ABDULLAH GÜL GERÇEĞİ !....

8 views
Skip to first unread message

Kürşat

unread,
Apr 27, 2007, 2:54:17 PM4/27/07
to OSYAD
Şevket Kazan anlatıyor: "Abdullah Gül Amerikan elçiliği'nden hiç
çıkmazdı"

Yaklaşık 12 yıl önce İstanbul'da bir Kafkaslar Toplantısı
düzenlenmişti! Toplantıya gazeteci olarak davetliydim. Graham Fuller
de oradaydı. Kendisinden bir röportaj talebim oldu, kabul etmedi.
Ertesi gün, Yenişafak gazetesinde Graham Fuller ile yapılmış bir
röportaj çıktı! Bunun üzerine istihbarat servisleri ile diyaloğu iyi
olan bir muhabire görev verdim. Graham Fuller, konferanstan
ayrıldıktan sonra nereye gitmiş ve kimlerle görüşmüştü? Bunu
araştırmasını istedim. Kısa bir süre sonra bilgi geldi: Graham Fuller,
Topkapı'daki Yenişafak gazetesine gitmiş, röportajdan sonra o zaman
gazetenin üst katında bulunan Refah Partisi İstanbul İl Başkanlığı'nda
Abdullah Gül ile görüşmüştü!
Yıllar sonra bu durumu Prof. Dr. Necmettin Erbakan'a "Neden böyle
oldu? Bu kadrolar, nasıl böyle birdenbire değişim gösterdi? Siz,
hepsinin hocası olarak onların bu değişimini nasıl
değerlendiriyorsunuz?" diye sorduğumda şu cevabı aldım:
"Bu arada önemli husus şudur: Maya çok mühim bir şey. Mayasız ekmek
olmaz. O cevher sizde yoksa, ekmeği yapamazsınız."

ABD derin devleti ile...
DSP'nin çökertilmesi sırasında Abdullah Gül ABD'de idi. İki kişiyle
görüştü: CFR'nin beyni Morton Abramowitz ve ABD Dışişleri Bakan
Yardımcısı Mark Grossman!
Tayyip Erdoğan da daha RP Beyoğlu İlçe Başkanı iken, Morton Abramowitz
ile görüşmüş ve CIA'nın önemli şeflerinden Graham Fuller ile temasa
geçmişti. Amerika'nın Adana Konsolosu Elizabeth Shelton, ABD'nin
İstanbul Başkonsolosu Caroline Hagins, ABD Büyükelçilik Müsteşarı
Silwer Lawrens ve CIA görevlisi Kenny Bob ile de görüşüyordu!
312-2'den aldığı cezanın onanmasından bir gün sonra 28 Eylül 1998'de,
ABD'nin İstanbul başkonsolosu Caroline Hagins, Tayyip Erdoğan'ı
makamında ziyaret ederek, "Bu tür gelişmeler, Türkiye demokrasisine
olan güveni azaltır" demiş ve Erdoğan'a destek vermişti!
Erdoğan'ın AKP'yi kurmadan önce 18 Temmuz 2001'de İsrail büyükelçisi
David Sultan ile görüştüğü de basına yansıdı. Erdoğan'ın "Yeni
oluşacak partinin İsrail ve ABD politikalarına asla ters düşmeyeceği"
yolunda garanti verdiği yazıldı. Abdullah Gül de bir taraftan
İngiltere Büyükelçisi Sir David Logan'ı makamında ziyaret ederek parti
çalışmaları hakkında bilgi veriyordu!
Londra Üniversitesi Öğretim Üyelerinden Türkiye Uzmanı Dr. Andrew
Mango, Abdullah Gül'ün sık sık ABD ve İngiltere'ye giderek görüşmeler
yaptığını açıklıyordu!
CIA şefi Graham Fuller de tam o sıralarda Türkiye'de artık Kemalizm'in
modasının geçtiğini ve "ılımlı İslam" a öncülük etmesi gerektiğini
ileri sürüyordu! Fuller, "Fazilet Partisindeki gençlerin baskın
çıkacağı ve Yenilikçi Hareketin ılımlı İslama liderlik yapacağı" nı
söylüyordu!
Sonunda, Tayyip Erdoğan gayrımeşru bir ara seçimle TBMM'ye sokuldu,
AKP'nin başına getirildi. Bu arada AKP'nin parti programı, yerel
yönetimlere otonomi vermeyi önören gizli bir CFR memorandumundan
aynen kopyalanmıştı. AKP, CFR'nin verdiği gizli programla kurulmuştu!
Bunu yayınladığımız halde yüksek yargı organları kapatma davası için
harekete geçmedi!
Gazeteci Yavuz Selim'in "Milli Görüş Hareketindeki Ayrışmaların Perde
Arkası: Yol Ayırımı" kitabında ise ilginç bilgiler veriliyordu:

Yoldan nasıl çıktılar?
Mehmet Bekaroğlu anlatıyor:
-Daha Refah Partisi kapanmadan Talat Halman, FP kapanmadan da Güneri
Civaoğlu, Milliyet gazetelerinde yazdıkları makalelerinde, Milli Görüş
Partilerinin kapatılmasının yetmeyeceğini, mutlaka bölünmesi
gerektiğini söylediler; hatta nasıl bölüneceğini de ifade ettiler.
Güneri Civaoğlu, 24 Eylül 1998 tarihli yazısında, bölünme konusunda
Sayın Erdoğan'a bir misyon da yüklemektedir. Nitekim gelişmeler bu
doğrultuda oldu. Bölünme, öngörüldüğü gibi bir proje olarak adım adım
gerçekleşti.

Amerikalıların ilgisi
SP Genel Başkanı Recai Kutan anlatıyor:
-Abdullah Gül, Fazilet Partisi döneminde Dış İlişkilerden Sorumlu
Genel Başkan Yardımcısıydı. Dolayısıyla, özellikle dış ülkelerin
temsilcilikleriyle, elçilikleriyle en yakın ilişkide olan bir arkadaş
idi. Sonradan aldığımız intiba o ki, Abdullah Gül'e karşı özel bir
ilgileri ve sempatileri varmış. Bunu daha sonraları çeşitli
vesilelerle gördük. Bizimle beraber çalıştığı dönemde bu durumdan
herhangi bir gocunmamız da olmamıştır. Fakat sonradan Amerikalı
makamların, "Acaba hangi isim bizimle en iyi uzlaşma halinde olabilir"
diye özellikle seçim yaptıklarını ve Abdullah Gül'e özel bir ilgi
gösterdiklerini hissettik.

Boyuna Amerika ile fakslaşıyorlar
Şevket Kazan anlatıyor:
-Abdullah Gül, hiçbir zaman Refah Partisi için çalışmadı. Hep kendisi
için çalıştı. Erbakan Hoca, Abdullah Gül'e Politik Araştırma Merkezi
diye bir merkez kurdurmuştu. Dış ilişkilerden sorumluydu ya, Refah
Partisi'ni Avrupa'ya, elçiliklere tanıtacağı yerde, sadece kendisini
tanıttı. Danışmanı olan Murat Mercan , ki aynı zamanda Melih Gökçek'in
danışmanıydı, Amerika'ya boyuna fakslar gönderiyormuş. Oradan da
boyuna fakslar geliyormuş. Sekreteri de bir hanım kız. Bu hanım kızın
annesi de benim hanımın arkadaşı. Annesine anlatmış, "Böyle böyle,
bunlar devamlı Amerika ile fakslaşıyorlar, hep Abdullah Gül'ün
propagandasını yapıyorlar" demiş. Hanım da bana söyledi. Ben de "Belki
yanlış tespit etmiştir. Öyle bir şey varsa, bir gün o fakslardan bir
tanesinin fotokopisini alsın, sana getirsin, ben de göreyim" dedim.
Kızı yakalıyorlar ve işine son veriyorlar. Şimdi Amerika'da kendisini
tanıtan bir kitap bastırmış... Refahyol Hükümeti'nde, Türk
Cumhuriyetleri'nden Sorumlu Devlet Bakanlığını biz almıştık. Gül, Türk
Cumhuriyetlerine bir tek seyahat yapmıştır, o kadar. Adamın aklı,
fikri Amerika'daydı. Bir de Amerikan Elçiliği'nde ne vardı,
bilmiyorum, oradan hiç çıkmazdı!
Recai Kutan anlatıyor:
-AKP'deki arkadaşlarımız, teslimiyetçi bir anlayış içerisindedirler.
İMF'cilerle, Dünya Bankası ile ilişki içinde olmak ayrı bir şeydir,
onların telkinlerine ve empozelerine açık olmak ayrı şeydir..

Exeter lobisi ve Gül
İngiltere'de bir Exeter Üniversitesi vardır. İngiliz Üniversiteleri
arasında "Kürt Araştırmaları Enstitüsü" olan tek yüksek öğretim
kurumudur. Exeter Üniversitesi'nde ayrıca Arap ve İslami Araştırmalar
Enstitüsü de bulunuyor! Başında, Abdullah Gül'e fahri doktora unvanı
veren Tim Niblock vardır.
İngiliz istihbarat servislerinin yurt dışı görevlere gönderilecek
ajanlarının önemli bir bölümü Exeter Üniversitesi'nde eğitim görür.
Ayrıca Arap ve İslam Dünyası ile Kürtler hakkında uzmanlaşması gereken
İngiliz ajanlar da bu üniversitenin hocaları tarafından eğitilir.
Üniversite yayınlarında, Irak'ın kuzeyinden "Irak Kürdistanı" diye söz
edilir.
Green Peace (Yeşil Barış) örgütü de Exeter Üniversitesi'nde bir
laboratuvar sahibidir!
Exeter Üniversitesi'nden mezun olan veya doktorasını burada yapan
kişileri, daha sonra özellikle İslam ülkelerinde önemli ekonomik ve
siyasi kuruluşların başında veya devlet görevlerinde görmek mümkündür.
Mesela İslam Kalkınma Bankası'nın bütün önemli yöneticileri Exeter
Üniversitesi'nde yüksek lisans veya doktora yapmıştır! Tabii buraya
gönderilecek öğrencileri de kendi ülkelerindeki "İslami kuruluşlar"
seçer!
İstanbul Milletvekili Nevzat Yalçıntaş seneler önce İngiliz
Dışişleri Bakanlığı'nın kendisini Londra'ya ve güneye Exeter Şatosuna
davet ettiğini, burada medyanın demokrasiyi tahrip etmesi üzerine bir
beyin fırtınasına katıldığını bir Meclis konuşmasında açıklamıştır.
Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Exeter Üniversitesi'nde iki yıl eğitim-
öğretim görmüştür. Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz da Abdullah
Gül'ün bu üniversiteden arkadaşıdır! Abdullah Gül, Prof. Dr. Nevzat
Yalçıntaş ve Prof. Sebahattin Zaim gibi hocalarının teşviki ve
sağladıkları Milli Kültür Vakfı bursu ile 1976-1978 yıllarında Fehmi
Koru ve Şükrü Karatepe ile birlikte İngiltere'ye gönderilmiştir.
Gül, burada İslam ülkelerinde ileride görev alacak olan doktora
öğrencileri ile sıkı bir arkadaşlık kurmuştur. Dönüşte Sebahattin
Zaim'in daveti ile Sakarya Üniversitesi'nde görev almıştır. Abdullah
Gül, 12 Eylül'den birkaç gün sonra evinden alınıp götürülür ve
İstanbul'da Metris Askeri Cezaevine kapatılır!
Çıktıktan bir süre sonra Merkezi Cidde'de olan ve 48 İslam ülkesinin
üye olduğu İslam Kalkınma Bankası'nda diğer Exeter mezunu arkadaşları
ile birlikte ekonomi uzmanı olarak görev alır. İslam Konferansı Örgütü
Genel Sekreteri Ekmeleddin İhsanoğu, Exeter Üniversitesi'nde doktora
sonrası çalışmalar yapmıştır.
Exeter Üniversitesi'nden Prof. Dr. Ian Markham'ın "Said Nursî'nin
başarısı: Hakikat ve hoşgörü" başlıklı bir makalesi vardır! Yani bu
üniversite "dinlerarası diyalog" un kurgulanmasında da vardır.
Türkiye Cumhuriyeti'nin Cumhurbaşkanı adayı olan Abdullah Gül,
görüldüğü gibi özellikle ABD ve İngiltere'nin derin devleti ile yakın
ilişkiler içinde olan bir kişidir.


Üniversiteyi bitirdikten sonra İngiliz istihbaratına eleman yetiştiren
Exeter Üniversitesi'nde yüksek lisans yapan Abdullah Gül, CIA istasyon
şefi Graham Fuller ile gizli bir görüşme yaptıktan sonra Yenilikçi
Hareket'in başına geçti!
İslam ülkelerine yönetici yetiştiriyorlar
İngiltere'de bir Exeter Üniversitesi vardır. İngiliz Üniversiteleri
arasında "Kürt Araştırmaları Enstitüsü" olan tek yüksek öğretim
kurumudur. Exeter'de Arap ve İslami Araştırmalar Enstitüsü de
bulunuyor! Başında, Abdullah Gül'e fahri doktora unvanı veren Tim
Niblock vardır. İngiliz istihbarat servislerinin yurt dışı görevlere
gönderilecek ajanlarının önemli bir bölümü Exeter'de eğitim görür.
Ayrıca Exeter'den mezun olan veya doktorasını burada yapan kişileri,
daha sonra özellikle İslam ülkelerinde önemli ekonomik ve siyasi
kuruluşların başında veya devlet görevlerinde görmek mümkündür.

İsrail ile özel ilişki
Abdullah Gül, İsrail ile ilişkileri çok sıkı tutan bir politikacı
olarak dikkat çekti. Kasap Şaron olarak bilinen ve sonradan İsrail
Başbakanlığı da yapan Ariel Şaron ile de görüşen Abdullah Gül, ABD
derin devletine hizmetleriyle tanınan Ahmet Ertegün'ün Özbekler
tekkesindeki cenaze töreninde ön saftaydı.
=================================================================

Manşet: ÜRPERTEN İTİRAF (Tarih 28 Kasım 1995...
Posta Gazetesi )

Alt Başlık: Refah Partisi Genel Başkan Yardımcısı Abdullah Gül
"Cumhuriyet döneminin artık sonu geldi" dedi.
Ne demiş Abdullah Gül?
"Türkiye'de Cumhuriyet'in sonu geldi. Kesinlikle laik sistemi
değiştirmek istiyoruz."
Haberin kaynağı olan İngiliz The Guardian gazetesinde yer alan haberde
düşülen notta; "Refah Partisi Genel Başkan Yardımcısı'nın Cumhuriyet'e
karşı tavır koyan sözlerinin, hiç bir yanlış anlamaya neden olmayacak
kadar net ve doğrudan olduğuna" dikkat çekiliyor.
Şimdi bu kişi, yani "Cumhuriyet'in sonu geldi" diyen bu kişi,
Cumhurbaşkanı olmaya hazırlanıyor. Cumhuriyetin sonunu kimler
hazırladı? Cumhuriyeti sona erdirecek son darbe ne?

Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages