Şu iki ayette iki isim yan yana, birbirini tamamlıyor.
85:14-15 vehuvel-gafûr, el-vedûd, zul’arş, el-mecîd
O'dur gerçek bağışlayıcı, sevgide kapsayıcı, Arşın sahibi, şanı yüce
Birinci kelimenin sevgiyle bağlantısı, onu bâtıl muskalarda en sık yazılan, bâtıl fallarda en çok söylenen isim haline getirmiş:
11:90 inne rabbî rahîmun vedûd
Rabbim çok merhametlidir; sevginin kaynağıdır
Kur'ân-ı Kerîm'de vedûd ismi esmâ-i hüsnâdan olan rahîm ve gafûr isimleriyle birlikte iki âyette geçmektedir (11/90; 85/14). Ayrıca vüd kavramı fiilî sıfatların kuruluşunda Allah'a nisbet edilmektedir. Bu âyetlerin birinde Cenâb-ı Hakk'ın iman edip sâlih amel işleyenler için gönüllerde sevgi yaratacağı ifade edilmektedir (19/96).
Kaynak: İslam Ansiklopedisi
Diğer kelime el-Mecîd ise iki yerde Kuran için, iki yerde Allah için sıfat olmuş:
Her namazda okunan salâvâtın içindeki bu ifade kulağa çok tanıdık geliyor. Hat eseri olarak bulamadım.
11:73 innehû hamîdun mecîd
Her övgüye layık olan O'dur; şanı çok yüce olan O!

30:19 yuḣricul-hayye minel-meyyiti veyuḣricul-meyyite minel-hayy
Ölüden diriyi çıkarıyor; diriden de ölüyü çıkarıyor. Yeryüzünü ölümünün ardından canlandırıyor. İşte siz de böyle çıkarılacaksınız.
Hayat ve ölümün birlikte geçtiği 65 ayet var. Bunların yalnız ikisinde el-Muhyî isim olarak geçiyor:
30:50 keyfe yuhyil-arda ba’de mevtihâ, inne żâlike lemuhyil-mevtâ
Yeryüzünü ölümünün ardından nasıl diriltiyor! Şüphesiz ki O, ölüleri de diriltendir.
Bu iki ayette, ölü toprağın yağmur ile canlanması, insanların tekrar dirileceğine delil olarak gösterilmiş.
Diğer isim el-Mumît bu haliyle yok, ancak fiil olarak kullanılmış:
40:68 huvelleżî yuhyî veyumît
Dirilten ve öldüren O’dur
Allah, işlerini melekleri ile yapar:yağmuru indirmek, öldürmek, diriltmek Allah'a mahsus.
Hayat veren bu isimler üç âyette yan yana geçiyor:
20:111 ve'anetil-vucûhu lil-hayyil-qayyûm
Yüzler, Hayy ve Kayyum olan Allah'a baş eğmiştir

Vahdet ile ilişkisini Âyetul-kursî tanımlıyor:
2:255 allâhu lâ ilâhe illâ huvel-hayyul-kayyûm
Allah (ki) O'ndan başka ilah yoktur. Diridir, hayatı elinde tutandır.
Aynı ifadeyi Âl-i İmran Suresinin başında okuyoruz: 3:2
Hadid Suresinin ilk üç ayetinde 11 adet güzel isim okuyoruz: el-Azîz, el-Hakîm, el-Mâlik, el-Muhyî, el-Mumît, el-Kadîr, el-Evvel, el-Âhir, ez-Zâhir, el-Bâtın, el-Alîm. Bunların iki çifti iki günün konusu oluyor.
Her şeyin ilki olan el-Evvel ve sonu olan el-Âhir yalnız bu ayette geçiyor:

Mesela, bir elmanın evveli elbette çekirdeğidir. Elma çürümeye bırakılırsa, bir ay gibi kısa zamanda yalnız çekirdekleri kalır. Demek ki, âhiri de yine çekirdek... Peki ya çekirdeğin evveli? "Elma" iyi bir cevap değil, çünkü ilk çekirdeğin nereden geldiğini açıklamıyor. "Allah'tan geldi" diyerek evvelini, "Allah'a dönecek" diyerek âhirini belirlemiş oluruz.

Dört ismin işaret ettiği dört tevhid sikkesini bir elma ağacında görelim: 1. Evvel: Ağacın bütün programını, daha ağaç yokken, bu çekirdeğin içine yazdı. 2. Ahir: Programı açtı, uyguladı, sonra meyvelerin içine latif bir şekilde dürüp koydu. 3. Zahir: Çekirdekte programı yazılı olan ağacı maddi aleme çıkartıp gösterdi. 4. Batın: Ağacın iç yapısında görülmeyen, ölçülmeyen, bilinmeyen nice unsur var... Kaynak: Risale-i Nur (Şualar)


97:3 leyletul-kadri ḣayrun min elfi şehr
Kadir gecesi bin aydan hayırlıdır

6:65 kul huvel-kâdiru ‘alâ en yeb‘aśe ‘aleykum ‘ażâben
De ki: “O'nun size üstünüzden (gökten) veya ayaklarınızın altından (yerden) bir azap göndermeye ya da birbirinize düşürüp birbirinizin öfkesini tattırmaya da gücü yeter.”

54:55 fî maq'adi sidqin 'inde melîkin muqtedir
Doğruluk tahtında, Muktedir bir Melîk'in yüce katında
Gece sadece ışığı gösterebilmek için yaratılmıştır. Kötülük olmadan iyiyi, hastalık olmadan şifayı anlamadığımız gibi, Nur'u anlamak için de karanlık gereklidir. Işığa benzetme yaparak manevi ışıktan, hidayetten bahsediyoruz. Kitap'ta "karanlıklardan aydınlığa çıkarır" tamlaması tam yedi yerde geçiyor.
33:43 liyuhricekum minez-zulumâti ilen-nûr
O (Allah) ve melekleri sizin için salât eder, sizi karanlıklardan nûra çıkarmak için... O inanlara çok merhametlidir.


25:31 vekefâ birabbike hâdiyen venasîrâ
Yol gösterici ve yardımcı olarak Rabbin yeter.

Birinci güzel isim el-Kebîr aynı kökten türemiş:
40:12 fel-hukmu lillâhil-’aliyyil-kebîr
Hüküm yüce ve büyük olan Allah'a aittir

İnsanı titreten, çarpıcı bir soruda kullanılmış:
82:6 yâ eyyuhel-insânu mâ ġarrake birabbikel-kerîm
Ey insan, Kerîm Rabbine karşı seni aldatan nedir?
Gazzâlî'nin Kerîm ismiyle ilgili olarak kaydettiği mânalar bu konuda söylenenlerin en kapsamlısıdır: “Kerîm, muktedirken affeden, vaadini yerine getiren, lutfunu umulanın ötesinde gerçekleştiren, kime ne kadar lutufta bulunduğunun hesabını yapmayan, kendisinden başkasına başvurulmasına rızâ göstermeyen, vefasızlığa sitemle mukabelede bulunup dostluğu bozacak bir karşılık vermeyen, kendisine sığınanı yüzüstü bırakmayan, aracı ve şefaatçilere muhtaç kılmayandır.”
Kaynak: İslam Ansiklopedisi

47:38 vallâhul-ġaniyyu veentumul-fukarâ
İşte siz Allah yolunda harcama yapmaya çağrılıyorsunuz, fakat içinizden bir kısmı cimrilik ediyor. Halbuki cimrilik eden ancak kendine karşı cimrilik etmiş olur; zira Allah zengindir, siz yoksulsunuz. Eğer hak çağrısına sırtınızı dönerseniz Allah sizin yerinize başka bir topluluk getirir; sonra onlar sizin gibi olmazlar.

35:15 vallâhu huvel-ġaniyyul-hamîd
Ey insanlar! Allah'a muhtaç olan sizsiniz. Zengin ve övülmeye lâyık olan ancak O'dur.