116.ASA-YI MUSA DERSLERİ----Sarfiyatları [masrafları] hadsiz [sınırsız] olduğu halde, vâridatları [varlıkları-ihtiyaçları] ve gazyağları ve madde-i iştialleri [tutuşturucu yanıcı maddeleri] nereden geliyor? Neden tükenmiyor? Neden yanmak muvazenesi [dengesi] bozulmuyor? Küçük bir lâmba dahi muntazam bakılmazsa söner

1 view
Skip to first unread message

haydar karakus

unread,
Apr 3, 2012, 4:51:46 AM4/3/12
to nebahat özcan googl tevhit gurup, necat emir MYO TOKAT, necati guner, Necati cebeci googl personel müdür, NECLA SAYILIR KAMULAŞTIRMA, Nedim Meral, nedim, neslihan candan, nitta...@aol.com, no name, NNİZAMETİN İMRE, nizamettin yılmaz googl dominoetkisi yeni, niyazi ustaal, NUR DENİZİ GOOGL GURUP, nur çiçek, nuray sari, nurbaki googı nubaki org, Nurettin DEMİRAY, NURİ KAHRAMAN MARAŞ, NURİ KAHRAMAN MARAŞ, NURİ KAHRAMAN MARAŞ, NURİ KAHRAMAN MARAŞ, NURİ KAHRAMAN MARAŞ, NURİ KAHRAMAN MARAŞ, NURİ KAHRAMAN MARAŞ, NURİ KAHRAMAN MARAŞ, NURİ KAHRAMAN MARAŞ, NURİ KAHRAMAN MARAŞ, NURİ KAHRAMAN MARAŞ, NURİ KAHRAMAN MARAŞ, NURİ KAHRAMAN MARAŞ, NURİ KAHRAMAN MARAŞ, NURİ KAHRAMAN MARAŞ, NURİ KAHRAMAN MARAŞ, NURİ KAHRAMAN MARAŞ, NURİ KAHRAMAN MARAŞ, NURİ KAHRAMAN MARAŞ, Orhan Kenasarı, Okuma Yeri, nuryagmuru GOOGL GURUP, ONUR ALP Googl personel, NURİYE ÇAKMAK, nurpenceresi GOOGL GURUP, orhan gebel, ORHAN googl KARAKAŞ, ORHAN DEMİREL İHH ASIL, Osman özbayrak, Osman Günenç, Osman EHVAN, osmanözel Googl kaliteli paylaşım, ozen, Ömer Küçükarslan, ömer, Ömer SAHBİ, Ömür Yamaner, Önder Ulukaya googl ramazan ulukaya KEVENLİ, ÖnderDemir Googl yeni, ÖNERİLDİ, ÖZCAN YUMRUKTAY MYO TOKAT, özer İNAL, Özkan Karaca, öznur denizli, pedalisa GOOGL GURUP, Popcorny, Pr.Dr.ATİLLA, Pr.Dr.Dilek hanım Zgoogı Pr.Dr.Dilek hanım, Pr.Osman Özsoy, RaBBİMİN YOLUNA SEVDALIYIM gizemli, RABİA, ramazan aydin, ramazan tekin, ramazan coşkun MYO TOKAT, REFERANS FAZİLET, Refik Atay, RİSALE HABER reklam md, resul yekeler, reyhan gülbaş, Risale_i_NUR_talebesi SEVİLAY İNCE UZANTILARI, risale-inur GOOGL GURUP, GOOGL GURUP RİSALEFORUM, Sabri Soylu, sabitdoğan Googl kaliteli paylaşım, sabit yazıcı, s�leyman coskun, Rüstem Öz, RIZA, sadakatnet, Sadik Ciftci Googl suffa vakfından muhasebeci, şartan demet meyvesi, salih arıkan, Salih TEKİN, salih sönmez, Sait Kutlu googl sait, Sami Cebeci, sal...@gmail.com, salih aydın googl aski
216. ders
Asâ-yı Mûsâ’dan
İkinci Kısım
          Beşinci Hüccet-i İmâniye
İsm-i Âzamın altı nurundan
üçüncü nuruna işaret eden
 Üçüncü Nükte(4)
ÜÇÜNCÜ NOKTA(2)
Ve fenn-i elektrikten [elektrik biliminden] sorulsa, “Bu âlem nedir?” Elbette diyecek:
Bu muhteşem [şahane] saray-ı kâinatın [kainat sarayının] damı[binası], gayet intizam[düzenli], mizanlı [ölçülü], hadsiz [sınırsız] elektrik lâmbalarıyla tezyin edilmiştir [süslenmiştir]. Fakat o kadar harika bir intizam [düzen] ve mizanladır [ölçülerdir] ki, başta güneş olarak, küre-i arzdan [dünyadan] bin defa büyük o semâvî lâmbalar, mütemadiyen [devamlı] yandıkları halde muvazenelerini [Dengelerini] bozmuyorlar, patlak vermiyorlar, yangın çıkarmıyorlar. Sarfiyatları [masrafları] hadsiz [sınırsız] olduğu halde, vâridatları [varlıkları-ihtiyaçları] ve gazyağları ve madde-i iştialleri [tutuşturucu yanıcı maddeleri] nereden geliyor? Neden tükenmiyor? Neden yanmak muvazenesi [dengesi] bozulmuyor? Küçük bir lâmba dahi muntazam bakılmazsa söner. Kozmoğrafyaca [Astronomi bilimince], küre-i arzdan [yer küreden] bir milyondan ziyade büyük ve bir milyon seneden ziyade yaşayan güneşi HAŞİYE-1 kömürsüz, yağsız yandıran, söndürmeyen Hakîm-i Zülcelâlin [sonsuz haşmet ve yücelik sahibi ve herşeyi hikmetle yapan Allah’ın] hikmetine, kudretine bak, “Sübhânallah” de. Güneşin müddet-i ömründe geçen dakikaların âşirâtı [dakikanın sâniye, sâlise gibi on birim küçüğü olan zaman dilimleri] adedince “Mâşaallah, bârekâllah, lâ ilâhe illâ Hû” söyle.
Demek bu semâvî lâmbalarda gayet harika bir intizam [düzen] var. Ve onlara çok dikkatle bakılıyor. Güya o pek büyük ve pek çok kütle-i nâriyelerin [ateş kütlesinin] ve gayet çok kanâdil-i Nuriyelerin [nurani kandillerin] buhar kazanı ise, harareti [Ateş, yanma] tükenmez bir Cehennemdir ki, onlara nursuz hararet veriyor. Ve o elektrik lâmbalarının makinesi ve merkezî fabrikası daimî bir Cennettir ki, onlara nur ve ışık veriyor; ism-i Hakem [her bir varlığın bütün keyfiyetleri hakkında genel hüküm veren ve onları hikmetle bir plân ve sistem içine alan Allah] ve Hakîmin [herşeyi hikmetle belirli gayelere yönelik olarak, mânâlı, faydalı ve tam yerli yerinde yaratan Allah’ın] cilve-i âzamıyla [en büyük derecede görünmesiyle], intizamla[düzenli bir şekilde] yanmakları devam ediyor.
Ve hâkezâ [öylede], bunlara kıyasen, yüzer fennin herbirisinin kat’î şehadetiyle [şahitliği ile], noksansız bir intizam-ı ekmel [kusursuz bir düzen] içinde, hadsiz[sınırsız ] hikmetler, maslahatlarla [yaratış gayelerine uygun her şey yerli yerinde] bu kâinat tezyin edilmiştir [süslenmiş, donatılmıştır]. Ve o harika ve ihatalı[Tam kuşatıcı] hikmetle [Kâinattaki ve yaratılıştaki İlâhî gaye ile] mecmu-u kâinata [kainatın tamamına] verdiği intizam [düzen] ve hikmetleri, en küçük bir zîhayat [canlı] ve bir çekirdekte, küçük bir mikyasta [ölçekte] derc etmiştir [yerleştirmiştir]. Ve malûm [biliniyor] ve bedihîdir [açıktır] ki, intizamla [düzenle] gayeleri [amaçları] ve hikmetleri[yaratılıştaki İlâhî gayeleri] ve faydaları takip etmek, ihtiyar ile, irade ile, kast ile, meşiet[Dileme, istek, arzu] ile olabilir, başka olamaz. İhtiyarsız, iradesiz, kastsız, şuursuz esbab[sebebler] ve tabiatın işi olmadığı gibi, müdahaleleri dahi olamaz.
Demek bu kâinatın bütün mevcudatındaki[varlıklarındaki] hadsiz [sınırsız] intizamat [düzenler] ve hikmetleriyle[yaratılıştaki İlâhî gayeleri ile] iktiza ettikleri [gerektirdikleri] ve gösterdikleri bir Fâil-i Muhtârı[İstediğini yapan, kendi iradesiyle faaliyette bulunan, hakiki müessir olan Allah’ı], bir Sâni-i Hakîmi[Hikmet sahibi olan, her şeyi san'atla ve hikmetle yaratan Allah’ı] bilmemek veya inkâr etmek, ne kadar acip bir cehalet [İlâhi hakikatlerden habersiz olma, bilgisizlik] ve divanelik [Delilik] olduğu tarif edilmez. Evet, dünyada en ziyade [en çok] hayret edilecek birşey varsa, o da bu inkârdır. Çünkü kâinatın mevcudatındaki [varlıklarındaki] hadsiz intizâmât [düzenler]ve hikmetleriyle vücut [varlığı inkar edilemez] ve vahdetine [bir olduğuna] şahitler bulunduğu halde Onu görmemek, bilmemek, ne derece körlük ve cehalet [bilgisizlik] olduğunu, en kör cahil de anlar. Hattâ, diyebilirim ki, ehl-i küfrün [inkarcıların] içinde, kâinatın vücudunu [varlığını] inkâr ettiklerinden ahmak zannedilen Sofestâîler [Allah'ı kabul etmemek için kâinatı ve kendi varlığını da inkâr eden], en akıllılarıdır. Çünkü, kâinatın vücudunu kabul etmekle Allah’a ve Hâlıkına inanmamak kabil ve mümkün olmadığından, kâinatı inkâra başladılar. Kendilerini de inkâr ettiler, “Hiçbir şey yok” diyerek, akıldan istifa ederek, akıl perdesi altında sair münkirlerin [inkarcıların] hadsiz akılsızlıklarından kurtulup bir derece akla yanaştılar.
 
 
 
Haşiye-1
 Acaba dünya sarayını ısındıran güneş sobasına veyahut lâmbasına ne kadar odun ve kömür ve gazyağı lâzım olduğu hesap edilsin. Hergün yanması için—kozmoğrafyanın sözüne bakılsa—bir milyon küre-i arz kadar odun yığınları ve binler denizler kadar gazyağı gerektir. Şimdi düşün: Onu odunsuz, gazsız, daimî ışıklandıran Kadîr-i Zülcelâlin haşmetine, hikmetine, kudretine, güneşin zerreleri adedince “Sübhânallah, mâşaallah, bârekâllah” de.
 
Devam edecek :233
 
 
Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages