| Sümerliler, Asurlular, Eski Ahit, Yeni Ahit ve Türbanın Ortaya Çıkışı Tuncay Temiz
27.12.2007 |
Sümerolog
Muazzez Ilmiye Çığ, Türbanın ilk kez Sümerlerde ortaya çıktığını
söylüyor. ''Çoktanrılı olan Sümer dininde, özellikle büyük tanrıların
mabetlerindeki isteyen kadınların kutsal görevlerinden biri de tanrının
gelini olarak 'genel kadın'lık yapmak. Diğer rahibelerden ayrılması
için de başlarını örtmeleri gerekirdi...'' �Daha çok sonra İ.Ö. 1600
yıllarında bir Asur kralının yaptığı kanunla evli ve dul kadınların da
başlarını örtmesi şart koşulmuş. Böylece bu kadınlar da yasal seks
yapan mabet fahişeleri gibi kabul edilmiş oluyor. Bu gelenek önce
Yahudi kadınlarına geçmiş daha sonra da İslam kadınlarına uygulanmış.�
(M. İ. Çığ, Vatandaşlık Tepkilerim, s.163) . Bu konuda birçok yapıtı
olan ÇIĞ, özetle, Sümerlerde doğan Musevilikten veya Yahudilikten, Arap
töresine girmiştir türban, oradan da İslam�a geçmiştir, yani türban,
bir Sümer geleneğinin kutsallık ve Tanrısallık kazanmasından ibarettir,
diyor. Sayın ÇIĞ ile yapılan bir görüşmeden alıntılarla; O
zaman şimdi dava konusu da olan şu malum örtünme bölümüne gelelim:
Sümerlerde kimler, neden örtünüyormuş? ( Devrim Sevimay - Vatan
Gazetesi ) ASSUR kaynakları ile devam edelim; Assur yasaları (Kadriye YALVAÇ-Mebrure TOSUN. Sümer, Babil, Assur Kanunları. TDK. Ankara) 40) - İster evli kadınlar, ister
dul kadınlar, veya Assur'lu kadınlar olsun sokağa çıkarlarken başlarını
açmayacaklardır. Adamın kızları� ya bir şal, ya bir ... veya bir gulinu
ile örtüneceklerdir. Eğer bir adam örtülü bir fahişeyi
görür, onu serbest bırakır (yakalamaz) ve saray mahkemesine götürmezse
o adama elli sopa atılacaktır. (Adamı) ihbar eden elbisesini alacak,
(Adamın) kulaklarını delecekler, iplik geçirecekler, arkasına
bağlıyacaklar. Bir ay süreyle kıralın hizmetini yapacaktır. Esire�ler örtünmeyecekler, örtülü
esireyi gören yakalayacak ve onu saray mahkemesine götürecektir.
Kulaklarını kesecekler. Onu yakalayan elbisesini alacaktır. Eğer bir adam, örtülü bir esire
görür ve onu serbest bırakır (da) o, yakalanmaz ve saray mahkemesine
götürülmezse, onu (adamı) suçlayıp, ispat ettikten sonra, ona(adama)
elli sopa atacaklar. Kulaklarını kesecekler, iplik geçirecekler, ensesine bağlayacaklar. Onu ihbar eden elbisesini alacak, o adam bir ay süreyle kralın hizmetini yapacaktır.
41)- Eğer bir adam esiresini
(esirtu) örtmek isterse, beş veya altı arkadaşını oturtup, onların
önünde onu örtecek ''0 benim karımdır'' diyecek, 0, onun karısı
olacaktır. (Başka) adamların önünde örtülmeyen ve kocası ''bu
karımdır'' denmiyen esire, eş değildir. Esirtu'dur. Eğer adam ölürse, örtülü karısının
evlatları yoksa esirelerin evlatları, (öz) evlattırlar ve (mirastan)
hisselerini alacaklardır.� Dikkat edildiyse örtünme,
özellikle de türban benzeri baş örtülmesi erkeklerin kendi kadınlarını
�ortalık� kadınlarından ayırmak için bir tür damgalama, işaretleme
geleneği olarak yaygınlaşıyor ve bir tür sınıfsal özerklik kazanma
arayışının sonucu olarak İbrahimi dinler boyunca ilerliyor. Aynı şeyi
daha sonra Hz. Muhammed de kendi haremi hatta sahabesi için nüfusu
değişik dinlerden ve ırklardan oluşan kozmopolit Medine�ye Mekke�de
artan baskılar üzerine hicret ettikten sonra uygulamaya başlayacaktır.
Bir de konumuzla pek de ilgili olmasa da cezalandırma yöntemlerindeki
sayısallaştırılmış fiziksel şiddet uygulama yöntemlerinin sürekliliğine
dikkatinizi çekmek isterim. Bunlar İslamiyet�te de devam eder. Yüz sopa
vur, ellerini ve ayaklarını çapraz kes vesaire (İşin ilginci bu el ve
ayakların çapraz kesilmesi uygulaması yine Kuran�a göre kendine karşı
gelenlere Firavun tarafından yapılan bir cezalandırma yöntemidir. Araf
124, Taha 71, Şuara 49.) Günümüzde evrensel hukuk ve ceza
uygulamalarının içinde bu tür fiziksel şiddet uygulamaları çoktan
terkedilmiştir. Türbanı Tanrısal bir emir olarak algılayıp uygulamakta
ısrar edenlerin bu tür şiddet uygulamalarını, özellikle kadına özgü
olanları kabul edip etmeyeceklerini sorup onları bir samimiyet testine
sokmak isterdim. Sıralamak gerekirse Maide 33, 38, Nur 2 nin
uygulanmasını isterler miydi? Örneğin kendi çocuklarına� Şeriatın
kestiği parmak acır mı acımaz mı yaşayarak öğrenmek isterler miydi? Tuncay Temiz Aralık 2007
http://solbirlik.net/haber_detay.asp?haber_id=4246&yid=52
Her
tanrının bir evi var, onlara mabet diyorlar. Bu evlerde tanrılar için
çeşitli şeyler yapılıyor. Neler yapılacağını tanrılar insanlara
söylemiyor, insanlar kendileri tanrıları için ne yapmaları gerektiğini
anlayıp, yapıyor.
* Yani �vicdan evi� gibi bir şey mi?
Evet,
vicdanlarıyla baş başa kaldıkları yer oluyor. Bugünkü kilise, cami ve
havralardaki ibadet şekillerinden daha özgürler. Tanrıları hoş
tutabilmek için orada danslar yapıyorlar, şarkılar söylüyorlar. İşte bu
mabetlerde rahibeler var. Bu rahibelerin bazıları da genel kadınlık
yapıyor.
* �Genel kadın� tam olarak ne demek?
Görevi
seks yapmak olan kadınlara deniyor. Onlar fahişe değil, bunu para
karşılığı yapmıyorlar. Mabetlerde aşk odaları var ve anladığım
kadarıyla o odalarda gençlere cinselliği öğretiyorlar. Bunu nereden
çıkartıyorum; çünkü Gılgamış Destanı�nda da ormanda, hayvanlarla
büyümüş olan adamı insanlaştırmak için bir mabetten rahibe getiriliyor
ve ona cinselliği, yemeyi, konuşmayı rahibe öğretiyor. O genel kadın
dediğimiz rahibeler Sümerlerde her şeyi öğreten bir varlık olarak
görülüyor. Bunu yaparken kendilerini tamamen tanrıya vakfetmiş
sayıyorlar. Çünkü Sümerlerde aslında bekaret var. Bekarete önem
verilmesine rağmen genel kadınların mabetlerde ilişkiye girebilmesi, bu
hizmete verilen kutsal değeri gösteriyor.
* Bekarete önem verildiğini nasıl biliyorsunuz?
Tabletlere göre evlenmeden önce bakire olmadığını söylemeyen kadın boşanırken yarı tazminat alabiliyor.
* Peki bu genel kadınlar başörtüsünü niye takıyorlar?
Onları
diğer rahibelerden ayırmak için böyle başörtüsü kuralı konmuş.
Sokaktaki fahişeler de başörtüsü takamıyor. Bu sadece mabetlerdeki
görevli kadınlara özel bir durum. Tarihteki ilk başörtüsü böyle çıkmış
oluyor.
* Sonradan bu iş nasıl tersine dönüyor?
Sümerlerden
uzun yıllar sonra, M.Ö. 16�ncı yüzyılda, Asurlular birden bire kanun
çıkarıyorlar. Diyorlar ki, bundan sonra evli ve dul kadınların da hepsi
başını örtecek. Aslında burada, evli ve dul kadınların yasal bir
şekilde cinsel ilişkiye girdiklerini düşünerek genel kadınlar gibi
örtünmelerini ve kendilerini belli etmelerini istiyorlar.
* Asurlarda başörtüsü takan kadın, cinsel ilişkiye girmiş, bekareti olmayan kadın anlamına geliyor?
Evet
aynen öyle. Ama bunu bazı dinciler yanlış anlayıp �Tarihte ilk
başörtüsünü fahişeler taktı� diyorum sanıyor. Oysa ne Sümerlerdeki
rahibeler fahişe, ne de Asurlardaki evli ve dul kadınlar.
* Yani örtünme, İslamiyet�ten binlerce yıl önce, kadının toplumdaki statüsünü belirlemek için bulunmuş bir çare?
Benim
anlatmak istediğim de bu! Bunu da ben söylemiyorum, tarih söylüyor.
Kendimden bir şey eklemiyorum, yorum yapmıyorum, bilimsel tarihi
anlatıyorum.
* O zaman Asurlulardan İslamiyet�in doğduğu döneme gelelim. Orada başörtüsü karşımıza nasıl çıkıyor?
Kızım,
ben İslam uzmanı değilim, ama tarih yönünden baktığımızda orada da
şöyle oluyor: Hz. Muhammed peygamber olduktan sonra ailesindeki
kadınlarla birlikte Mekke�de oturuyor. İnsanlar hangisi Hz. Muhammed�in
karısı, hangisi kızı, hangisi cariyesi biliyorlarmış. O yüzden de orada
bu kadınlara sataşma katiyen yokmuş. Ama Medine�ye hicret ettikten
sonra durum değişiyor. Çünkü Medine çok kalabalık; Hıristiyan�ı,
Yahudi�si her milletten insan var. İnsanlar Peygamber�in ailesini
tanımıyorlar. İşte bu dönemde Peygamber�e bir vahiy geliyor. Bir ayete
göre �Peygamber karıları, peygamber kızları ve mümin kadınlar sokağa
çıkarken tanınmayacak şekilde örtünsünler� deniyor. Oysa bir başka
yorumda da deniyor ki, �tanınacak şekilde� örtünecekler.
* Bu anlattığınız mantığa göre �tanınmaları� daha doğru değil mi ?
Evet,
o daha doğru. Bence �mümin kadınlar� lafı da sonradan eklenmiş bir laf.
Çünkü biliyorsunuz, Kuran Peygamber zamanında oluşturulmadı. Ebu Bekir
döneminde tanıklardan alınan ayetlerin birleştirilmesiyle yazıldı.
Sahibi ile sokağa giden Esirtu 'lar (cariye, esire) örtülüdürler. Kocaya varan Kadiştu'lar, (bir �kutsal fahişe� kategorisi) sokakta örtünmelidirler.
Kocaya varmamış Kadiştu'ların sokakta başları açıktır, örtünmemelidir. Fahişe
örtülü değildir, başı açıktır. Örtülü bir fahişeyi gören olursa, onu
tutuklayacak, şahitler bulacak; onu saray mahkemesine götürecek,
ziynetlerini almayacaklar, onu yakalayan (sadece) elbisesini alacaktır.
(Örtülü fahişeye) elli sopa vuracaklar, başına zift dökecekler.
Asur yasaları böyle ve yıl 2007,
yaklaşık 4000 yıl geçmiş, yer Türkiye, bu ülkenin bazı yerlerinde başı
açık kadına hala fahişe gözüyle bakanlar vardır. Öyle ya tesettürlü
birini iffetli ve namuslu olarak tanımlıyorsanız tesettürsüz olanın da
kendiliğinden iffeti ve namusu sorgulanır olur.