Esma-i Husna (2)

12 views
Skip to first unread message

Akif Eyler

unread,
Feb 28, 2026, 3:37:11 AMFeb 28
to Okuyun
Projenin üçte birini tamamladık. Mağfiret günlerine iki tamlama ile devam ediyoruz:

‘âlimul-gayb -- gaybı bilen
‘allâmul-guyûb -- gaybları en iyi bilen
Esmâ listelerinde bulunmayan bu iki isim üstünde çok çalışılmamış, güzel bir hat levhası bulamadım. "Gaybı bilme" konusuna ışık tutan isimler olduğu için buraya aldım.

‘âlim -- bilen 
‘alîm -- en iyi bilen 
‘allâm -- herşeyi bilen

Gayb -- “gizlenen, hazırda olmayan bulunmayan şey”

İlk ifade ‘âlimul-gayb 12 ayette kullanılmış, yarısında "Görünmeyeni ve görüneni bilen" şeklinde:

13:9 ‘âlimul-gaybi veş-şehâdetil-kebîrul-mute‘âl
Görünmeyeni ve görüneni bilendir, büyüktür, çok yücedir


İkinci ifade "Görünmeyenleri en iyi bilen" şeklinde:allamul-guyub

‘allâmul-guyûb
Bu ifade dört ayette geçiyor:
34:48 qul inne rabbî yaqżifu bilhaqqi ‘allâmul-guyûb
De ki: “Şüphesiz Rabbim gerçeği ortaya koyar, gaybları iyi bilendir”


Allah-Allam

"Allah" ve "Allâm" kelimelerinin yazım farkı
Çift lâm, ilkinde kalın, ikincide ince okunur


__Akif Eyler__

Akif Eyler

unread,
Mar 1, 2026, 1:24:54 AM (14 days ago) Mar 1
to Okuyun
Rüku ve secdeye değer katan iki güzel isim, biri yücelik diğeri ululuk sıfatı, sık okunan Âyetul-kursînin ve Şûra 4. âyetin sonunda:

vehuvel-‘aliyyul-‘azîm   O yücedir, uludurvehuvel-aliyyul-azîm

Âyetül-kürsî’nin fazileti hakkındaki bazı hadislerde Hz. Peygamber Kur’an’da en büyük âyetin Âyetül-kürsî olduğunu, yatağına girerken onu okuyan kimseyi Allah’ın koruyacağını ve şeytanın ona yaklaşamayacağını, bu âyetin içinde Allah’ın en yüce isminin bulunduğunu ve Kur’an âyetlerinin efendisi olduğunu haber vermiştir.
Kaynak: İslam Ansiklopedisi

el-aliyy

Rükudaki tesbihin emri Vâkı'a Suresinde:
56:96 fesebbih bismi rabbikel-‘azîm
Yüce Rabbinin adını tesbih et!
rüku tesbihi

Hattat: Mithat Topaç

__MAE

Akif Eyler

unread,
Mar 1, 2026, 11:38:44 PM (13 days ago) Mar 1
to Okuyun
Mağfiret el-Gafûr, Teşekkür ise eş-Şekûr isimlerinin tecellisidir. İlki hataları bütünüyle silmek, ikincisi iyilikleri takdir etmek anlamında. Benzer kelimeler olan Mağfiret ile Affetmek, Teşekkür ile Hamd aynı şeyler değil. Hamd Allah'ın olduğu gibi Mağfiret de ancak O'nun.

İki anlamda "Mağfiret ancak Allah’a ait" diyoruz: * Günahları bağışlayacak başka kimse yoktur. Ancak Allah dilerse bağışlar, dilerse şefaat yetkisi verir. Son söz O'nundur. * İnsan affedebilir ama asla mağfiret edemez. Başkalarının bize karşı hataları, biz unutmadıkça bir burukluk bırakır içimizde. vemen yagfiruz-zunûbe

3:135 vemen yagfiruz-zunûbe illallâh
Günahları Allah'tan başka kim silebilir?

Mağfiretle ilgili üç isim var: gâfir -- hataları silen gafûr -- hataları çokça silen gaffâr -- bütün hataları silen

el-gafur

el-Gafûr -- hataları silen

es-sekur

eş-Şekûr -- iyilikleri ödüllendiren

Bu iki ismin yan yana geçtiği üç âyet:
35:30  35:34  42:23 innallâhe ġafûrun şekûr
Allah çok bağışlayıcıdır, iyilikleri fazlasıyla ödüllendirir

 

Akif Eyler

unread,
Mar 3, 2026, 1:32:35 AM (12 days ago) Mar 3
to Okuyun

Mağfiret isimlerinden ikisi mübalağa sîgasında:
tevvab

et-Tevvâb -- tevbeyi kabul eden

Yeryüzünde henüz iki insan varken, ilk Arefe gününde Rahmet tepesinde, Hz Adem bazı kelimeler öğrenir ve ilk tevbeyi onunla yapar.
2:37 innehû huvet-tevvâbur-rahîm
O, tevbeyi kabul buyuran ve rahmeti sınırsız olandır

Âdemoğluna tahsis edilen dünya, günahın bedeli değil, belki tevbenin ödülüdür.

gaffar

el-Gaffâr -- bütün hataları silen

Uzun yıllar sonra, Hz Nuh kavmine şöyle nida ediyordu:
71:10 istaġfirû rabbekum innehû kâne ġaffârâ
"Rabbinizin sizi bağışlamasını isteyin, O çok bağışlayıcıdır"

Bilmem kaç bin sene sonra, belki yine bir Arefe gününde Rahmet tepesinde, Nebilerin mühürü (Salât ve selâm ona) insanların akın akın Allah'ın dinine girdiğini görüp tesbih ve istiğfar ediyordu. Nasr Suresi orada indirildi:
innehu kane tevvaba

110:3 vestaġfirhu innehû kâne tevvâbâ
... bağışlanmayı dile, O tevbeyi çok kabul edendir

Bu üç örnekte ortak ders şudur: Önce kul Rabbine yönelip bağışlanma dileyecek, sonra Rabbi bu muhteşem isimlerle tecelli edecek. Başka yolu yok, hataları önceden silinmiş olan Efendimizden bile istiğfar isteniyor.

__MAE


Akif Eyler

unread,
Mar 3, 2026, 11:29:08 PM (11 days ago) Mar 3
to Okuyun
Ramazan'ın ortasına geldik, mağfiret isimleriyle devam...

Bağışlayıcı isimlerden Afuvv kelimesi "affeden" anlamında 5 kere kullanılmış, biri hariç hepsinde Gafûr ile birlikte:

4:99 ... vekânallâhu ‘afuvven ġafûrâ
Allah çok affedicidir, çok bağışlayandır.

yâ Afuvv, yâ Gafûr

yâ Afuvv, yâ Gafûr -- ey affeden, ey hataları silen
Hattat: Osman Yayla

Diğer isim Raûf ise "şefkatli" anlamında 11 kere kullanılmış, hemen hepsinde Rahîm ile birlikte:
24:20 ... veennallâhe raûfun rahîm
Allah çok şefkatlidir, pek merhametlidir.

er-Raûf

er-Raûf -- şefkatli  

Akif Eyler

unread,
Mar 4, 2026, 11:20:22 PM (10 days ago) Mar 4
to Okuyun
Ramazan'ın ortasına özel bir suredeki iki isimle ulaştık...

Allah’ın Tek olduğunu ilan eden İhlas Suresi Ehad ismiyle başlıyor:kul huvallah

112:1 kul huvallâhu ehad
De ki: “O, Allah’tır, Birdir”

İkinci âyette es-Samed ismini okuyoruz. Açıklaması zor olan bu kavram için şu anlamlar verilmiş: Herşey O'na muhtaç olduğu hâlde, hiçbir şeye muhtaç olmayan; Öncesiz ve Sonrasız; Bütün evrenin asıl sebebi.

Allâhus-samed -- Pinterest
Allah’ın has ismidir, O'na mahsustur

Üçüncü âyet, "Allah'a atfedilen çocuk" kavramını reddediyor:

lem yelid velem yûled -- doğurmamış, doğurulmamış

Bu surenin her âyetinde "tekil" kelimeler var: ehad sadece burada Allah için kullanılmış samed bütün Kitap'ta bir kere geçiyor yelid-yûled sadece burada Allah için kullanılmış kufuv bütün Kitap'ta bir kere geçiyor Baştaki âyet BİR derken, sonra gelen üç olumsuz lem ve en sondaki "hiç kimse" anlamında ehad, Allah'ın Eşsizliğini ve Tekilliğini vurguluyor.

112:1-4 İhlas Suresi

Akif Eyler

unread,
Mar 6, 2026, 1:28:37 AM (9 days ago) Mar 6
to Okuyun
Birbiriyle çok ilgili görünmeyen, fakat 6 âyetin sonunda birlikte geçen iki isim: İlk kelime Vâhid, sayı olarak "bir" anlamında ve 61 âyette geçiyor.

el-Vâhid

el-Vâhid -- bir (sayı)

Bu sayı en çok "Bir Tanrı" ve "Bir ümmet" ifadelerinde kullanılmış. Her ikisinde de "tek" anlamını taşıyor.

Diğer kelime el-Kahhâr ise daima belirli halde ve el-Vâhid ile birlikte geçiyor.el-Kahhâr

el-Kahhâr -- kahreden

Altı ayette el-vâhidul-kahhâr şeklinde yan yana:limenil-mulk

40:16 -- Kaynak defter-i-ussak

limenil-mulkul-yevm, lillâhil-vâhidil-qahhâr
Bugün mülk kimin? Bir olan ve Kahreden Allah'ın

Söz konusu gün, elbette Kıyamet günü, yer de Haşr meydanı. Saklanacak, korunacak hiçbir engeli olmayan dümdüz meydan. Ameller ortaya dökülmüş, bazısı boyunlarda asılı yük, bazısı ellerde ışık. Dünyada iken gizlenebildiğini sandığımız herşey bâriz, apaçık, ortada.

O gün, gizlilik kalmadığının da görüleceği gün. Dehşet veren soru orada, o gün soruluyor. Muhatab bütün halk. Soran ise el-Vâhid. Cemal tecellileri o gün ortada yok, sadece Celal görünüyor.  

Gürsu Gülcü

unread,
Mar 6, 2026, 5:55:52 AM (9 days ago) Mar 6
to oku...@googlegroups.com
"Kahhar ne demek? Neden birçok ayette el-Vahid ile birlikte geçiyor?" sorularına şu ayet cevap oluyor diye düşünüyorum: https://okuyun.github.io/Kuran/reader.html#v=7:127

--
Bu iletiyi Google Grupları'ndaki "Iqra -- Okuyun" grubuna abone olduğunuz için aldınız.
Bu grubun aboneliğinden çıkmak ve bu gruptan artık e-posta almamak için okuyun5+u...@googlegroups.com adresine e-posta gönderin.
Bu tartışmayı görüntülemek için https://groups.google.com/d/msgid/okuyun5/CAC5h89wBRwk94norPS37iimWgwnVOvKkBwTPaJtRaHvoexkpwg%40mail.gmail.com adresini ziyaret edin.

Akif Eyler

unread,
Mar 6, 2026, 11:45:04 PM (8 days ago) Mar 6
to oku...@googlegroups.com
On Fri, Mar 6, 2026  Gürsu Gülcü 
"Kahhar ne demek? Neden birçok ayette el-Vahid ile birlikte geçiyor?" sorularına şu ayet cevap oluyor diye düşünüyorum:  

A'raf 7:127-129
Firavun: "Elbette biz onları ezecek üstünlükteyiz"
Musa: "Yeryüzü Allah'ındır, kullarından dilediğini ona mirasçı kılar; sonuç Allah'a karşı gelmekten sakınanlarındır"
 
Milleti: "Sen bize gelmeden önce de, geldikten sonra da eziyet çektik" 
Musa: "Rabbinizin düşmanlarınızı yok etmesi ve yeryüzünde sizi onların yerine geçirmesi umulur"

Hz Musa bir yanda kendini Kahhar gören zalim Firavun ile, diğer yanda iyi kul olma gayretine giremeyen kavmiyle uğraşmış. Firavun ve adamları kahredilmiş ama Musa'nın soyundan gelenler şimdi aynı zulmü işliyor. Ayetteki "sizi onların yerine geçirmesi" ifadesine dikkat!


Bugün konumuz: el-Vehhâb, er-Rezzâk

Mübalağa sîgasındaki 5 isim cami kapısını süslüyor:

Mübalağa sîgasındaki 5 isim

el-Gaffâr, el-Kahhâr, el-Vehhâb, er-Rezzâk, el-Fettâh

İlk isim el-Vehhâb "karşılıksız veren" anlamında. Bu ismin geçtiği üç ayetten biri, meşhur bir dua:la tuzig qulubana

Rabbenâ lâ tuziġ kulûbenâ

38:9   38:35   3:8 inneke entel-vehhâb
Rabbimiz! Bizi doğru yola ulaştırdıktan sonra kalplerimizi eğriltme! Bize katından merhamet ver! Şüphesiz ki bolca veren yalnız sensin.


Diğer isim er-Rezzâk ise "rızık" ile ilgili, yalnız bir ayette geçiyor.er-rezzak

er-Rezzâk -- bütün rızkın kaynağı

51:58 innallâhe huver-rezzâk, żul-kuvvetil-metîn
Yalnızca Allah gerçek rızık verendir, kuvvet sahibidir, güçlüdür


Akif Eyler

unread,
Mar 8, 2026, 1:22:43 AM (7 days ago) Mar 8
to oku...@googlegroups.com
Kitabımızda insana verilen üç nimet (kulak, göz, akıl) sık sık vurgulanır:

67:23 vece’ale lekumus-sem’a vel-ebsâra vel-ef-ide
“O'dur sizi inşâ eden; size işitme, görme ve (akleden) kalpler veren

es-Semî’, el-Basîr -- her şeyi duyan ve gören

Bu iki isim sık sık yan yana geliyor:

42:11 leyse kemiślihi şey, vehuves-semî’ul-basîr
Hiçbir şey, O'nun benzeri gibi olamaz. O duyandır, görendir.


Bazı ayetlerde "işitmek" ve "bilmek" yan yana geçiyor:

Hz İbrahim ve İsmail'in Kâbe'yi yaptıktan sonraki duaları

2:127 rabbenâ tekabbel minnâ, inneke entes-semî’ul-’alîm
Rabbimiz! Bunu bizden kabul et; Sensin her şeyi bilen, her şeyi duyan!” 


Akif Eyler

unread,
Mar 9, 2026, 8:40:16 AM (6 days ago) Mar 9
to oku...@googlegroups.com
"Dünya gözüyle Allah'ı görmek mümkün mü?" Şu âyet "Hayır, değil" diyor:

vehuvel-latîful-habîr

6:103 lâ tudrikuhul-ebsâr, vehuve yudrikul-ebsâr, vehuvel-latîful-ḣabîr
Hiçbir beşerî görüş O'nu kuşatamaz, halbuki O her türlü beşerî görüşü çevreleyip kuşatır: yalnız O'dur tam nüfûz edilemez olan, her şeyden haberdar bulunan.

Bir sonraki Surenin 7:143 len terâniy âyeti son noktayı koymuş: “Beni asla göremezsin!”

Latîf terimi, nitelik olarak son derece ince olan ve bu nedenle de fark edilemez ve nüfûz edilemez bulunan şeyleri gösterir. Bu terimin, Kuran'da Allah ile ilgili olarak ve habîr sıfatı ile birlikte geçtiği her yerde Allah'ın, kendisinin her şeyden haberdar oluşuna karşılık insanın tasavvuru, tahayyülü ve idrakinin erişemediği bir konumda bulunduğu düşüncesini ifade etmek için kullanıldığı görülmektedir.

Kaynak: Muhammed Esed Meali 6:103el-latif

el-Latîf -- inceliği nedeniyle fark edilmeyen

Diğer isim el-Habîr ise, "Amellerin ne durumda olduğunu bilen ve haber veren" anlamına gelir. Yani işlerin içyüzünü de bilendir ve Ödeşme Gününde bunları tek tek bildirecektir.el-habir

el-Habîr -- haberi olan ve haber veren

67:14 elâ ya'lemu men ḣalak, vehuvel-latîful-ḣabîr
Yaratan bilmez mi! O derin bilgi sahibidir, haberdardır.


 
Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages