemanlar, sıkı bir denetime tabi tutulamadı. Humeyni'nin eylemi başladığında, ordu YÖNETIME el koyma kararı aldı; ama, ne tank, ne tüfek, ne de uçakları kullanabildi. Silah gücünün hemen hepsi, teknik düzeydeki adamlar tarafından iş görmez hale getirilmişti. Bu yüzden bizler de bir şey yapamadık.'
Bu sözler de ayniyle vaki!..
Aynen, Korkut Özal'ın söylediği türden...
İran'dan Türkiye'ye kaçan, üst düzeydeki bir komutan, adının yazılmaması kaydıyla, o dönem Yeni Asır'da çalışan arkadaşımız Erol Yaraş'a anlatmış...
O söyleşiyle ilgili olarak Yaraş bana, 'Komutan çok üzgündü, adının çıkması halinde adresinin saptanıp, öldürülmesinden endişe ediyordu' demişti.
ÇİÇEĞE BAKMAK
Nitekim...
Eski Genelkurmay Başkanı Orgeneral İsmail Hakkı Karadayı, 30 Ağustos Zafer Bayramı'nın 74. yıldönümü münasebetiyle verdiği resepsiyonda, SABAH'ta manşet olan, yukarıya aldığım sözlere paralel şu anısını aktarmıştı:
'Bana öyle şeyler anlattılar ki, dayanamayıp sordum:
'Peki, siz hiç böyle bir irticai gelişmenin farkında olmadınız mı?'
İranlı komutan şu cevabı verdi:
'Sayın general, devamlı bir çiçeğe bakarsanız, o çiçeğin büyüdüğünü göremezsiniz. Örneğin, bir gülün nasıl açtığını bile fark edemezsiniz. İşte bizde de öyle oldu.'
Bu sözlerine karşılık susmak istedim; ancak, üsteleyince sordum:
'Peki, hiç mi kavrayamadınız, algılayamadınız?'
Bu kez şöyle bir cevap verdi:
'Biz onların, her gün hiç farkettirmeden, ama yavaş yavaş, santim santim, sanki yeni bir şey olmuş gibi getirip ortaya koydukları dini şeyleri, halkımızın temiz duyguları diye düşündük. Sonuçta böylesine bir durumla karşılaşacağımızı hiç tahmin edemedik. Ama baktık ki, her geçen gün halkımızın temiz duygularından kaynaklandığını zannettiğimiz dini ve masum istekler gibi görünen şeyler, irticanın ta kendisiymiş.'
Komutan böyle tarif edince, 'Demek ki, siz görevinizi yapmamışsınız' dedim. Ardından da sordum; 'Peki, fark ettiğinizde, yani Humeyni için Tahran'da 500 bin kişiyle miting yapılmaya başlandığında da mı farketmediniz?'
Komutanın verdiği o cevap, hiçbir zaman kulaklarımdan silinmedi.
Bana şöyle dedi:
'Sayın general farkettik... Farkettik ama iş işten geçmişti'...'
O KAFA
Bu sözler, 'Atatürk Türkiyesi'nin neden bu konuda hassas olması gerektiğini anlatıyor... Ortada 'entelektüel' diye dolaşıp, 'Dinciler de iktidara gelse ne olur?' diye geçmişte fetva verenlerin, nasıl bir kış uykusunda olduklarını net bir şekilde ortaya koyuyor...
Ki...
Hasan Hüseyin Ceylan da yine SABAH'ta yayınlanan, 'İmam Hatip Lisesi mezunları Harp Okulları'na girebilseydi, dünya yeniden kurulacaktı. Kanun çıksaydı, biz 1979 yılında Harp Okulu'ndan mezun olacaktık. Bugün Binbaşı Hasan Hüseyin Ceylan, Albay Tayyip Erdoğan olacaktı' sözleriyle niyetlerini çok önceden açık seçik ortaya koymuştu.
Bu bakımdan, hukuk devletinin temel mantığı ortadadır.
Kanun varsa uygulanır.
İşlevini yitirmişse, iptal edilir, yenisi hazırlanır...
Eğer, 'Benim zihniyetim bu!' diyen...
Devleti temellerinden yıkıp ümmetçiliği yaymak isteyenlere, yargı önünde hak ettikleri ceza verilmezse...
Aynen, o İranlı generallerin anlattığı gibi, Türkiye için de iş işten geçmiş olur...
Tercih, bu ülkenin geleceğiyle ilgiliyse...
Bu ülkede yaşayan, Atatürk'ün kurduğu Türkiye'nin devamını isteyen herkes, elini taşın altına koymak zorundadır.
'Son centilmen'in de bu gerçekleri gözönüne alarak hareket etmesi gerekmez mi?!
Çünkü, başka Türkiye yok!..
Çünkü, İslam'ı demokrasi ile bağdaştırabilen başka Batılı ülke de yok!..
Çünkü, irticanın yol haritası ortada!..
Star, 16.09.2003
Hayrullah Mahmud
...
Ve...
Son olarak...
ABD Başkanlık seçimlerine kadar tehir'li gündem!?
Acem Barzan KIYAMET.
“Kıyamet mutlaka gelecektir. Herkes işlediğinin karşılığını görsün diye, neredeyse onu gizleyecek (geleceğinden hiç söz etmeyecek)tim.”
Ta Ha Suresi, 15. Ayet
“Kıyamet saati yaklaştı, Ay yarıldı!”
Kamer Suresi, 1. Ayet
“Nec Jactantia Nec Metu / Ne övün ne de yerin."
“Sine die / Belli bir tarih belirtmeksizin.”
“Sotto voce / Alçak sesle.”
"Spes salutis / Kurtuluş umudu.”
“Mors Certa, vita Incerta / Ölüm kesindir, hayat değil.”
“Mutatis mutandis / Değişmesi gerekeni değiştirerek.”
“Ad gloriam / Zafer için!”
"Manus milites / Askeri el tarafından.”
“Modus operandi / Hareket etme tarzı.”
“Modus vivendi / Yaşam tarzı.”
“Multi sunt vocati, pauci vero electi / Çoğu çağırılan, azı seçilen.”
“Multim in parvo / Azlık içinde çokluk.”
“Nota bene (N.B.) / Önemli not:"
“Omnes viae Romam ducunt / Bütün yollar Roma'ya çıkar!"
“Omnes vulnerant, ultima necat / Her geçen dakika yaralar, sonuncusu öldürür.”
“Hoc signo vinces / Bu işaret sayesinde galip geleceksin!”
(Milvius Köprüsü Savaşı öncesi I. Constantinus’a iletildiğine inanılan ilahi görünüm.)
“Nec pluribus impar / Herkese benzemez - herkesten üstün!”
Louis XIV mottosu
Netice:
BOP'un idamlıkları!?
LARP?!
Nokta.

13 Mayıs 2015
HM
Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages