İlişkili fotoğrafları göster
TÜLAY KARABAĞ
ntvmsnbc
Güncelleme: 09:48 TSİ 25 Aralık. 2009 Cuma
İSTANBUL - Birsen Başar, Hollanda'nın Breda kentinde yaşayan 23
yaşında bir Türk kızı. Öğretmen baba ile ev hanımı annenin çocuğu.
Breda Avans Hogeschool Management Ekonomi ve Hukuk mezunu, Hollandaca,
Türkçe, İngilizce ve Fransızca olmak üzere dört dil biliyor. O'nu
haber konusu yapan neden ise yıllarca otistik olduğu anlaşılmayan
Birsen Başar'ın 21 yaşında, 'yüksek fonksiyonlu yetişkin otistik'
teşhisi almasının ardından yazdığı kitap.
YAYINEVLERİ KİTABA SICAK BAKMADI
Başar'ın kitabı 2 Nisan Dünya Otizm Günü'nde Hollanda'da yayınlanacak.
Ancak Başar, tüm uğraşlarına rağmen Türkiye'de kitabını yayınlayacak
yayınevi bulamamış.
"Bu kitabı yazmaktaki amacım benim gibi yetişkin otistiklerin yaşadığı
sorunlara dikkat çekmek, sesimi Türkiye'de de duyurmak. Hayatım
boyunca bu hastalıktan dolayı çektiklerimi yazdım, kendi hayatım
etrafında otistiklerin, özellikle de yetişkin otistiklerin
yaşadıklarını anlatmak istiyorum. Türkiye'de genellikle otizmin
çocukluk çağında ortaya çıktığı düşünülüyor ve otizm hakkında hep aynı
şeyler anlatılıyor. Ama bu çocuklar hep çocuk olarak kalmayacak, bu
çocuklar bir süre sonra yetişkin oluyorlar ancak o zaman onların neler
yaşadığıyla kimse ilgilenmiyor.
Ülkemde kitabımı basacak yayınevi bulamadım. Bazı yayınevleri kitabımı
basmak için 6 bin TL istedi ama benim o parayı verecek gücüm yok. Bazı
yayınevleri ise 'Yaşadıkların sadece senin gibi olanları ilgilendirir,
toplumun genelinin ilgisini çekmez' diyerek kapıyı kapattı."
OLAYA UZAKTAN BAKMIYORUM, TAM DA İÇİNDEYİM
Başar'a göre kitap, otizmi 'dışarıdan' bakan ve tanık olan değil,
yaşayan birinin anlatması açısından anlamlı.
"Türkiye'de otizmle ilgili, otistik çocuğu olan annelerin çıkardığı
kitaplar var, onlar çocuklarını anlatıyorlar, kendilerinin neler
hissetiğini anlatıyorlar ama çocuklarının neler hisssetiğini
anlatamazlar. Ben işte onların yapmak istediklerini yapıyorum, yani
ben olaya uzaktan bakmıyorum, ben olayın tam da içindeyim, bunu ben
yaşıyorum, otizmi, yaşayan birinin anlatması kadar doğal ve anlamlı
bir şey bence olamaz."
KARDEŞİM BİLE BENİ ANLAMIYOR
Kitabının adı Birsen Başar'ın yaşadıklarının ve hissettiklerinin özeti
gibi. 'Ben de fark edilmek istiyorum'. Başar, hayatı boyunca annesi ve
babasının dışındaki aile fertleri de dahil olmak üzere çevresindeki
insanların onu fark etmediğini ve yalnızlaştırıldığını söylüyor.
Zekası gelişen ancak duygusal gelişimi duran Birsen Başar'ın, yaşadığı
en önemli sorun iletişim güçlüğü olmuş.
"Hayatım boyunca hiç doğru dürüst arkadaşım olmadı. En önemli sorunum
sosyalleşememek ve iletişim kuramamak. Kardeşim var ama kendi
kardeşimle bile iletişim kuramıyorum, aynı evde yaşıyoruz ama
görüşmüyoruz, O da beni anlamıyor. Okulda ise sadece bir arkadaşım
vardı, o okula gelmediği zaman tenefüslerde yalnız olurdum, O da
taşınınca tamamen yalnız kaldım. En büyük destekçim babam oldu,
Hollanda'daki okullarda Türkçe öğretmenliği yaptığı için tanıdığı Türk
kızlarının benimle arkadaşlık yapmaları için çok uğraştı, annem de
babam da benim için çok fedakarlık yaptılar, seneler boyunca
psikiyatrik destek almamı sağladılar.
ARKADAŞLIK KURSAM DA UZUN SÜRMÜYOR
Şu anda benim gibi otistik olan bir arkadaşım var, benden yedi yaş
büyük. Bazen onunla bir yerlere gidiyorum, onun dışında hiç arkadaşım
yok. Çünkü insanlarla iletişim kurmaya korkuyorum, zaten arkadaşlık
kursam da uzun sürmüyor, bitiyor, insanlar bir garip. Mesela oturduğum
şehirde yabancıları korumak amacıyla kurulmuş bir dernek var, ben de
çevrem ve arkadaşlarım olsun diye oraya gittim ama orada da yalnız
kaldım, diğer kızlar sosyaller ama ben onlara ayak uyduramıyorum. Çok
uğraştığım halde kimseyle iletişim kuramıyorum o yüzden yalnızım."
Birsen, küçük yaşlardan beri psikolojik destek aldığını söylüyor,
otizm teşhisinde neden bu kadar geç kalındığına ise anlam veremiyor ve
süreci şöyle anlatıyor.
ÇOK KUVVETLİ BİR HAFIZAM VAR
"Zekam ilerlediği için insanlar diğerlerine bakmıyorlardı, yani
derslerimi yapabildiğim için öğretmenler ve psikiyatrik yardımcılar
benim diğer sorunlarımla ilgilenmediler, çünkü derslerimde
başarılıydım, çok kuvvetli bir hafızam var, okuduğum her şeyi kısa
sürede kolaylıkla ezberliyorum. O yüzden birileri çok akıllısın
diyordu, birileri anormalsin diyordu, biz de bir şey anlamadık. 21
yaşında yüksek okula giderken otizim teşhisi kondu, yani fakülteyi
bitirmeden 10 hafta önce."
İNSANLARLA KONUŞMAKTAN VE DIŞLANMAKTAN KORKUYORUM
Okulu bitirdim ama iş bulamadım. İş başvurularında otizm teşhisi
aldığımı söyleyince insanlar benden korktular ve çeşitli bahaneler
ileri sürdüler. Uzun süren uğraşlardan sonra Breda Belediyesi'nde
memur olarak işe başladım. Orada da bir takım sorunlar yaşıyorum,
mesela iş arkadaşlarımın şaka yaptıklarını anlamıyorum, kızıyorum.
Onlarla konuşmaktan, iyice dışlanmaktan çok korkuyorum."
HEDEFLERİ VAR AMA...
Birsen Başar'a son olarak hayattan ne beklediğini, bundan sonraki
hedeflerinin neler olduğunu soruyoruz. Başar, "Yalnızlık yüzünden
kendimi bu dünyada bir hayalet gibi hissediyorum. İnsanlar
birbirlerini görüyorlar ama kimse beni görmüyor ve konuşmuyor" diyor
ve hedeflerini sıralıyor. Ancak Birsen'in her hedefinin sonunda bir
'ama'sının olması dikkat çekiyor.
"İnsanlara otizmi anlatmak, çocuların yanı sıra yetişkinlierin
yaşadığı sıkıntı ve sorunlara dikkat çekmek istiyorum ama bunun kolay
olmadığını görüyorum. Annem ve babam olmadan hayatıma devam
edebilmeyi, yalnız yaşayabilmeyi ve kendime yetebilmeyi istiyorum ama
bu şu anda çok zor. Aşık olmak istiyorum, bir erkek arkadaşım veya
eşim olsun istiyorum ama benim durumumda bu çok zor, otistik olduğumu
duyanlar zaten benden kaçıyor, uzaklaşıyor."
OTİZM HAKKINDA
Otizm, bireyin iletişim ve çevreye uygun tepkisini engelleyen,
karmaşık bir gelişimsel beyin bozukluğu olarak tanımlanıyor. Bazı
otizmli bireyler yüksek işlevli oluyor, konuşma ve zekâ gelişimi
normal seyrediyor. Bazıları ise ciddi beyinsel gelişim gecikmeleri
gösterebiliyor. Hepsinde aynı belirtiler olmamakla birlikte davranışı
etkileyen sosyal, iletişim, motor ve duyusal problemler gözleniyor.
Otizmin, beynin yapısını ya da işleyişini etkileyen bazı sinir sistemi
sorunlardan kaynaklandığı sanılıyor. Hastalığa nelerin yol açtığı
bilinmiyor, kalıtım ve çevresel faktörlerle tetiklendiği düşünülüyor.
Otizme her çeşit toplumda, ırkta ve ailede rastlanabiliyor. En yaygın
nörolojik bozukluklardan biri olan otizmin her 150 çocuktan birini
etkilediği kabul ediliyor. Otizmin erkeklerdeki yaygınlığı, kızlardan
üç-dört kat fazla. Otizm tanısı alan çocukların çoğunda değişik
derecelerde öğrenme güçlüğü ve zeka geriliği de görülebiliyor.