Kıraat ve imlâ -- Son söz

9 views
Skip to first unread message

Akif Eyler

unread,
May 13, 2026, 12:02:15 AMMay 13
to Okuyun
Kıraat ve imlâ konularını iki sene çalıştıktan sonra bu sonuçlara ulaştım:
image.png

Ne dersiniz?

__Akif Eyler__

Gürsu Gülcü

unread,
May 13, 2026, 10:48:21 AMMay 13
to oku...@googlegroups.com
(2). madde (anlam korunmamıştır) hakkındaki düşüncemi paylaşayım:
- Allah, kitabının lafzını korumuş ancak kitabı ile nasıl amel edeceğimiz dünya imtihanının bir parçası. Bu kadar derin, yoğun bir anlatımı herkesin eşit seviyede anlayamayacağı açık. Ayrıca kitaba kulağını tıkayıp kayıtsız kalanlar, hatta doğru anlaşılmasını engelleyip insanları istismar edenler (şahsi çıkar için din ile kandıranlar) da imtihan gereği oluyor. Bütün bunlar Allah'ın mesajının, Allah'ın rıza göstereceği şekilde anlama çabalarına engel değil, sadece aşılması gereken zorluklar. İlimde derinliğimize göre hatalardan bir derece korunabiliriz ama bildiğimizle amel ettiğimiz, çabaladığımız sürece idrakimizin seviyesi artacaktır. Küçükken tanıdığım bir alimin etkisinde kaldığım için olsa gerek, Kuran'da çok önemsediğim bir işarete dikkatinizi çekmek isterim: https://okuyun.github.io/Kuran/#v=2:151
Bu ayet, peygamberimizin bize "kitabı ve hikmeti" öğrettiğini söylüyor. Yani Allah kitabını yazılı olarak iletmek yerine, peygamberimizin (s.a.s.) dilinden ve onun uygulamalarıyla öğretmiş Müslümanlara. Biliyorum, hadis-i şerif rivayetlerinin sıhhat dereceleri var ve Allah'ın kelamının aksine korunmuş değiller, ancak tamamen yok saymak yerine Kuran ile örtüşen kısmının hikmetine odaklanıldığında, İslami kavramların ete-kemiğe bürünüp hayatımızın bir parçası olması kolaylaşıyor.

Selametle,
Gürsu

 

--
Bu iletiyi Google Grupları'ndaki "Iqra -- Okuyun" grubuna abone olduğunuz için aldınız.
Bu grubun aboneliğinden çıkmak ve bu gruptan artık e-posta almamak için okuyun5+u...@googlegroups.com adresine e-posta gönderin.
Bu tartışmayı görüntülemek için https://groups.google.com/d/msgid/okuyun5/CAC5h89zDw3p_-3QGcAHN0j5xfOTp_dV5tQm5_GUMWDxxOy730Q%40mail.gmail.com adresini ziyaret edin.

Akif Eyler

unread,
May 15, 2026, 5:42:49 AMMay 15
to oku...@googlegroups.com
On Wed, May 13, 2026  Gürsu Gülcü 
Allah, kitabının lafzını korumuş ancak kitabı ile nasıl amel edeceğimiz dünya imtihanının bir parçası. Bu kadar derin, yoğun bir anlatımı herkesin eşit seviyede anlayamayacağı açık.
Evet, aynen...
 
Kuran'da çok önemsediğim bir işarete dikkatinizi çekmek isterim:  
Bu ayet, peygamberimizin bize "kitabı ve hikmeti" öğrettiğini söylüyor. Yani Allah kitabını yazılı olarak iletmek yerine, peygamberimizin (s.a.s.) dilinden ve onun uygulamalarıyla öğretmiş Müslümanlara. 
Peygamberlik görevini "okuyan, arındıran, öğreten" kelimeleriyle tanımlayan 4 ayetten biri. Diğerleri daha önce konu olmuştu:
https://korunmuskitap.blogspot.com/2025/11/okuyan-elci.html

__MAE


 

Ebrar Sena Sungur

unread,
May 15, 2026, 6:12:38 AMMay 15
to oku...@googlegroups.com
Allah razı olsun Gürsu abi, ben de tam maili attığınız gün peygamber efendimiz aleyhissalatu vesselâmın Allah’ın kitabını (hem Kur’an-ı Kerim’i hem de kainat kitabını) anlamamızdaki rolüyle alakalı bir yere denk gelmiştim. Bu güzel tevafuk üzerine grupla da paylaşmak istedim: 

Bir zaman bir sultan varmış; servetçe onun pek çok hazineleri vardı. Hem o hazinelerde her çeşit cevahir, elmas ve zümrüt bulunuyormuş. Hem gizli pek acaib defineleri varmış. Hem kemalâtça sanayi-i garibede pek çok mehareti varmış. Hem hesabsız fünun-u acibeye marifeti, ihatası varmış. Hem, nihayetsiz ulûm-u bedîaya ilim ve ıttılaı varmış. Her cemal ve kemal sahibi, kendi cemal ve kemalini görmek ve göstermek istemesi sırrınca; o sultan-ı zîşan dahi istedi ki, bir meşher açsın, içinde sergiler dizsin; tâ nâsın enzarında saltanatının haşmetini, hem servetinin şaşaasını, hem kendi san'atının hârikalarını, hem kendi marifetinin garibelerini izhar edip göstersin. … Bu hikmete binaen, cesîm ve geniş ve muhteşem bir kasrı yapmağa başladı. … Sonra aktar-ı memleketindeki ahali ve raiyetini, seyre ve tenezzühe ve ziyafete davet etti. 

Sonra bir yaver-i ekremine sarayın hikmetlerini ve müştemilâtının manalarını bildirerek onu üstad ve tarif edici tayin etti. Tâ ki, sarayın Sâni'ini, sarayın müştemilâtıyla ahaliye tarif etsin ve sarayın nakışlarının rumuzlarını bildirip, içindeki san'atlarının işaretlerini öğretip, derûnundaki manzum murassa'lar ve mevzun nukuş nedir? Ve ne vecihle saray sahibinin kemalâtına ve hünerlerine delalet ettiklerini, o saraya girenlere tarif etsin ve girmenin âdâbını ve seyrin merasimini bildirip, o görünmeyen sultana karşı marziyatı dairesinde teşrifat merasimini tarif etsin. 

İşte o muarrif üstadın herbir dairede birer avenesi bulunuyor. Kendisi en büyük dairede şakirdleri içinde durmuş, bütün seyircilere şöyle bir tebligatta bulunuyor. Diyor ki:  

 ‘Ey ahali! Şu kasrın meliki olan seyyidimiz, bu şeylerin izharıyla ve bu sarayı yapmasıyla, kendini size tanıttırmak istiyor. Siz dahi onu tanıyınız ve güzelce tanımağa çalışınız. Hem şu tezyinatla kendini size sevdirmek istiyor. Siz dahi onun san'atını takdir ve işlerini istihsan ile kendinizi ona sevdiriniz. Hem bu gördüğünüz ihsanat ile, size muhabbetini gösteriyor. Siz dahi itaat ile ona muhabbet ediniz. Hem şu görünen in'am ve ikramlar ile, size şefkatini ve merhametini gösteriyor. Siz dahi şükür ile ona hürmet ediniz. Hem şu kemalâtının âsârıyla, manevî cemalini size göstermek istiyor. Siz dahi onu görmeğe ve teveccühünü kazanmağa iştiyakınızı gösteriniz. Hem bütün şu gördüğünüz masnuat ve müzeyyenat üstünde birer mahsus sikke, birer hususî hâtem, birer taklid edilmez turra koymakla, herşey kendisine has olduğunu ve kendi eser-i desti olduğunu ve kendisi tek ve yekta, istiklal ve infirad sahibi olduğunu size göstermek istiyor. Siz dahi onu tek ve yekta ve misilsiz, nazirsiz bîhemta tanıyınız ve kabul ediniz.’ “

Cumanız mübarek olsun. 

~Ebrar Sena 





13 May 2026 Çar, saat 17:48 tarihinde Gürsu Gülcü <gursu...@gmail.com> şunu yazdı:

selçuk İdrisoğlu

unread,
May 16, 2026, 3:27:58 PMMay 16
to oku...@googlegroups.com
Kur’an’ın hitap olarak, sözlü verildiğine dair çokça rivayet varken “KİTAP” yani yazıyla ilgili olduğunu söyleyen ayeti örnek olarak vermenizi çok yadırgadım gerçekten.
Allah ayette “KİTAP ve hikmet” diyorsa, “HİTAP ve hikmet” demiyorsa bunda bir hikmet olduğuna iman ediyorum. Zira kitap kelimesini YAZIdan ayıramayız… Yazılı olmayan bir şeye kitap diyemeyiz. Yazı içermeyen zımni anlamı dahi yoktur kitap kelimesinin…



Gürsu Gülcü <gursu...@gmail.com> şunları yazdı (13 May 2026 17:48):


(2). madde (anlam korunmamıştır) hakkındaki düşüncemi paylaşayım:
- Allah, kitabının lafzını korumuş ancak kitabı ile nasıl amel edeceğimiz dünya imtihanının bir parçası. Bu kadar derin, yoğun bir anlatımı herkesin eşit seviyede anlayamayacağı açık. Ayrıca kitaba kulağını tıkayıp kayıtsız kalanlar, hatta doğru anlaşılmasını engelleyip insanları istismar edenler (şahsi çıkar için din ile kandıranlar) da imtihan gereği oluyor. Bütün bunlar Allah'ın mesajının, Allah'ın rıza göstereceği şekilde anlama çabalarına engel değil, sadece aşılması gereken zorluklar. İlimde derinliğimize göre hatalardan bir derece korunabiliriz ama bildiğimizle amel ettiğimiz, çabaladığımız sürece idrakimizin seviyesi artacaktır. Küçükken tanıdığım bir alimin etkisinde kaldığım için olsa gerek, Kuran'da çok önemsediğim bir işarete dikkatinizi çekmek isterim: https://okuyun.github.io/Kuran/#v=2:151
Bu ayet, peygamberimizin bize "kitabı ve hikmeti" öğrettiğini söylüyor. Yani Allah kitabını yazılı olarak iletmek yerine, peygamberimizin (s.a.s.) dilinden ve onun uygulamalarıyla öğretmiş Müslümanlara. Biliyorum, hadis-i şerif rivayetlerinin sıhhat dereceleri var ve Allah'ın kelamının aksine korunmuş değiller, ancak tamamen yok saymak yerine Kuran ile örtüşen kısmının hikmetine odaklanıldığında, İslami kavramların ete-kemiğe bürünüp hayatımızın bir parçası olması kolaylaşıyor.

Selametle,
Gürsu

 

On Wed, May 13, 2026 at 7:02 AM Akif Eyler <akif....@gmail.com> wrote:
Kıraat ve imlâ konularını iki sene çalıştıktan sonra bu sonuçlara ulaştım:
<image.png>


Ne dersiniz?

__Akif Eyler__

--
Bu iletiyi Google Grupları'ndaki "Iqra -- Okuyun" grubuna abone olduğunuz için aldınız.
Bu grubun aboneliğinden çıkmak ve bu gruptan artık e-posta almamak için okuyun5+u...@googlegroups.com adresine e-posta gönderin.
Bu tartışmayı görüntülemek için https://groups.google.com/d/msgid/okuyun5/CAC5h89zDw3p_-3QGcAHN0j5xfOTp_dV5tQm5_GUMWDxxOy730Q%40mail.gmail.com adresini ziyaret edin.

--
Bu iletiyi Google Grupları'ndaki "Iqra -- Okuyun" grubuna abone olduğunuz için aldınız.
Bu grubun aboneliğinden çıkmak ve bu gruptan artık e-posta almamak için okuyun5+u...@googlegroups.com adresine e-posta gönderin.

Gürsu Gülcü

unread,
May 16, 2026, 5:00:31 PMMay 16
to oku...@googlegroups.com
Eğer benim yorumumu yadırgadıysanız başka yadırgayanlar olmasın diye açıklayayım. Kuran'ın kitap olduğunda bir şüphe yok, bunu tartışmanın bence anlamı da yok. Hiçbirimizin hiçbir sözü ya da yazısı bağlamdan kopuk anlaşılamayacağı için bağlamı aktarayım, Akif Hocam sanırım anlamıştır. Kendisi haftada bir seçilen bir konu hakkındaki ayetleri dinleyicileriyle birlikte derleyip anlatmaktadır. Bir konuyla ilgili ayet taraması neticesinde "Kuran'ın anlatım tarzının güzellikleri ve hikmeti ortaya çıkmıyor" şeklinde bir endişe taşıdığımdan hem sureleri bütünüyle incelemek, hem de ayetlerle hadis-i şeriflerin bağlantıları konusunda biraz daha gayret sarfetmek yönünde temennilerim olmuştur. Yazdığım ayeti, peygamberimizin (s.a.s.) Kuran'dan öğrendikleirmizi amellere dönüştürmemiz hususunda bize önderlik ettiğini hatırlayalım diye seçtim, yani "Kuran - sünnet ilişkisini daha sıkı kurmaya çalışalım" diyorum. Başka ne anlaşılmışsa yanlış anlaşılmış. -Gürsu

Bu tartışmayı görüntülemek için https://groups.google.com/d/msgid/okuyun5/AAC1D86C-FE31-4C0F-AF5D-68AD90ADBBC9%40gmail.com adresini ziyaret edin.

Selçuk İdrisoğlu

unread,
May 17, 2026, 7:00:02 AMMay 17
to oku...@googlegroups.com
Ben itirazımı anlatamadım o halde. Evet, ana konunun biraz dışında oldu itirazım o yüzden anlaşılmadı sanırım. Tam olarak şuna itiraz etmiştim. Yazınızdan itiraz ettiğim yeri alıntılıyorum, dikkat çekmek istediğim yerlerin altını çiziyorum ve altına itirazımı özetin özeti olarak yazıyorum, az biraz meramım anlaşılırsa önceki yazım tekrar okunabilir:
Gürsu: "Bu ayet, peygamberimizin bize "kitabı ve hikmeti" öğrettiğini söylüyor. Yani Allah kitabını yazılı olarak iletmek yerine, peygamberimizin (s.a.s.) dilinden ve onun uygulamalarıyla öğretmiş Müslümanlara."

Selçuk: Yazılı olarak iletilmeyen bir şeye kitap denmez, denemez... Ortada bir kitap varsa içinde yazı vardır. Yazı yoksa o kitap değil hitaptır.





Gürsu Gülcü <gursu...@gmail.com>, 17 May 2026 Paz, 00:00 tarihinde şunu yazdı:


--
Selçuk İdrisoğlu 👉 https://idrisoglu.bio.link/

Akif Eyler

unread,
May 17, 2026, 8:55:16 AMMay 17
to oku...@googlegroups.com
itirazlara küçük reddiyeler :)

On Sun, May 17, 2026 at 14:00  Selçuk İdrisoğlu 
Yazılı olarak iletilmeyen bir şeye kitap denmez, denemez... 

Bu varsayım doğru değil, o nedenle sonuç da yanlış. Konuşma konusu olan Kitâb (Kurân) sözlü iletildikten çok sonra bildiğimiz mushaf haline gelmiş. Vahyin başladığı 610 yılından Osmani mushaflara kadar geçen 40 yıl boyunca Kurân-ı Kerim vardı, insanların hafızasında ve tek tek sayfalarda taşınıyordu, "kitap" denecek bir bütünlüğü yoktu. Kitabın Aziz ve Hakim Müellifi ne olacağını bildiği (ve öyle olmasını dilediği) için ona ilk günden "kitap" ismini verdi. 

Buna benzer iki örnek hatırlayalım:

* Hicretin 5. yılında, Medine halkı şehri korumak için hendekler kazarken, başlarındaki adam kazmayı taşlara vurdukça "Bizans'ın sonu göründü" "Kisra'nın sarayı yıkıldı" gibi "tuhaf" yorumlar yapıyordu. Üstelerine büyük bir ordu, onları tarihten silmek niyetiyle gelirken bu yorumlar ancak "geleceği bilmek" ile açıklanır.

* Hudeybiye'de Müslümanlar ağır bir anlaşmayı kabul etmiş olarak, umre yapamadan geri dönerken, Allah "Biz sana apaçık bir fetih açtık" diyordu, alay eder gibi... Üçüncü adam Hz Ömer bile bu durumu kabul etmekte çok zorlanmıştı. 

"Söze kitap demek" bunların yanında çok hafif kalır...


On Sun, May 17, 2026 at 12:00  Gürsu Gülcü 
Bir konuyla ilgili ayet taraması neticesinde "Kuran'ın anlatım tarzının güzellikleri ve hikmeti ortaya çıkmıyor" şeklinde bir endişe taşıdığımdan hem sureleri bütünüyle incelemek, hem de ayetlerle hadis-i şeriflerin bağlantıları konusunda biraz daha gayret sarfetmek yönünde temennilerim olmuştur.

Bu varsayım da pek doğru değil. 33 yıldır bu yöntemle pek çok güzellik ve hikmet keşfettik. Güzelliklerin ucu görünmediği için "Kurân deryası" teşbihini yapmıştım.

Katkılarınız için teşekkürler, 4 gün önce ilettiğim "Son söz" biraz değişti, ileteceğim inşallah

__MAE


Akif Eyler

unread,
May 19, 2026, 8:37:59 AMMay 19
to oku...@googlegroups.com
On Sun, May 17, 2026
Katkılarınız için teşekkürler, geçen hafta ilettiğim "Son söz" biraz değişti:
image.png

WhatsApp grubunda bir yorum geldi, burada arşive alırken mavi sorulara cevap ekliyorum:

[12:01, 5/19/2026] Akif Eyler: 
"Son söz" hakkında yorumlarınız var mı?
[12:58, 5/19/2026] Melih Aksan: 
Konunun cahili birinden düşünceler ve notlar:

1. On kıraat hattının her biri kendi içinde harf düzeyinde korunmuştur demek istiyoruz değil mi hocam aslında ilk maddede? Çünkü kıraatler kendi aralarında harf düzeyinde farklılaşmakta? Aslında kıraatler vahyin başlangıçtan beri taşıdığı meşru varyasyon yelpazesini kayıt altına almış denebilir, değil mi?
"Her biri" değil "hepsi birlikte"... Büyük bir hayretle öğrendim ki, "kıraat-i aşere" eğitimi alanlar 10 kıraatin hepsini öğreniyorlar!

Evet, meşru varyasyon yelpazesi güzel bir deyim oldu, durumu tam ifade ediyor.

2. ⁠Mushaf-ı Osmani’nin ilk halinde okunaklı hale getiren işaretlemeler yoktu zannedersem değil mi? İmla korunmamış olduğu durumda resm ortaya çıktığı ilk andan itibaren muhafaza edilen kurallar hangileridir, sadece harflerin sessiz “iskeleti” mi (ezbere bilmeyen biri okuyamazdı?)? Önümüzdeki sayfanın ne kadarı ilk anda, ne kadarı sonradan kararlaştırılan katmanlardan müteşekkil acaba ve en son katman hangi yılda gerçekleşmiş?
Zaman sırasıyla şunlar yapıldı: seslileri gösteren noktalar eklendi, sonra noktalar harekeye çevrildi, sessizleri ayırt eden noktalar eklendi, bir yandan daha estetik yazı şekilleri bulundu. Hz Osman'dan 300 yıl sonra İbn Mucahid yedi kıraatı standart yaptığında bunların hepsi bitmiş ve bugün okunabilir mushaflar yazılmıştı.

Mezhep imamları İbn Mucahid'den çok önce yaşamış. Onların zamanında ilk noktalar belki vardı ama henüz harekeler yoktu. Onlar "Osmani yazı değişmesin" dediler, lakin kader onları ofsayt bıraktı: yazı evrimleşti ve resm-i Osmani muhafaza edildi. İmamların korktuğu şey olmadı.
 
3. ⁠Mushafların resmileşmesi esnasında yaşanan bazılarının yakılması/imhası, tartışmalar vb. olguları bu korunma sürecinde nasıl anlamak gerekir? Zaten sahih olan bu süreçten sağ çıkmıştır çünkü Allah koruyacağını söylemiştir gibi mi bağlanacaktır?
Hz Osman "yanlış" mushafları yaktırırken ve İbn Mucahid "yanlış" okumakta ısrar edenleri hapse attırırken doğru davrandılar. Yanlışlara göz yumsalardı nasıl bir kaos çıkacağını tahmin bile edemeyiz. Allah hepsinden razı olsun.

"sahih olan bu süreçten sağ çıkmıştır" sözü bir argüman değil ama olup bitenin hakiki bir özeti :)
 
Varsayımlarımda hatalarım olabilir lütfen doğrularını bilenler düzeltebilirse sevinirim
Gruplarda yazmamızın amacı bu zaten, hepimiz öğreniyoruz...

__MAE
 

ömer cebeci

unread,
May 19, 2026, 9:00:08 AMMay 19
to oku...@googlegroups.com
"Resm-i Osmaninin" Hz. Osman olduğunu, Osmanlı olmadığını herkes anlar, değil mi (Ben bile🙂)

--
Bu iletiyi Google Grupları'ndaki "Iqra -- Okuyun" grubuna abone olduğunuz için aldınız.
Bu grubun aboneliğinden çıkmak ve bu gruptan artık e-posta almamak için okuyun5+u...@googlegroups.com adresine e-posta gönderin.

Gürsu Gülcü

unread,
May 19, 2026, 9:13:14 AMMay 19
to oku...@googlegroups.com
Selçuk Bey, Akif Hocamız güzelce açıkladı ama alıntı yaptığım ayeti yadırgamanızın sebebi yine anlaşılamadı. Benim düzeltebileceğim bir şey ise düzelteyim ama öyle görünmüyor. Meal paylaşmayı pek tercih etmiyorum ama Elmalılı meali şu şekilde, Türkçemize de geçmiş olan "kitap" kelimesi Arapça orijinalinde de var:
(2/151) Nitekim içinizden size bir peygamber gönderdik. O size âyetlerimizi okuyor, sizi temizliyor, size kitabı ve hikmeti öğretiyor. Size bilmediğiniz şeyleri öğretiyor.

Yüce Allah'ın Kuran'ı Hz. Musa'ya ilettiği şekilde taş tabletlere kazınmış şekilde değil Cebrail a.s. vasıtasıyla sözlü olarak ilettiği biliniyor.
Allah'ın alıntıladığım ayet gibi birçok ayette Kuran'dan "kitap" olarak bahsediyor, örneğin:
(2/2)    ذَٰلِكَ ٱلْكِتَٰبُ لَا رَيْبَ فِيهِ هُدًى لِّلْمُتَّقِينَ 

Allah'ın "kitap" dediği şeye ben de "kitap" derim doğal olarak. Kendi mantığıma göre başka kelimeler türetmeme gerek yok, "Allah'ın kitabı" = "Kur'an". Sözlü olarak indirilmiş, sonradan da kitaplaştırılmış. Allah'ın bu durumu bilmemesi söz konusu olmadığı gibi, peygamber (s.a.s) de hangi (kitaplaştırılmakta yolunda olan) vahyin hangi surenin neresine ekleneceğini bildirdiğini de biliyoruz. Eğer Allah'ın "kitap"tan kasdı başka bir şey, veya başka bir kitap olduğunu iddia ediyorsanız açıklayınız lütfen. Bu arada "hitab"ın kökü " خطب "nün türevleri Kuran'da 12 yerde geçiyor, ve Kuran'ın yerine kullanılmışsa ben atlamış olayım, bahsetmiyorsa "kitap denmez hitap denir" iddianızın muhatabı ben olmuş olmuyorum: https://okuyun.github.io/Kuran/#r=xTb
Gürsu
_________________________________________________________

Akif Eyler

unread,
May 19, 2026, 11:54:48 AMMay 19
to oku...@googlegroups.com
On Tue, May 19, 2026  ömer cebeci 
"Resm-i Osmaninin" Hz. Osman olduğunu, Osmanlı olmadığını herkes anlar, değil mi (Ben bile🙂)

Sunumda yok ama sözlü olarak açıklıyorum elbette :)



On Tue, May 19, 2026  Gürsu Gülcü
Selçuk Bey, Akif Hocamız güzelce açıkladı ama alıntı yaptığım ayeti yadırgamanızın sebebi yine anlaşılamadı.

Ayeti yadırgamıyor, son sözün ilk maddesi olan "Kurân-ı Kerîm sözlü bir mesajdır" ifadesine takılıyor. Daha önce birkaç kere konuştuğumuz için biliyorum. 

"anında yazıya geçirilmiş sözlü mesajdır" şeklinde açıklarım
(Lakin ancak 30 yıl sonra "kitap" haline gelmiş)


On Tue, May 19, 2026  Gürsu Gülcü 
Yüce Allah'ın Kuran'ı Hz. Musa'ya ilettiği şekilde taş tabletlere kazınmış şekilde değil Cebrail a.s. vasıtasıyla sözlü olarak ilettiği biliniyor.

Evet, gökten tablet inse de fark etmiyor, ilahi koruma yoksa Kitap tahrif ediliyor...

__MAE
 
Son söz V2.png
Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages