Mirac gecesinde İsra ve Necm surelerinin baş kısımları büyük önem kazanır ve sıkça okunur. Gerçek mucize olan mi'rac (yükseliş) olayından Necm suresinde gizemli bir dille anlatılır. Sidretul-muntehâ ifadesi ile ancak anlaşılır. Konumuz bu değil...
İsra suresinin sadece ilk ayeti isra (gece yolculuğu) olayını anlatır. O zamanlar olağanüstü olan bu seyahat, artık mucize değil, herkes yapabilir. Lakin, Mekke'liler mirac'a değil, isra'ya itiraz etmişti, "böyle bir iddiayı ancak deliler" ileri sürerdi!
Aynı sayfada 3. ve 4. ayetlerde ilginç ilhamlar buldum:
Hz Nuh için kullanılan 'abden şekûren (şükreden bir kul) ifadesi konuyla çok ilgisiz, ilk bakışta. Belki de Efendimize şunu söylüyor: "Sana yaşattığımız bu iki olay Nuh'un yaşadıklarından çok daha azametli, senin şükrün de ona göre olmalı." O da hakikaten bu şükrün gereğini yerine getirmiş, salat ve selam ona...
Kitapta İsrailoğullarına “Siz yeryüzünde iki defa fesat çıkaracak ve büyük bir kibre kapılacaksınız” diye bildirmiştik. (İsrâ suresi 17:4)
Ayette geçen iki ifade anahtar oluyor:
letufsidunne fil-ardi merreteyn
iki defa fesat çıkaracaksınız
veleta‘lunne ‘uluvven kebîrâ
büyük bir kibre kapılacaksınız
1900 yıl boyunca sürülen, aşağılanan, ezilen, zulüm gören bir kavmin, Kur'an dilinde fesad, kibir ve zulüm ile nitelenmesi ilginç bir mucize. Bu ayetler inerken ve sonraki 13 asır boyunca onlar mazlum taraftaydılar. Darmadağın olmuşlardı, devletleri, ülkeleri yoktu. 1948'de İsrail'in kurulmasıyla zalim tarafa geçtiler...
https://gozlemler.blogspot.com/2025/10/mazlum.html