225.---ASA-YI MUSA DERSLERİ---- Ve hiçbir ecram-ı semâviye [göyüzündeki gezegenler] yoktur ki, sükûtuyla[sessizliği ile], gürültüsüz vazife [iş] görerek direksiz durmalarıyla, Senin rubûbiyetine [Cenâb-ı Hakkın herbir varlığa yaratılış gayelerine ulaşmaları için muhtaç olduğu şeyleri vermesi, onları terbiye edip idaresi ve egemenliği altında bulundurmasına] ve vahdetine[birliğine] şehadeti [delili] ve işareti olmasın.

1 view
Skip to first unread message

haydar karakus

unread,
Jun 5, 2012, 9:26:10 AM6/5/12
to n.ilimen, zahidan, NADİR TATLIPINAR, naim vural googl BELLİDEĞİL, nalan uzun googl tevhit gurup, Nazif Özer, nebahat özcan googl tevhit gurup, necat emir MYO TOKAT, necati guner, Necati cebeci googl personel müdür, NECLA SAYILIR KAMULAŞTIRMA, Nedim Meral, nedim, neslihan candan, nitta...@aol.com, niyazi ustaal, nizamettin yılmaz googl dominoetkisi yeni, NNİZAMETİN İMRE, no name, nur çiçek, NUR DENİZİ GOOGL GURUP, nuray sari, nurbaki googı nubaki org, Nurettin DEMİRAY, NURİ KAHRAMAN MARAŞ, NURİ KAHRAMAN MARAŞ, NURİ KAHRAMAN MARAŞ, NURİ KAHRAMAN MARAŞ, NURİ KAHRAMAN MARAŞ, NURİ KAHRAMAN MARAŞ, NURİ KAHRAMAN MARAŞ, NURİ KAHRAMAN MARAŞ, NURİ KAHRAMAN MARAŞ, NURİ KAHRAMAN MARAŞ, NURİ KAHRAMAN MARAŞ, NURİ KAHRAMAN MARAŞ, NURİ KAHRAMAN MARAŞ, NURİ KAHRAMAN MARAŞ, NURİ KAHRAMAN MARAŞ, NURİ KAHRAMAN MARAŞ, NURİ KAHRAMAN MARAŞ, NURİ KAHRAMAN MARAŞ, NURİ KAHRAMAN MARAŞ, NURİYE ÇAKMAK, nurpenceresi GOOGL GURUP, nuryagmuru GOOGL GURUP, Okuma Yeri, ONUR ALP Googl personel, orhan gebel, Orhan Kenasarı, ORHAN googl KARAKAŞ, ORHAN DEMİREL İHH ASIL, Osman özbayrak, Osman Günenç, Osman EHVAN, osmanözel Googl kaliteli paylaşım, ozen, Ömer Küçükarslan, ömer, Ömer SAHBİ, Ömür Yamaner, önder delioğlu, Önder Ulukaya googl ramazan ulukaya KEVENLİ, ÖnderDemir Googl yeni, ÖNERİLDİ, ÖZCAN YUMRUKTAY MYO TOKAT, özer İNAL, Özkan Karaca, öznur denizli, pedalisa GOOGL GURUP, Popcorny, PR DR AHMET AKGÜNDÜZ, Pr.Dr.ATİLLA, Pr.Dr.Dilek hanım Zgoogı Pr.Dr.Dilek hanım, Pr.Osman Özsoy, RaBBİMİN YOLUNA SEVDALIYIM gizemli, RABİA, ramazan aydin, ramazan tekin, ramazan coşkun MYO TOKAT, REFERANS FAZİLET, Refik Atay, RİSALE HABER reklam md, resul yekeler, reyhan gülbaş, Risale_i_NUR_talebesi SEVİLAY İNCE UZANTILARI, risale-inur GOOGL GURUP, GOOGL GURUP RİSALEFORUM, RIZA, Rüstem Öz, s�leyman coskun, sabit yazıcı, sabitdoğan Googl kaliteli paylaşım, Sabri Soylu, sadakatnet, Sadik Ciftci Googl suffa vakfından muhasebeci, şartan demet meyvesi
225. ders
Asâ-yı Mûsâ’dan
İkinci Kısım
               Sekizinci Hüccet-i İmâniye
Münâcât(1)
 
 Bu Sekizinci Hüccet-i İmaniye [imani delil] , vücub-u vücuda [Allah’ın varlığının zorunlu oluşu, var olmak için bir sebebe muhtaç olmamasına]  ve vahdâniyete [Allah’ın bir ve benzersiz olması ve hiçbir ortağının bulunmaması ] delâlet [işaret etme ] ettiği gibi, hem delâil-i kat’iye [kesin delillerle] ile rububiyetin [Allah’ın herbir varlığa yaratılış gayelerine ulaşmaları için muhtaç olduğu şeyleri vermesi, onları terbiye edip idaresi ve egemenliği altında bulundurmasının ]  ihatasına [kapsamına ] ve kudretinin azametine [büyüklüğüne] delâlet eder [delil olur] . Hem hâkimiyetinin[ hükümranlığının] ihatasına[kapsamlı oluşuna] ve rahmetinin şümulüne [her şeyi kuşatıcı oluşuna ] dahi delâlet [işaret edip] ve ispat eder. Hem kâinatın bütün eczasına hikmetinin [Allah’ın herşeyi belirli gayelere yönelik olarak, anlamlı, faydalı ve yerli yerinde yaratma sının ] ihatasını [kapsayıcı] ve ilminin şümulünü[her şeyi kuşatıcı oluşunu] ispat eder.
Elhasıl: Bu Sekizinci Hüccet-i İmaniye’nin [iman delillerinin] herbir mukaddimesinin[başlangıcının] sekiz neticesi var. Sekiz mukaddimelerin[başlangıçların] herbirinde, sekiz neticeyi delilleriyle ispat eder ki; bu cihette bu Sekizinci Hüccet-i İmaniye’de yüksek meziyetler vardır. Said Nursî
إِنَّ فِى خَلْقِ السَّمٰوَاتِ وَاْلاَرْضِ وَاخْتِلاَفِ الَّيْلِ وَالنَّهَارِ وَالْفُلْكِ الَّتِى تَجْرِى فِى الْبَحْرِ بِمَا يَنْفَعُ النَّاسَ وَمَا أَنْزَلَ اللهُ مِنْ السَّمَاۤءِ مِنْ مَاۤءٍ فَأَحْيَا بِهِ اْلاَرْضَ بَعْدَ مَوْتِهَا وَبَثَّ فِيهَا مِنْ كُلِّ دَاۤبَّةٍ وَتَصْرِيفِ الرِّيَاحِ وَالسَّحَابِ الْمُسَخَّرِ بَيْنَ السَّمَاۤءِ وَاْلاَرْضِ َلاٰيَاتٍ لِقَوْمٍ يَعْقِلُونَ 1
Yâ İlâhî ve yâ Rabbî,
Ben imanın gözüyle ve Kur’ân’ın talimiyle [öğretmesi ile] ve nuruyla ve Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmın dersiyle ve ism-i Hakîmin[Allah’ın herşeyi hikmetle yaptığını bildiren isminin] göstermesiyle görüyorum ki, semâvâtta [gökyüzünde] hiçbir deveran[dönme] ve hareket yoktur ki, böyle intizamıyla [düzenli oluşu ile] Senin mevcudiyetine [varlığına] işaret ve delâlet etmesin[delil olmasın].
Ve hiçbir ecram-ı semâviye [göyüzündeki gezegenler] yoktur ki, sükûtuyla[sessizliği ile], gürültüsüz vazife [iş] görerek direksiz durmalarıyla, Senin rubûbiyetine [Cenâb-ı Hakkın herbir varlığa yaratılış gayelerine ulaşmaları için muhtaç olduğu şeyleri vermesi, onları terbiye edip idaresi ve egemenliği altında bulundurmasına] ve vahdetine[birliğine] şehadeti [delili] ve işareti olmasın.
Ve hiçbir yıldız yoktur ki, mevzun[ölçülü,dengeli] hilkatiyle [yaratılışı ile], muntazam [intizamlı] vaziyetiyle [durumuyla] ve nuranî tebessümüyle ve bütün yıldızlara mümâselet [benzerlik] ve müşabehet sikkesiyle [mührüyle] Senin haşmet-i ulûhiyetine [Allah’ın ilâhlığının büyüklüğü, haşmetine] ve vahdâniyetine [bir ve benzersiz oluşuna] işaret ve şehadette bulunmasın.
Ve on iki seyyareden[gezegenden] hiçbir seyyare [gezegen] yıldız yoktur ki, hikmetli hareketiyle ve itaatli[emre tabi olması] musahhariyetiyle [boyun eğmesiyle] ve intizamlı [düzenli] vazifesiyle [iş görmesiyle] ve ehemmiyetli peykleriyle [uydularıyla] Senin vücub-u vücuduna [varlığının inkar edilemez olduğuna] şehadet [delil] ve saltanat-ı ulûhiyetine [ortağı olamayan yüce saltanatına] işaret etmesin.
Evet, gökler sekeneleriyle [gezegenleriyle], herbiri tek başıyla şehadet [şahitlik] ettikleri gibi, heyet-i mecmuasıyla[hepsi birlikte], derece-i bedahette [son derece açık bir şekilde], ey zemin ve gökleri yaratan Yaratıcı, Senin vücub-u vücuduna[varlığının inkar edilemezliğine] öyle zâhir şehadet [şahitlik], ve ey zerrâtı[zerreleri] muntazam [kusursuz] mürekkebatıyla [bir araya getirerek] tedbirini [bütün ihtiyaçlarını] gören ve idare eden ve bu seyyare [uzay denizinde yüzen] yıldızları manzum [düzenli] peykleriyle [uydularıyla] döndüren, emrine itaat ettiren, Senin vahdetine ve birliğine öyle kuvvetli şehadet ederler ki, göğün yüzünde bulunan yıldızlar sayısınca nuranî burhanlar [deliller] ve parlak deliller o şehadeti [şahitliği] tasdik ederler.
 
 
 
 
1- “Göklerin ve yerin yaratılmasında, gecenin ve gündüzün değişmesinde, insanlara faydalı şeylerle denizde akıp giden gemilerde, Allah’ın gökten su indirip onunla yeryüzünü ölümünden sonra diriltmesinde, her türlü canlıyı yeryüzüne yaymasında, rüzgârları sevk etmesinde ve gökle yer arasında Allah’ın emrine boyun eğmiş bulutlarda, aklını kullanan bir topluluk için Allah’ın varlık ve birliğine, kudret ve rahmetine işaret eden nice deliller vardır.” Bakara Sûresi, 2:164.
 
 Devam edecek:248
 
Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages