Vallahi adamlar haklı kardeşim,
fırsat bu fırsattır deyip, birileri, bir şeyleri
araya sokuşturuveriyorlar...
Ne kadar ödüllü yarışma yapılıyormuş ülkemizde.
Hem de ders yılı ortasında düzenlenen ödül
törenlerinde sahneye nedense hep başörtülü öğrenciler birinci olarak çıkıyor...
Bir ilimizdeki vergi idaresi de, vatandaşın devlete
borcunu ödemesi için, orta mektep talebesi bir kız çocuğunu
(tabii o da başörtülü) reklâm unsuru olarak kullanmaya kalkışmış...
Bu durum Ertuğrul Özkök'ün gözünden kaçar mı? Dün, sütununda,
keyfini kaçıran bu gelişmeyi sergiliyordu:
"Sanki birileri düğmeye bastı ve o malum 'sokuşturma çetesi' harekete geçti.
/ Üstelik, biz üniversitede türbanı konuşurken,
bu sokuşturma çetesi, problemi ortaokul
de yaymak için sistematik provokasyona başladı.
/ Bir bakıyorsunuz, Anadolu'nun herhangi
bir yerinde bir ödül töreninde türbanlı kız
çocuğu kürsüye çıkarılıyor. /
Daha onun izi silinmeden bu defa TÜBİTAK'ta bir
başka ödül töreninde aynı senaryo tekrarlanıyor.
/ Üstelik Milli Eğitim Bakanı'nı çileden çıkartacak
kadar göstere göstere yapılıyor."
Hürriyet yönetmeni onları farklı bir yerlerde arıyor,
ama olsun, dikkatlerimizi bu 'derin sokuşturma
çetesi'ne çevirdiği için kendisine şükran borçluyuz.
Türkiye yeni bir anayasa hazırlığında...
Çıkarılacak anayasada 'özgürlükçü' bir yapı öngörülüyor.
Cumhuriyet'in temel niteliklerini koruyacak bu yeni anayasa,
fakat onları çağın gereklerine uydurmayı da ihmal etmeyecek.
Hiç değilse kendi hesabıma ben, yeni anayasa kabul edildikten sonra,
Türkiye'nin daha yaşanılır bir ülke haline geleceğine, her
vatandaşın 'hukukun kestiği parmak acımaz' duygusunu
içinde taşıyacağına inanıyorum.
İnanıyorum ve bunun gerçekleşmesini bekliyorum.
Peki de, vergi dairesinde türbanlı orta mektep talebesine
devlet borcuyla ilgili vecize tekrarlatanlar, ders yılı
ortasında ödül törenleri düzenleyip ödülleri başörtülü
öğrencilere verenler, eğer yaptıkları gerçekten bir
'sokuşturma' ise, bu 'sokuşturmayı' neden yapıyorlar?
"Anayasa çalışmalarını etkilemek için" demeyin sakın.
Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik'in medyaya yansıyan
son ödül töreninde gösterdiği tepki, giderek yaygınlaşan
uygulamanın siyasî iktidarın arzusu istikametinde
başlatılmadığına işaret ediyor.
Eminim, Başbakan Tayyip Erdoğan da ödül almak
için sahneye çıkması engellenen
öğrencilere ikide bir telefon açmak zorunda kalmaktan
gına getirmiştir; "Evvel yok idi,
şimdi bu iş nereden çıktı?" diye soruyorsa hiç şaşırmam.
Ertuğrul Özkök'ün 'sokuşturma' tezi olan-biteni anlamamıza yetmiyor;
gerçeği anlamamıza yardım edecek başka bir 'tez' geliştirmemiz şart...
Ne olabilir o başka tez?
Herhangi bir ipucuna sahip olmadan tez geliştirmeye kalkışmak,
Hürriyet yönetmeni gibi akla-mantığa hiç uymayan,
gerçeklerle bağdaşmayan sonuçlara götürebilir insanı;
herhalde bunu benden beklemezsiniz.
Aslında, ülkemizin yakın tarihinde yaşanan pek çok
kışkırtıcı olaydan hareketle ben de bir tez geliştirebilirdim;
ancak bu noktada,
"Sokuşturma tezi yanlış, bu işin içinde başka bir iş var"
demeden öte bir iddiada bulunmak istemiyorum.
Gerçekten ne oluyor dersiniz? Kakıştırma olabilir mi?