227.---ASA-YI MUSA DERSLERİ---VE KANDİL TEBRİĞİ

1 view
Skip to first unread message

haydar karakus

unread,
Jul 4, 2012, 11:52:51 AM7/4/12
to NADİR TATLIPINAR, naim vural googl BELLİDEĞİL, nalan uzun googl tevhit gurup, Nazif Özer, nebahat özcan googl tevhit gurup, necat emir MYO TOKAT, necati guner, Necati cebeci googl personel müdür, NECLA SAYILIR KAMULAŞTIRMA, Nedim Meral, nedim, neslihan candan, nitta...@aol.com, niyazi ustaal, nizamettin imre, nizamettin yılmaz googl dominoetkisi yeni, NNİZAMETİN İMRE, no name, nur çiçek, NUR DENİZİ GOOGL GURUP, nuray sari, nurbaki googı nubaki org, Nurettin DEMİRAY, NURİ KAHRAMAN MARAŞ, NURİ KAHRAMAN MARAŞ, NURİ KAHRAMAN MARAŞ, NURİ KAHRAMAN MARAŞ, NURİ KAHRAMAN MARAŞ, NURİ KAHRAMAN MARAŞ, NURİ KAHRAMAN MARAŞ, NURİ KAHRAMAN MARAŞ, NURİ KAHRAMAN MARAŞ, NURİ KAHRAMAN MARAŞ, NURİ KAHRAMAN MARAŞ, NURİ KAHRAMAN MARAŞ, NURİ KAHRAMAN MARAŞ, NURİ KAHRAMAN MARAŞ, NURİ KAHRAMAN MARAŞ, NURİ KAHRAMAN MARAŞ, NURİ KAHRAMAN MARAŞ, NURİ KAHRAMAN MARAŞ, NURİ KAHRAMAN MARAŞ, NURİYE ÇAKMAK, nurpenceresi GOOGL GURUP, nuryagmuru GOOGL GURUP, Okuma Yeri, ONUR ALP Googl personel, orhan gebel, Orhan Kenasarı, ORHAN googl KARAKAŞ, ORHAN DEMİREL İHH ASIL, Osman özbayrak, Osman Günenç, Osman EHVAN, osmanözel Googl kaliteli paylaşım, ozen, Ömer Küçükarslan, ömer, Ömer SAHBİ, Ömür Yamaner, önder delioğlu, Önder Ulukaya googl ramazan ulukaya KEVENLİ, ÖnderDemir Googl yeni, ÖNERİLDİ, ÖZCAN YUMRUKTAY MYO TOKAT, özer İNAL, Özkan Karaca, öznur denizli, pedalisa GOOGL GURUP, Popcorny, PR DR AHMET AKGÜNDÜZ, Pr.Dr.ATİLLA, Pr.Dr.Dilek hanım Zgoogı Pr.Dr.Dilek hanım, Pr.Osman Özsoy, RaBBİMİN YOLUNA SEVDALIYIM gizemli, RABİA, ramazan aydin, ramazan tekin, ramazan coşkun MYO TOKAT, REFERANS FAZİLET, Refik Atay, RİSALE HABER reklam md, resul yekeler, reyhan gülbaş, Risale_i_NUR_talebesi SEVİLAY İNCE UZANTILARI, risale-inur GOOGL GURUP, GOOGL GURUP RİSALEFORUM, RIZA, Rüstem Öz, s�leyman coskun, sabit yazıcı, sabitdoğan Googl kaliteli paylaşım, Sabri Soylu, sadakatnet, Sadik Ciftci Googl suffa vakfından muhasebeci, şartan demet meyvesi, Sait Kutlu googl sait
Selamünaleyküm aziz kardeşlerim 50  Yıllık bir ibadete eşdeğer manevi kazancı içinde barındıran  BERAT kandilinizin mübarek olmasını yüce Allah'tan niyaz ediyor  50  Yıllık bir ibadeti kazanmanıza vesile olmasını temenni ediyorum.
 
227. ders
Asâ-yı Mûsâ’dan
İkinci Kısım
               Sekizinci Hüccet-i İmâniye
Münâcât(3)
 
Ey şiddet-i zuhurundan gizlenmiş [şiddetle görünmesindengizlenmiş] ve ey azamet-i kibriyâsından [Allah’ın büyüklüğünün kuşatıcı olması, devamlı ve sonsuz derece yüce olmasından] ihtifa etmiş [gizlenmiş] olan Kadîr-i Zülcelâl [kudreti herşeyi kuşatan, sonsuz haşmet ve yücelik sahibi olan Allah ], ey Kàdir-i Mutlak  [ey herşeye gücü yeten, sınırsız güç ve kudret sahibi Allah ],
Kur’ân-ı Hakîmin [her âyet ve sûresinde sayısız hikmet ve faydalar bulunan Kur’ân’ın ] dersiyle ve Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmın [Allah’ın en şerefli ve değerli elçisi olan Hz. Muhammed (a.s.m.)in] tâlimiyle [öğretmesiyle ] anladım: Nasıl ki gökler, yıldızlar Senin mevcudiyetine [varlığına] ve vahdetine [birliğine] şehadet [şahitlik] ederler. Öyle de, cevv-i semâ [gök yüzü], bulutlarıyla ve şimşekleri ve ra’dları [gök gürültüleriyle] ve rüzgârlarıyla ve yağmurlarıyla, Senin vücub-u vücuduna [varlığının kesin ve inkar edilemezliğne] ve vahdetine [birliğine] şehadet [şahitlik] ederler.
Evet, câmid[cansız], şuursuz [bilinçsiz] bulut, âb-ı hayat [hayat suyu] olan yağmuru, muhtaç olan zîhayatların [canlıların] imdadına göndermesi, ancak Senin rahmetin ve hikmetinledir; karışık tesadüf karışamaz.
Hem elektriğin en büyüğü bulunan ve fevâid-i tenviriyesine [aydınlatmasının, nurlandırmasının faydalarına] işaret ederek ondan istifadeye teşvik eden şimşek ise, senin fezadaki [uzaydaki] kudretini güzelce tenvir eder [aydınlatarak gösterir].
Hem yağmurun gelmesini müjdeleyen ve koca feza[uzayı] konuşturan ve tesbihatının gürültüsüyle gökleri çınlatan ra’dat[gök gürültüleri] dahi, lisan-ı kàl [kendi dili] ile konuşarak Seni takdis [Senin her türlü eksiklik ve çirkinlikten yüce olduğunu ilân] edip, rububiyetine [bütün varlık âlemini kuşatan egemenliğine, yaratıcılığına, idare ve terbiye ediciciğine] şehadet [şahitlik] eder.
Hem zîhayatların [canlıların] yaşamasına en lüzumlu rızkı ve istifadece en kolayı ve nefesleri [solukları] vermek ve nüfusları [nefisleri] rahatlandırmak gibi çok vazifelerle tavzif edilen [görevlendirilen] rüzgârlar dahi, cevvi [gök yüzünü]âdeta bir hikmete binaen “Levh-i mahv ve isbat” ve “yazar, ifade eder sonra bozar tahtası” suretine çevirmekle, Senin faaliyet-i kudretine [sonsuz kudretinle ortaya çıkan fiillerine, işlerine] işaret ve Senin vücûduna [varlığına] şehadet [şahitlik]ettiği gibi, Senin merhametinle bulutlardan sağıp zîhayatlara [canlılara] gönderilen rahmet dahi, mevzun[ölçülü], muntazam [düzenli, intizamlı] katreleri kelimeleriyle Senin vüs’at-ı rahmetine [rahmetinin genişliğine, büyüklüne] ve geniş şefkatine şehadet [şahitlik]eder.
Ey Mutasarrıf-ı Fa’âl[1*] ve ey Feyyâz-ı Müteâl[2*],
Senin vücub-u vücuduna[varlının inkar edilemezliğine] şehadet [şahitlik] eden bulut, berk [şimşek], ra’d [gök gürültüsü], rüzgâr, yağmur, birer birer şehadet [şahitlik] ettikleri gibi, heyet-i mecmuasıyla[hepi birlikte], keyfiyetçe [durumca, nitelikce, özellikce] birbirinden uzak, mahiyetçe[esas itibariyle] birbirine muhalif [zıt] olmakla beraber, birlik, beraberlik, birbiri içine girmek ve birbirinin vazifesine[görevine] yardım etmek haysiyetiyle, Senin vahdetine ve birliğine gayet kuvvetli işaret ederler.
Hem koca feza[uzayı]bir mahşer-i acâip[hayret veren bir meydan] yapan ve bazı günlerde birkaç defa doldurup boşaltan rububiyetinin[3*] haşmetine ve o geniş cevvi [gök yüzünü], yazar değiştirir bir levha gibi ve sıkar ve onunla zemin bahçesini sulattırır bir sünger gibi tasarruf eden[kullanan] kudretinin azametine [büyüklüğüne] ve herbir şeye şümulüne [kapsadığına] şehadet ettikleri gibi, umum zemine [yeryüzüne] ve bütün mahlûkata[yaratılmışlara] cevv [hava] perdesi altında bakan ve idare eden rahmetinin ve hâkimiyetinin[otoritenin] hadsiz genişliklerine ve herşeye yetişmelerine delâlet [işaret] eder.
Hem fezadaki [uzaydaki] hava o kadar hakîmâne[hikmetli][4*] vazifelerde istihdam[görev verilmesi] ve bulut ve yağmur, o kadar alîmâne [herşeyi çok iyi bilerek] faidelerde [faydalar gözetilerek] istimâl olunur [kullanılır] ki, herşeye ihâta eden [içine alan] bir ilim ve herşeye şâmil [kuşatıcı] bir hikmet olmazsa, o istimal, o istihdam olamaz.
 
 [1*]Mutasarrıf-ı Fa’âl: her zaman Zâtına has ve lâyık iş yapan, daima faaliyette bulunan, idâre eden ve tasarrufta bulunan Cenâb-ı Hak
[2*]Feyyâz-ı Müteâl: hiçbir kayıt ve şarta bağlı olmadan çok bereket ve bolluk veren yüce Allah
[3*]rububiyet: Allah’ın bütün varlık âlemini kuşatan egemenliği, yaratıcılığı, idaresi ve terbiyesi
[4*]hikmet: gaye, fayda, sır; herşeyin belirli gayelere yönelik olarak, mânâlı, faydalı ve tam yerli yerinde yapılması
 
Devam edecek: 251
 
 
Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages