Takkeli "Zulüm" ve/veya Savaşın 5 günü?!
“İrtica-i harekatın teşvikçisi İngilizler olup, merkez beyni de İstanbul’dadır.”
Mareşal Mustafa Kemal Atatürk
...
Neo Roma'da "İstihbarat Savaşları"?!
CIA & MİT & MOSSAD & MI6 & BND ...
Vs.
Ezcümle:
MI9?!
Acem HAARP'i?!
Bulanık su'da enerji savaşları?!
Demem o ki:
"Leb" demeden leblebi!
Arif'e tarif gerekmez!
Kamuoyunu yönlendirenleri yönlendiren arazide yazıp çiziyoruz!
Lafın tamamı ancak AKP & Gülen'cilere söylenir!
Demem şu ki:
Her şey o kadar açık ki.
Şeffaf ihanet?!
İhanet eden ne adına ihanet ettiğini biliyor.
Yani?!
Çözüm:
Un var, yağ var, şeker var, sıra 'helvacı'da!
O da var!
Çankaya Savaşları?!
Gordion Düğümü?!
1 numara sorunsalı.
Sözün özü:
Savaşın 5 günü?!
Yani?!
1 Mart Tezkeresi öç güncesi?!
Kimin eli kimin cebinde sorusu kapsamında "iyot" gibi açıkta kalınan zamanlar!
Nokta.
...
MİT'te "eksen" hırlaşması?!
"Mikdat Alpay'ın sesi" Zaman'da yazan Şahin Alpay'dan, Erdoğan'ın başdanışmanına tariz?!
Yani?!
Eşek'i dövemeyen semerini döver!
RTE'nin başdanışmanını arkalayacak değilim, çuval hadisesinde bir tek zil takıp oynamadıkları kalmıştı!
Deniz sakinken verdikleri kitabi akıllar ortada, acem dalgalı denizde "Sayın Başbakanım siz önden gidin biz peşinizden geliyoruz" diye sıyırtmaları da!
Kayıkçı kavgası?!
Gördüklerinin yarısına!
Demem o ki:
Bu noktada soru ortada:
Mikdat Alpay & Şahin Alpay'ın, Gülen'gillerin Zaman'ında ne işi var?!
Gülen Cemaati, Şahin Alpay üzerinden Mikdat Alpay'a F'Ticanileri "aklamaları" için aylık ne ödüyor, bu muhabbetin ederi kaç 10 bin dolar'dır, 20, 30?!
Demem şu ki:
MİT'te eksen çarpışması ve/veya Ak ya da F'MİT Isparmaça?!
Düne kadar ne kadar mutlu idiler bugün birbirlerini boğazlamaktan PKK ile uğraşmaya vakit bulamıyorlar!
Yani?!
Bu noktada cevabı aranması gerekli soru şu olmalı:
MİT'e hizmet veren gazeteciler listesinde kimler var ya da o "malum liste" dünden bugüne kendi kendini realize etmedi mi?!
Şöyle ki:
Medyada yayınlanan o haber'den aynen aktarıyorum:
MİT’e hizmet veren, gazetecilik vasıfları tartışılır olmasına karşın bu meslekte kalmaları sağlanan isimlere aşağıda yer verilmiştir.
Avni Özgürel, Erdal Şimşek, Kamuran Akkuş, Harun Odabaşı, Haluk Girti, Önder Şuşoğlu, Mehmet Güç, Reha Muhtar, Necdet Açan, Güneri Cıvaoğlu, Cengiz Çandar (CIA), Ali Kırca, Murat Demirel, Ufuk Güldemir, Soner Yalçın, Bülent Aydın, Fatih Altaylı, Enis Berberoğlu (Mikdat Alpay ekibinden), Tuncay Özkan, Osman Arolat, Doğan Hızlan (MOSSAD-MİT), Doğan Yurdakul, Erdal Şimşek, Yılmaz Yılmazer, Hüseyin Üzmez, Serdar Arseven, Fikret Bila (Hiram Abas ekibinden), Nilgün Cerrahoğlu, Ahmet Taşgetiren, Selahattin Sadıkoğlu, Mehmet Ocaktan, Abdullah Muradoğlu, Can Ataklı, Ruhat Mengi, Nurdan Bernard (MOSSAD), İlker Sarıer "Dinç Bilgin üzerinden" (Mikdat Alpay ekibinden), Oktay Ekşi, Güngör Mengi, İsmet Berkant, Fatih Altaylı, Sedat Erfin (Sönmez Köksal ekibinden), Hadi Uluengin (Hiram Abas ekibinden), Mine Kırıkkanat (CIA), Haluk Şahin (CIA), Oktay Gönensin, Bilal Çetin, Ali Bayramoğlu, Murat Birsel (CIA), Can Dündar, Ruşen Çakır, Oral Çalışlar (BND), Hikmet Çetinkaya, Sedat Sertoğlu (MOSSAD), dedi-kodu sütunları yazarı Adalet Cicoz’un yerini koruyanlar ise Hakkı Devrim (takma adı Sabiha Deren) ile Orhan Tahsin (Takma adı Suna San), 2. cumhuriyetçiler olarak anılan Hadi Uluengin ,Can Dündar, Ahmet Altan ve yazar Orhan Pamuk medyanın içinde yeralan MİT ve yabancı istihbarat örgütleri ile bağlantılı gazeteci ve yazarlar olarak tespit edilen isimlerdir.
Elcevap: ?!
Liste ortada!
Liste yayınladığı günden bu yana kimin hangi amaçla yayın yaptığı, yazı yazdığı da ortada!
Yani?!
BOP değirmenine su taşıyan taşıyana!
Yani?!
MİT'te enerji bazlı eksen sıkışması!
Nokta.
...
Star Wars ve/veya Mütareke Medyası'nda Son'bahar heyecanı?!
...
Kitabın adı: KUR’AN PENCERESİNDEN KURTULUŞ SAVAŞI’NA BİR BAKIŞ
Yazarı: Yaşar Nuri Öztürk
Yeni Boyut, 3. Baskı
Birinci Basım, Mayıs 2012
468 sayfa
25 TL
(…)
“Zalimlerden başkasına düşmanlık yapılmayacaktır.”
(Bakara Suresi, 193)
(…)
“Bu milletin şimdiye kadar Arapların, Acemlerin din maskeli iğfalleriyle aldatılmış olduğunu ispat etmek isteyen bir adamım.”
Mustafa Kemal Atatürk
(…)
“Bu memleketin en son tepesine çıkacağız. Ve orada taş üstünde taş kalmayıncaya kadar uğraşacağız ve en son orada öleceğiz. Ancak ondan sonradır ki, düşmanlar bu memlekete sahip olabilirler.”
Mustafa Kemal Atatürk
(…)
“Kuvayi Milliye’nin dinsiz olduğu yolunda propaganda İstiklal Harbi’ni tehdit eden en zehirli ve alçak propaganda idi.”
Kazım Karabekir
(…)
Sayfa 29:
KURTULUŞ SAVAŞI’NIN BİTMEYEN KISMI: AYDINLANMA
(…)
Sayfa 47:
Mecelle’de; “Zarar-ı has, zararı ama tercih edilir!”
Bugünkü dille ifadesi şu:
“Kişisel zararla kamu zararı yanyana geldiğinde kişisel zarar tercih edilir.”
(…)
Sayfa 60:
“Amacımız bölmek ve hükmetmek olmalıdır. Biz, gerçek ideali dinmiş gibi davranacak çıkarcı bir grubu, idareci olarak takdim etmeye çalışacağız.”
İngiliz Baştercümanı Ryan
(…)
Sayfa 94:
“Zulmedenlere eğilim göstermeyin! Yoksa ateş sizi sarmalar. Allah’tan başka dostlarınız kalmaz, size yardım da edilmez.”
(Hud, 113. Ayrıca bakınız, Bakara 193, Nisa 105)
(…)
Sayfa 94:
Aydınlar susunca zulüm sadece “olmaz”, egemen olur.
(…)
Sayfa 95:
“Kendilerine savaş açılanlara savaşma izni verilmiştir. Çünkü onlar zulme uğratıldılar. Allah onlara yardıma elbette kadirdir. Onlar sırf, “Rabbimiz Allah’tır!” dedikleri için yurtlarından haksız yere çıkarıldılar.”
(Hac, 39-40)
(…)
Sayfa 96:
Hz. Peygamber’in savaşlarının tümü savunma savaşlarıdır.
(…)
Sayfa 105:
Rahmetli Attila İlhan hep şöyle derdi:
“Antiemperyalist özünden soyutlanmış bir Atatürkçülük bir karikatürden ibaret kalır.”
(…)
Sayfa 112:
KURTULUŞ SAVAŞI’NIN ÖTEKİ ADI: HAÇLILARA KARŞI SAVAŞ
(…)
Sayfa 139:
AYDINLIK DÜŞMANLIĞI OLARAK ZULÜM
KUR’AN NE DİYOR?
Zulüm, kelime anlamıyla “karanlık” demektir. Karanlığın sebep olduğu bütün kötülüklerin “zulüm” diye anılması bundandır.
(…)
Sayfa 151:
Kur’an-ı Kerim açık ve net uyarıyor:
“Sakın aldatan sizi Allah ile aldatmasın!”
(Fatır, 5; Lukman, 33; Hadid, 14)
(…)
Sayfa 184:
MÜDAFAAİ HUKUK’UN DÜŞMANI KARAKTERLER:
NAMUSSUZLUK, HAİNLİK, İRTİCA
(…)
Sayfa 223:
“Vatansız matbuat” konusunda Gazi’nin şu sözleri de sarsıcıdır:
“İstanbul basını, Osmanlı İmparatorluğu’nun kalıntısından başka bir şey değildir. Sizi temin ederim ki, halka hiç ehemmiyet vermeyen ve ona karşı tek bir hissi, hakir görme hissi olan basının halk üzerinden herhangi bir tesiri de yoktur. Genel olarak başyazarlar, kendilerinden başka kimsenin görüşlerini temsil etmeyen kişilerdir ve bunu bile her zaman yapmazlar; çünkü gazetelerine hakikatte kafalarının derinliklerinde ne olduğunu her zaman yazmazlar.”
(Atatürk’ün Bütün Eserleri 17 / 138)
(…)
Sayfa 228:
“İstiklal Mahkemeleri, 1 Ekim 1920’den 11 Mayıs 1923 tarihine kadar yürüttüğü yargılama faaliyetinde toplam 3919 haine idam cezası vermiştir. Bu cezaların infaz edilenlerinin ise en ileri rakam 1500 olduğu tespit edilmiştir. Muhtelif cezalara çarptırılanların sayısı 40 bin küsurdur. 11.744 kişi de beraat etmiştir.
(…)
Sayfa 228:
İstiklal Mahkemeleri, asmaları gereken hainlerin en fazla onda birini astı.
(…)
Sayfa 236:
İSKİLİPLİ NEDEN ASILDI?
(…)
Sayfa 237:
İstiklal Mahkemesi zabıtları ortada. İskilipli’nin idam gerekçesi şapka risalesi değildir. Türkiye Cumhuriyeti’nin Teşkilatı Esasiye Kanunu’nu tamamen veya kısmen tağyir’dir.
(…)
Sayfa 238:
İskilipli, aynı suçtan hüküm giyen Babaeski Müftüsü Ali Rıza Efendi ile birlikte 4 Şubat günü Ankara’da Meclis binası yakınlarındaki Karaoğlan Çarşısı’nda asıldı. Kısacası İskilipli Atıf, Şapka Risalesi’nden yargılanmıştır ama o davadan beraat etmiştir. İdamını getiren muhakeme, başka davaların sonucudur.
(…)
Sayfa 238:
Aynı kararla, aynı gün idam edilen Babaeski Müftüsü Ali Rıza ile Atıf Hoca’nın Milli Mücadele’de Batı Anadolu’yu işgal etmiş olan Yunan Ordusu’na direnilmemesi için faaliyet gösterdikleri mahkemece belgelenmiştir.
(…)
Sayfa 242:
Atatürk, irtica denince ne anlıyordu?
İrtica, dinin ihanet aracı yapılması halinde vücut bulan kötülüğün adıdır.
(…)
Sayfa 243:
“Ehlikitap’tan bir zümre şöyle dedi: ‘Şu iman edenlere indirilene günün başlangıcından inanın, günün sonunda karşı çıkın! Belki bu sayede geriye / eskiye dönerler / irtica ederler.”
(Ali İmran 72)
(…)
Sayfa 245:
İrtica hıyanetinin Kurtuluş Savaşı’na problem çıkardığı günlerde Atatürk şöyle diyordu:
“İrtica-i harekatın teşvikçisi İngilizler olup, merkez beyni de İstanbul’dadır.”
(…)
Sayfa 253:
“Hayat mücadeleden ibarettir. Bundan dolayı hayatta yalnız iki şey vardır: Galip olmak, mağlup olmak.”
(ABE. 15 / 229)
(…)
Sayfa 261:
ALLAH’TAN BAŞKASINA TESLİM OLMAMAK
(…)
Sayfa 267:
SULTANLARI TANRILAŞTIRAN SİSTEM: HALİFELİK
(…)
Sayfa 277:
ALLAH’A VE PEYGAMBER’E VEKALET DEVRİNİN KAPATILMASI: LAİKLİK
(…)
Sayfa 296:
MUSTAFA KEMAL’İN TEMEL NİTELİĞİ: AKILCILIK
(…)
Sayfa 324:
ALLAH İLE ALDATANLARIN ARADIĞI KİTLE: RAİYYE
Raiyye (çoğulu: reaya) Kur’ansal bir tabirdir ve ‘davar sürüsü’ anlamındadır. Raiyyeyi güdene ‘rai’ denir ki, çoban anlamında kullanılmaktadır. Bütün krallık – sultanlık sistemleri birer raiyye sistemidir.
(…)
Sayfa 324:
Vahidettin: Bu millet bir koyun sürüsü, bir çoban lazım. O da benim.”
(…)
Sayfa 351:
KULA KULLUK BİTMELİDİR
(…)
Sayfa 403:
HAYATİ KUVVET ANLAMINDA TÜRK ORDUSU
TÜRK TARİHİNDE KUVVET – ORDU İLİŞKİSİ
(…)
Sayfa 407:
Atatürk: “İnsan, cüret edebilmeli ve tehlikeyi göz alabilmelidir.”
(…)
Sayfa 413:
“Avrupalılar’ın namusuna güvenemeyiz.”
Mustafa Kemal Atatürk
(…)
Sayfa 431:
Bugün, “Türkiye’de iki ana siyasal mücadele ekseni şeriatçılık – Atatürkçülük olarak ortaya çıkmaktadır. Emperyalizm ve “İkinci Cumhuriyetçilik”, şeriatçı cephenin yanında yer almaktadır.
(Sina Akşin, Kısa Türkiye Tarihi, 314)
(…)
Sayfa 431:
“Kısmi karşı devrimi fazla hissetmemiştik, çünkü devrimin birçok kazanımına dokunulmamıştı. Aynı zamanda süreç, tören Atatürkçülüğü ile maskelenmiş, gizlenmiştir.”
(Sina Akşin, Kısa Türkiye Tarihi, 322)
(…)
Sayfa 432:
Allah herkese basiret ve feraset nasip etsin.
...
Ve...
Son olarak...
Kutsal Kitabımız Kur'an-ı Kerim'den birkaç ayet:
Gerçek şu ki, şeytan sizin düşmanınızdır, öyleyse siz de onu düşman edinin. O, kendi grubunu, ancak çılgınca yanan ateşin halkından olmaya çağırır.
(Fatır Suresi, 6)
Şüphesiz, inkar edenleri uyarsan da, uyarmasan da, onlar için farketmez; inanmazlar. Allah, onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir; gözlerinin üzerinde perdeler vardır. Ve büyük azab onlaradır.
(Bakara Suresi, 6-7)
Onun (Deccal'in) yanında iki nehir bulunacaktır. Göz birini bembeyaz bir su, diğerini kaynayan bir ateş olarak görecek, fakat içeri girenler bunun tam tersi olduğunu bulacak. 9
Onun (Deccal'in) fitnelerinden birisi de yanında cennet ve cehennemin bulunuşu olacaktır. Onun cenneti cehennem, cehennemi ise cennettir. 10
Çünkü gerçekten nefis, -Rabbimin kendisini esirgediği dışında- var gücüyle kötülüğü emredendir..." (Yusuf Suresi, 53)
Nefse ve ona 'bir düzen içinde biçim verene', sonra ona fücurunu (sınır tanımaz günah ve kötülüğünü) ve ondan sakınmayı ilham edene (andolsun). Onu arındırıp-temizleyen gerçekten felah bulmuştur. Ve onu (isyanla, günahla, bozulmalarla) örtüp-saran da elbette yıkıma uğramıştır. (Şems Suresi, 7-10)
"Onlar Allah'ın nurunu üflemekle söndürmek isterler. Allah ise nurunu tamamlamaktan başka birşeye razı olmaz-kâfirler hoşlanmasalar da"
“Ruhum kudret elinde olan Allah’a yemin olsun ki, ümmetimden bazıları, (Müslümana) zulmü engellemeye takatleri olduğu halde geri durup zalimlere yağcılık yapanlar, kabirlerinden maymunlar ve domuzlar suretinde diriltileceklerdir.” (Deylemî, Kenz’ul Ummal, 5605, 3/83; Suyutî, Durr’ul Mensur, 3/127).
“Müminler, müminleri bırakıp da kâfirleri dost edinmesin. Kim bunu yaparsa, artık onun Allah ile hiçbir bağı yoktur.” (Âl-i İmran Suresi, 28)
Böylece biz, her ülkenin önde gelenlerini -orada hileli-düzenler kursunlar diye- oranın suçlu-günahkarları kıldık. Oysa onlar, hileli-düzeni ancak kendilerine kurarlar da bunun şuuruna varmazlar. (Enam Suresi, 123)
Sizden önceki nesillerden onlardan kurtardığımızdan pek azı dışında yeryüzünde bozgunculuğu önleyecek fazilet sahibi kişiler bulunmalı değil miydi? Zulmedenler ise, içinde bulundukları refahın peşine düştüler. Onlar, suçlu-günahkarlardı. (Hud Suresi, 116)
Deccâl'in göstereceği hârikalara "istidrâc" denir. İstidrâc, "inançsız ve şerîr kimselerin arzularına uygun olarak gösterdikleri hârikalara" denir.
Yine hadislerde bildirildiğine göre Deccâl, Medine'ye giremeyecektir. Zira, Deccâl çıktığı zaman Medine'nin yedi kapısı olacaktır ve her kapıda iki melek bekçilik yaparak Deccâl'i Medine'ye sokmayacaktır. (Buhârî, Fiten, 26; Müslim, Fiten, 112).
Hz. Peygamber, Deccâl'in aldatmacasına karşı da ümmetini şöyle uyarmıştır: "Ben, Deccâl'in beraberinde olan şeyleri pekala biliyorum: Onun beraberinde sudan bir nehir ve ateşten bir nehir olacaktır. Ama ateş gördüğünüz şey sudur. Su gördüğünüz şey ise ateştir. İmdi sizden kim buna erişir de su içmek isterse, ateş gördüğünden içsin. Çünkü onu su bulacaktır." (Buhârî, Fiten, 26;
(Kıymetli kardeşim Serdar Usta'ya teşekkürlerimle.)
Sözün özü:
'Takkeli Zulüm'de kıyamet zamanlar!?
Netice:
Her ne ekti ise onu biçecek!
Nokta.
31 Ağustos 2013
Hayrullah Mahmud Özgür