Paralel Zamanlarda Önde'n Gidenler 23: VEYSEL BİLEN?!

754 views
Skip to first unread message

Hayrullah Mahmud ÖzgürTÜRK

unread,
Jan 29, 2014, 4:58:27 AM1/29/14
to Hayrullah Mahmud ÖZGÜR, Cemil Kıvanç, oybi...@googlegroups.com, cumhuriye...@yahoogroups.com, Fikrin VarMi, Istiklal Türker, ÿfffffffffffdzzet emre aygen, mustafa altinay, Umut SARIER, Tarik Atan, serdar usta, Serdar Demir, Serdar Demir, zeynepay...@mynet.com, erdenk...@yahoo.com, Yusuf Demir, Hicran Karabudak, Mehmet SÖKMEN, serdar unsal, Ender Arıhan, adnan ışık, B-Y B-Y, mirac...@gmail.com, Emre KULCANAY, Dursun YASSIKAYA
Paralel Zamanlarda Önde'n Gidenler 23: VEYSEL BİLEN?!

ATTIĞI BÜYÜK ADIMLARLA KENDİNDEN SÖZ ETTİREN BAŞARILI BANKACI VEYSEL BİLEN’İN BAŞARI SIRRI: “ŞANSA, EMEĞE, PLANLI OLMAYA VE ALINTERİNE İNANIRIM!”

Yer: Diyarbakır...
Zaman: Gecenin ilerleyen saatleri...
Mekan: Dedeman Oteli’nin lobisi...
Kentbank’ın çiçeği burnunda Genel Müdürü Veysel Bilen ile sohbet ediyoruz. Yorucu bir günün ardında, heyecanlarını, hedeflerini, hayallerini, umutlarını anlatıyor. Ben ise oturduğum koltuğa çakılmış, pür dikkat onu dinliyorum.
Bir banka genel müdürünün soğukluğundan ve snobluğundan çok uzakta bir yapısı var.
Daha ziyade bir politikacı sıcaklığında dokunuyor...
Ama abartmadan bir finansçı duyarlılığında konuşuyor.
İyi bir denge yakalamış.
Çevreden aldığım izlenim de bu tepsitlerimi doğruluyor...
İnsanda mütevazı, çalışkan ve büyük hedeflerin adamı izlenimini uyandırıyor.
ŞANSLI BANKACI
Napolyon’a yeni bir komutan önerdiklerinde, adayın tüm özelliklerini dinledikten sonra hep aynı soruyu sorarmış:
“Şanslı mıdır?”
Bilen, tam anlamıyla Napolyon’un aradığı özelliklere sahip bir komutan...
Napolyon’a komutan olacak kadar şanslı bir bankacı...
Veysel Bilen’in bankacılık yaşamı 1970’te Garanti Bankası’nda Müfettiş Yardımcısı olarak başladı.
1992’ye dek de sırasıyla Müfettiş, Şube Müdürü, Pazarlama Müdürü ve Bölge Müdürü olarak görev yaptı.
1992’de 7 buçuk yıl süreyle çalışacağı Toprakbank’a Krediler ve Pazarlamadan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı olarak geçti.
Bu sürenin dört yılını genel müdür yardımcısı olarak, 3 buçuk yılını da genel müdür olarak geçirdi.
Daha sonra da 3 Aralık 1999’da, büyük ses getiren bir transferle Kentbank’a genel müdür olarak geçti.
ARKADAŞIM SEBEP OLDU
Bilen’in hayata ilk atıldığı yıllarda finans dünyasına girmek gibi bir hedefi yokmuş ama daha sonra şartlar onu bu yola sürüklemiş.
O günkü hayallerini şöyle anlatıyor Bilen:
“Aslında öğrencilik yıllarımda bankacı olmak gibi bir hedefim yoktu. Öğrenciliğimin ilk yıllarındaki beklentim, geldiğimiz yere geri dönmek, orada iş güç sahibi olmak, çoluğa çocuğa karışmaktı. Öğrencilik yıllarımda bir özel şirketin muhasebe servisinde çalışıyordum. Bankacı olmama Emlak Bankası’nda çalışan bir arkadaşım sebep oldu. Hiç unutmuyorum, okul bittiğinde, temmuzun sonuydu, telefon açtı, ‘Bir yemek yiyebilir miyiz?’ dedi.
O Bahçekapı’da, ben Kadıköy’de çalışıyorum. ‘Garanti Bankası Müfettiş Yardımcılığı için sınav açmış, girmeyi düşünür müsün?’ diye sordu. Ben de, “Kardeşim, o Koç’un bankası torpillilerden bize sıra gelmez’ dedim. Evet, aynen böyle düşünüyordum. Bir de dedim ki, “Hayatta benim idealim bankacı olmak değil; hedefim birinin şirketinde muhasebe müdürü olmak!’
O zaman arkadaşım bana, ‘Bu sınavı sen kazanamazsın, kimse kazanamaz’ dedi. O sırada bir form koydu önüme. Alıp baktım, o formda çok fazla şey istenmiyor. Angaryası yok. İşte o zaman, ‘Tamam, hazırlayabilirsem hazırlayayım’ diye bir cevap verdim arkadaşıma. Müracaatın bitimine de üç, dört gün vardı. O arkadaşıma çok şey borçluyum. Benim formlarımı, tüm başvuru işlemlerini o tamamladı. Kendi elleriyle götürüp Garanti Bankası’na teslim etti. Kısmetmiş ki oldu. Sınava girdim ve kazandım. Geriye dönüp yıllar öncesine bakınca, bunun adını koyamıyorum. İlahi güçten başka bir şey göremiyorum bunun arkasında. Bankacılığa başladıktan sonra hep hedefler koyarak bugünlere geldim. Bunu belki ukalalık olarak görenler olacaktır; ama, bütün takvimlerini belirledim yürüyüş çizgimin. Allah da yardım etti.”
JESTİON OLMAK İSTEDİM
Bu arada Bilen bankacılığa ilk adım attığı günlere dair, unutamadığı  bir anısını şöyle anlatıyor:
“İlk müfettiş yardımcılığı eğitimi için açılan sınavı kazandık. Üstadlarımdan biri ‘Ne olmak istiyorsun?’ diye sordu. Daha 15-20 gün olmuş başlayalı. Ortalıkta bir jestion lafı dolaşıyor. Ben daha bankaya girip çıkmış değilim. Parmak kaldırdım, ‘Jestion olmak istiyorum’ dedim. Onlar da bana, ‘Sen işe başlayalı kaç gün oldu’ diye sordular. ‘15-20 gün oldu’ dedim. Sordular, ‘Sen biliyor musun jestion nedir’ diye. ‘Vallahi bilmiyorum; ama herkes jestion olmak istiyorum dediğine göre, bu önemli bir şey. O zaman bende olayım’ dedim. Herkes ‘Aaa’ dedi. Bir dönem lakabım ‘Jestion’ olarak kaldı. Sonra gördük ki, ‘Jestion’ şube müdürü anlamına geliyor. Üç aylık kursun, son döneminde form doldurtuyorlar. ‘Hedefin ne?’ diye soruyorlar. Bende o forma ‘Dört yıl içerisinde şube müdürü olmayı hedefliyorum’ diye yazdım. Teftiş Kurulu Başkanımız Nahit Bey, ‘Sen parmakla sayı saymasını biliyor musun? Senin müdür olman için 10 sene geçmesi lazım. Dört senede müdür olunmaz’ dedi. ‘Üstad’ dedim, ‘Ben dört sene hedefleyeyim de müdür olmak için, inşallah bu köprülerin altından başka sular da akar, bakarsınız oluveririz.”
SADECE İSTEMEK YETMİYOR
Ve ardından şöylesi bir itirafta bulunuyor:
“Ama bu istekte bulunurken şurasını da samimi olarak itiraf etmeliyim ki, sadece çalışmanız ya da istemeniz yetmiyor. Allah da isteyecek. Nitekim, Garanti Bankası’nda dördüncü yılım dolduğunda, bir gençlik rüzgarı estirildi. Sayın Halit Soydan, ‘Ne kadar emekli müdür varsa hepsini çıkartıyorum. Teftiş’ten ve de normal kadrolardan bu işe kim talipse, görevi ona vereceğim’ dedi. Kadroda yer alan Teftiş Kurulu’ndan içinde benim de bulunduğum 15-20 arkadaşı havuza attılar. ‘Yüzme biliyorsan yüz, bilmiyorsan boğul’ dediler. Takvime baktığınızda 1984’ü görürsünüz. Dördüncü bitip beşinci senem başlarken müdür oldum.
Allah yardım etti. Daha sonra bankada İbrahim Betil dönemi başladı. O dönemde de Pazarlama Müdürlükleri kuruldu. Bizi bir seminere aldılar. Ben o arada iki tane şube devirdim. Bize eğitime gelen hoca, 15-20 kişi arasından en sonunda iki kişiyi seçti. ‘Pazarlama Müdürü olacak kişilerde şu şu vasıflar bulunur’ dedi ve bunlardan birisi de bendim. Önüm yine açılmıştı. İnsan ilişkisi bankacılıkta çok önemli. Bankacılık sabır isteyen, sizi her defasında dayanıklılık testinden geçiren, sinirlerinize hakim olabilmeyi öğreten bir meslek. Ben bu işe bir maraton koşusu diyordum. Bunu koşabilmek lazım. Ancak koştuğunuzda bir yerlere gelebiliyorsunuz.”
KÖSE İLE KÖŞEYİ DENK GETİR
Veysel Bilen bankacılıkta, “Köse ile köşeyi denk getirmek lazım” diyor. Sonra da bunun ne anlama geldiğini şöyle açılıyor:
“Köşeden kasıt müdür, köse de bulunan lokal durumdur. Bulduğumuz yerlerde, köse ve köşeyi denk getirdik. Bu, Kentbank’ın ekip ruhunda var. Ekibimiz bugün Türkiye’nin en iyilerinden biri. Gerek bireysel, gerek kurumsal bankacılıkta bölgelerinde sevilen başarılı arkadaşlar bunlar. Üç yıl içinde Türkiye’nin ilk 10 bankasından biri olmak istiyoruz. Güleryüzlü, süratle müşterilerin ihtiyaçlarını belirleyip cevap verecek bir bankacılık anlayışını geliştirdiğiniz zaman, rakiplerden bir boy kopuyorsunuz. Bunu biz geçmişte de yaptık. Ama önce çıkmanız için mutlaka yeni bir şeyler getirmeniz gerekiyor. Kurumsal ve bireysel bankacılıkta görevli arkadaşlarıma, ‘Lütfen uçmayı deneyin’ diyorum. Ne koşmayı, ne de yürümeyi. Ama uçmayı denediğinizde göreceksiniz ki, ancak koşuyor olacaksınız. Bu sektörde çok yoğun bir rekabet ortamı var. Bir kere konuya şöyle yaklaşmak istiyorum. Bu ülke bizim. Bu ülkede yaşayacağız. Bunun içinde paylaşımcı olmalıyız. Paylaştıkça her şey büyüyecek. Çelme takmayı bırakmalıyız. Bizim tek düsturumuz var: Önce rekabet! Ama, haksız rekabet değil.”

NOT. Bu söyleşiler AKP iktidara gelmeden önce (2000 - 2002 arasında) yapılmıştır.
29 Ocak 2014, Çarşamba
Hayrullah Mahmud
Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages