222.----ASA-YI MUSA DERSLERİ----Elhasıl: Haşre [yeniden dirilişe] mâni [engel] hiçbir şey yoktur. Muktazî [gerektiricisi] ise, herşeydir. Evet, mahşer-i acaip[hayret verici toplanma yeri] olan şu koca arzı [dünyayı], âdi bir hayvan gibi imâte [öldüren] ve ihyâ eden [dirilten] ve beşer [insan] ve hayvana hoş bir beşik, güzel bir gemi yapan ve güneşi onlara şu misafirhanede ışık verici ve ısındırıcı bir lâmba eden

2 views
Skip to first unread message

haydar karakus

unread,
May 8, 2012, 7:49:45 AM5/8/12
to MYO TOKAT, MYO TOKAT, n.ilimen, zahidan, NADİR TATLIPINAR, naim vural googl BELLİDEĞİL, nalan uzun googl tevhit gurup, Nazif Özer, nebahat özcan googl tevhit gurup, necat emir MYO TOKAT, necati guner, Necati cebeci googl personel müdür, NECLA SAYILIR KAMULAŞTIRMA, Nedim Meral, nedim, neslihan candan, nitta...@aol.com, niyazi ustaal, nizamettin yılmaz googl dominoetkisi yeni, NNİZAMETİN İMRE, no name, nur çiçek, NUR DENİZİ GOOGL GURUP, nuray sari, nurbaki googı nubaki org, Nurettin DEMİRAY, NURİ KAHRAMAN MARAŞ, NURİ KAHRAMAN MARAŞ, NURİ KAHRAMAN MARAŞ, NURİ KAHRAMAN MARAŞ, NURİ KAHRAMAN MARAŞ, NURİ KAHRAMAN MARAŞ, NURİ KAHRAMAN MARAŞ, NURİ KAHRAMAN MARAŞ, NURİ KAHRAMAN MARAŞ, NURİ KAHRAMAN MARAŞ, NURİ KAHRAMAN MARAŞ, NURİ KAHRAMAN MARAŞ, NURİ KAHRAMAN MARAŞ, NURİ KAHRAMAN MARAŞ, NURİ KAHRAMAN MARAŞ, NURİ KAHRAMAN MARAŞ, NURİ KAHRAMAN MARAŞ, NURİ KAHRAMAN MARAŞ, NURİ KAHRAMAN MARAŞ, NURİYE ÇAKMAK, nurpenceresi GOOGL GURUP, nuryagmuru GOOGL GURUP, Okuma Yeri, ONUR ALP Googl personel, orhan gebel, Orhan Kenasarı, ORHAN googl KARAKAŞ, ORHAN DEMİREL İHH ASIL, Osman özbayrak, Osman Günenç, Osman EHVAN, osmanözel Googl kaliteli paylaşım, ozen, Ömer Küçükarslan, ömer, Ömer SAHBİ, Ömür Yamaner, önder delioğlu, Önder Ulukaya googl ramazan ulukaya KEVENLİ, ÖnderDemir Googl yeni, ÖNERİLDİ, ÖZCAN YUMRUKTAY MYO TOKAT, özer İNAL, Özkan Karaca, öznur denizli, pedalisa GOOGL GURUP, Popcorny, PR DR AHMET AKGÜNDÜZ, Pr.Dr.ATİLLA, Pr.Dr.Dilek hanım Zgoogı Pr.Dr.Dilek hanım, Pr.Osman Özsoy, RaBBİMİN YOLUNA SEVDALIYIM gizemli, RABİA, ramazan aydin, ramazan tekin, ramazan coşkun MYO TOKAT, REFERANS FAZİLET, Refik Atay, RİSALE HABER reklam md, resul yekeler, reyhan gülbaş, Risale_i_NUR_talebesi SEVİLAY İNCE UZANTILARI, risale-inur GOOGL GURUP, GOOGL GURUP RİSALEFORUM, RIZA, Rüstem Öz, s�leyman coskun, sabit yazıcı, sabitdoğan Googl kaliteli paylaşım, Sabri Soylu, sadakatnet
222. ders
Asâ-yı Mûsâ’dan
İkinci Kısım
           Altıncı Hüccet-i İmâniye
                      
                     ONUNCU SÖZÜN DOKUZUNCU HAKİKATİ  ( 4)
 
 
Elhasıl: Haşre [yeniden dirilişe] mâni [engel] hiçbir şey yoktur. Muktazî [gerektiricisi] ise, herşeydir. Evet, mahşer-i acaip[hayret verici toplanma yeri] olan şu koca arzı [dünyayı], âdi bir hayvan gibi imâte [öldüren] ve ihyâ eden [dirilten] ve beşer [insan] ve hayvana hoş bir beşik, güzel bir gemi yapan ve güneşi onlara şu misafirhanede ışık verici ve ısındırıcı bir lâmba eden, seyyârâtı [gezegenleri] meleklerine tayyare yapan bir Zâtın, bu derece muhteşem [şahane] ve sermedî [sürekli]Rububiyeti [Allah'ın her zaman, her yerde, her mahluka muhtaç olduğu şeyleri vermesi] ve bu derece muazzam[kusursuz] ve muhît [her şeyi kapsayan] hâkimiyeti, elbette, yalnız böyle geçici, devamsız, bîkarar [kararsız], ehemmiyetsiz, mütegayyir [değişen, başkalaşan], bekàsız [devamsız], nâkıs [eksik], tekemmülsüz [kemale ermeyen, mükemmelleşmeyen] umûr-u dünya [Dünya işleri] üzerinde kurulmaz ve durmaz. Demek, Ona şayeste, daimî, berkarar [Kararlı,devamlı], zevâlsiz [sona ermeyen, yok olmayan], muhteşem bir diyar-ı âhar [Başka bir memleket] var, başka bâki [dâimî, sonu gelmez] bir memleketi vardır. Bizi onun için çalıştırır. Oraya davet eder. Ve oraya nakledeceğine, zahirden hakikate geçen ve kurb-u huzuruna[Huzurunda yakın olmaya] müşerref [şerefini kazanmış] olan bütün ervâh-ı neyyire [Nur saçan ruhlar] ashabı, bütün kulûb-u münevvere aktâbı [kapleri nurlu kutuplar], bütün ukul‑u nuraniye erbabı [nurlanmış akıl sahibleri] şehadet ediyorlar ve bir mükâfat ve mücazat[ceza] ihzar ettiğini [hazırladığını] müttefikan[ittifak halinde] haber veriyorlar ve mükerreren[tekrar tekrar] pek kuvvetli vaad ve pek şiddetli tehdit eder, naklederler.
Hulfü’l-vaad [Sözünden dönme, verdiği sözü yerine getirmeme] ise, hem zillet [alçaklık, aşağılık], hem tezellüldür [Alçalmadır, küçülmedir]; hiçbir cihetle celâl-i kudsiyetine [Her türlü kusur ve noksandan uzak olan yüceliğine] yanaşamaz. Hulfü’l-vaîd [Sözünden dönme, verdiği sözü yerine getirmeme]  ise, ya aftan, ya aczden [Zayıflıktan, güçsüzlükten] gelir. Halbuki küfür cinayet-i mutlakadır [Kat'i, şüphesiz cinayettir];HAŞİYE-1 affa kabil değil. Kadîr-i Mutlak [Hiç bir kayıt ve şarta tâbi olmaksızın her şeye gücü yeten sonsuz kudret sahibi, Allah ] ise, aczden [Zayıflıktan, güçsüzlükten]  münezzeh [uzak] ve mukaddestir.
Şahitler, muhbirler [habervericiler] ise, mesleklerinde, meşreplerinde [hareket tarzlarında, tavırlarında,], mezheplerinde muhtelif [farklı] oldukları halde, kemâl-i ittifakla [en yüksek seviyede fikir birliği içinde] şu meselenin esasında müttehiddirler [fikir birliği içindedirler]. Kesretçe[çoklukça] tevatür [yalan söylemelerini aklın kabullenemeyeceği kadar çokluk] derecesindedirler. Keyfiyetçe [Bir şeyin nasıl olduğu, hal, vasıf, kalite, içyüzü bakımından] icmâ [fikir birliği] kuvvetindedirler. Mevkice herbiri nev-i beşerin [insanlığın] bir yıldızı, bir taifenin [Familyanın] gözü, bir milletin azizidirler. Ehemmiyetçe şu meselede hem ehl-i ihtisas, hem ehl-i ispattırlar. Halbuki bir fende veya bir san’atta iki ehl-i ihtisas, binler başkalara müreccahtırlar [tercih edilirler] ve ihbarda[haberde] iki müsbit[İspat eden, delil ortaya koyan, ispatlayan], binler nâfîlere [yok edene, reddedene] tercih edilir. Meselâ, Ramazan hilâlinin sübutunu [meydana çıkmasını ,görünmesini] ihbar eden [haber veren] iki adam, binler münkirlerin[inkarcıların] inkârlarını hiçe atarlar.
Elhasıl, dünyada bundan daha doğru bir haber, daha sağlam bir dâvâ, daha zahir [açık] bir hakikat olamaz. Demek, şüphesiz dünya bir mezradır [Ziraat yapılacak yerdir]. Mahşer ise bir beyderdir [ürünlerin toplandığı yerdir], harmandır. Cennet, Cehennem ise birer mahzendir [depolama alanlarıdır].
 
 
 
Haşiye-1
Evet, küfür, mevcudatın kıymetini iskat ve mânâsızlıkla itham ettiğinden, bütün kâinata karşı bir tahkir ve mevcudat âyinelerinde cilve-i Esmâyı inkâr olduğundan, bütün esmâ-i İlâhiyeye karşı bir tezyif ve mevcudatın vahdâniyete olan şehadetlerini reddettiğinden, bütün mahlûkata karşı bir tekzip olduğundan, istidad-ı insanîyi öyle ifsad eder ki, salâh ve hayrı kabule liyakati kalmaz. Hem bir zulm-ü azîmdir ki, umum mahlûkatın ve bütün esmâ-i İlâhiyenin hukukuna bir tecavüzdür. İşte şu hukukun muhafazası ve nefs-i kâfir hayra kabiliyetsizliği, küfrün adem-i affını iktiza eder. اِنَّ الشِّرْكَ لَظُلْمٌ عَظِيمٌ [“Muhakkak ki şirk pek büyük bir zulümdür.” Lokman Sûresi, 31:13] şu mânâyı ifade eder.
Devam edecek:243
 
Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages