MİT'in DİYET'i ve/veya Final DİYET'i?!

635 views
Skip to first unread message

Hayrullah Mahmud ÖzgürTÜRK

unread,
Mar 5, 2021, 4:04:47 AM3/5/21
to oybi...@googlegroups.com
MİT'in DİYET'i ve/veya Final DİYET'i?!

DURUM ANALİZ
Dün, MİT'in açtığı dava için İzmir Adliye'sindeydim.
Hakim, Savcı'nın iddianamasi içinde yer alan satırları tekrar etti ve kibarca sordu:
"Nedir diyeceğin?"
Dedik ki, "O ifadeler şahsıma aittir, 20, 30, kimi 50 sayfayı bulan 'DURUM ANALİZ' başlıklı yazılarımın içinden ayıklanmış cümlelerdir. Sosyal medya kullanıcısı değilim. UsturaÜmitTÜRK hesabı şahsıma ait değildir. Buna karşılık, paylaşılan içerik, yazılarımın içinden alıntıdır."
Ardından ekledik:
"MİT, yazılarımın tam metnine hakimken, neden UsturaÜmitTÜRK hesabı üzerinden paylaşılan satırlara dava açma ihtiyacı hissetmiştir? Amaç; Argo Deyimler Sözlüğü içinden yapılan birkaç alıntı üzerinden hedef saptırmak, zihinleri bulandırmak mıdır?"
Kısaca, dava'ya konu olan süreci özetledik:
Zapsu, 2008 yılına kadar Erdoğan'ın "Veri Danışmadı" idi.
"Bu adamı deliğe süpürmeyin, İran'la savaşta kullanın" ricası kapsamında, 2007 sıcak yazında Ergenekon kumpas dalgaları başladı, ardından "Balyoz", Odatv vb geldi.
BOP'a ve/veya Neo Sevr'e takozluk edenleri Silivri üzerinden kenara çektiler, yolu temizlediler.
Erdoğan "kandırıldım" dedi, biz de o v'akit sorduk, "Kim kandırdı?"
Zapsu mu, MİT mi?!
Zapsu MİT'in elemanı mıdır?!
Almanlar hangi hizmetine binaen madalya taktı?!
(Neticede ortada bir fatura / adisyon var, muhatabını arıyor!)
Dava'ya konu olan yazılar incelendiğinde görülecektir ki, "M.İ.T." açılımı ile "Milli İstihbarat Teşkilatı", tarafım(ız)dan "Laiklik karşıtı eylemlerin odağındaki kurum" olmak ile itham ediliyor.
(Hangi taraf, "Milyon'da 1"!)
Yazının yazıldığı tarih ile bugün arasında fark var!
Bugün isteseler de, odak'ta kalamazlar, duramazlar, konjonktür değişti.
Hakim dedi ki, "bu dava Zapsu davası değil"!
Yemek molası öncesinde görülen dava olduğundan, süreyi de kendimce 5 dakikayı geçmez diye önden belirlediğimden, "yazılı savunma"m da dosya'dayken, lafı uzatmadım.
Neticede, MİT, bu davayı açarak, dolaylı yoldan da olsa Zapsu ile bağlantısını kabul etmiş oldu.
Mahkeme, Saran, Zapsu, MİT davalarında yer alan alıntılar, UsturaÜmitTÜRK sosyal medya adresi üzerinden yapıldığından, Ümit Bey'in ifadesinin alınmasına karar verdi.
Lafı uzatmamak için araya girmedim, UsturaÜmitTÜRK adresi üzerinden yapılan paylaşımlarda, hem yazılarımın içeriği tam resim olarak, hem link hem de paraf olarak imzam yer alıyordu, buna rağmen yazılara değil de, alıntılanan satırlara dava açılmış olması, soru işareti.
Dava'yı açanlara sormak gerekezmez mi, yazıların tam metni orta yerde dururken, neden?
Hasılı:
Konjonktür değişti.
Enerji bazlı güvenlik kapsamında "final sahnesi" ortada!
Şişesine sıkıştırılmış Fransız şampanyası kıvamında, stoklanmış metan gazı, patlamaya hazır.
Şişenin ucundaki mantar'ı zorluyor.
Kimi nitelikli okur, "fabrika ayarlarına dön, yeniden eskisi gibi yazmaya başla" diyor.
"Surivor" ise çok yazdık, bu etapta, milyar dolarlık başların yol / yön tercihleri sorgulanıyor.
Naçizane yolumuz belli, yönümüz belli.
Milyon'da 1'iz.
"Gidecek yolunuz mu var, çakalacak kapınız mı, yıkık AB köprüsünü inşa etmek dışında", diye son yazıda not düştük.
Aynı nitelikli okurdan cevap geldi, "Köprü değil, tünel inşa ediyoruz" diye.
Tiraji-komik!
Kaldı ki, 'Tünel'in metrekare maliyeti köprüden daha pahalı.
Öte yandan, köprü diye de bir şey yok tünel de!
Metafor.
Her şey, AB'ye dair ne varsa, "enerji boru hatları"nın içinden ve dışından akıyor.
BOP'un final sahnesinde, "akıl"lar durmuş ise ki durmuş, "durmuş saat" dahi günde iki defa doğru vakti gösterir.
"Yolun sonu" ve/veya Acem HArp tik'tak.
2007 sonrası işe alınan ve/veya Alman çükü ile gerdeğe giren MİT'çiler, "ülke parçalanacak diyordunuz parçalanmadı" ve/veya "İran'la savaş çıkacak diyordunuz çıkmadı" diye "satir" attırıyorlardı.
Anlamak istemeyeni hiçbir mantık ikna edemez ve fakat, içinden geçmekte olduğumuz konjonktür, görmek istemeyenleri dahi ikna edecek kadar sert ve de net.
Flu yek kare yok.
Velev ki, Türkiye parçalandı, ki bu senaryo da oynandı, Anadolu bataklık olur, parçalanma sürecinde dahli olan kim var, ister Berlin'e, ister Londra'ya kaçsın, orada ölür.
Rusya, Çin ve hatta Güney Kore ya da Kuzey Kore vb fark etmez.
Derin Avrupa'nın güvenliğini tehlikeye atmaktan kaynaklı ex.
1. Dünya Savaşı'nın bitiminde Alman Büyükelçi'nin görev yerinin değişmesi, süreç'te kullandıkları, Enver, Talat, Cemal Paşa'ların "üç sarı" hikayelerini alt üst etti, gurbet elde öldüler.
Hayatta her şeyin bir son kullanma tarihi vardır!
Kendini kullandırarak ve/veya satarak, aldatarak ya da vatana ihanet ederek, nereye kadar!
El cevap: Buraya kadar!
The End.
Almanlar, soğuk savaş sonrasında, Doğu Almanya'yı nakit para sayıp satın aldılar.
Satın aldıkları Doğu Almanya'nın Arşiv'i ve/veya Doğu Alman istihbaratıydı diyelim.
1990 sonrası, Doğu Almanya kökenli birçok istihbaratçı, "küresel" diye tabir edilen şirketlerde "danışman" olarak işe başla(tıl)dı.
"Truva atı" ise bu da "post modern" bir başka "truva atı operasyonu".
Bu sayede Almanlar, neo emperyal vizyon oldu, 2007 öncesinde Londra düştü vb.
Kaldı ki, Doğu Avrupa ya da Doğu Alman ülkeler, AB'ye eklemlenerek yaşatıldı, finanse edildi.
BOP'un final'inde aranan "enerji güvenlik"i kapsamında, makas'lar da ortada, "takas odası" şartları da.
MİT'in yüksek aklı ile buralara geldik, pkk tanık oldu, Atatürkçüler terörist.
"Neo Sevr" dayatmasının içinde dönüp duruyoruz.
Ticani, yobaz'ın cirit attığı ortamda, "yeni anayasa", federasyon anayasası vb üzerinden "Neo Sevr" dayatılıyor ise "real politik"ten düşen bir başka hamiş ortada:
"SiMİTimizi de Alman'a kaptırdık" haberi üzerinden, "MİT, Alman'ın yedek'inde" dipnotu geçiliyor.
Yedek, Andolu'da yük hayvanı eşek manasında da kullanılır.
Doğu Alman'ın arşiv'ini satın alan Batı'daki Alman, Türkiye'deki "toksik varklıkları" ve/veya morbit obez başları bir kez daha satın alır mı, sanmam!
Çifte pasaportlar iptal'e giderken, "Enerji güvenliği" üzerinden verilen bir başka mesaj:
Atatürk, Türkiye'den düşer ise ne Avrupa kalır ne de enerjinin güvenliği!
Milyon'da 1'iz.
Ezcümle:
Devlet kurumlarını aşağılamak, hoş bir ifade değil!
Kumpas davası kapsamında, bazı devlet kurumlarında çalışan baş'lar hüküm giydi.
Bu açıdan bakınca, ortada bir aşağılama var mı, yok!
FETÖ'cü, pkk'cı siyasi, bürokrat vb.
Birileri için "Sayın" olsa da, bizler için "Öcalan" halen "teröristbaşı".
İmralı'nın aylık masrafı malum.
Suça bulaşan her kimse, suçu ispat edildiği an, çalıştığı kurum ve ünvandan bağımsız değerlendirilir.
Hal böyleyken, MİT, kurnazlık yapıp, HM'ye dava açarak, suça bulaşmış, devlet katında (kullandığı) kim varsa, "devlet kurumlarını aşağılama" iddiası / iftirası üzerinden, himayesine almış demektir ki, hangi yandan bakarsanız bakın aynı kapıya çıkıyor; istihbarat'ın mantığına uygun olsa da, hukuk "suçlu"yu öveni, koruyanı arkalamaz, MİT istese onay'lamaz.
MİT kendi kurgusunda ısparmaça.
Nüans?!
Dava'ya konu olan satır'ların yekinde ne diyor?!
NETİCEDE, TSK'NIN AÇILIMI TÜRK "SİLAHLI" KUVVETLERİ.
MİT'İN AÇILIMI DA "MİLLİ" OLAN DEĞERLERE DÜŞMANLIK YAPAN "YÜKSEK İBNELİK TEŞKİLATI" DEĞİL İSE REAL POLİTİK ORTADA:
SÜNGÜ ORTADA, MABADINA GÜVENEN YA DA KİBAR DEYİŞLE GÖTÜNE GÜVENEN VARSA, ÖNDEN BUYURSUN!
MİT'ÇİLERİN SİKLERİ TAŞAKLARINA DENK İSE RÜŞVETÇİ, İĞDİŞ EDİLMİŞ YAVŞAK BİR KISIM PAŞALAR, ESKİ BELEDİYE BAŞKANI RÜŞVETÇİ AFERİSTLER, İHANET'İ FİNANSE EDEN İŞ İNSANLARI ÜZERİNDEN "FIRILDAK" ÇEVİRMEYE DEVAM ETSİNLER.
Argüman bu!
Ne diyor dava'ya konu olan satır'da, "MİT'İN AÇILIMI DA 'MİLLİ' OLAN DEĞERLERE DÜŞMANLIK YAPAN 'YÜKSEK İBNELİK TEŞKİLATI' DEĞİL İSE"!
Cümle, düz bir cümle değil, şartlı şurtlu bir cümle.
Yani, dava'yı açanlar, öncelikle "milli değerlere düşmanlık yaptıklarını kabul edecek, sonra da, bana bu yönde yükleniyorlar diye yargı'ya şikayet edecek, ağlaşacak, dertlenecek!
Ya okuduklarını anlamamışlar ya da matruşka BOP'ta renkten renge giren MİT, havlu atmış, ikrar ediyor, etkin pişmanlık vs.
MİT varken devlet'i bir dönem ele geçiren FETÖ, "Bana teröristbaşı diyorlar, cezalandırın" diye "şikayetçi" olsa, yargı'da kulak kabartan çıkar mı?!
"RÜŞVETÇİ, İĞDİŞ EDİLMİŞ YAVŞAK BİR KISIM PAŞALAR, ESKİ BELEDİYE BAŞKANI RÜŞVETÇİ AFERİSTLER, İHANET'İ FİNANSE EDEN İŞ İNSANLARI ÜZERİNDEN 'FIRILDAK' ÇEVİRMEYE DEVAM ETSİNLER" bir başka satir ise dipnot ortada:
Türkiye'yi kim karştırıyor?!
İstihbaratın arkaladığı 'toksik baş'ların mecburiyetleri karıştırıyor.
3 Y'den mülhem 4 Y yani büyük Y'alanlar kapsamında boyumuzdan büyük BOP'tayız, diye çok yazdık.
Ayrıca "kurnazlık" bir zeka çeşidi değildir, diye de sürecin içine çok not düştük.
"Atatürk" kitabı yazdırmakla Atatürk Türkiye'si nasıl kurtulmuyor ise sabahtan akşama okuyup üflemekle de "güvenlik" üretilmiyor!
Demem o ki: Matruşka BOP'ta, "ulusal güvenlik" adına, ortada bir başarı var ise MİT'in başarısı, alkışlamak elzem.
Demem şu ki: Matruşka BOP'ta, ortada bir yıkım var ise ülke adına, ki enkaz ortada, MİT'e yeniden sormak mümkün: Quo vadis?!
Erdoğan kandırıldı ise kim kandırdı?!
BOP'un adisyon'u ortada ve yüklü!
Vatana ihanet etmek, çalmak, yağmalamak, Alman'ın çıkarına hizmet ettiği sürece "suç" değil ise enerji güvenliği çerçevesinde "final diyeti" ortada:
Alman hem radikalleşiyor, hem de matruşka BOP'ta kullandığı kim var ise real politik üzerinden arkasından çekiliyor.
"AB köprüsü değil tünel inşa ediyoruz" diyenler, etüt etsinler bakalım, o tünel Avrupa'ya mı yoksa Afrika'ya mı ya da Suriye'deki çatışmanın göbeğine mi çıkıyor!?
Putin her daim, Mısır'da olduğu gibi real politik'ten yana!
Ex'cümle:
Lut Kavmi, eşcinsel olduğu için değil, "arsız"lıkta sınır tanımadığı için yok edildi.
"Neo Sevr"e ortak olan, uç'undan kenarından tutan kim varsa, "enerji güvenliği" kapsamında, 'sessiz gemi'nin VIP yolcusu.
Med & Cezir.
2021 Mart'ında, MİT'in iki yıl önce açtığı dava pandemi vb nedenlerden kaynaklı yeni başladı, on dakikada ifademizi verip çıktık.
Kısmetse, Haziran'da "netice"si belli olur.
Nisan'ın ortasında Zapsu'nun davası var.
Konjonktür ortada, MİT istese de artık, Laik'lik karşıtlarını arkalayamaz, odak'ta kalamaz.
Med & Cezir!
İstiklal Marşı "Korkma" diye başlıyor.
"Neo Milli Direniş" çerçevesi'nde "Ölmek var, sürünmek var, Atatürk Türkiye'sinden vazgeçmek yok", diye diye bugünlere geldik.
Med & Cezir.
1 şey değişince her şey değişir ise açılan dava "yok hümkünde".
Başka?!
Naçizane, neden bu vatana ölümüne sevadalı olduğumuzun hesabını verdik.
Başka?!
Hiçbir kurum Atatürk Türkiye'sinin "Milli menfaat"lerinin üstünde değildir.
MİT de bu kapsamda, "la yüs'el" değildir.
Sadakatsiz ve/veya sadakat'in olmadığı yerde güven de olmaz, güvenlik de oluşmaz.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Kılıç Ali'ye kızgın lamba şişesini durduk yerde tutturmadı.
Başka?!
Siyasal İslam "the end"!
Med & Cezir kapsamında, Silivri yeni misafirlerini bekliyor.
Mevzu-u bahis vatan ise ticani'ye, yobaz'a "Balyoz".
ŞAH ve de MAT.
Nokta.

...

4 Mart 2021 günü Mahkeme'de tekrar ettiğimiz "Yazılı İfade"miz şöyle:

T.C. İZMİR 52. ASLİYE CEZA MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI'NA YAZILI SAVUNMAMDIR

Dosya No: 2020 / 103 Esas
İddianame No: 2020/4653
DAVACI: K.H.
ŞÜPHELİ: HAYRULLAH MAHMUD ÖZGÜR
SUÇ: Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Türkiye Büyük Millet Meclisini, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ve Devletin Yargı Organlarını Alenen Aşağılama
SUÇ TARİHİ VE YERİ: 14-16/02/2019 İzmir / Konak
SEVK MADDESİ: Türk Ceza Kanunu 301/1, 43/1,53. maddeleri

Sayın Başkan,
DAVA'YA KONU OLAN CÜMLE ŞU:
14/02/2019 tarihinde "Büyük resimde aranan enerji bazlı güvenlik kapsamında, Türkiye'de yaşanan kaos'un baş'kahramanı MİT. Silivri kumpası ile başladı, 15 Temmuz ile taçlandı, şimdi sıra geldi, turkuaz halı üzerinde düzenlenecek 'yüksek profilli ödül töreni'ne! HM şeklinde paylaşım yaptığı,
AYNI CÜMLE'NİN "14 Şubat" busesi ve/veya Arşiv'den 31 Mart not'u?!" BAŞLIKLI YAZI İÇİNDEKİ KULLANIMI ŞÖYLEDİR:
(Şikayet konusu olan satır'lar, büyük harf'le yazılmıştır.)
"DURUM
"At gözlüklü gündem", 31 Mart'a bağlanmış.
Koltuk kavgası vs.
Kafa'yı duvara vurmadan, iktidarı, muhalefeti ile kimsenin ayıkmaya da niyet'i yok.
Yani?!
Öfkesi olan ama "stratejik aklı" olmayan yapı'ların ülkeyi parçalanmaya götüren yarış'ı ya da rekabet'i diyelim.
Sözün özü:
Naçizane bu satırların yazarının söylemi değil, 15 Temmuz'dan bu yana devlet'in sahibi olan MİT'in dip'not'u şu:
31 Mart gecesi siyasi iktidar, kabzımallar ile girdiği büyük meydan savaş'ını nihayet'lendiriyor.
Tabii ki, her daim olduğu gibi zafer'le.
1 Nisan günü de hayırlısı ile AB'ye giriyoruz.
Velev ki, AB diyelim, kimlerle el ele ya da AB nerede?
Netice:
BÜYÜK RESİM'DE ARANAN ENERJİ BAZLI GÜVENLİK KAPSAMINDA, TÜRKİYE'DE YAŞANAN KAOS'UN KAHRAMANI MİT.
SİLİVRİ KUMPASI İLE BAŞLADI, 15 TEMMUZ İLE TAÇ'LANDI, ŞİMDİ SIRA GELDİ, TURKUAZ HALI ÜZERİNDEN DÜZENLENECEK 'YÜKSEK PROFİLLİ ÖDÜL TÖRENİ'NE!
Ezcümle:
MİT, Zapsu'yu koruyup kolladığı kadar, TSK'ya, Atatürk Türkiyesi'ne sahip çıksaydı, final sahnesi hiç böyle olur muydu!?
Narko'ya, ticani'ye, balyoz.
Nokta.

Sayın Başkan,
DAVA'YA KONU OLAN CÜMLELER ŞUNLAR:
14/02/2019 tarihinde "Bu vatan için MİT'in aklı ile girilen yolda çok asker, çok polis şehid oldu. Türkiye'yi soktuğu bataklıktan düze çıkartacağına inanıyor ise MİT'çiler kendileri yazdıkları süreç uğruna, kendi ellerini ortaya koymalılar" şeklinde paylaşım yaptığı,
14/02/2019 tarihinde "Mevzu bahis vatan ise biraz da MİT'çiler ölsün. Biz yeterince öldük, süründük. Ezcümle: Med & cezir. - HM" şeklinde paylaşım yaptığı,
AYNI CÜMLE'NİN "14 Şubat" busesi ve/veya Arşiv'den 31 Mart not'u?!" BAŞLIKLI YAZI İÇİNDEKİ KULLANIMI ŞÖYLEDİR:
"NEDİR NE DEĞİLDİR
31 Mart sonrası, Venezuela örneğinde olduğu gibi, Batı'dan bakınca kimi "Başkan" diye gösterip tanıyacaklar?
MİT, Abdullah Gül'ü, Ahmet Davutoğlu'nu, Gökçek'in muhasebecisi Ali Babacan'ı, Bahçeli, Kılıçdaroğlu, hdp vb üzerinden aynı saf'a topluyor ise arif'e tarif gereksiz.
Abdullah Gül, "Batı kampı"nın Başkan'ı.
Erdoğan da, "Doğu kampı"nın Başkan'ı!
Neo Sevr'de ülke parçalanacak ise Ukrayna'da olduğu gibi bir uç'undan Gül çekti, diğer uç'undan Erdoğan'giller!
MİT'in himayesinde Türkiye'den oldu mu iki tane.
Amaç parçalamak, parçalatmak ise MİT doğru bildiği yol'da yürümeyi bırakıp koşmalı!
Amaç Gordion Düğümü'nü çözmek ise MİT'in aklı ile girilen yol'un sonu büyük acem barzan devleti'ne çıkıyor.
Sözün özü:
BU VATAN İÇİN MİT'İN AKLI İLE GİRİLEN YOL'DA, ÇOK ASKER, POLİS ŞEHİD OLDU.
TÜRKİYE'Yİ SOKTUĞU BATAKLIK'TAN DÜZ'E ÇIKARTACAĞINA İNANIYOR İSE MİT'ÇİLER, KENDİ YAZDIKLARI SÜREÇ UĞRUNA, KENDİ KELLERİNİ ORTAYA KOYMALILAR.
Başkalarının baş'ları üzerinden oynadıkları oyun'dan gına geldi.
Gaz'la işlemiyor final sahnesi.
Netice:
MEVZU-U BAHİS VATAN İSE BİRAZ DA MİT'ÇİLER ÖLSÜN.
BİZ YETERİNCE ÖLDÜK, SÜRÜNDÜK.
Ezcümle:
Med & cezir.
31 Mart gecesi, MİT için açılan vade de doluyor!
BOP'un yüksek istihbaratçıları, İsrail / İran makas'ında!
Bu vatan için asker de, polis de öldü, süründü!
Şimdi şehid'lik makamı için en ön safta koşma sırası MİT'çilerde.
14 Şubat kapsamında, vatan'a aşık'lar günü busesi diyelim.
Nokta."

Sayın Başkan,
DAVA'YA KONU OLAN CÜMLELER ŞUNLAR:
16/02/2019 tarihinde "Netice TSK'nın açılımı Türk Silahlı Kuvvetleri. MİT'in açılımı da 'Milli' olan değerlere düşmanlık yapan 'yüksek ibnelik teşkilatı' değil ise real politik ortada: Süngü ortada, mabadına güvenen ya da daha kibar deyişle söyleyelim götüne güvenen buyursun otursun!-HM" şeklinde paylaşım yaptığı,
16/02/2019 tarihinde "MİT'çilerin sikleri taşaklarına denk ise rüşvetçi, iğdiş edilmiş yavşak bir kısım paşalar, eski belediye başkanı rüşvetçi aferistler, ihaneti finanse eden iş insanları 'fırıldak' çevirmeye devam etsinler" yazılı paylaşım yaptığının tespit edildiği anlaşılmakta.
AYNI CÜMLE'NİN "Quo vadis ve/veya MİT'çiler, Türkiye'yi nereye sürüklüyor?!" BAŞLIKLI YAZI İÇİNDE GEÇEN PARAGRAF'TAKİ KULLANIMI ŞÖYLEDİR:
"DURUM
Kaht-ı rical.
Vasat'ın "şampiyon" olduğu zamanlarda iki ciddi sorun'umuz var.
a. Küre, yeni bir dünya savaş'ının içinden geçiyor ise hangi saf'ta yer almalıyız?
b. 31 Mart sonrası zemin çok kaygan, "yüksek kalkışma" kapsamında nerede durmalıyız?!
BOP'ta, derin MİT ve de CIA'nın vitrin'e sürdüğü Erdoğan bir saf'ta.
AB kapısından çıkmak istiyor, Hilmi Özkök, Mesut Yılmaz'ın süvarisi olarak.
Nüans?!
Abdullah Gül'ün vitrin'inde resim verdiği, derin Alman MİT'in beslemesi (Siemens) Gökçek'in taban'dan sürüklediği "yüksek akım" kapsamında, Erdoğan'ı Saddam gibi devirmek istiyorlar, bu da süreç'in alacakaranlık kuşağı!
Yani?!
Akçasal ya da sır'lar kapsamında, derin Alman network'ün Türkiye'deki elemanları ısparmaça.
Yani?!
Onlar yedi, bunlar yedi, şunlar yedi, elit Alman network hepsini kaydetti, şantaj yapıp, amaç'a giden yol'da kullandı.
Demem o ki:
Siyon (Derin Alman) Londra üzerindeki Gökçek'in eli de boş değil, Erdoğan'a karşı!
Erdoğan'ın da eli boş değil, Gökçek'e karşı!
Neticede, her ikisi de derin Alman beslemesi, iteklemesi.
Naçizane, eşek yükü kozmik kitap'lar ise süreç'in renkli baharatı.
Demem şu ki:
Çok yazdık, Yobaz BOP'ta, eşek'i dama kimler çıkarttı ise onlar indirmeli ama sorun çözmek "stratejik akıl" işi!
Neticede bu kafa ile sorun çözme adı altında ülkeyi parçala(t)mak da var.
Sorun, herkes'in çözebileceği bir sorun olsaydı, MİT çok'tan hikayeyi bağlamıştı, öpüşüp kucaklaştırmıştı.
Emniyet'in kilit noktaları da derin MİT'in kontrol'ünde, Ordu'nun da!
Ne var ki, sorun en derin'de olduğundan, istihbarat çare'siz!
Nüans?!
Bu sebep'ten, TSK'nın Silivri üzerinden esir alınma süreç'inde rol alan derin MİT'çiler, alfa stratejist'lere özel'den davetiye çıkartmaya gerek yok ise yedik'leri halt'tan mülhem, "Büyük Almanya" onlardan görev bekliyor!!!
Allah'la aldattılar, Atatürk'le aldattılar, istihbarat savaşları kapsamında, NATO, CIA, AB, 2007 sonrasında Rusya, Çin vb üzerinden aldattılar, ne var ki, dön dolaş aynı hikaye.
Matrix üçlemesinde olduğu gibi yine final'de aynı kısırdöngü'ye tekrar tekrar girildi.
Alman'ın domino taşları'ndan yaptığı iki yüz yıllık puzzle, Türkiye'de kullandığı elemanlar'ın "avanta inadı" üzerinden yıkılacak, vasat "Erdoğan ya da Gökçek'i kurtaracağız" derken, bıraktık Türkiye'yi bir yana, dünya yeniden kıyamet'i mi yaşayacak?!
Az'dan az, çok'tan çok gider ya da kaybedecek çok şeyi olanlar bu defa Almanlar.
Sırça köşk'ün Alaman varsılları keskin yol ayrımında!
Allah'ın verdiği akıl galip gelip, "ortak akıl" üzerinden çözüm / sulh mü üretilecek yoksa yeni kazan kazan'lar üzerinden Türkiye parçalatılacak mı?!
Yani?!
İstihbarat üzerinden "Tanrıcılık oynayan" Alman'ın, her kesim'den kullandığı, "kazan & kazan" üzerinden t'avladığı kim varsa, BOP'un final'inde en büyük güvenlik açığı üreten kalem.
Hepsi de ters ayak'ta.
Sistem robot ya da MİT, BOP'un final'inde "Alman robot".
Daha net ifade edelim, "oyun bitti".
The End.
Gordion Düğümü yine bu toprak'larda çözülecek ya da Kıyamet.
Nüans?!
Bundan sonra, yani 31 Mart sonrasında, MİT'in 'Müsteşar'ını almaya geldiklerinde, "Vay Erdoğan'ı alacaklar" diye ortalığı ayak'a kaldıran "vatan kahramanları" nasıl silah'a mermi sürdüler ise o "yüksek küresel Alman değerleri"  korumak adına, mevzu-u bahis vatan ise silah'ların konuştuğu, mermi'nin ağız'a verildiği süreç'e giriyoruz.
Rüzgar eken fırtına mı biçer ya da kimin kellesi kaos'ta?!
NETİCEDE, TSK'NIN AÇILIMI TÜRK "SİLAHLI" KUVVETLERİ.
MİT'İN AÇILIMI DA "MİLLİ" OLAN DEĞERLERE DÜŞMANLIK YAPAN "YÜKSEK İBNELİK TEŞKİLATI" DEĞİL İSE REAL POLİTİK ORTADA:
SÜNGÜ ORTADA, MABADINA GÜVENEN YA DA KİBAR DEYİŞLE GÖTÜNE GÜVENEN VARSA, ÖNDEN BUYURSUN!
MİT'ÇİLERİN SİKLERİ TAŞAKLARINA DENK İSE RÜŞVETÇİ, İĞDİŞ EDİLMİŞ YAVŞAK BİR KISIM PAŞALAR, ESKİ BELEDİYE BAŞKANI RÜŞVETÇİ AFERİSTLER, İHANET'İ FİNANSE EDEN İŞ İNSANLARI ÜZERİNDEN "FIRILDAK" ÇEVİRMEYE DEVAM ETSİNLER.
Atatürkçüler'in zekası ile alay edebiliyor iseler bir kez daha alay etsinler.
2007 denklemi mazi oldu!
Neticede, Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Atatürk kitapları yazılarak, açık artırmada satılarak inşa edilmedi.
Velev ki, öyle değil böyle, işte kapı ahan da işte sapı!
Netice:
FETÖ'cü dedikleriniz de, derin Alaman network'ün amaç'a giden yol'da Erdoğan gibi, Gökçek gibi kullandığı aparatlar ise yani amaç'a giden yol'da eli en temiz olanlar yani süreç'te eldiven kullananların parmak izleri de yek tek ortada!
Şener Eruygur t'avlanmamış olsaydı, Jandarma'ya operasyon çekmek o kadar kolay mıydı?!
MİT zinciri, CNR Ceyda, Çekirge, Gökçek vb.
Yani?!
"İstihbari darbe" kapsamında, BOP'ta yaşanmadık rezillik kalmadı.
İlker Başbuğ, akademisyen olarak konuşuyor ise sorun yok, eski Genelkurmay Başkanı olarak konuşuyor ise yine sorun yok; bunlardan kafi miktarda var!
Ne var ki, istihbarat adına, Silivri / Ergenekon üst başlığı üzerinden konuşuyor, konuşturuluyor ise sıkıntı büyük!
Bu "ceylan duruş" savaş kaybettirir.
Silivri'de her ne yaşandı ise Alaman madalyalı Zapsu'nun "bu adamı deliğe süpürmeyin, İran'la savaş'ta kullanın" ricası kapsamında yaşandı.
"Bu adam" dediği, MİT & CIA'nın keşfi Erdoğan'dı.
Asker'in başına çuval geçti ise bu kadro üzerinden geçti, geçirtildi.
Yani?!
Bush ekip'i "onay" verdi ise kimlere niye onay vermiş, açık seçik söylemek gerekmez mi?!
"Silivri çuvalı"nı başımıza geçirten kadro bu kadro!
Ezcümle:
Atatürk, vatan'ı Atatürk kitap'ları yazarak, ekran'da tarih anlatarak kurtarmadı ise "Entelektüel Paşa" hangi üniversite adına konuşuyor ise o o üniversite'nin titr'i ile konuşsun ya da FB adına konuşuyor ise açık konuşsun, ne dediği anlaşılmıyor!
Yeditepe de, Bahçeşehir de olsa fark etmez, melodileri farklı değil!
Neticede, BOP'ta Türkiye'nin hali de ortada, akademik ya da demokrat / kodu mu oturtan vb fark etmez, Paşa'ların IQ ve/veya EQ'ları da!
İstihbarat üzerinden Aziziyeciler'i de Enveriyeciler kullanıyor ise bu kadar istihbari şaka kafi, yeter.
Bu yüksek zeka'lardan mülhem ya da her kesim'den besleme'lerden kaynaklı diyelim, Matruşka BOP'ta "Büyük Almanya" darda!
Ex'cümle:
Soru:
200 yıllık sömürge yarışı'nda, derin Alman'ın zekası, "İki Almanya"yı üretti ise direkt ya da endirekt 'Alman zekalılar'dan mülhem Türkiye kaç parça?
Cevap:
Mevcut dış haritalar'da iki parça, siyaseten uzun zamandır üç parça!
Yani?!
15 Temmuz'dan bu yana MİT "devlet" oldu!
Erdoğan da MİT'in "Neo Enver" Başkanı ya da "Tanrı Kral" yetkiler üzerinden Neo Saddam vb.
MİT'in "Başkan"lığında, 31 Mart çerçevesinde girilen yol'un sonu, Neo Sevr'e gidiyor.
MİT'in "alfa" başları "İsrail / İran" makas'ında!
Nokta.

Sayın Başkan,
Görüldüğü üzere, iddia makamı'nın, "TCK'nın 301/1 maddesinde düzenlenen Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni Alenen Aşağılama suçunu farklı tarihlerde zincirleme şekilde işlediği" iddiası gerçekleri yansıtmamaktadır.
Kaldı ki, "DURUM ANALİZ" başlıklı "güncel stratejik analiz" yazı'larının bir kopyası da MİT'in arşiv'inde mevcuttur.
Kasıtlı olarak, çarpıtma yapılmaktadır.
Söz sanatları üzerinden ifade edecek olursak, "tecahül-ü arifane" yapılmaktadır, yani "bildiğini bilmezden gelme" sanatı.
Hal böyleyken; Ustura ÜmitTürk isimli sosyal medya hesabı şahsıma ait değildir.
Kaldı ki, o hesap, yanlış bilmiyorsam İstanbul'da, ben ise İzmir'de yaşamaktayım.
İddia makamı, o hesap'ın şahsıma ait olduğu kanısına "hangi veriler" ışığında ulaşmıştır?
Sayın Savcı'nın bu bulgusu "sehven" değil ise gerekli araştırmanın güvenilir kaynaklar üzerinden teyit edilmesini talep ediyorum.
Öte yandan, "Ustura ÜmitTürk" sosyal medya hesabı içinden yapılan paylaşımlar, günlük yazılar'ımdan alıntıdır ve bana aittir.
Sayın Ustura ÜmitTürk isimli kullanıcı, yazdığım yazılardan satır ya da paragraflar paylaşmaktadır.
"Nisa 43: Sarhoşken namaza yaklaşmayın!" ayet'i örneğinde anlatıldığı gibi "Sarhoşken" kısmını attığınızda, ortaya anlamsız, değerini yitirmiş bir ayet çıkar, anlam kayar.
Bu çerçeve'de şahsıma yapılmak istenen suçlama ağırdır ve hatta bühtan'dır (kara çalma'dır).
Literatür'de buna "Kassandra Kompleksi" denilmektedir.
Kassandra Kompleksi ise şöyle ifade ediliyor; "Karar alıcıların beğenmedikleri düşünceleri, ön kabullerine uymayan bilgi ve istihbaratı kabule yanaşmamalarına verilen ad'dır."
Bu kapsamda, şikayet'e ve/veya dava'ya konu olan yazıların tam metinleri ektedir.
(Ek 1)

Sayın Başkan,
"Lisan-ı münasiple" söyleyecek olursak, yazı'ların içinde geçen argo deyimlerin iddianame'ye taşınması ise başlıbaşına bir algı operasyonudur.
Bu çerçeve'de; iddianame'de yer verilen argo sözcükler ve mana'larına izahat getirecek olursak:
Siki taşağına denk olmak d. (çin. tenğ; türk): "Pek iyi durumda olmak, Keyfi her bakımdan iyi olmak."
Hulki Aktunç, Türkçe'nin Büyük Argo Sözlüğü, Sayfa 258.
TDK'ya göre "ibne" ne demek!?
Arapça ubne
1. isim, kaba konuşmada Edilgin eş cinsel erkek, homoseksüel.
2. ünlem, hakaret yollu Kızgınlıkla söylenen bir söz.
TDK'ya göre "ibnelik, -ği":
1. isim İbne olma durumu.
2. isim İbne gibi davranma durumu.
TDK'ya göre "ibnelik etmek"; "Kazık atmak, aldatmak".
Hal böyleyken:
Yazılar'ın içinde geçen argo sözcükleri üzerinden sorulan soru'ları görmezden gelmek ya da saklamaya çalışmak şark kurnazlığı'na girer ve/veya bir başka "cambaza bak" numarası.
Ek'teki yazılar incelendiğinde, sorgulanan basit husus şudur:
Silivri kumpas'ı çerçevesi'nde, "TSK sanık, pkk tanık" oldu ise Başkan Recep Tayyip Erdoğan'ı kim kandırdı!?
MİT mi kandırdı, dönem'in Veri Danışmanı Cüneyd Zapsu mu kandırdı ya da Gülenciler mi kandırdı?!
Cevap hangi şık olur ise birileri kandırırken diğerleri ne yaptı ya da bir şey yapmayıp izlediler ise neden, niçin, niye?
Dava'ya konu olan yazı'larda, bu basit soru'ların cevap'ları aranmaktadır.
Kaldı ki, iddianamede yer verilen o argo sözcükler yerine, "Keyfi her bakımdan gıcır" ya da "Kazık attı, aldattı" veyahut "Budalalık etti, hoyratlık etti, densizlik etti" vb ifadeler kullanılmış olsaydı, muhataplar, sorulan basit sorulara cevap verebilecekler miydi?!
Amaç; anlaşılacağı üzere, hakaret etmek ya da küfür etmek değil, ülkenin sürüklenmekte olduğum kötü vaziyet'e dikkat çekmek, karar alıcıları en sert şekilde uyarmaktır.

Sayın Başkan,
32 yıllık gazeteciyim, uzunca bir dönemi işsiz, şikayetçi olan kurum'dan kaynaklı "yasaklı" olarak geçmiş olsa da, "mevzu-u bahis vatan ise gerisi teferruattır" dedik, yazdık, çizdik, bugünlere geldik.
Sayın Cumhuriyet Savcısı'nın, "TCK'nın 301/1 maddesinde düzenlenen Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni Alenen Aşağılama suçunu farklı tarihlerde zincirleme şekilde işlediği" iddiasını bir yana bıraktım, Laik Türk Devleti'ni ortadan kaldırmaya çalışanlara, hangi güç merkezinden olur ise olsun, İstiklal Marşı'nda söylendiği gibi "Korkma"dan ölümüne direndik.
Bu kapsamda sormak isterim; "Sayın Erdoğan Başbakan olduğu dönemde Veri Danışmanı olan (Alman Madalyalı) Cüneyt Zapsu başta olmak üzere, Atatürk Türkiye'sini hedef alan 'karşı darbe' süreç'inde rol alan isimlerden kaçı hakkında MİT ve/veya MİT adına "yargı mekanizması" iddianame düzenlemiştir ve/veya Zapsu'nun "arka kapı diplomasisi" adı altında yaptığı görüşmelerin ne kadarı MİT'in bilgisi dahilindedir?!"
Soros'un "en büyük ihraç ürünü" deyip altını çizdiği Türk Silahlı Kuvvetleri ile BOP'ta "askeri vesayet" üst başlığı üzerinden "mücadele edildi" ise yani devlet'i ortadan kaldırmak için TSK tasfiye edilmeye çalışıldı ise gelinen nokta itibariyle "İstihbari vesayet nedir, ne değildir"i sorgulamak'tan daha doğal ve de "meşru" ne olabilir ki?!
Bu çerçeve'de bir Çin atasözü şöyle der; “Bir parmak ay'ı gösterdiğinde; akıllılar ay'a, aptallar ise parmağa bakar.”
Nüans?!
"Anayasa'mızın düşünce ve ifade özgürlüğüne ilişkin 26. Maddesi, 'Herkesin düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahip olduğunu' belirtmektedir. Bu maddeye 16 Nisan 2017 tarihinde yapılan değişiklikte savaş, seferberlik ve olağanüstü hallerde temel hak ve hürriyetlerin kullanılmasının kısmen veya tamamen durdurulabileceği belirtilmekle birlikte, bunun milletlerarası hukuktan doğan yükümlülüklerin ihlal edilmemesi şartına bağlamıştır. İnsan hakları alanında uluslararası hukuktan kaynaklanan yükümlülüklerimiz 1950 yılında imzaladığımız Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. O sözleşmenin 10. maddesinde şöyle denilmektedir: 'Herkes ifade özgürlüğü hakkına sahiptir. Bu hak, kamu makamları tarafından müdahale olmaksızın ve ulusal sınırlar dikkate alınmaksızın, görüşlere sahip olma, bilgi ve düşünceleri edinme ve bunları yayma özgürlüğünü içerecektir.' Ulusal güvenliğin gerektirdiği hallerde, haklarda bazı kısıtlamalar yapılabileceğini belirten sözleşmenin 17. maddesinde 'Bu sözleşmenin hiçbir hükmü, herhangi bir devlete, gruba ya da kişiye, bu sözleşmede düzenlenen herhangi bir hakkı ve özgürlüğü tahrip etmeye yahut bu sözleşmede öngörülenden daha geniş kapsamlı sınırlamalar getirilmesini amaçlayan herhangi bir faaliyette bulunmaya ya da eylemi/tasarrufu gerçekleştirmeye yönelik herhangi bir hak sağlar olarak yorumlanamaz' demek suretiyle hak ve özgürlüklerin özüne dokunulamayacağı hükmünü getirmektedir. Anayasamızın 11. maddesi 'Anayasa hükümleri, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kurallarıdır' hükmünü getirmektedir. Bu hükümden de anlaşılacağı gibi idarenin de Anayasa Mahkemesi kararlarına uyması esastır."
(Nurzen Amuran sordu Emekli Büyükelçi Onur Öymen yanıtladı, Odatv, 11.08.2019)
https://odatv.com/nurzen-amuran-sordu-emekli-buyukelci-onur-oymen-yanitladi-11081935.html
Anayasal hakkını kullanıp, kamuoyu'nu doğru bilgilendirene dava açmak yerine, üniter, laik devlet anayasası'nı ortadan kaldırmaya dönük eylemler'in odak'ında olanları izlemek, yargı'nın önüne çıkartmak "olması gereken" değil midir?!
Nasrettin Hoca fıkrasında olduğu gibi "bindiği dalı kesen"e ne denir?!
3 Kasım 2002 seçim sandık'ı ya da BOP kapsamında, bu kadar kolay kanan, kandırılan (MİT) bir yapı'yı "istihbari darbe" ve/veya "istihbari vesayet" başlığı üzerinden mercek altına aldı diye "işsiz" bıraktırılmış bir gazeteci'ye kızmak, Silivri kumpas sürecinde olduğu gibi "cezalandırma" ile tehdit etmek, "devlet gücünü kullanarak" baskı yapmaya, gözdağı vermeye girer; ki Gazi Mustafa Kemal Atatürk bugün yaşıyor olsaydı, o'nun hakkında da, "o kafa" yargı'ya şikayetçi olur muydu?!
Naçizane, The İmam, The Topaç, The Çuwall vb kozmik kitap'ları yazmış bir gazeteci - yazar olarak, MİT'in hakkımdaki suçlamalarını tiraji-komik buluyorum.
İşaret parmak'ı ile şahsımı işaret eden kurum'a, üç parmak'ın da kendilerini gösterdiğini hatırlatıp, üç defa "Kendinize bakın, kendine bakın, kendinize bakın" deyip, kendilerine bakmalarını şiddetle tavsiye ediyorum.

Sayın Başkan,
İddianame'ye konu olan "Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Türkiye Büyük Millet Meclisini, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ve Devletin Yargı Organlarını Alenen Aşağılama" suçlaması kapsamında, dönem'in üslup'unu, zihniyet'iniz ortaya koyan birkaç haber başlığını Mahkeme'nizin dikkatine sunmak isterim:
Trump'tan Erdoğan'a mektup: Aptallık etme, gel anlaşalım, seni sonra arayacağım, General Mazlum sizinle müzakere etmek istiyor!
https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-50077573
Unakıtan: TEKEL'i yine babalar gibi satarım.
https://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/unakitan-tekeli-yine-babalar-gibi-satarim-181890
Erdoğan'dan muhalefete "nota" eleştirisi: Öyle kalkıp nota verecek misiniz? Ne notası veriyorsun? Onu söyledim... Müzik notası mı? Olayı teşhis edeceksin, derinliğine teşhis edeceksin, anlayacak, bileceksiniz, ha verilmesi neyse ondan sonra verirsin. İki tane ortak arasında dargınlık olduğu zaman, bu dargınlığı nasıl gideririz, ona çalışılır. Ortak, 'yanlış yapıldı' diye ortaklığı bozmaz...
https://www.hurriyet.com.tr/gundem/erdogandan-muhalefete-nota-elestirisi-157980
https://www.hurriyet.com.tr/gundem/13-sayfalik-cuval-sirri-23649390
Bush: “Benimle at pazarlığı yapmaya mı geldiniz? Teksas'ta at pazarlığı nasıl yapılır bilir misiniz? Cebinizde para vardır. At pazarına gelirsiniz. Bir atı gözünüze kestirip pazarlık edersiniz. Etraftan gelenler olur. Sonra bir bakmışsınız, cebinizdeki para da gitmiş at da... Cepler dışarıda kalmışsınız...”
https://odatv.com/amerikali-senatorden-at-pisligi-imasi-16111908.html
Şehitlere ’kelle’ dil sürçmesi sayılamaz
https://www.hurriyet.com.tr/gundem/sehitlere-kelle-dil-surcmesi-sayilamaz-7970320
CHP: 34 şehidimiz varken neden Putin'in ayağına gidiliyor?
https://t24.com.tr/haber/chp-34-sehidimiz-varken-neden-putin-in-ayagina-gidiliyor,864193
Kılıçdaroğlu’ndan Erdoğan’a: Topuğunuz kıçınızda Putin’e koşuyorsunuz
http://www.diken.com.tr/kilicdaroglundan-erdogana-topugunuz-kicinizda-putine-kosuyorsunuz/
44 milletvekiline ait 75 dokunulmazlık dosyası Meclis’te
https://www.sozcu.com.tr/2019/gundem/44-milletvekiline-ait-75-dokunulmazlik-dosyasi-mecliste-5366946/
Perinçek'in son kitabı, "İşte Recep Tayyip Erdoğan'ın Yüce Divan dosyası"
http://vatanpartisi.org.tr/genel-merkez/haberler/dogu-perincek-in-son-kitabi-tayyip-erdogan-in-yuce-divan-dosyasihacli-irtica-10144
Devlet Bahçeli: "Her gün bize sövüyor, her gün yalan söylüyor. Peki kimdir bu gafil? Kendisine Cumhurbaşkanı diyen Erdoğan; be hey densiz, be hey kanun tanımaz, ahlak bilmez! Sen Cumhurbaşkanısın, sen devletin başısın! Ne geziyorsun meydanlarda? Bizimle ne uğraşıyorsun? Biz zalim Esad'a çok şükür 'kardeşim' demedik, ailecek tatile çıkmadık. Hele hele Kandil'in yolunu hiç bilmedik. Kandil'in tavizsiz havarisi, Ermeni hısmı, Türklüğün yaşayan düşmanısın!"
https://odatv.com/vid_video.php?id=8F6DF
Süleyman Soylu: Çeviriyorsun, boş geliyor. Bir daha çeviriyorsun, pas geliyor. Günlerdir, Filistin'de Müslüman kardeşlerimizin yaşadığı acılar ciğerimize saplandı. Sen Olmert'le görüşüyorsun, ertesi gün bu katliamlar oluyor. Eğer Kırat iktidarda olsaydı, gök kubbe bu katliamı yapanların başına yıkılırdı. Önce çıktın, ‘Arabulucuyum' dedin, şimdi bölgedeki Müslüman ülkelerin kalbini almakla görevlendirildin. Ey Recep Tayyip Erdoğan, boyun eydin, emir eri oldun, milletin ümitlerini boşa çıkardın. Boyan döküldü Tayip Erdoğan.
Süleyman Soylu: Yolsuzluklarla mücadele edeceğim diyen hükümet, Türkiye'yi yolsuzluk çukuru içine batırdı. Bu ülkeyi rant ülkesi yapmayacağım dedi sayın Başbakan, rantın babasını getirdi. Bunlar yarım doktor, yarım hoca.
Süleyman Soylu: AKP mensupları uzun zamandır genel başkanları ve başbakanlarını, Başbakan da kendisini padişah olarak görmek istiyor. Ülkemizde sadaka kültürü var. Türkiye'de 3 kişiden biri fukaralık sınırının altındadır. Eleştirilmesi gerekenler insanları bu duruma düşüren hükümettir.
https://www.sozcu.com.tr/2015/gundem/suleyman-soylu-akp-hakkinda-neler-soylemisti-993913/
Cüneyd Zapsu: "Delikten aşağı süpürmeyin. (Erdoğan'ı) Kullanın!"
http://www.guncelmeydan.com/pano/cuneyd-zapsu-delikten-asagi-supurmeyin-kullanin-t28621.html
Erdoğan 'Kürdistan' açılımı yaptı, 'Dağdakiler inecek, cezaevleri boşalacak' dedi
https://t24.com.tr/haber/erdogan-diyarbakir-sadece-turklerin-kurtlerin-araplarin-degil-hepimizin,244136
Bülent Arınç'ın Ergenekon davası yorumu: 'Türkiye bağırsaklarını temizliyor'
http://www.gazetevatan.com/-turkiye-bagirsaklarini-temizliyor--187485-gundem/
Erdoğan: ‘İki ayyaşın yaptığı yasa…’
https://www.sozcu.com.tr/2013/gundem/erdogan-konusuyor-10-301877/
Oslo'daki MİT - PKK görüşmesi tutanağı ve AKP - PKK protokolü!
https://jonturk.tv/oslodaki-mit-pkk-gorusmesi-tutanagi-ve-akp-pkk-protokolu
Uluslararası Şeffaflık Örgütü 2019 Yolsuzluk Algı Endeksi'ni açıkladı, Türkiye 91'nci sırada!
https://www.seffaflik.org/2018-yolsuzluk-algi-endeksi-aciklandi/
Arınç: 'Allaha şükür bu orgeneraller zamanında savaşa girmedik!'
http://www.radikal.com.tr/politika/allaha-sukur-bu-orgeneraller-zamaninda-savasa-girmedik-925673/
PKK'lılar Habur'da böyle karşılanmıştı!
https://www.milliyet.com.tr/gundem/haburdan-diyarbakira-govde-gosterisi-1152997
34 PKK'lı da serbest
https://www.hurriyet.com.tr/gundem/kandil-ve-mahmurdan-gelen-pkklilara-hapis-18955584
Habur'da kurulan seyyar mahkeme hukukçuları ve siyasileri ayağa kaldırdı, Hakim ve savcılar suç işledi!
https://www.yenicaggazetesi.com.tr/hakim-ve-savcilar-suc-isledi-25124h.htm
Asfalttan Önce Teröristler Mayın Döşüyor
https://www.haberler.com/asfalttan-once-teroristler-mayin-dosuyor-haberi/
Şırnak'ta uzaktan mayın patlatıldı: 1 astsubay öldü 9 asker yaralandı
https://www.birgun.net/haber/sirnak-ta-uzaktan-mayin-patlatildi-1-astsubay-oldu-9-asker-yaralandi-42291
Çukurca'da mayın tuzağı: 6 şehit
https://www.cnnturk.com/2009/turkiye/05/28/cukurcada.mayin.tuzagi.6.sehit/528419.0/index.html
Eski MİT’çi Altaylı’nın 15 Temmuz akşamı aradığı AKP kurucusunun (Mücahit Arslan) bilinmeyenleri
https://odatv.com/eski-mitci-altaylinin-15-temmuz-aksami-aradigi-akp-kurucusunun-bilinmeyenleri-27012025.html
Melih Gökçek onlara da parsel parsel vermiş
https://odatv.com/suc-orgutune-yardim-ve-terorizmin-finansmani-dosyasi-savcinin-masasina-konuldu-26022053.html
Vergi cennetlerinin listelendiği Finansal Gizlilik Endeksi'nde Türkiye, 133 ülke arasında 55'nci sırada
https://tr.euronews.com/2020/02/23/vergi-cennetlerinin-listelendigi-finansal-gizlilik-endeksi-nde-turkiye-kacinci-sirada
"Avrupa'daki eroin ticareti Türkiye'deki suç örgütlerinin kontrolünde", AB'de eroinin toplam piyasa değeri 7,4 milyar Euro oldu
"2019 AB Uyuşturucu Piyasası Raporu"nda, PKK'nın AB'de "Organize suça karıştığı ve uyuşturucu ticareti yaptığı" vurgulandı
https://t24.com.tr/haber/avrupa-daki-eroin-ticareti-turkiye-deki-suc-orgutlerinin-kontrolunde,849750
AKP, İhale Kanununu 16 yılda tam 186 defa değiştirdi!
https://rifatserdaroglu.com/2018/06/06/okurlarimdan-gelenler/
AKP, son beş yılda kamu, 100 milyon lira üzeri toplam 327.8 milyar liralık ihale verdi, bunun yüzde 50’sini 20 şirket aldı.
http://www.patronlardunyasi.com/haber/ENR-acikladi-Iste-Turkiye-de-en-cok-ihale-alan-sirketler/229690
Bir yılda 798 yeni imam hatip okulu açıldı, din eğitim alan öğrenci sayısı 1.3 milyona ulaştı!
https://t24.com.tr/haber/bir-yilda-798-yeni-imam-hatip-okulu-acildi-din-egitim-alan-ogrenci-sayisi-1-3-milyona-ulasti,845477
İhsan Şenocak (İlahiyatçı ve diyanetçi): "Genç kayınvalide şehvet uyandırır, damat kayınvalidenin elini öpmemeli."
İsmail Sezer (AKP Aydın İl Başkanı): "Recep Tayyip Erdoğan, bizim için 2. Peygamber gibidir."
Egemen Bağış: “Başbakanımızın doğduğu şehirler de mübarektir.”
Diyanet İşleri Başkanlığı, Din İşleri Yüksek Kurulu, boşanmayla ilgili bir fetva yayınladı; “Bir kimse, yüzüne karşı ‘Seni boşadım, benden boş ol' gibi boşanmayı ifade eden sözleri şifahi (sözlü) olarak söylemek suretiyle eşini boşayabileceği gibi, bu sözleri telefon, mektup, mesaj, internet ve faks yoluyla bildirerek de boşayabilir.”
https://millidusunce.com/turkiyede-din-afyon-oldu/
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Bu hain örgütün (FETÖ) gerçek yüzünü çok daha önceden ortaya dökememiş olmanın üzüntüsü içerisindeyim. Rabbim de milletim de bizi affetsin."
https://www.ntv.com.tr/turkiye/rabbim-de-milletim-de-bizi-affetsin,a-10dDB6SEucoS9ZT8sSmQ
Erdoğan'dan Fetullah'çılara: Ne istediniz de alamadınız?
https://haber.sol.org.tr/yazarlar/ozgur-aydin/ne-istediniz-de-alamadiniz-90440
(2004'te, Erdoğan'ın yerine Siirt'ten Milletvekili seçildiği) Jet Fadıl, Caprice Gold'a geldi, mağdurlar inşaata akın etti!
https://www.sozcu.com.tr/2020/gundem/jet-fadil-saldiriya-ugradi-5651713/
TELEKOM'daki vurgunun hesabı sorulacak mı?
https://www.yenicaggazetesi.com.tr/vurgunun-hesabi-sorulacak-mi-48672yy.htm
TBMM TUTANAKLARINDA TÜRK TELEKOM / TÜRK TELEKOMUN ÖZELLEŞTİRİLMESİ- BİR TALANIN HİKAYESİ isimli rapor
http://www.telekomculardernegi.org.tr/haber-3035-tbmm-tutanaklarinda-turk-telekom.html
DEVLET TEKEL'İ KAÇA SATTI, ŞİMDİ KAÇA SATILDI
https://odatv.com/tekel-yine-satildi-1603111200.html
TARİHLE RÖPORTAJ (Unutkanlığa ilaç)
Sahte içki ölümleri!
Ülkenin her yanından “sahte ve kaçak içkiyi içtiler, öldüler” haberleri geliyor. Günde 40-50'ye çıktı ölümler. Sahte içki, kaçak rakı yapımı TEKEL fabrikalarının özele satışı ile hızlandı. Son 10 yılda rakı üzerindeki ÖTV yüzde 443 ve bira üzerindeki ÖTV ise yüzde 365 arttı ve yüksek fiyat artışı “içeni öldüren sahte içki yapmayı” cazip kıldı. TEKEL'in 17 fabrikası, içinde 100 milyon dolarlık stoku, 30 milyon dolar değerinde satışa hazır şişelenmiş, etiketlenmiş kolileri, kıdem tazminatı yükü sıfırlanmış kalifiye işçileriyle sadece 292 milyon dolara “LİMAK-ÖZALTIN-ÇARMIKLI-TÜTSAB” adlı “DÖRTLÜ” ye satıldı. DÖRTLÜ, 292 milyon dolara aldıkları 17 fabrikayı, bir çivi bile ilave etmeden, 820 milyon dolara Amerikan şirketi Texas Pasific Group'a sattılar. O da 17 fabrikayı ve hazır iç pazarı İngiliz şirketi Diageo ‘ya 2.5 milyar dolara devretti. Yerli ve milli TEKEL özelleşmedi, yabancılaştı ve bugün ithal methil alkolle yapılan kaçak içkileri içerek ölenlerin ülkesi Türkiye oldu!
TEKEL yabancılaştırıldı. Unutma!
https://www.sozcu.com.tr/2020/yazarlar/necati-dogru/adaletin-celladi-6083124/
Bahçeli’den Öcalan mektubu açıklaması: "İmralı'daki teröristbaşı HDP'nin istismarına müdahale için tarafsızlık çağrısı yapmıştır."
https://www.sozcu.com.tr/2019/gundem/son-dakika-bahceliden-ocalan-mektubu-aciklamasi-5191081/
Savcılık Suç Unsuru Bulamadı: Osman Öcalan'ın TRT'ye Çıkarılması 'Basın Özgürlüğü' Sayıldı
https://onedio.com/haber/savcilik-suc-unsuru-bulamadi-osman-ocalan-in-trt-ye-cikarilmasi-basin-ozgurlugu-sayildi-884922
Erdoğan'dan Jandarma komutanına ''kes ulan'' fırçası!
https://www.haber3.com/guncel/politika/erdogandan-jandarma-komutanina-kes-ulan-fircasi-haberi-5081330
Türkiye ve Suriye istihbaratlarının üst düzey görüşmesi ne anlama geliyor?
https://www.bbc.com/turkce/haberler-turkiye-51127829
İdlib'de 34 Türk askerinin hayatını kaybettiği saldırı dünya basınında: Türkiye Suriye'de en büyük kaybını yaşadı
https://tr.euronews.com/2020/02/28/idlib-de-turk-askerine-saldiri-dunya-basininda-turkiye-suriye-de-en-buyuk-kaybini-yasadi
Başbakan Erdoğan'ın eski Veri Danışmanı Cüneyd Zapsu’nun danışmanlığından ücretiyle herkes faydalanabilecek
http://www.gazetevatan.com/cuneyd-zapsu-nun-danismanligindan-ucretiyle-herkes-faydalanabilecek-167721-ekonomi/
Zapsu: Alkollü içki şirketi yönetimi bana yakışmazdı TPG Mey’den çıksın diye 3 yıl uğraştım
http://www.hurriyet.com.tr/alkollu-icki-sirketi-yonetimi-bana-yakismazdi-tpg-mey-den-ciksin-diye-3-yil-ugrastim-18936744
TEKEL / 80 yılın birikimi 15 yılda satıldı
https://www.yenicaggazetesi.com.tr/80-yilin-birikimi-15-yilda-satildi-156925h.htm
TEKEL / Özelleştirme ile Al-Sat Vurgunu
http://mustafasonmez.net/ozellestirme-ile-al-sat-vurgunu/ vb.
Bu çerçeve'de, bu örnekleri çoğaltmak mümkün.

Sayın Başkan,
Gazeteciler için "Tarihin tanıkları" denir.
İtalyan gazeteci Oriana Fallaci'nin ifadesi ile söyleyecek olursak, "Gazetecilik, tarih'e not düşmektir."
Fransa'nın en saygın gazeteleri arasında gösterilen Le Monde'un Yazı işleri Müdürleri'nden Edwy Plenel, "Köpek Zamanı" adlı eserinde, gazeteciler için Amerikalılar'ın "Domuzlar" benzetmesine paralel bir benzetme yapar.
"Köpek Zamanı", Sosyalist Başbakan Pierre Beregovoy'un bir bankacı arkadaşından faizsiz kredi aldığını ve bunu ödemediğini ortaya çıkartan gazeteci tarafından kaleme alınmıştır.
Bu haberler yayınlandıktan sonra Beregovoy, 1994 yılının 1 Mayıs günü intihar eder.
Mitterrand, Başbakan'ın mezarı başında yaptığı konuşmada, onun katilinin gazeteciler olduğunu söyler ve gazeteciler için "Köpekler" yakıştırmasında bulunur.
İşte Plenel de kitabına bu yüzden "Köpek Zamanı" adını vermiştir.
Gazetecinin görevinin gerçeği ortaya çıkarmak, yani "Havlamak" olduğunu belirtir.
Onun için, kimilerinin gözünde gazeteler birer "Domuz"dur.
Ama, tüm pislikleri yiyen, ortada hiç pislik bırakmayan birer domuz.
Bu benzetme de ABD'de yapılır.
Gazeteci, hakikat'lerin aynası'dır; bu sebep'ten ayna'ya kızılmaz!
Gazi Mustafa Kemal Atatürk, bu çerçeve'de, "Gazeteciler, gördüklerini, düşündüklerini, bildiklerini samimiyetle yazmalıdır” der.
Laik, çağdaş, Atatürk Türkiye'si ve/veya Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni tasfiye süreç'ine sokanlar, Atatürk Türkiye'sinin taşınmazlarını yağmalayanlar, yağmalatanlar, bu süreç'te erkete'de olanlar, yüce Türk Milleti'nin zeka'sı ile alay edip aşağılamamışlar da, şikayet'e konu olan satır'ların yazar'ı mı onları aşağılamış?!
Bir dönem kendilerinin yaptığı gibi pkk, şimdi adına FETÖ dedikleri Gülen Cemaati ya da IŞİD'i, dönemin ruhu'na uygun olarak yine bazıları gibi yapıp övmüş olsaydık, şahsımdan şikayetçi olurlar mıydı?!
Eskilerin deyişi ile "Dinime küfreden bari müselman olsa" ve/veya kurnazlık bir zeka çeşidi değildir.
Ezcümle:
"Med & Cezir" kapsamında, hesap verme vakti geldi ise cevabını arayan soru ortada:
Başkan Erdoğan'ı "Ergenekon, Balyoz kumpas"ı davaları süreç'inde MİT mi kandırmıştır ve/veya Zapsu mu kandırmıştır ya da MİT'çiler "devlet memuru" ise siyasi iktidar'ın talimatı kapsamında mı, 3 Kasım 2002 sonrasında ya da 2007 sıcak yazı ve sonrasında hukuk'un dışına çıkılmıştır?
Sorgulanan budur.
Atılı suçlamayı hiçbir şekilde kabul etmiyorum.
Yazılı ifadem bundan ibarettir.
Saygılarımla.

5 Mart 2021
Hayrullah Mahmud Özgür
MİT YAZILI İFADE.docx
Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages