Doğuştan yetim… Babasını hiç görmedi.
Çocukken annesini, ardından dedesini uğurladı.
Kucağına aldığı ilk oğlunu toprağa verdi; ardından bir diğerini…
Ve o gün, acısına bir hakaret eklendi:
“Ebter” dediler, “soyu kesildi”
Cevap yerden değil gökten geldi: Kevser Sûresi.
Sonra en yakını gitti: eşi…
Sonra dayanağı: amcası…
Görünüşte yalnız kaldı.
Ama hakikatte?
Adı, yeryüzünden göklere yükseltildi.
Her ezanda onun adı var.
Her namazda ona selâm var.
Her müminin dilinde, her devirde, her ülkede…
Salât ve selâm ona…
Oğulları: Kâsım, Abdullah, İbrahim…
Üçü de bebek yaşta toprağa verildi.
Kızları: Zeynep, Rukiyye, Gülsüm, Fâtıma…
Hepsi otuzuna varmadan, genç yaşlarda ayrıldı.
Ve en son, Fâtıma… Babasından birkaç ay sonra…
Altı evladını kendi elleriyle toprağa verdi.
Yedincisi de ardında çok durmadı.
Demek ki Rabbi, onun sevdiklerini bu dünyada tutmadı uzun uzun…
Ama ona bir ikram verdi: Kevser.
Ve biz biliyoruz:
Soyu asıl kesik olan, adı unutulandır.
Onun adı ise çağların üstünden akıyor…
Makam-ı Mahmud ile yüceltilmesini diler,
salât ve selâm ederiz…