Nur deryasından günün sözü (08.05.2026)

0 views
Skip to first unread message

Erhan Patlak

unread,
May 8, 2026, 9:01:07 AM (10 days ago) May 8
to

Semavat meydanında, denizinde, fezasındaki yıldızlar ise; muti' neferler, muntazam sefineler, harika tayyareler, acaib lambalar gibi vaziyetiyle, senin saltanat-ı ulûhiyetinin şaşaasını gösteriyorlar. Ve o ordunun efradından bir yıldız olan güneşimizin seyyarelerinde ve zeminimizdeki vazifelerinin delalet ve ihtarıyla, güneşin sair arkadaşları olan yıldızların bir kısmı ahiret âlemlerine bakarlar ve vazifesiz değiller; belki baki olan âlemlerin güneşleridirler.

Ey Vacib-ül Vücud! Ey Vahid-i Ehad! Bu harika yıldızlar, bu acib güneşler, aylar; senin mülkünde, senin semavatında, senin emrin ile ve kuvvetin ve kudretin ile ve senin idare ve tedbirin ile teshir ve tanzim ve tavzif edilmişlerdir. Bütün o ecram-ı ulviye, kendilerini yaratan ve döndüren ve idare eden bir tek Halık'a tesbih ederler, tekbir ederler, lisan-ı hal ile "Sübhanallah, Allahü Ekber" derler. Ben dahi onların bütün tesbihatıyla seni takdis ederim.

 

(Bediüzzaman Said Nursi - 3. Şua'dan)

 

Lügatler

Acaib :şaşırtacak ve hayret verecek şeyler

Acib :hayret veren, şaşılacak şey, şaşırtıcı

Âhiret : öteki dünya, öldükten sonraki hayat

Âlem :dünya, kâinat

Allâh ü ekber : Allah en büyüktür

Bâki : devamlı, kalıcı, ölümsüz

Belki :bilakis, aslında

Delalet : delil olmak

Ecrâm-ı ulviye :ulvi büyük yıldızlar

Efrat :fertler, kişiler

Emir :iş, husus, şey, hadise, madde, buyruk, talimat, kural

Feza :gökyüzü, gök

Hâlık :yaratıcı, yaratan(Allah)

Harika :hayret uyandıran, hayranlık veren, imkânların üstünde olan

İzhar :açığa vurmak, meydana çıkarmak, göstermek

Kudret : güç, kuvvet, iktidar

Lisan-ı hal :hal dili, yaşayarak gösterilen hal

Muntazam :düzenli, tertipli, intizamlı

Muti :itaatli, isyan etmeyen

Mülk :mal, sahip olunan şey

Nefer :asker, kişi, er

Sair :diğeri, başkası, gerisi, kalanı

 

Saltanat-ı ulûhiyet: Allah’ın hâkimiyeti

Sefine :gemi

Semavat :gökler, semalar

Seyyare :gezegen

Subhanallah :Allah her türlü kusurdan uzak ve yücedir

Şaşaa :parlama, zahiri parlak görünüş

Şua :ışık, parıltı

Takdis :kutsamak, büyük hürmet göstermek, mukaddes bilmek

Tanzim :düzenleme, nizama koyma

Tavzif :vazifelendirmek, iş vermek

Tayyare :uçak

Tedbir :bir şeyde muvaffakiyet için lazım gelen hazırlık, hikmete uygun hareket

Tekbir :Allah en büyüktür demek, Allah’ı büyüklemek

Tesbih :Allah’ı her şeyden yüce tutmak, Allah’ı şanına layık ifadelerle anmak

Tesbihat :tesbihler, Allah’ı anmalar

Teshir :kolaylaştırmak

Vâcib-ül Vücud :var olması mutlaka gerekli olan

Vâhid-i Ehad :benzeri olmayan tek

Vaziyet :durum, hal

Zemin: yeryüzü

 

 

 

 

Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages