Kafka'vari medyatik hamam'böcekleri ve/veya Saran'ın uçağı'ndaki Özkök ya da Hürriyet'in tepesine yeniden asılan "Sahibinden Satılık" tabelası vs vs?!
DURUM ANALİZ
Bir zamanlar; "Kalemi kırmak" diye bir deyim vardı.
"Kalemini kır ama satma!?"
...
Sedat Simavi söylemiştir, İngiliz Yahudisi network'ün uzantısı olduğundan, Alman Yahudisi MİT'çiler tarafından tutulmaz.
Afaroz.
Oysaki, biz'den siz'den ayrımı yapmadan, AB kalifikasyonu çerçevesi'nde "not"lamak gerekmez mi isimleri yek tek?!
Alman'dan yana olan o kadar çürük elma var ki, say say bitmez, hepsi de ayrı ayrı güvenlik açığı.
...
Peki ya bugün?!
Popüler yazar alemi kolpacı olmuş vesselam.
"Balık hafızalı" entelektüel okur'a çok bile.
Usta kalem Hıncal Uluç da yazmış ya da tekrar etmiş o ünlü hikaye'yi.
Pembe İncili Kaftan.
https://www.sabah.com.tr/yazarlar/uluc/2019/10/13/pembe-incili-kaftan ...
Velev ki, BOPta yaşanan hikaye aynen öyle.
Hayatında kaç defa sırtına almış o pembe incili kaftan'ı?!
Almak istemiş de sırtına yakıştıramamışlar mı yoksa Güneri Cıvaoğlu, Ertuğrul Özkök vb gibi "hazcılık'ta erenler" kapsamında mı?!
2007 Silivri kumpas'ı çok taze.
Hıncal Uluç, boynuna kaşkol gibi doladığı manken hanım'la poz'lar kesiyordu o sıralarda.
Fiyaka ise bu da piyasa.
Naçizane "sansür var" diye yazıyordum, o da aynen Engin Ardıç gibi "ben yazdığıma göre sansür yok" diye cevap nakşediyordu köşesinden.
...
Bu durum'da sormak farz oldu:
Hıncal Uluç, Ertuğrul Özkök, Güneri Cıvaoğlu, Engin Ardıç, Uğur Dündar, Emin Çölaşan vb isimler yazdığına göre "sansür var" diyen ve de "yasaklar" üzerinden muhalafet yapanlara ne demeli?!
Neticede yazılacak bir şey var ise bu kalem'ler yazar, bunlar yazmadığına göre vs vs.
2007 öncesinde Zapsu da öyle diyordu, "Yazılacak bir şey olsa Emin Çölaşan yazardı" vb.
Fehmi Koru, Meteo: 28 Şubat kapsamında, aynı şemsiye altında buluştuğu Emin Çölaşan'la kedi'nin fare ile oynadığı gibi polemik yapmayı severdi.
Şimdi konjonktür uygun olsa da, ses çıkmıyor?!
Bu çağ'da "sansür" nedir ne değildir?!
...
Zengin'i de fakir'i de ölüyor ise Neo Lale Devri'nin mavracı kalemleri A'dan Z'ye ortada.
"Özgürce", "Pembe İncili Kaftan"ı tam metin yazımın altında paylaştığında da, itiraz etmiştim.
O hikaye'nin çatısı bozuk, kurgusu sakat diye.
Velev ki öyle değil böyle; o pembe incili kaftan bu fakir'in omuzlarında!
O v'akit soru şu:
MİT'in hazcı kalemi Hıncal Uluç, köşesinde bu satır'ların yazar'ının adını neden hiç anmamış?!
Neticede hamal'lık yaptı isek millet adına yaptık, bu vatan adına yaptık!
Onlar da bu vatan adına, Neo Lale Devri'nde kendileri çalıp kendileri eğlendi ise nedir pembe incili kaftan masalı üzerinden elde edilmek istenen fayda?!
Erdoğan'ın medyası da zengin, Gökçek, Davutoğlu medyası da!
Şimdi kaçak olan Zaman'cılar da.
...
BOP'a muhalif olacaksın, Atatürkçü olacaksın, bir de mağdur olup işsiz kalacaksın!
Olmaz böyle şey!
Sözcü var, Halk tv var, Fox var...
"Gözlerimi kaparım vazifemi yaparım!"
Ertuğrul Özkök de, Zafer Mutlu'dan sonra, "bu meslek'ten çok para kazanma dönemi bitti" diyor.
Oysaki, geçmişte, bu meslekten iyi para kazanılırdı.
12 maaş artı idi maaş'lar, masrafları ile birlikte iyi bir yaşam sürerdi gazeteci.
Çok para kazanma dönemi Asil Nadir ile başladı, sonrası malum.
Yönetim katı İsviçre, Dubai, Katar, yazı işleri katı Paris, Roma, , muhabir katı Pakistan, Afganistan.
Erdoğan'ın maaş'ı dünya liderleri ile kıyas edenler, medya piyasasını da kıyaslayabilir.
...
Çok kazananlardan Ufuk Güldemir öldü.
Güneri Cıvaoğlu, PR gezilerini Instagram üzerinden paylaşıyor.
Nuri Çolakoğlu'nun sesi çıkmıyor.
Uğur Dündar, kendisinin yazmadığı ama daktilo ettirdiği yazıları "yazım" diye paylaşıyor.
AKP iktidar olduğunda yazacak "yolsuzluk haberi" bulamayan, Aziz Yıldırım gazeteci'lerinden yek'i de Dündar.
Yılmaz Özdil "umum muhalefet" üzerinden gaz almaya devam ediyor.
Bu kalem'lerin hepsi de işinde gücünde.
Cambaz hep ip'in üstünde durmaz, kimi zaman düşer de!
Ne var ki, istihbarat düşen oldu mu alıp hemen ip'in üstüne oturtuyor(du).
Neticede gaz al, BOP'a can ver ki, Neo Sevr kuvveden fiile geçsin, büyük barzan procesi hayal'ken gerçek...
Vs vs.
...
Yahudi Alaman Enka değil de, yavrusu Rönesans'çıların, Urla'dan Erdoğan ismi üzerinden diktiği "Saray"ın adına sahip çıkanlar, niye Atatürk Türkiye'sinin taşınmazları yağmalanırken "üç maymun"culuk oynamış!?
Usta'lık burada işte!
Kafayı yatıracaksın, sonra da, Neo Lale Devri'nin final'inde, hastalıktan, yaşlılıktan eskiden olduğu gibi gezemediğin için diğer köşelere ayar vereceksin, kurnaz "ombudsman" yazıları nakşedeceksin.
Denilebilir ki, ne yapalım eldeki malzeme bu!
Odatv'ciler de, ortacılık yapıp her iki tarafa hak veren başlıklar açıyor.
"Alaman Devrimci" adam'dan eyyamcı olur ise ne olur (Oksimoron) ve/veya Alaman demek su katılmamış materyalist demek ise Alman'ın devrimcisi de her daim materyalist'tir vs.
Yok, "Sabah Yıldızı" operasyonunu bozmuyorum.
Sadece millete "gına getirdiniz" diyorum.
Foseptiğini çıkarttılar, ne varsa medeniyet'e dair.
Lut Kavmi de, Pompei de "medeniyet" ise nasıl bir medeniyet olur diye merak eden kaldı ise Neo Lale Devri'nin sayfaları ortada.
Hıncal Uluç, bu çürüme'deki payınının özeleştirisini yapmadan ne dese boş lakırdı.
Yılmaz Özdil, Halit Çapın'ın fiş'ini çekti, öldü.
Yzar yazamadığında ölür ise Çapın'ı ölüme fiş'i çeken yolladı.
Gerçek yazar'ın köşesini kapatmam, fiş'ini çekmem ama dün, dün'de kalmak kaydı ile...
Ama önce özeleştiri, eyyam'a doydu bu millet, okur, izleyici vb.
...
İstihbaratçılar'ın anladığı dil'den yazayım da, konu daha net anlaşılsın!
Bir istihbaratçı kadın ya da erkek, bilgi almak için karşı taraf'tan birini yatağa atıp ağzından çok önemli bilgiler alır ise ne dersiniz?!
Aferin, bravo, şükran.
Peki eşiniz aynı işi yapar ise de aferin der misiniz?!
İffetsiz, orospu, pezevenk, şerefsiz vb kullanılacak ifadelerden birkaçı.
(Büyük Almanya adına Anadolu'yu büyük bir kar'haneye çevirdiniz, takkeli istihbaratçılar ne demek istediğimi çok net anladı.)
O v'akit soru şu:
BOP'ta namuslu insanları iffetsiz'e, şerefli er'leri şerefsiz'e kim çevirdi?!
Şerefsiz olmayı reddedenlere duyulan hiddet'in altındaki saklı duygu nedir?!
Herkes boynuzlu oldu ise Vikingler'den gelen asiller kimler?!
Anladık, büyük Almanya için her şey mübah!
İyi de ha(z)cı abi, bunu, bu millet'in onur'u ile oynamadan yapamaz mıydınız?!
Yiğit Bulut döndüğünde Odatv'ciler yazmıştı.
Tüm dönekler, eski mahalle'lerine karşı radikal olur, döndükleri için vb.
Türkiye'den bu kadar ağır nefret'inizin sebebi nedir?!
Alman ise Alman, İngiliz ise İngiliz, Fransız ise Fransız, Arap ise Arap, gidin bassınlar sizi bağır'larına!
Halaycı değiliz, Medeniyet Tango'su, RAP... LARP... RAP...
...
"IV. Güç" ve/veya "gazetecilik mesleği"nin BOP'taki hali ortada.
İstihbarat patron oldu ve alfa istihbaratçı her şeye operasyon gözü ile bakıyor.
Gazetecilerden de, bir istihbaratçı gibi operatör olması bekleniyor.
İstihbaratçı gözü ile bakıldığında Ertuğrul Özkök başarılı, gelene ağam diyor, gidene paşam diyor.
Peki aynı karaktersizliği ve/veya eyyam'ı eşiniz yapıyor olsa, nikah'ınızda tutar mısınız?!
Çok söyledik ama STASİ'den devşirme istihbarat'a el koyan o kafa anlamadı.
"Menfaat çatışması" desek, her şeye madde gözü ile bakıldığından anlaşılmayacak, para'ya dayalı bir çatışma diye anlaşılacak.
Bir istihbaratçı ne kadar iyi aldatıyor ise o kadar başarılıdır, deşifre olana kadar!
Bir gazeteci aldatıyor ise kötüdür, masa'da hasta bırakan ya da bıçak parası alan doktor'dan farkı yoktur.
Eşi'nin aldatması gibi bir şey!
Kimi istihbaratçı'ların evlilikleri de kurgu olduğundan, aldatma'ya "makul" bakabilir ama vatandaş'ın bu hikaye'ye nasıl baktığı "üçüncü sayfa"lar üzerinden manşet'e tırmanan haberler çerçevesi'nde ortada.
Normal'i anaormak yapmak, zaten başlıbaşına Kıyamet.
...
Ertuğrul Özkök de, istihbarat'tan aldığı akıl ile "döneklik" ile "kalem'ini satmayı" birbirinin içine yedirip, ideolojik kör'lüğe atıf yapıyor!
Yani, Özkök eski devrimci olup şimdi ilerici, onlar ise fosil.
Alenen zeka ile alay ediyor.
Post modern harp ne deolojik, ne de akademik, varsa yoksa enerji politik.
Elektirikli araba bile yapıp sattılar, daha ne olsun, bir varil petrol, bir avuç doğalgaz için kıyamet koparken.
Ertuğrul Özkök'ü arkalayan alfa stratejist zeka'lara sormak isterim:
Atatürk Türkiye'sinin özelleştirme adı altında yağmalanmasına seyirci kalıp, tüyü bitmemiş yetim'in hakkından mülhem, bal tutup parmak yalamak mıdır zeka, değişim, dönüşüm?!
Misal, Alman istihbaratı, Türkiye'nin çürütülme süreç'inde kullandığı bu elemanları, Almanya'da istihdam etmek ister mi?!
Yoksa "Gaz fırınlık hepsi" der, köküne kibrit suyu mu?!
Neticede, Kafka'nın roman'ında "hamamböceği'ne dönüşen" de bir fani'ydi.
...
Frankofon "akademisyen"ken Alman'a transfer olan Ertuğrul Özkök çok zengin oldu da ne değişti?!
Kızı mutsuz boşanmış ev kadını, "gizli işsiz" olarak, onca öğrenime rağmen, Kanal D'nin yavrusu bir kanal'da yöneticilik yaptı bir dönem, peki ya şimdi?!
Eşi, mutsuz ev kadını olarak, koca parası ile devrimci pozlar kesmeye devam ediyor, Ertuğrul Özkök'e laf sokmak için hiçbir fırsatı kaçırmıyor, bu mu saadet?!
"Kocasının mecburiyetleri"nden kaynaklı Urla Kekliktepe'de, Çankaya operasyonu'nun bir parçası olarak zorunlu ikamet etmekte.
Acarkent'te 500 metrekare villan olsa da, tablo bu!
50 milyon dolardan fazla nakit'in olsa da, hala hanut gezi üzerinden "beleş seyahat" peşinde koşan "gazeteci" diye aşağılanıyorsun.
Evdeki dırdırdan kaçıyorum diyecek değil ya!
Oysaki, para niçin lazım?!
Minnet etmemek, özgürlüğünü, saygınlığını korumak için vs!
Yaşlılıkta ne lazım, muhabbet, sağlık, huzur vb.
...
Karamehmet, şimdi CHP Genel Başkan Yardımcısı olan Tuncay Özkan'a verdiği parayı açıkladı, ortada saygınlık diye bir şey var mı?!
Uzan, Fatih Çekirge'ye verdiği milyon dolarları açıkladı.
Ertuğrul Özkök'te de "saygınlık "vardı ise o "saygınlık"ı kendi elleri ile yok etti.
Zafer Mutlu nerede ve/veya zenginliğini zar zor korusa da ne kadar gazeteci?!
Duruş'u kaydırdın mı, her şey kayar.
Cemil İpekçi'nin de bıyığı var, Bülent Ersoy'un da askerlikten kalma hatırası var, vs vs.
Biz eskiden eskiden, su içerdik testiden.
Belli bir kurum çatısı altında söylenenleri yazmak, 'milli irade'ye, 'hür irade'ye ipotek koyanların dediklerini yapmak ise "başarı", Ertuğrul Özkök başarılı.
Ne var ki, bir zamanlar Ergun Babahan da başarılı idi , şimdi nerede?!
"Zamanın ruhu" diye bir şey var ise tablo budur.
Mustafa Kemal ile Damat Enver, Damat Ferit arasında fark olduğu gibi.
Ali Kemal "zeki" adamdı ama mandacıydı, milli mücadele'ye inanmayanlardandı, bu sebep'ten linç edildi.
Ortada ahmaklık var ise milli irade'ye, o asil kan'a inanmamaktır.
Leb demeden leblebi.
...
Ertuğrul Özkök'ün koltuğunu koruması için ter akıtanlardan biri "alfa stratejist" ise diğer adres de Odatv'ci network.
Başka imzalar altından değil, kendi ses'inden cevap yazsa da -zekamızla alay etmeden- anlasak; bu panayır'ı hangi istihbarat kurdu, kurguladı?!
Uğur Dündar, Emin Çölaşan, Hıncal Uluç vb İngiliz Yahudisi network'ün uzantısı anladık da, Ertuğrul Özkök neden Turko Almanlar için bu kadar vazgeçilmez?!
MİT'in Alman taşıyıcı patron'larından Sadettin Saran'la Cengiz Semercioğlu söyleşmiş, Kelebek'te dörtte üç sayfa!
Eğer anlattığı gibi ise tırnakları ile kazıyarak zengin olan bir adam'ın ne işi magazin sayfasında!?
Söyleşen, ağızdan çıkanı duyuyor ise Saran diyor ki, "Babamı ABD'den getirdik, sağlık kontrol'ü için, annem soruyor ne zaman dönecek?"
Nereden getiriyor ABD'den?!
Türkiye'ye sağlık hizmeti ucuz olduğu için mi getiriyor yoksa iyi olduğu için mi?!
Bunu sorgulamak, başlık'a çekmek gerekmez mi?!
Cengiz Semercioğlu'nun boy'dan zorlama 'power poz'una bakıldığında, Saran aşırı mütevazı.
http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/cengiz-semercioglu/kendi-otelimde-saunaya-almadilar-41349597 Otelinde oda yok diyorlar bir şey demiyor, sauna'ya randevusuz almıyorlar, hoşuna gidiyor.
Bu durum'da, mesaj nedir?!
Saran, "taşıyıcı patron" olduğunu kayda geçiriyor, "yeni vereceğiniz iş'lerde de akışı bozmam" dipnot'unu düşürüyor.
Kaldı ki, patron geldi ise muhatap "resepsiyon" değildir, o otel'in yönetici'sidir, o ağır'lar, ilgilenir vb.
Öte yandan, Saran, Demirören'den önce Doğan Medya Grubu'na talip oldu, öncelikle bu nokta'nın altını çizelim.
Şimdi bu söyleşi üzerinden, medya patronluğu'ndan sıkılan Demirören'in yerine "Hürriyet'i, Kanal D'yi taşımaya talip'im" mesaj'ı veriyor.
Neticede, spor da olsa halen medya patron'u.
Saran'ın özel uçağında poz kesen Ertuğrul Özkök enstantanesi üzerinden, Hürriyet, Doğan Medya Grubu'nun tepesine yeniden "satılık tabelası" asıldı diye bakmak mümkün.
http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/ertugrul-ozkok/aman-bu-defa-o-14-bin-osocuya-cok-dikkat-41347596 Özkök, Simavi, Doğan, Demirören derken şimdi de Saran'ın yanında.
Allah başka dert vermesin.
Matruşka BOP'ta küre'yi ve/veya Türkiye'yi kimler bu hale getirdi ise yük'ü onların sırtına yükleyip Sırat Köprüsü'ne süreceksin ki, tad'ı çıksın.
BOP'ta her şey ticaret oldu ise BOP'un final'inde balistik çelik yeleği sırtına yükleyip yollamak lazım büyük gazeteci Özkök'ü Suriye'ye, Barış Pınarı'na, ayağına taş değmesin not'uyla, doçka'ların üstüne.
...
Herkes aynı anda kolpa yapar ise ne olur, Türkiye'deki gibi olur!
Emin Çölaşan'ın iddialarına Ertuğrul Özkök cevap vermiş, dolar'la maaş alırdı, ben hep TL ile aldım diye.
Oysaki, 28 Şubat network Çölaşan'ı değil de Yılmaz Özdil'i, Özkök'ün üzerine sürebilirdi.
Ne var ki, zorlayın bakalım yek satır yazar mı Özdil, Özkök ya da Doğan'la ilgili.
Över ama asla ters laf etmez.
Türkiye burası, yarın ne olacağı belli olmaz.
Yılmaz Özdil'e göre tüm patron'lar (Bilgin, Doğan, Uzan, Ciner vb) iyiydi ise Türkiye bu nokta'ya nasıl geldi?!
Fatih Çekirge'nin hiç mi dahli yok, ona dair iki kelam edemez mi?!
MİT ya da derin istihbarat kendi çevirdiği fırıldak içinde savruluyor, eş zamanlı Türkiye'yi boğuyor.
...
Usta kalem Hıncal Uluç'un, Saray'a saray övgüsü ya da "pembe incili kaftan" yazısından nerelere geldik?!
Tefeci faizi ile borç'lanan ülke'de, BOP yağmasına katılmayı reddedip, kendi cebinden mücadele edene "keriz, enayi" gözü ile bakılmış.
Şimdi de deniliyor ki, devlet olmak için böyle yapmak lazım!
İyi güzel de, işte hendek işte deve!
Pembe incili kaftan'ı kesesinden alıp sırtına, sonra da mabad'ının altına serecek var ise önden buyursun.
Kıdem olarak Uluç da uygun, Özkök de.
Gaz'la yürümüyor süreç!
Bir zamanlar, kalem'ini kır ama satma diye öğütlenirdi.
Naçizane ne kırdık ne de sattık, internet ortamında yazdık, çizdik, direndik.
Şimdilerde 'orantısız zenginleşenler', hanut seyahat'ler üzerinden acar gazetecilik yapanlar, "askerin ayağına taş değmesin" sözlerine beğendi yapıyor; ülke parçalanma noktasına gelmişken, eksenler arasında "lades çubuğu" gibi çekiştirilirken...
Her şey var, güvenlik yok.
Diyorlar ya, Hitler nasıl iktidar oldu?
Ertuğrul Özkök'giller sayesinde.
Cumhuriyet Gazetesi Hitler'e nasıl döndü, benzer hikaye.
Sakin denizde herkes kaptan.
...
Hasılı:
Günümüz dünyası, dün'den çok farklı!
Artık gazeteci tanımını da yenilemek, yinelemek elzem.
Bir gazete çatısı altında çalışan, yazan kişiye gazeteci, haberci demek yerine, sosyal mecra üzerinden, o meslek'i icra ettiğini ispat edene de gazeteci denmeli ki, Ertuğrul Özkök gibi satarak yerini koruyanlar arasındaki fark anlaşılsın.
Yok anlaşılmadı, daha açık yazalım:
Umumhane'de bedenini satana sermaye derler, hayat kadını derler, işini iyi ya da kötü yapıyor derler.
Bedenini satmadan, onur'u ile işini yapan kadın'a hayat kadın'ı demek mümkün değil ise şerefini satılığa çıkartmayana godoş demek mümkün değil ise pembe sarı basın kartı Özkök'gil familya için uygundur.
Naçizane bizim için sarı basın kartı kafi.
...
Ezcümle:
Ertuğrul Özkök, Alman İstihbaratı, MİT adına önemli bir operasyon'un parçası olabilir.
Dün Aydın Doğan'ın uçak'ında idi, Demirören derken, şimdi Ali Koç'tan yana saf tutmuş Saran'ın uçak'ında.
Özkök'ün BOP'taki başarı çizgisi ile ilgili değilim.
Ne var ki, burada tartıştığımız, umumhane'den beter hale düşürülmüş Türk Medyası, Merkez Medya sorunsalıdır.
Ki, sosyal medya üzerinden "yeni medya dili"nin ve/veya medya okur yazarlığı'nın tanımlandığı bir dönemde, Ertuğrul Özkök'gilleri; gazeteci - yazar kimliği üzerinden iş yapan, bir CEO ya da istihbarat elemanı olarak okumak mümkün.
Her vatandaş'ın düşünceleri paylaşma, yayma hakkı kapsamında...
Vs vs.
Nokta.
13 Ekim 2019
Hayrullah Mahmud