Semavat meydanında, denizinde, fezasındaki yıldızlar ise; muti' neferler, muntazam sefineler, harika tayyareler, acaib lambalar gibi vaziyetiyle, senin saltanat-ı ulûhiyetinin şaşaasını gösteriyorlar. Ve o ordunun efradından bir yıldız olan güneşimizin seyyarelerinde ve zeminimizdeki vazifelerinin delalet ve ihtarıyla, güneşin sair arkadaşları olan yıldızların bir kısmı ahiret âlemlerine bakarlar ve vazifesiz değiller; belki baki olan âlemlerin güneşleridirler.
Ey Vacib-ül Vücud! Ey Vahid-i Ehad! Bu harika yıldızlar, bu acib güneşler, aylar; senin mülkünde, senin semavatında, senin emrin ile ve kuvvetin ve kudretin ile ve senin idare ve tedbirin ile teshir ve tanzim ve tavzif edilmişlerdir. Bütün o ecram-ı ulviye, kendilerini yaratan ve döndüren ve idare eden bir tek Halık'a tesbih ederler, tekbir ederler, lisan-ı hal ile "Sübhanallah, Allahü Ekber" derler. Ben dahi onların bütün tesbihatıyla seni takdis ederim.
(Bediüzzaman Said Nursi - 3. Şua'dan)
Lügatler
|
Acaib :şaşırtacak ve hayret verecek şeyler Acib :hayret veren, şaşılacak şey, şaşırtıcı Âhiret : öteki dünya, öldükten sonraki hayat Âlem :dünya, kâinat Allâh ü ekber : Allah en büyüktür Bâki : devamlı, kalıcı, ölümsüz Belki :bilakis, aslında Delalet : delil olmak Ecrâm-ı ulviye :ulvi büyük yıldızlar Efrat :fertler, kişiler Emir :iş, husus, şey, hadise, madde, buyruk, talimat, kural Feza :gökyüzü, gök Hâlık :yaratıcı, yaratan(Allah) Harika :hayret uyandıran, hayranlık veren, imkânların üstünde olan İzhar :açığa vurmak, meydana çıkarmak, göstermek Kudret : güç, kuvvet, iktidar Lisan-ı hal :hal dili, yaşayarak gösterilen hal Muntazam :düzenli, tertipli, intizamlı Muti :itaatli, isyan etmeyen Mülk :mal, sahip olunan şey Nefer :asker, kişi, er Sair :diğeri, başkası, gerisi, kalanı
|
Saltanat-ı ulûhiyet: Allah’ın hâkimiyeti Sefine :gemi Semavat :gökler, semalar Seyyare :gezegen Subhanallah :Allah her türlü kusurdan uzak ve yücedir Şaşaa :parlama, zahiri parlak görünüş Şua :ışık, parıltı Takdis :kutsamak, büyük hürmet göstermek, mukaddes bilmek Tanzim :düzenleme, nizama koyma Tavzif :vazifelendirmek, iş vermek Tayyare :uçak Tedbir :bir şeyde muvaffakiyet için lazım gelen hazırlık, hikmete uygun hareket Tekbir :Allah en büyüktür demek, Allah’ı büyüklemek Tesbih :Allah’ı her şeyden yüce tutmak, Allah’ı şanına layık ifadelerle anmak Tesbihat :tesbihler, Allah’ı anmalar Teshir :kolaylaştırmak Vâcib-ül Vücud :var olması mutlaka gerekli olan Vâhid-i Ehad :benzeri olmayan tek Vaziyet :durum, hal Zemin: yeryüzü
|