Yıllardır ülkemizde demokrasi ne anlama gelir hala anlamış değilim.Bir
kez siyasi literatüre baktım anlamı çok açık ve netti, aradan zaman
geçtikçe bir daha bakmak zorunda kaldım, sonrasında bir daha, bir daha
ve sonun da demokrasinin ne anlama geldiğini öğrenmekten bıktım.Sanki
demokrasinin anlamı sürekli değişiyor ve ben bu hıza
yetişemiyordum.Çünkü birileri bu ülkede demokrasinin anlamını ve
işlevini kendilerine göre yorumluyor ve o şekilde kabul edilmesini
ısrarla savuyorlardı üstelik uygulamaya kalkıştıkları bu anlayışlarına
demokrasi diyorlardı. Arada bir de en büyük demokrasi bizim demokrasi
diye bağırıyorlar hatta kavgasını bile yapıyorlardı. Oysa siyasal
literatürde demokrasi evrensel bir anlam taşıyordu, bizde ise
neredeyse zaman zaman bazılarının tekelinde bazen kullanılmaya hazır
bir silah, bazen ise tekmelenen, horlanan bir kavramdı.Birileri
ülkemizde %34 oyla geldikleri iktidar döneminde halkın geriye kalan %
66' sını istedikleri gibi yönetmeye başladılar.İcraatları döneminde ne
halkı ne de muhalafeti adam yerine koymadılar.Üstelik kaba bir üslup
kullanmayıda inatla sürdürdüler. Canı yanan herkes demokrasiye
sarıldı, ama onlar ülkeyi en demokratik şekilde idare ettiklerini
söylüyor ve bütün hızıyla kendi bildikleri yolda koşarcasına
yürüyorlardı.Ve bir gün bu yürüyüş parkurunun bir sonu olduğunu hiç
akıllarına getirmediler.Yol tükendi ve parkurun sonuna geldiler.O
günlerde halkın demokrasi istemesine kulak tıkayanlar, bugün bu
halktan demokrasi dileniyorlar.Sadece halktan mı dersiniz ? Yerden
yere vurdukları Cem Uzan'dan bile, okadar düştüler ki, düne kadar ne
erken seçimi kardeşim 4 Kasım'a kadar devam diyenler şimdi asıl erken
seçimi biz istiyorduk diyorlar.Birden bire Atatürkçü oldular, Abdullah
Gül Newyork Times'a verdiği demecinde biz liberal bir partiyiz,
doğrusu Türkiye'deki İslami partileri hiç sevmem demiş.Bece haklı da
demiş. Eskilerimizin bir sözü var, "sen eşşek olduktan sonra semer
vuran çok olur." diye.Nasılsa köprüde geçildi. Ama işin gerçek yüzü bu
değil.Artık tüm krediler bitti, ama şimdi sıkı durun, onların hiç
bitmeyeceğini düşündükleri, sırtlarını bugüne dayadıkları birileri
var. Maalesef ülkemizin sistematik bir şekilde getirildiği 80'li
yıllardan bu yana, ortaya garip bir yaratık, bir hilkat garibesi
çıktı.Aşağıda yazar bunu o kadar güzel açıklamış ki anlamamak zor
değil, elbette eleştiriler alacaktır, demokrasi var ya nasılsa.Ama
olsun varsın eleştirilsin, hiç olmazsa bizlerde aşağıdaki tanıma uyan
ve bu tanımı sahiplenenleri, kendilerine yakıştıranları anlamış
oluruz. Örneğin ben hiç üstüme alınmadım, eminim sağduyulu insanlar
olarak sizlerde alınmayacak, sadece bilgilerinizi
tazeleyeceksiniz.Belki bu da nereden çıktı diyebilirsiniz, malum
seçimler kapıda, aramızda bu tür yaratıklarda varken, doğrusu pek bir
şey değişmez diyorum, ama yanılmayı da en az sizler kadar istiyorum...
* * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * ** * *
Göbegini kaşıyan adam...
O göbeğini kaşır.
Göbeğinin tombik olması ona mutluluk verir, çünkü bu yaşamın tadını
çıkarttığı anlamına da gelir.
Ayağını altına alıp oturur.
Elinde bayraklarla yürüyen kadınları görünce "Ne vinaklıyo bunlar
len..." diye kızar.
"Haberleri" sevmez.
O "Ti-Vi eğlence programına" bakar.
Dünyada neler olup bittiği konusunda, bildiği tek dış politika yorumu
"İngiliz yaman olur" görüşüdür.
Kitap okumaz.
Çok da gerekiyorsa "Bi bakıver kitap ne diyor?" diye sorduğu bir
"hoca"sı vardır.
Gazete bilmez.
Ilgi duydugu tek gazete, turşu kavanozlarının altına serdiği geçen
senenin gazetesidir.
Liderlerle ilgili en kapsamlı düşüncesi "Müslüman adam", demokrasi ile
ilgili tek fikri ise "Kalsin ama iş yapsın" dir.
Sonra göbeğini kaşır...
İşte; Tayyip Erdoğan'ın bir anda "Her şey için sandık" derken,
güvendiği adamdır o...
Büyük kentlerde her partiden, her yaştan, her meslekten, her görüşten,
her kesimden milyonlar meydanlara dökülürken... Eski-şimdiki
cumhurbaşkanları, üniversiteler, akademisyenler, yüksek mahkemeler,
askerler, sivil demokratik örgütler "endişelerini" dile getirirken...
Dünya medyası "Türk halkı siyasi İslam'a dur dedi" kanaatine
varırken...
Tayyip Erdoğan'ın güvendiğidir o:
Göbeğini kaşıyan adam. ..
Atatürk'ün kızları al bayraklarla yürürken, bu ülkenin aydınlık yüzlü
erkekleri meydanları doldururken, çocuklar annelerinin-babalarının
elini tutup yarınlarına şimdiden sahip çıkmaya kalkarken...
Göbeğini kaşıyan adam uzakta bıyık altından güler.
Ve sandık ortaya konulduğunda...
Göbeğini kaşıyan adamın dediği olur.
Çünkü demokrasi, bilinçte aşağı-yukarı eşit insanların rejimidir. Bir
toplumun çoğunluğu "göbeğini kaşıyan adam" ise, orada demokrasi olmaz,
olamaz...
Tayyip Erdogan işte ona güvenir:
Göbeğini kaşıyan adama...
Not : Yazarın kim olduğu değil, önemli olan verilmek istenen mesaj.
İstanbuldan en kalbi sevgilerimle... Muhammet TOPRAK.