Biden?!

565 views
Skip to first unread message

Hayrullah Mahmud ÖzgürTÜRK

unread,
Nov 8, 2020, 4:29:49 AM11/8/20
to oybi...@googlegroups.com
Biden?!

SÖYLEMMETRE
ENSTANTANE X:
FEHMİ KORU: Trump ölümü göze alır koltuğu bırakmaz.. Âmâ kadın kâhin onun son başkan olacağını söylüyor…

‘Baba Vanga’ adını duymuş muydunuz? Kehanetleriyle tanınanbiriydi ve 1996’da ölmeden önce yaptığı son öngörüsü Donald Trump‘ın ABD’nin son başkanı olacağına dairdi.
Fakat kehanetine daha sonra geleceğim.
CNN muhabiri, biraz önce, Donald Trump’ın uzun süre önde gittiği kritik eyaletlerde rakibi Joe Biden’in öne geçtiğini öğrenen Beyaz Saray halkının, başkanın göreve getirdiği kadronun, telaşa düştüğünü aktardıktan sonra şunu da ekledi: Pek çoğu “Bundan sonra nerede iş buluruz” derdindeler…
Bence onları daha büyük dertler bekliyor.
Trump’ı bekleyen zorluklar
Amerika’da gelmiş geçmiş 45 başkandan hiçbiri görev sonrasında yargı önüne çıkartılmadı. Richard Nixon ikinci döneminin başlarında ayağına dolanan Watergate skandalı yüzünden istifa etmek zorunda kalmıştı, ama yerine gelen Gerard Ford başkanlık yetkisini kullanarak onu affederek dokunulmazlık zırhına kavuşturmuştu.
Monica Lewinsky skandalı sırasında kendisini suçlu duruma düşüren yanlışlıklar yapan Bill Clinton, yanlışlarını kamuoyu önünde itiraf etme karşılığı yargının pençesinden kurtulmayı başarmıştı. Ona bu yolu yargı göstermişti.
Trump’ın durumu bir ilk olacağı ve Beyaz Saray’dan ayrılması bile beklenmeden yargının ellerinin yakasına yapışacağı düşünülüyor. Hakkında tam bir düzine soruşturma ve başkan olduğu için ertelenmiş pek çok dava bulunuyor. Seçimle iş başına gelmiş New York’taki savcılar bugüne kadar yürüttükleri onunla ilgili soruşturmalardan oluşan dava dosyalarını mahkemeye sevk etmek için Trump’ın başkanlığı kaybetmesini bekliyorlar.
Zaten bu yüzden olmalı, Trump’ın onunla aynı ismi taşıyan büyük oğlu, kameralar önünde, “Babam ölümü bile göze aldı; seçimi kendisinin kazandığını ispatlayacaktır” dedi.
Bu görüşünde yalnız da değil. Bu yazıda dikkatinize sunacağım bilgileri edindiğim New Yorker dergisi yazarı Jane Mayer’in seçim sonuçlarının belli olmasından hemen önce kaleme aldığı 6335 sözcük uzunluğundaki kapsamlı makalesi için görüşlerine başvurduğu Trump’ı yakından tanıyan pek çok kişi, yazara, Trump’ın yerinden gitmemek için elinden gelen her şeyi yapacağını söylemiş.
“Kendisini kabul edecek ABD ile suçluların iadesi anlaşması bulunmayan bir ülke varsa, hiç durmaz oraya gider” diyen de var, o ülkenin adını “Rusya” olarak veren de… Yakasını yargıdan kurtarmayı becerirse 2024’te yeniden başkanlığa adaylığını koyabileceğini, o zamana kadar da bir televizyon kanalına sahip olup siyasi gücünü korumaya çalışacağını söyleyen de çıkmış.
Mayer, “Başkanın istediği kişiyi af etme yetkisi var, acaba kendisini de af edemez mi?” sorusunu yönelttiği hukukçuların çoğu, bu soruya, “Hayır, edemez” cevabını vermiş… “Ford’un yaptığını Biden da yapabilir, Trump’ı o af edebilir” görüşünü -ama kuşkuyla- açıklayan olmuş. Bir hukukçu, “Yeni başkanın göreve başlayacağı 20 Ocak tarihinden önce Trump istifa eder, anayasa gereği kısa süreliğine yerini alacak olan yardımcısı Mike Pence hiç vakit kaybetmeden onun için af mekanizmasını işletir” hülle formülünü dile getirmiş…
Trump kirli işlerini gördürdüğü yargı tarafından mahkum edilmiş onlarca kişiyi af ederek hapisten kurtardı. O yolun kendisi için de kullanılmasının yolunu mutlaka arayacaktır.
Ancak yanındakilerin öyle bir çıkış yolu yok.
Richard Nixon istifa etti, yerine gelen yardımcısı Ford onu af ederek hapisten kurtardı, ancak Nixon’un göreve getirdiği 29 kişi hakkında soruşturmalar açıldı, adalet bakanı John Mitchell başta olmak üzere tam yedi en yakın çalışma arkadaşı yargılandı, mahkum oldu ve hapse düştü.
Nixon’un son günleri
New Yorker yazarı Mayer yazısının girişine gazeteci Bob Woodward’un ‘Son Günleri’ (The Final Days) kitabından Nixon’un zorlandığı günlere ait bir sahneyi yerleştirmiş.
Sahne şu:
Zamanın kendisi için kısaldığını hisseden Nixon içine düştüğü umutsuzlukla danışmanlarından önündeki seçeneklerin bir listesini çıkarmalarını istemiş. Dindar biri olmadığı halde, insanların artık kendisini terk ettiği Beyaz Saray’da çömelmiş yüksek sesle dua ederken, bir yandan da ağlıyor ve yumruğuyla halıyı dövüyormuş. Kendi kendine “Ne yaptım ben, ne oldu da böyle oldu?” sorularını da soruyormuş. Askerlerin çıkış yolunu anlasın diye masasının gözüne bir silah bıraktıklarını fark etmiş Nixon; buna karşılık özel kalem müdürü, doktorlarına, Nixon’un eline kendisini öldürmeye kalkışacağı hiçbir ilacı ortalıkta bırakmamaları talimatını vermekteymiş…
Korkunç bir durum bu.
Trump’ın yakınları, Mayer’e, onun kendisine olan aşırı güvenini de aktarmışlar. Kendisini her zaman kazanmaya şartlandırdığını, yenilgiyi asla kabul etmediğini ve etmeyeceğini özellikle vurgulamışlar. “Hep kazanır, kaybetse de kazandığını düşünür” demişler. Bir bakan, yakın tanığı olduğu bir olayı paylaşarak, yazara, “Asla yeniden müteahhitliğe dönmez” keskinliğinde konuşmuş.
Etrafındakiler de mücadeleci kişiliği sayesinde zorluklarla karşılaşsa bile bu defa da hepsinin üstesinden gelebileceğine kendilerini inandırmışlar. Kongre’de hakkında açılan azil görüşmelerini ve ardından yapılan oylamayı hatırlayın. Ondan sıyrılmayı bildi Trump. Tam altı kez iflas ettiği halde başkanlığa kadar gelmiş biri o. Hakkında 26 cinsel saldırı iddiası var. Tahminlere göre hakkında dört bin kadar açılmış dava da bulunuyor.
Yakınları, “Bu seçimi de kazanacaktır, geriye düşmüş görünse bile ne yapar eder başkanlıkta kalmayı becerir” diye düşünüyor olabilirler.
Oğlu da “Babam ölümü de göze aldı, seçimi mutlaka kazanacaktır” mesajını zaten onlar böyle düşünsün diye vermiş olmalı.
ABD sisteminde başkanlık için yapılan seçim ile seçilen başkanın göreve başlaması arasında 11 haftalık bir ara dönem öngörülmüş. Seçilememiş başkan Beyaz Saray’da oturmaya, bütün yetkilerini kullanmaya o 11 hafta boyunca devam ediyor.
New Yorker yazarının konuştuğu Trump’ı yakından tanıyanlar onun bu 11 haftayı ülkeyi karıştırmak için kullanacağını düşünüyor. Eli silahlı militan destekçilerini sokaklara dökeceğini düşünenler var.
Bir kehanete göre Trump ABD’nin sonunu getirecek
Baba Vanga..
Yazının bu satırlarını okurken aklıma 1996 yılında ölmüş bir âmâ Bulgar kadının, Baba Vanga’nın, ABD ile ilgili vaktiyle kayda geçirilmiş kehaneti geldi. ABD’nin 44. başkanının siyahi biri olacağını söylemişti; 44. başkan Barack Obama oldu. Baba Vanga, siyahi başkandan sonra seçilecek kişinin ise ülkenin son başkanı olacağı kehanetinde bulunmuştu.
Son seçimde Amerikalılar 46. başkanlarını seçmiş oluyor.
Ne yani, Trump Amerika Birleşik Devletleri’nin sonunu mu getirecek?
Kehanetleriyle meşhur Nostradamus’u hatırlayıp kahinlerin her dediklerinin gerçekleşeceğine inananlar vardır; Baba Vanga’yı ve ABD ile ilgili kehanetlerini işitmişlerse, şimdi muhtemelen nefeslerini tutmuş ABD’deki gelişmeleri biraz da bu gözle izliyorlardır.
Merak bu ya: Joe Biden’in âmâ kadından ve o kehanetinden haberi var mıdır acaba?
https://fehmikoru.com/148622-2/
(...)
ENSTANTANE X:
SERDAR TURGUT: Amerika'da tehlikeli ilişkiler

Seçim gecesi Amerika’da Ulusal Güvenlik Ajansı ülkenin neredeyse tümünden yükselen konuşmaları her zaman olduğu gibi dinliyordu.
Obama’dan önce kurulumu başlanan bu muazzam sistem Obama döneminde Usema Bin Ladin takip edilirken global düzeyde mükemmel hale getirildi.
Sonunda dünya düzeyinde her anda ne kadar teefon görüşmesi ve internet yazışması yapılıyorsa hepsi aynı anda takip edilebilir hale getirildi.
Bu konuşmalardan birinde terör, silah veya diğer tehdit anlmına gelebilecek kelime geçtiğinde o konuşmayı yapanlar anında kayıt ve takip altına alınmaya başlandı.
Terörizme karşı savaş kılıfı bulunsa da bu totaliter sistem George Orwell’in 1984 romanında tanımladığı Büyük Birader (Big Brother) kavramıyla anlattığı, her ifade edilen düşünceyi, bireylerin her attığı adımı kontrol eden temelinde demokrasiye aykırı bir sisemdi.
Ulusal Güvenlik Ajansı ajanı Edward Snowden bu sisteme duyduğu tepki nedeniyle çaldığı bilgilerle Rusya’ya bu yüzden iltica etmişti.
Gerçi o Rusya’ya gittikten bir süre sonra bu konularda Rusya’nın da ABD’den daha masum olmadığını gördü ama iş işten geçmiş ABDnin sırları Moskova’nın eline geçmişti.
GİZLİ SİSTEM KONTROLDEN ÇIKTI
Bu kısa tarihi şu nedenle anlatım: Bugün Amerika’nın ulusal güvenlik camiası devasa haldedir. Ulusal güvenlik le ilgili 17 adet ayrı devlet kurumu vardır. Bunların toplam bütçesi en son 82 milyar dolara ulşmıştı. Neredyse kontrolsüz büyüyen bu sistemde yüzbinlerce insan çalışıyor. Bunlar kendi aralarında kurdukları resmi olmayan iletişim sistemleriyle birbirleriyle sürekli iletişim halindeler. Hiçbirisi seçilmiş insan olmadığı, üstlerinde demokratik denetim fazla olmadığı halde toplumu kontrol etme ve gerekirse müdahale etme imkalarını ellerinde bulunduruyorlar. Bu gizli Amerika’yı biraz tanımadan ne toplumu ne de devleti anlayamazsınız
BUNLAR NİYE ÖNEMLİ
Amerika’da seçimin resmi sonucunun alınacağı bu günlerde bu güvenlik camisının neden önemli olduğuna gelince.
Başkanlık koltuğuna kim oturursa otursun o bu camiayı kotrol altına almak ve bunların devletin kanalları dışına çıkmalarını engellemek zorunda. Tehlikenin boyutunu anlatmak açısından geçmişte bu kontolü kaybeden John F. Kennedy’nin başına neler geldiğini hatırlamak yetecektir.
KONTROL TEKRAR KURULABİLECEK Mİ?
Trump başkanlığI süresinde bu camia üzerindeki kontrol mekanizmalarını darmadağın etti. Dolayısıyla şu anda kimin eli kimin cebinde belli değil. Her birim ülke yasalarına göre illegal olan işleri arada bir yapsa da bunu kimin kontrol edeceği ve hesabını soracağı da beli değil.
Trump’ın kontrolsüz bıraktığı bu sistem bu nedenle aslında son derece tehlikeli olabilecek, silahlı çatışmaları bile göze alabilecek kadar fanatik olabilen aşırı sağ ve Evanjelist gruplar ile işbirlikleri de yapmaya başladılar. Devletin kurumları bazı durumlarda kendi yasadışı işlerini bu gruplara ihale etmeye kadar vardırdılar işi.
WASHINGTON’DA DURUM NE?
Biden başkanlık koltuğuna oturursa her an tehlikeli işler yapabilecek ve haddinden fazla büyümüş bu sistemi nasıl kontrol altına alacağı şu anda bilinmiyor.
Bu nedenle ben eminim ki şu anda Washington elitlerinin tüm gözü Biden başkanlık koluğuna resmen oturduğunda kendi uusal güvenlik danışmanı olarak kimi atadığıyla verceği ilk işarette olacak. Bunun sağlam görülen ve camia tarafından kabul edilecek bir isim olması durumunda Biden’ın kontrolü sağması ihtimali doğabilecek.
NELER OLABİLİR?
Eğer bu sistem bir an önce kontrol altına alnmadığı takirde neler olabilir diyorsanız…
1- Bilmem dkkat ettiniz mi ama seçim öncesinde henüz kampanya sürerken ilk önce 300 eski ulusl güvelik elemanı ve daha sonra 780 eleman bir destek mektubu görünümü altında Biden’dan beklentilerini ilettiler. Bu mektuplarda Kürtler ana konusunda Türkiye açısından hoş olmayan düşnceler de var ama konumuz şu anda bu değil.
Önemli olan bu beklentilerine cevap verilmediği takdirde caminın neler yapacağıdır.
Bu mektupları imzalayanların eski eleman olmaları da önmeli değil çünkü bu sistemin işleyişinde emekli olup işi bir gün bırakmak veya camianın dışına çıkmak gibi bir şey de yok. Camianın içine bir defa girdiğinizde bu nerdeyse ölümünüze kadar bağlantılı olmanız anlamına geliyor.
Bugün akşam saatlernde Washington'da belirli bazı barlara, restorantlara veye içinde puro içilen barlara gittğinizde bu camianın eski elemanlarını halen önemli konularda çalışmakta olan güçlü isimlerle birikte oturup sohbet attiklerini görürsünüz. Bu sistem daima bu şekilde çalışır ve camianın üyeleri devlet hakkında konuşup fikir birliğine varırlar. Başkan kim olursa olsun bu camianın istemediği ve önlemeye karar verdikler işleri yapamaz ve bunları yanına çekmek zorundadır.
SANKİ DARBE YAPMIŞLAR GİBİ GÜÇLÜ OLDULAR
Trump özelikle Mike Pompeo’yu CIA’den alıp dışişleri bakanı yaptıktan sonra ve FBI ile de özellikle Rusya soruşturması döneminde bağlantılarını koparmasından sonra bu camia üzerinde kontrolünü kaybetti. Bu kontrolü Beyaz Saray’dan sağlayabilen John Bolton’un ulusal güvenlik dnışmanlığından istifa ettirilmesinden sonra bu camia neredeyse bir dabe yapmış gibi bağımsız olarak güçlendi. Şu anda John Bolton da Trump’a düşman olarak bu camianın eski bir üyesi olarak bağlantılarını sürdürüyor.
Ulusal güvenlik camiasının Amerikan devletinin gideceği yönü belirleyeceğini bildiğimden ben bugün en çok eski çalışma alanım olan Washington'daki o özel barlarda, kulüplerde bir araya geen ulusal güvenlik camiasının eski, yeni elemanlarının aralarında neler konştuklarını merak ediyorum.
SEÇİM GECESİ NELER KONUŞULDU
Seçim gecesi Amerika boyutunda yükseltilen tehdit düzeyinin de bunlardan gelen dinleme sonuçlarının başkana sadık elemanlarca Beyaz Saray’a aktarılmasıyla bağlantılı olduğunu düşünüyorum ben.
Ulusal Güveik Ajansı'nın (NSA) ‘chatter’ diye adlandırdığı o konuşmalarda kimbilir ne tehdit oluştrabilecek sözler duyulduysa o gece seçim sürerken her an bir şeyler olabilir beklentisi vardı gece boyunca.
NELER KONUŞUYORLAR
Peki ama bu insanlar kendi aralarında neler konuşabilirler, acaba hangi isimlerin adı geçiyordur kendi aralarında…
1- CIA içinde bile adının konuşulmasından çekinilen ve ismi bile korku yaratan ‘Ayetullah Mike’ diye adlandırılan bir yetkili var. ‘Ayetullah Mike’ CIA’nin Black Ops denilen ve karatılmış operasyonlar yapan birimin başında ve diğer lakabı da ‘Karanlık Prens’. Bir diğer lakabı da ‘Cenazeci’.
ODASINDA NAMAZ KILIYOR
Adamın gerçek ismi Mivchael D’andrea. Bir Müslüman ülke vatandaşı olan karısı ile evlendikten sonra onun da Müslüman oluğu ve CIA’deki odasında namaz kıldığı da biliniyor. Ben Washington’da çaşırken karısının Türkiye'den olup olmdığını merak etmiş ve araştırmıştım. Ama resmi kaytlarda adamın özel hayatı ile ilgili hiçbir bilgi olmadığından bir şey de bulamamıştım. Karısının İranlı olması ihtimali de daha yüksek.
Ulusal güvenlik camiası elmanlarının bugünlerde Biden’ın Obama döneminde İran ile yapılan nükleer anlşmayı tekrardan devreye sokacağı konuşulmaya başladığından camianın aralarındaki sohbetlerde CIA’den Ayetullah Mike’ın neler düşndüğünü merak edip bunu konuştuklarına eminim. İstediği takirde hiç akla hayale gelmeyecek süreçler başlatma imkanı olan bu ismin önümüzdeki dönemde sıkça devreye gireceğine de eminm ben.
2- Camianın ayrıca başkanlık koltuğuna resmen Biden oturduktan sonra hemen ertesi sabah birifnglerine başlayacak CIA Başkanı Gina Haspel’in tavrını ve seçim üzerine fikirlerini merak ettiklerine eminim ben. Bir çoğunun ondan gelecek işaretleri de bekledikleri söylenebilir.
3- Eski Ulusal Güvenlik Danışmanı ve ayrıldıktan sonra ‘The Room Where It Happened’ adlı bir Trump karşıtı kitap da yazmış olan John Bolton’un yeni dönemde ne tür hamleler yapacağı da eminim merakla beklenmekte ulusal güvenlik camiasında.
4- Eski FBI başkanı ve Trump düşmanı olan James Comey’in yeni yönetimle bağlantı kurup kurmayacağı merakla bekleniyor Washington’da.
5- Bu camianın insanlarının Beyaz Saray’a çok yakın olan K Street üzerinde ofisleri olan Foundation for the Development of Democracies (FDD) kurumuyla bağlantıları sürdürdükleri ve özelikle neokon ve Evanjelist camia ile bağlantıları olan bu kuruluş ile dirsek temaslarını yeni dönemde de sürdürecekler kesin. Bu FDD içinde yer alan ve eski Türkiye büyükelçisi olan Cumhurbaşkanı Erdoğan’a da düşman olan Eric Edelman da bu camia ile bağlantılarını sürdürüyor ve bunun Türkiye açısından ne anlama geleceği önümüzdeki dönemde belli olacak. (Bu arada 2011-2015 yılları arasında CHP milletvekilliği yapmış olan Aykan Erdemir de FDD kurumu içinde aktif olarak çalışıyor)
Anlayacağınız Amerika’da kurulmuş olan tehlikeli ilişkiler ağı çok güçlü bir şekilde var ve bu ağın önümüzdeki günlerde neler yapacağı ve yeni yönetimle llişkierinin nasıl olacağı hem Ameika’nın hem de dünyanın geleceğini belirleyecek.
https://www.haberturk.com/yazarlar/serdar-turgut-2025/2860714-amerika-da-tehlikeli-iliskiler
(...)
ENSTANTANE X:
Mehmet Ali Güller: İsrail’in Biden endişesi

Eski ABD Başkanı Barack Obama’nın son yılında, 2015’te P5+1 ülkeleri ile İran arasında nükleer anlaşma imzalanmıştı.
Joe Biden’ın yardımcılığını yaptığı Obama, bu anlaşmayla İran’ı bir yönüyle “uluslararası sisteme” dahil etmeye çalışmıştı. Böylece İran, İsrail için güvenlik tehdidi olmaktan çıkacaktı…
Trump ise başkan olduktan sonra ABD’yi bu anlaşmadan çekti.
Biden, İran’la nükleer anlaşmaya döner mi?
Biden, adaylığı sırasında başkan olduğu takdirde bu anlaşmaya dönebileceğinin işaretlerini verdi.
İşte bu olasılık, İsrail’de ciddi endişe yaratmış durumda.
İsrail Yerleşim Birimleri Bakanı Tzachi Hanegbi, Joe Biden’ın ABD’deki başkanlık seçimini kazanması ve Obama döneminde yapılan nükleer anlaşmaya dönmesi halinde, bunun İsrail ile İran arasında şiddetli bir çatışmaya kadar gidebileceğini söyledi (AA, 5.11.2020).
Kuşkusuz bu, oldukça abartılmış ve Amerikan kamuoyuna şimdiden verilen “o anlaşmaya dönülmesin” mesajıdır.
İsrail Trump’tan çok memnundu
İsrail devleti, Trump yönetiminden oldukça memnundu. Trump hem Obama’nın İran’la yaptığı nükleer anlaşmadan çekilmiş hem de Körfez ülkeleri ile İsrail arasında “normalleşme” başlatmıştı. İsrail-Körfez ittifakı, İran için oldukça tehditkâr bir gelişmeydi.
Önceki yazılarımızda da işlemiştik: Obama ve Trump’ın İran politikaları birbirine zıttı ama aslında aynı büyük stratejinin altındaki farklılıktı. Obama da Trump da ABD’nin büyük stratejisi gereği esas rakibi Çin’e yönelmek üzere Ortadoğu’dan asker çekmeye çalıştı, önemli ölçüde de çekti.
Bu süreçte İsrail’in güvenliği için Obama farklı bir yolu, Trump ise farklı bir yolu seçti. Fakat İsrail devleti Trump’ın yolundan memnundu, Obama’nınkinden değil…
Amerikan Yahudileri Biden’ı destekledi
Ancak buna rağmen ABD başkanlık seçiminde Yahudilerin Trump’ı desteklemediği belirtiliyor.
Eski İsrail İletişim Bakanı Eyüb Kara, Amerikan Yahudilerinin büyük çoğunluğunun başkanlık seçiminde Demokrat Parti’nin adayı Biden’a destek vererek Başkan Trump’a “ihanet” ettiğini savundu (OdaTV, 5.11.2020).
Eyüb Kara’ya göre Amerikan Yahudilerinin yüzde 72’si Biden’a, yüzde 28’i Trump’a oy vermişti.
Bu oran doğru mudur, yoksa Trump’ın kaybetmekte olmasından İsrailli eski bir bakanın duyduğu memnuniyetsizliğinin abartısı mıdır, bilinmez ama son tahlilde İsrail’in devlet olarak Biden yerine Trump’la çalışmayı tercih ettiği ortada.
İsrail işgali genişliyor
Biden’ın nükleer anlaşmaya dönme olasılığından endişe eden İsrail Yerleşim Birimleri Bakanı Tzachi Hanegbi’nin dikkat çektiği diğer bir durum ise şu: İsrail, Biden’ın seçimi kazanması halinde işgal altındaki Batı Şeria’da yer alan yasadışı Yahudi yerleşim birimleri dahil birçok konuda sorun yaşanabileceği endişesini ise hiç taşımıyor!
Yani, Trump da seçilse, Biden da seçilse, İsrail’in işgal planına tam destek verecek, veriyor!
Nitekim, siz bunları okurken bile İsrail yeni yerleşim bölgeleri işgal etme peşinde ne yazık ki…
Önceki gün Sputnik’te bu konuda önemli bir haber vardı: “Uluslararası toplum ABD seçimiyle meşgulken, İsrail, Batı Şeria’da son 10 yılın en büyük yıkımını gerçekleştiriyor.”
Filistin Benimdir
Filistin ve bölge açısından asıl sorun budur; İsrail işgalinin kesintisiz genişlemesi…
ABD’nin başına Trump mı yoksa Biden mı geçmiş, fark etmiyor; ABD’yi bir Cumhuriyetçi mi yoksa bir Demokrat mı yönetiyor, fark etmiyor. İsrail ABD desteğiyle Filistin işgalini genişletmeyi sürdürüyor!
Bu işgale Arap tepkisini iyice sönümlemek için de İsrail-Arap normalleşmesi başlattılar. Körfez ülkeleri de karşılığında petrollerini bir boru hattıyla İsrail limanından Doğu Akdeniz’e indirme kazancı elde etmiş olacaklar.
Kısacası İsrail’in Filistin’i işgal sorunu bölgemizin en önemli sorunlarından biri olmayı yeni dönemde de sürdürecek.
Konunun oldukça kapsamlı olan siyasi tarihi konusunda, Ortadoğu uzmanı Hüsnü Mahalli tarafından geçen günlerde çok önemli bir kitap yayımlandı: Filistin Benimdir (Kırmızı Kedi Yayınevi).
19. yüzyılın sonunda ortaya çıkmaya başlayan sorunun özellikle 20. yüzyılda hangi hatalarla ne noktaya geldiğini ve 21. yüzyılın ilk çeyreğinde nasıl şekillendiğini tüm ayrıntılarıyla okuyacaksınız.
Cumhuriyet
http://www.yurdumacanfeda.com/tr/?p=108839
(...)
ENSTANTANE X:
Alman istihbaratı uyardı: IŞİD yeniden örgütlenme çabası içinde

Alman iç istihbarat örgütü ‘Anayasayı Koruma Teşkilatı’ aşırı İslamcılara karşı tetikte olunması gerektiğini, Fransa ve Avusturya’daki saldırılara benzer eylemlerin kendi ülkelerini de tehdit ettiğini açıkladı. Anayasayı Koruma Teşkilatı Başkanı, IŞİD'in yeniden örgütlenme çabası içinde olduğuna dikkat çekti.
https://www.birgun.net/haber/alman-istihbarati-uyardi-isid-yeniden-orgutlenme-cabasi-icinde-321802
(...)
ENSTANTANE X:
Almanya Başbakanı Merkel: İslamcı terör ortak düşmanımız

Avusturya'nın başkenti Viyana'da düzenlenen silahlı saldırıya ilişkin açıklama yapan Almanya Başbakanı Angela Merkel, “İslamcı terör bizim ortak düşmanımız” dedi.
https://www.birgun.net/haber/almanya-basbakani-merkel-islamci-teror-ortak-dusmanimiz-321573
(...)
ENSTANTANE X:
Donald Trump: Seçim bitmedi, demokrasinin gereği yapılana kadar durmayacağım

https://tr.euronews.com/2020/11/07/donald-trump-secim-bitmedi-demokrasinin-geregi-yap-lana-kadar-durmayacag-m
(...)
DURUM ANALİZ
3 Kasım 2020 sandık'ı kapsamında "güncel politik":
Biden (İran) kazandı!
Trump (İsrail) kaybetti!
https://www.amerikaninsesi.com/a/biden-galibiyet-dunyadan-tepkiler/5652084.html
https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-54793534
https://www.amerikaninsesi.com/a/cumhuriyetcilerden-trumpa-tepki/5651232.html
https://www.aa.com.tr/tr/abd-baskanlik-secimleri-2020/biden-in-secimleri-kazanma-ihtimali-bazi-orta-dogu-ulkelerinde-endiseyle-izleniyor/2035340
https://www.dunya.com/dunya/teknoloji-ceolarindan-bidena-destek-haberi-487680
Nüans?!
Neo II. Dünya Savaşı'na akan gündem kapsamında, eski'ye (Status quo ante) dönüş mümkün değil ise quo vadis?!
Demem o ki:
"Başkan" Trump'ın iddia ettiği gibi bir "Komplo" ile karşı karşıya isek her gün 24 saat ve yüksek siyaset'te 24 saat çok uzun süre.
3 Kasım 2020'den 20 Ocak 2021'e "1 şey değişir" her şey değişir.
Londra "Siyon yıldız"lı.
Demem şu ki:
Matruşka BOP'ta, "Değişkenler hayat memat mesele" ise içinden geçmekte olduğumuz süreç, tahtırevalli.
Güncel politik çerçevesi'nde Biden "Başkan"!
Real politik çerçevesi'nde (?!) içinden geçiyoruz alacakaranlık kuşağı'nın.
IŞİD yeni'den yükseliş'te.
Hasılı:
3 Kasım 2020 sandık'ı kapsamında, Trump'ı hedef alan bir komplo ise karşı karşıya isek, komplo'nun ayak'larından yek'ini Cumhuriyetçi Parti'nin içinde aramak gerekecek!
Kaldı ki, Trump'ın deyişi ile "Çin virüsü (COVID 19)" üzerinden "pandemik" ilan edilen süreç'in yek kazanan'ı Çin ise so what!?
Bir diğer nüans?!
Neo II. Dünya Savaşı'na akan süreç çerçevesi'nde "Avrupa çevrelenmiş" ve de esneme'nin son noktası kırılma ise süreç "nükleer"!
II. Dünya Savaşı, Japonya'ya atılan atom bombası ile nihayetlendi ise cevap'ı aranan basit soru şu:
Neo II. Dünya Savaşı, Çin'e atılması muhtemel "nükleer bomba" ile final yapar mı?!
Ezcümle:
Güncel politik: Biden kazandı ve İsrail / İran makas'ı kapsamında "İran" nefes'lendi.
Real politik: İsrail güvende değil ve/veya IŞİD / DAEŞ küre'de ses getiren eylemlere yeniden başladı ise so what!?
Nüans!?
"Neo Führer" Trump.
Ex'politik:
Derin Aralık ve/veya 2021 Şita.
VIP katafalk.
Trump, "3 Kasım 2020 sandığı'nda komplo var" diyor, taraf'ı sorgulanan WASP'lar.
Doğu Roma operasyonu bitti, Batı Roma operasyonu 3 Kasım 2020 sandığı üzerinden yükseliyor ise hangisi "topal ördek", hangisi real politik ve/veya güncel politik?!
3 Kasım 2020 sandığı "Doğan görünümlü Şahin"!
Yani?!
Her daim, gördüklerinin yarısına, duyduklarının hiçbirine!
İçinden geçiyoruz zamanın.
Not 1: Trump, kazandığından o kadar emin ki, golf oynuyor! Vitrinlenen mesaj bu!
Not 2: Erken seçim ya da baskın seçim tartışmaları  çerçevesi'nde "değişken konjonktürortada; 1 şey değişir...
Vs vs.
Nokta.

9 Kasım 2020
Hayrullah Mahmud
Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages