234.---ASA-YI MUSA DE3RSLERİ----Nasıl ki semâ [gökyüzü] ve feza [uzay] ve arz[yer] ve deniz ve dağ, müştemilât ve mahlûklarıyla [içinde ve üzerindeki tüm yaratılmışlarıyla] beraber Seni tanıyorlar ve tanıttırıyorlar. Öyle de, zemindeki bütün ağaç ve nebatat [bitkiler], yaprakları ve çiçekleri ve meyveleriyle Seni bedâhet [ispata ihtiyaç olmayacak derecede açıklık] derecesinde tanıttırıyorlar ve tanıyorlar.

3 views
Skip to first unread message

haydar karakus

unread,
Feb 28, 2013, 9:50:11 AM2/28/13
to
234. ders
Asâ-yı Mûsâ’dan
İkinci Kısım
     Sekizinci Hüccet-i İmâniye
Münâcât(10)
Ey Kàdir-i Külli Şey[her şeye gücü yeten],
Dağlar ve içindeki mahlûklar [yaratılmışlar] Senin mülkünde ve Senin kuvvet ve kudretinle ve ilim ve hikmetinle musahhar [boyun eğmiş] ve müdahhardırlar [depo olmuşlardır]. Onları bu tarzda tavzif [vazifelendiren] ve teshir eden [emrine boyun eğdiren] Hâlıkını [yaratıcısını] takdis [her türlü kusur ve noksanlıklardan tenzih]ve tesbih [Cenâb-ı Hakkı (c.c.) şânına lâyık ifadelerle anarak , içten ibadet ] ederler.
Ey Hâlık-ı Rahmân[1*] ve ey Rabb-i Rahîm [sonsuz merhamet ve şefkat sahibi ve herşeyi terbiye ve idare eden Allah],
Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmın talimiyle [Öğretmesiyle] ve Kur’ân-ı Hakîminin dersiyle anladım:
Nasıl ki semâ [gökyüzü] ve feza [uzay] ve arz[yer] ve deniz ve dağ, müştemilât ve mahlûklarıyla [içinde ve üzerindeki tüm yaratılmışlarıyla] beraber Seni tanıyorlar ve tanıttırıyorlar. Öyle de, zemindeki bütün ağaç ve nebatat [bitkiler], yaprakları ve çiçekleri ve meyveleriyle Seni bedâhet [ispata ihtiyaç olmayacak derecede açıklık] derecesinde tanıttırıyorlar ve tanıyorlar.
Ve umum [bütün] eşcârın [Ağaçların] ve nebatatın [bitkilerin] cezbedârâne [Allah sevgisi ile kendinden geçerek] hareket-i zikriyede bulunan yapraklarından ve ziynetleriyle [süsleriyle] Sâniinin [herşeyi san’atla yaratan Allah’ın] isimlerini tavsif [tanımlayarak]ve tarif eden[tanıtan] çiçeklerinden ve letâfet [Güzellik. 3-Nezaket, naziklik. 4-Yumuşaklık] ve cilve-i merhametinden [Allah'ın varlıklara olan şefkatinin görüntülerinin] tebessüm eden meyvelerinden herbirisi, tesadüfe havalesi hiçbir cihet-i imkânı olmayan harika san’at içindeki nizam [Düzen] ve nizam içindeki mizan[Ölçü] ve mizan içindeki ziynet [süs] ve ziynet içindeki nakışlar ve nakışlar içindeki güzel ve ayrı ayrı kokular ve kokular içindeki meyvelerin muhtelif [farklı farklı] tatlarıyla, nihayetsiz Rahîm [sonsuz merhamet sahibi] ve Kerîm [cömert] bir Sâniin [san'atla yaratan Allah’ın] vücub-u vücuduna[varlığının inkar edilemezliğine] bedâhet [ispatlamaya ihtiyac duyulmayacak kadar açık] derecesinde şehadet [şahitlik] ettikleri gibi; heyet-i mecmuasıyla [hepsi birlikte], bütün zemin yüzünde birlik ve beraberlik, birbirine benzemeklik ve sikke-i hilkatte [yaratılış mührü bakımından] müşabehet [benzerlik] ve tedbir ve idarede münasebet [alâka, yakınlık] ve onlara taallûk eden[ilişkin olarak] icad fiilleri ve Rabbânî isimlerde muvafakat [uyuşma] ve o yüz bin envâın[çeşitin] hadsiz [sayısız] efradlarını [bireylerini] birbiri içinde şaşırmayarak birden[aniden eşzamanlı] idareleri gibi noktalar, o Vâcibü’l-Vücud [varlığı inkaredilemeyecek kadar kesin] Sâniin[her şeyi sanatla yaratanın] bilbedâhe [apaçık]vahdetine [her bir şeyde benzerşekilde aynı andabirliğine] ve ehadiyetine [her bir şeyde hususi tecellisiyle birliğine] dahi şehadet ederler.
Devam edecek:259
 
 
[1*]Hâlık-ı Rahmân :her insanı  İster mü'min, ister kâfir; ister iyi isterse kötü olsun; rahmeti bütün herkese yayılan ve bütün yaratılmışların rızıklarını ve geçim şekillerini içine alan rahmetin sahibi  olarak yaratan Allah.
 
 


Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages