13 Ocak 2014, Pazartesi Günce'si?!

35 views
Skip to first unread message

Hayrullah Mahmud ÖzgürTÜRK

unread,
Jan 12, 2014, 5:01:24 PM1/12/14
to Hayrullah Mahmud ÖZGÜR, Cemil Kıvanç, oybi...@googlegroups.com, cumhuriye...@yahoogroups.com, Fikrin VarMi, Istiklal Türker, ÿfffffffffffdzzet emre aygen, mustafa altinay, Umut SARIER, Tarik Atan, serdar usta, Serdar Demir, zeynepay...@mynet.com, erdenk...@yahoo.com, Yusuf Demir, Hicran Karabudak, Mehmet SÖKMEN, serdar unsal, Ender Arıhan, adnan ışık, B-Y B-Y, mirac...@gmail.com, Emre KULCANAY, Dursun YASSIKAYA
13 Ocak 2014, Pazartesi Günce'si?!

Kaptan'ın Seyir Defteri?!
Özde Laik Çankaya Günce'si?!
...
Mr Pipo?!
Neden puro?
Elcevap:
Genç yaşta gazete yöneticisi oldum.
Stresli bir günün akşamında Tekel birası aldım, bir paket de sigara.
Cigara içen biri değilim, evinde misafir olduğum meslek büyüğümüz gördü, sen uyuşturucuya da başlarsın dedi, kızdı.
(Bu arada önünü göremediği için kaza geçiren Öcal Uluç'a geçmiş olsun.)
Sigarayı parçalayıp çöpe attı.
Madem içmek istiyorsun porselen kavanoz içindeki pipolardan birini seç al, iç dedi.
Nasıl kullanacağımı öğretti, aldım içini doldurdum, içerken farkında olmadan stresten pipo ile oynamaya başladım, dişlerimin arasında ucu kırıldı!
"Önemli değil" dedi ama benim için son oldu.
Zahmetli geldi, aksesuarı bol, taşıması zahmetli, puro'ya bu yüzden geçtim.
Öncesinde dayım ikram ederdi, tek tük içerdim.
Pipo'yu severim, nargile içinse oturduğun yerde sabit kalmak esas, şu faninin naturasına uygun değil!
Hülasa:
Karşıyaka üzerinden gelen bir tanıdığın ikram ettiği Küba purolarından içtim.
Romeo & Julieta!? 
"İddia oynayıp kazan'manın yol'unu öğrendim" dedi!
Gül'düm.
2004'te, "Kim Hayrullah Mahmud'un yerine temsilci olmak ister" diye soran Erdoğan, 2005'te "Bitti diyorsunuz ama Hayrullah Mahmud içmek için o puroları nereden buluyor" diye söyleniyordu (Ömer Çelik'e), hem de Çelik'in uzattığı puro'dan nefes çekerken.
Ne var ki, rızkı veren de Allah kesen de, kimin kime ne zaman muhtaç olacağı ise "ilahi komedya"?!
Şimdi cevap sır olmasa gerek!:))
Hülasa:
Deniz'i seyrettim cıvıl cıvıl.
Üç yanı açık mutfakta, yıldız'ların altında bulaşıklarımı yıkadım.
Çamaşır topladım, ütüyü sonraya bıraktım.
Bulmaca çözdüm.
20 yaşında olana yeğene, gelen kandil mesajları için cevap yazdırdım.
Göçmeyen kuş'ların su'yunu taze'ledim.
Adnan Menderes'ten kalkan ya da inen uçakların tepemizden süzülüşünü ya da yükselişini izledim.
Sonra 'Neo Menderes'in haberlerini okumaya kaldığım yerden devam ettim.
...
US?!
Obama'dan İran mesajı!
CIA'dan "Yeter Söz Millet'indir" çıkışı!?
Alt üst mesajlar ortada: Bumerang zamanlar!?
Yani?!
28 Şubat öncesinde, RTE, Gül, Gülen, Gökçek vb isimlere, "Acem alacak hesabı'nın vade'si doldu, biriken nema'nızı öğrenmek ister misiniz?" bilgilendirme notu geçmişler.
Bum bum...
Acem havai fişek gösterisi!
...
Erdoğan / Öz kavgası!
Nasıl bakmalı?!
Elcevap:
“Dostunu ölçülü sev, günün birinde düşmanın olabilir. Düşmanına da ölçülü buğz (düşmanlık) et, günün birinde dostun olabilir!”
...
Humeyni güncesi?!
İran'da 'karşı devrim'in final süreç'inde, en son sıra 'sazan demokratları (!) harcamaya gelmişti, değil mi?!
"Demokrasi geliyor" diyenler şimdi "Diktatörlük"ten bahsediyor!
Uyan da balığa çıkalım mı desek acaba?!
Zaman da iş vermediğine göre...
Yani?!
Aynı çiçek'e bak'a bak'a nereye kadar?!
Zaman mı geçer ha(z)cı abi?!
...
Ali İhsan Gürcihan Paşa, Çankaya'daki 1 hususun altını çizmiş.
Uyarılarını not ettim.
Sonra, F'Gazi'nin değerlendirmesini okudum!
Üstüne CIA'dan gelen uyarı'ya baktım!
Sonra Obama'nın mesajı!
Hikayeyi paketledim:
Ters ayak üstüne toplama operasyonu!
AKP ile kazan & kazan oynayanlara küresel tefeciler tahsildar yollamış, kapı'lar delik deşik!
Kim geldi, neden geldi, nerden girdi çıktı kimlerle koklaştının kaydını tutan var mı?!
Bakmak lazım!
...
Seks and City?!
Yazıyı okuyan bir arkadaş sordu, "Filmi izledikten sonra sen de medeni oldun mu?" 
Aynaya baktım, durum fena değil, ayna çatlatan yakışıklılık devam ediyor!:))
Filmdeki lüküs takıntılı süslü dişi saksağanları bir kenara itip, kendi kendime şöyle dedim:
"Lanet olsun içimdeki organik kadın sevgisine!"
Lüküs tüketim toplumunun dayattığı medeniyet'e direnen, şunun şurasında kaç organik beslenen kadın / erkek kaldık ki?!
Organikleri de zaten Gülen familya kayıt altına alıyor!
Bülent Ersoy'un peşine takılan "neo medeni insan tipi" hangi hizmet'in eseri?!
Luti'lik'in adı ne zaman'dan bu yana modern'lik ya da medeniyet oldu!?
Diye not düştüm.
Sonra da kendi kendime bir kahve ikram ettim.
...
Kar'delen?!
RTE, 30 Mart diyor!
Nisan yağmurları mayıs çiçek'leri midir hikaye!
Enerji bazlı siyasal kürt kartı üzerinden, Apo'nun servis edilen son resmini düşündüm!
Eski sol söylemle, Yeni Mahalle'nin image maker'ları "burjuva" hava çekmişler!
MİT, Apo'ya yazar, çizer imaj'ı verdiğine göre bir köşe'de iş'leyebilir!
Ne var ki, Özgür Gündem çok eski sol havada!
Kürt milliyetçisi sol!?
HaberKürt neden olmasın!
Odatv, Öcalan saf''ını seçti haberini yorum'a kapatmamış olsa, muhakkak altına döşemek de mümkün'dü!:))
Benekli Buzağı bu zor günler içindi değil mi Tarık?!
...
Ağır abla hanım kızımız, cep telefonundan bir karikatür gösterdi, çizeninin adını okuyamadım kusura bakmasın, eline sağlık, çok güldüm.
Konuşma baloncuklarının içinde şunlar yazılı:
İnek der ki: Bu yaptığına iş yerinde cinsel taciz derler. Sana dava açabilirim.
Adam: Ben de seni keser akşama tandır yapabilirim.
İnek: Şaka yaptım, şaka yaptım!:))
...
Ak inek meler gelir!:))
...
Melih Aşık'tan kıdem'ine uygun 24 ayar yazı:
Taa Malezya’dan gündem oluşturuyor... İşte dün gazetelerin birinci sayfalarına geçen sözü:
“Cezaevlerinde günahsız yatan çok kişi var...”
Cemaat yüzünden böyle oldu, dememiş ama öyle demek istediği açık.
Yargı sürecinde aralarından su sızmıyordu. Her şey güllük gülistanlıktı.
Sahte kanıt ve yalancı tanıklarla yüzlerce subay ve general hapse atıldı.
Başbakan şimdi oturdu ağlıyor...
Vaktiyle Süleyman Demirel hakkında bir tekerleme vardı:
“Kurtla bir olup kuzuyu yer, çobanla bir olup ağlar...” denirdi...
O söz bugüne daha cuk oturuyor.
Bu ağlamanın olumlu bir sonucu olur mu? 
Sizce?
Türkiye’de Anayasa rafa kaldırıldı. Devlet ve yargı çalışmıyor. Deniz Baykal Cumhurbaşkanı Gül’e giderek anayasal görevlerini, devlet erklerinin ahenkli çalışması için ona düşen görevleri hatırlatıyor. Gül, Deniz Baykal’a “Erkler arasında bir çatışma görmüyorum, mekanizma işliyor, bunlar siyasetin normalleri, merak edilecek bir durum yok”  gibi karşılıklar veriyor. Baykal Köşk’ten yüzü asık döndü.
Ünlü bir Osmanlı öyküsüdür... Böyle zamanlarda anımsanır..
Siyahî haremağası, padişahın kapısında, rahatsız edilmesin diye, bekliyormuş. Gece, Sadrazam Paşa, pür telaş, saraya gelmiş. Padişaha çok önemli bir arzı olduğunu söylemiş. Lala “Nedir bu önemli olan söyle bana?” diye efendisini uyandırmak istememiş. Sadrazam, lahavle çektikten sonra, elindeki haritayı göstererek; “Rusya donanması Boğazlardan geçmek ister. Boğazları açalım mı, kapatalım mı?” Haremağası tombul parmağını, haritada Boğazların üzerine basar: “Kapattım işte, zatı şahanelerini uyandırmak lazım değil” der, Sadrazam da gene lahavle çeker:
“Allahım ne olur şu Arabın aklını bir geceliğine bana ver de rahat uyuyayım” deyiverir. 
(Melih Aşık, Milliyet, 13 Ocak 2014, Pazartesi)
...
İrdelemek lazım!
Rol modelleri "maganda erkek" olan ergen kız sorunsalı!
Neden bu haldeler, niçin, niye; uzmanlar ne der bu hal'lere?!
...
Konjonktüre uygun haber:
Ay'ın karanlık yüz'ü: Türk Mavisi ya da Turkuvaz?!
Anlayan anladı!:))
...
Balbay, Kırca polemik'i için mühim not:
Balbay, yeni CHP'den vekil!
Aynı zaman'da yeni Cumhuriyet'te yazar!
İçer'deydi çıktı!
Sözün özü:
Balbay, Kırca'ya aynı saf'ta değiliz diyor!
Kırca ise Silivri'yi "mağduriyet" üzerinden "tek başlık" altında toplayıp, yanlış okumaya devam ediyor!
Netice:
İçerde yatmak değil mesele, özde mi sözde mi laik Türkiye'den yana taraf'sın, saf'laşma budur, hikaye budur.
Gülen CHP?!
Olacak o kadar ama nereye kadar, (belki de) buraya kadar!
Esneme'nin son nokta'sı!
Bu anlamda bildik bir söz:
Her gördüğün sakallıyı amcan zannetme; örnek gülen, kime gülen?!
Ne var ki, o da sakalsız sakallılardan!
Böyle bakmak da mümkün.
...
Okuyuculardan gelen 'e-mesajlar'a cevap yazdım.
Evren Mutlu:
Ülken olmadıktan sonra aşkın ne önemi var...
Elcevap:
Sayın Okur,
Haklısınız!
Ne var ki, aşk olmasa 2004 - 2014 direniş'ini devam ettirmek mümkün mü?!
Kaldı ki, AKP & Gülen iktidarında CHP'ye oy verenlerin kaçta kaçı kredi kartından, lüküs tatil kredisi, lüküs ev, lüküs araba taksidinden batık!
Araştırmak lazım!
MHP, BBP sorma gitsin...
Hayvancılık öldü, ziraat öldü, ortalama vatandaş sizlere ömür, Yeni CHP hikaye anlatmaya devam ediyor!
Seçimlerde işçi, memur, çiftçiye seslenen var mı?!
Rençber olmuş iki seksen leşber!
En Alttakiler / En Üsttekiler!
ODTÜ'lü, (Yalçın Gür) makina mühendisi değerli bir dost vardı, keşfedip vakti zamanında yazar yaptığım, o bir yazısında anlatmıştı.
Çin'de sevgi'nin karşılığı olan birçok kelime var diye.
Yaradan, anne, baba, sevgili, arkadaş, hayvan, iş vb aşk'ları farklı kelimeler ile ifade ediyorlarmış.
Mevlana'nın, Yunus'un, Akif'in anlattığı başka aşk'lar da var.
Lüküs zamanlarda aşk sadece seks olarak bu dönemde algılanır oldu!
Hülasa:
Dünya tarihinin her döneminde, çöküş zamanlarında hep böyle olmuş.
Eşcinsellik, rüşvet, haz, önüne gelenle seks, camış gibi yatıp üretmeden tüketme, özetle Pompei'nin son günleri de böyle geçmiş!
Zilzal Suresi!?
Nuh Tufanı?!
Lut Kavmi'nin sonu!
İbret almak isteyen için misal çok.
İkna olmak istemeyeni, Nil Nehri'ni ikiye yarsan da ikna etmek ne mümkün!
Dün'ün kavgası karın doyurma kavgası idi, Yılmaz Güney'in "Umut" filmi, bugünkü ise lüküs yaşam; "Seks and City"de hava atma derdi!
Şükreden pek nadir!
"Aşk" adı altında "seks" diye yapılan şey, matah bir şey de değil, hayvanlar alemi de mevsimi gelince üremek için o iş'i yapıyor!
Ne var ki, aşk adı altında yeni bir moda ürettiler, sadece üstünde marka'sı yok, benimkinin marka adı Gucci, HM vb diye!:))
Fizyolojik ihtiyaçlar da "yeme, içme, barınma, üreme" vb de bir ihtiyaç ama yaşam'da 2005'ten sonra üretilen tarz'da bir lüküs tanımı var mı, yok!
Tam buğdaydan yapılmış Alman ekmek karın doyuruyor, bir hafta gidiyor, pasta desen ekmek yerine geçmiyor, yeni ekmekler yalancı ekmek.
Önce (nimet &) ekmekler bozuldu.
Su'yu bulandıran önce "şarap" üzerinden bulandırdı, şarap tadan möhim adam oldu, şu ana kim şarap'tan anlar diye küre'de öne sürdü iseler hepsi test edildi, palavra çıktı!
Rüşvet parasını harcayıp lüküs yaşam özentisi yaratamadıktan sonra kimi nasıl tavlayacaksın!
Rahmi Koç'un yaşam tarzı ortada, önceki moda üç düğme iyi kumaştan ceket giyiyor!
Koç'tan daha lüks takılacağım diyen ise ayda bir kötü kumaştan lüküs marka takım elbise, su'da çekmiş görüntüsü veren mabad'ı açıkta bırakan model'den giyiyor!
Tüketmek, tercih etmektir!
Tercih etmek için de asgarisinden bilgi, görgü şart!
Misal; puro'da Küba tütünü en iyisi, üretim haliyle sınırlı, moda oldu diye satışı çok pahalı ise Brezilya Toscana purosu var, ince uzun, sert, içmesini bilen için özel, güzel!
Tekel vardı, paketlediler.
Neo Lale Devri'nin lüküs aşk / seks yazar'cıkları ortada!
Hıncal Uluç, Ayşe Arman, diğer Ayşe vs.
Aşk her devir'de aşk ama hangi aşk?!
Ayşe Arman'ın bir zamanlar tuvaletinde seviştiği Zanzi Bar bile el değiştirdi, bakalım "sex and city" medyanın toksik ha(z)cı varlıkları ne zaman el değiştirecek?!
Böyle bakmak da mümkün.
...
TC Habibe Özok:
Sayın H.M..yaznınızı okudum. Bir pazar yazısı olarak güzel bir yazı olmuş:-) yüreğinize sağlık..bende şunu yazmak istedim size?! insanoğlu doğası gereği her yaşam koşuluna uyumludur..Allah böyle yaratmış..herkes bir hayat yaşadı..ya da yaşamaya çabalıyor..ama şu kesin bir şey..herşeyin başı sağlık..herşeyin üstesinden gelebilirsiniz..her türlü zor yaşamanın..hem sağlık yoksa..hem de dünyada yaşayan 1 kişiniz bile kalmamışsa..işte o zaman yaşamanız zor gibi..değil mi:-) olaya bu yönden de bakmak da fayda var diye düşünüyorum..dünya da çeşit çok..yaşamsal alan olarak..bence bir o kadar da çok insan var..kolaylıklar dilerim..sevgi ve saygılar..
Elcevap:
Sayın Okur,
İlgi, katkı için teşekkürler.
Duygudaşlık önemli!
Yanlış anlamaları ortadan kaldırır.
Teşekkürler.
HM
...
Bu vesile ile genel'e hitab'ım:
İletişimde temel kuraldır:
Karşındakinin anladığı kadar varsın!
Onun için "asansör tekniği" önemlidir, her katta aynı mesajı ver, tekrarla ama o kat'ta iş'leyenlerin, ikamet edenlerin anlayacakları seviyede anlat ki, iletişim zayiatı yaşanmasın!
Herkes bir şekilde sıkıntı çekiyor, Silivri zindanında yaşanan insanlık dramı ortada, burada önemli olan ana hikaye:
Neo Milli Direniş, özde laik vatan, Çankaya mücadelesi!
Yani?!
Neden sıkıntı çektiğimizi unutmamak elzem.
"Kim daha mağdur kim daha yokluk çekti" yarışması değil!
Şeytan'laşmadan, insanlık'la ders vermek, anlamayan için ise hangi dil'den anlıyor ise o dil'den konuşmak esas.
Misal:
Levent Kırca ile Mustafa Balbay arasındaki son polemik buna örnek gösterilebilir:
Balbay, Gülen CHP'den yana taraf'ım diyor!
Kırca ise sana sahip çıkıp, piyes'ini hem yazdım hem oynadım, teşekkür bile etmedin diyor!
Aynı dili konuşsalar da aynı duyguları paylaşmadıkları aşikar.
Buna rağmen Kırca, Balbay ile kendini duygudaş zannedip, üstüne bir de sitem ediyor, teşekkür beklerken diye.
Dünya düz değil yuvarlak ve de dönmeye devam ediyor!
Ay'ın karanlık yüz'ü: Türk mavisi yani "Turkuvaz"?!
Süreç'i doğru okumak elzem!
Acem Dolunay!
Misal bu misal, temsil başka:
Star'da başyazar, medya grup Ankara Temsilcisi vb idim.
Süreç'te beni anlamaya çalışan birçok kişi, "Ultra Türkler Geliyor" başlıklı yazıyı Cem Uzan konforu üzerinden okuma'ya kalktı!
(Ulusalcı) Uzan, milyar dolarlık adam, o şartlara göre yaşayacak!
Süper patron'lardan bir'i!
İşi devlet'in stratejik sektörlerinden bazılarını taşımak!
Basit, hafife alınır bir iş değil, mesaisi de uzun!
Kaldı ki, hiçbir zaman Cem Uzan ya da türevi biri olmaya da özenmedim, ne onun teknesine, ne arabasına, ne evine, ne kadın'larına, ne de içtiği şarap'ına (Petrus) meylettim.
Gazetecilik 22. mesleğim, star gazetecilikte şimdi medya deniyor 19. iş'yerimdi.
Kaportacı yazar'ım diyorum hoşluk olsun diye, Engin Ardıç gibi löm löm gezenlere nazire yapmak için bir ses'leniş, nida!
Velev ki, gazeteci yazar değilim, o zaman sade bir vatandaş, mesleği kaportacı olan bir fani olarak, Anayasa'dan kaynaklı fikir ve düşünce yayma hakkımı kullanıyorum, diğer elimde astar çekici ve/veya "Balyoz" seç, beğen, al, yanında da filistin askısı...
Düşüncem şudur:
Ben bir gazeteci, yazar yani fikir üreten, özde laik düşünce'nin savunculuğunu yapan kişi isem o şartlara uygun yaşarım.
Strandart'ım belli!
Hava, su, yatacak, yazacak yer!
İşim ne?!
Elcevap: Yazı yazmak, fikrimi her ne pahasına olursa olsun savunmak!
Taş taşımıyoruz, yazdığımız yazıların ağırlığını taşıyoruz.
İşsiz kalsak da, kelle'miz diğer Aydınlanma mücadelesi vermiş isimler gibi giyotin'in ucunda gidip gelse de, Engizisyon önünde inandığımızı korkma'dan tekrarlamak!
Doğal akış budur değil mi?!
Ne adına; aydınlık güzel yarınlar, arkadan gelen nesil adına!
Laik olmak demek zaten üreten kadın'ın toplum'un merkezinde olduğu yaşam biçimi demek bir manada da!
İnsanlık tarihinde ilk insan 18 yaşına gelmeden hastalıktan, vahşi hayvan saldırılarından vs ölüyormuş!
Şimdiki çağda lüküs tüketen insan hem sorumluluk taşımak istemiyor, hem de ölmemek için her türlü rezilliğe ortak'lık yapıyor!
Bu satırların yazarını Cem Uzan üzerinden okumaya kalkanlar, bence bu nokta'da yanlış okuma yaptılar.
Kaldı ki, Cem Uzan gibi yaşamaya özen'en Dinç Bilgin, Fatih Çekirge, Ertuğrul Özkök, Zafer Mutlu, Nuri Çolakoğlu, Birand, Güldemir, Ataklı vb isimlerin halleri de ortada!
Gülen, Gül, Erdoğan, Koru, Sarıgül, Gökçek vb...
Neo Vehbi Koç olma hayali adına yapılmayacak yanlışların altına imza atan Aydın Doğan'ın hali de ortada!
Vehbi Koç, DMC'deki müsrifliği görse baston'la Doğan'ı kovalamaz mıydı?! 
Çekirge'nin elinden düşürmediği Petrus'un şişesini kafasında test etmez miydi; "Evladım işin yazmak, sen köşeni ağlama duvarına çevirmişsin" diye...
Demem o ki:
Uzatılan havuç'lara kanmak yerine, keşke Uzan, Doğan vb isim de bastıkları zemin'i benim, bizim gibi ısrarlı bir şekilde savunsaydı!
BOP sürecinde kendini bozan bir şekilde başkasının iş'ine, hayatına özenir oldu.
Misal; Uzan, çok iyi avukatı varken (Şaylan Bey), avukat olmaya özendi.
Davalarını savunmak, Zapsu'nun aklı ile yüklüce tazminat almak için hukuk okumaya başladı!
Hobi, hobi'dir!
Ne var ki, görüldüğü üzere "davalar siyasi" ise hukuk okusan, yazsan, anlatsan ne fayda!?
Bastığın zemin önemli!
AB diye bir zemin kalmamış ise AİHM diye bir terazi olur mu?!
Oysaki, Cem Uzan'ın birincil iş'i bindiği "laik dal"ı kesmek isteyenlere mani olmaktı!
Yani, mal'larına sahip çıktığı kadar, bastığı laik zemini de korumak olmalıydı!
Gemi batarsa, lüküs kamara su'yun üstünde kalır mı?!
Aynı şey, Koç, Sabancı, Doğan, Şahenk, Dalan, Eczacıbaşı, Kamhi, Haleva vb için de geçerli!
Şimdi hepsi oynanan oyun'a uyandı ama hasar ortada, hikaye ortada!
Demem şu ki:
Yaptığı iş'e saygısı olmayan, gün gelir eski iş'ini, konumunu mum'la arar olur.
İnsanı güçlü kılan ne para, ne kas gücü, işini iyi yapan zaten güçlü!
İyi usta'nın kapı'sında herkes olur çift sıra, çırak'ken görmüştüm.
Örnek, Gülen Fehmi Koru, amaç'a giden yol'da kalem'ini "araç" olarak kullandı, şimdi arkasından "bak postacı geliyor" diye tempo tutan tutana!
Kedi'nin kuyruğuna F'teneke bağlamışlar, nereye gitse ses'i önceden duyuluyor!
Vs.
Sözün özü:
Birkaç gündür kaleme aldığım günce'de, kişisel mağduriyetimi paylaşmıyorum.
Bilakis, hepsi de seçtiğim yol'un doğal sonucu!
Teklif edilen rakamlara evet demiş olsaydım, Çekirge, Koru, Dündar, Özdil konumundan da yazardım ama "ne kadar büyük resim'i, oyun' anlatabilirdim" malumunuz!
BOP'ta geçen on yılın hikayesi, yakın çevremdekiler anlamayı reddetseler de, duygudaş olmasak da, özetle üç yanı açık mutfak'ta yıldız'lara bakarak iş'görmekle geçti.
Netice ortada.
Misal, Gazi, Kurtuluş Savaşı'nı daha iyi şartlarda mı yaptı?
Hayır!
Akif'in şartları neydi?!
Demem o deme değil şu deme:
Final'de, geçmişi olmayan, yokluk içinden gelen öksüz Mustafa Kemal, Dolmabahçe'de son nefes'ini verdi.
Son padişah'ın meskeninde!
Savonora ömrüne ömür katmadı.
Dolmabahçe dediğiniz Osmanlı'nın son döneminde alınan borçlarla yaptırılmış, çirkin bir saray!
"Savaşı kazandın, Atatürk oldun orası sana yakışır" dense de, gaza gelmemek, attığın adıma her daim dikkat etmek şart!
Amaç; "onlar değil, biz geleceğiz, yiyeceğiz, Dolmabahçe'ye biz yerleşeceğiz" kavgası ise doğru bir kavga değil!
Gülen'in çilesini çektiği "yedi yıldızlı otel konforundaki barınak resimleri" ortada!
Bana kalsa, sırtımı döndüm gitti; zemini balçık Dolmabahçe'nin yıkılma zamanı çok önceden gelmiş, içten çürümüş...
Şimdi Erdoğan'ın Dolmabahçe'de çalışma ofisi var!
Derin Avrupa final hikayesini hep Dolmabahçe üzerinden yazıyor!
Sözün özü:
Duygu maksimizasyonu?!
"Ben ne sıkıntılar çektim!", "Sen ne sıkıntılar çektin!", değildir hikaye!
Hiç kimse zorlama ile sıkıntı çekmedi!
Herkes kendi yol'unda, tercihinden kaynaklanan sıkıntılar çekti.
Ölmek de buna dahil!
Ölen de inandığı, seçtiği yol'da yürürken öldü.
Ölümsüz insan yok!
AKP, Gülen, laik çürümeyi bahane ederek iktidara geldi, üç sarı'yı gördü, nevri döndü!
Gazi, İsmet Paşa'ya mealen ne diyor, "Üç sarı'dan her daim uzak durmak şart!"
Üç sarı'nın ne olduğunu AKP'ye, Gülen'e ya da Gülen'e esir düşmüş Acarkent familyaya bakan anlar!
Netice:
Mücadele, şan, şöhret, para, makam, lüküs hayat kavgası değil!
O günkü Milli Mücadele'nin şartları oydu, bugünkü de bu'dur!
Kim ne kadar gaz'larsa gaz'lasın, zemini balçık, temelden çürük Dolmabahçe'de kalmak gibi bir hayal'imiz yok!
Kıssadan Hisse
Geçmişten adam hisse kaparmış... Ne masal şey! 
Beş bin senelik kıssa yarım hisse mi verdi? 
'Tarih'i 'tekerrür' diye tarif ediyorlar; 
Hiç ibret alınsaydı, tekerrür mü ederdi? 
...
Böyle bakmak da mümkün.
...
Bu'günlük de bu kadar.
Nokta.
Özgür'TÜRK
Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages