NUR ÇEŞMESİ-90-URFA KAHRAMANCIKLARININ ORANIN SAVCILARINI SUSTURAN MÜDAFAALARIDIR(DEVAMI)

0 views
Skip to first unread message

Erhan Patlak

unread,
May 17, 2026, 8:18:10 AM (yesterday) May 17
to

                                                                          NUR ÇEŞMESİ

 

12.2.URFA KAHRAMANCIKLARININ ORANIN SAVCILARINI SUSTURAN MÜDAFAALARIDIR(DEVAMI)

Bütün yüksek makamlara verilen Üstadımız BEDİÜZZAMAN SAİD NURSÎ’nin müdafaasından bir küçük parçası şu ki:

“Haşirdeki Mahkeme-i Kübrâ’ya bir arzuhaldir ve dergâh-ı İlâhîyeye bir şekvadır ve bu zamanda Mahkeme-i Temyiz ve istikbâldeki dâr-ül fünunların münevver muallim ve talebeleri dahi dinlesinler...

... Ben de otuz-kırk sene hayatımı bilenleri ve Nur’un binler has şâkirdlerini işhad ederek derim: İstanbul’u işgal eden İngiliz’in başkumandanı İslâm içinde ihtilaf atıp hatta Şeyh-ül-islâmı ve bir kısım hocaları kandırıp birbiri aleyhine sevkederek itilafçı-ittihatçı fırkaları birbirine uğraştırmasiyle ve Yunan’ın galebesine ve harekât-ı milliyenin mağlubiyetine zemîn hazırladığı bir sırada İngiliz ve Yunan aleyhinde “HUTUVAT-I SİTTE” eserimi Eşref Edib’in gayretiyle tab’ ve neşretmekle o kumandanın dehşetli plânını kıran ve onun i’dam tehdidine karşı geri çekilmeyen ve Ankara reisleri o hizmeti için onu çağırdıkları halde Ankara’ya kaçmayan ve esarette Rus’un başkumandanın i’dam kararına ehemmiyet vermeyen ve 31 Mart hâdisesinde sekiz taburu bir nutukla itaata getiren ve Divan-ı Harb-i Örfî’de, mahkemedeki paşaların; sen mürtecisin, şerîat istemişsin diye suâllerine karşı i’dama beş para ehemmiyet vermeyip “Eğer meşrutiyet bir fırkanın istibdâdından ibaret ise, bütün cin ve ins şâhid olsun ki; ben mürteciyim ve şerîatın bir tek mes’elesine ruhumu feda etmeye hazırım” diyen ve o büyük zabitleri hayretle takdire sevkedip, i’damını beklerken beraetine karar verdikleri ve tahliye olup dönerken ve onlara teşekkür etmeyerek “Zâlimler için yaşasın Cehennem!” diye yolda bağıran ve Ankara’da divan-ı riyâsette M. Kemâl ona hiddetle dedi: “Biz seni buraya çağırdık ki bize yüksek fikirleri beyân edesin, sen geldin namaza dâir şeyleri yazdın, içimize ihtilâf verdin. Ona karşı “Îmandan sonra en yüksek namazdır. Namaz kılmayan haindir... Hainin hükmü merduttur...” diye kırk elli meb’usun huzurunda söyleyen ve o dehşetli kumandan ona bir nevi tarziye verip hiddetini geri alan ve altı vilâyet zabıtası ve hükümeti asayişin ihlâline dâir bir tek madde kaydetmeyen ve yüz binlerle NUR şâkirdlerinin hiç bir vukuatı görünmeyen, hiç bir şâkirdinde bir cinâyet işitilmeyen ve hangi hapse girmiş ise mahpusları ıslâh eden ve yüz binler nüsha RİSÂLE-İ NUR’dan intişâr etmekle beraber menfaattan başka hiç bir zararı olmadıklarını yirmi üç sene hayatının üç hükümet ve mahkemelerin beraetler vermelerinin ve Nur’un kıymetini bilen yüz bin şâkirdlerinin kavlen ve fiilen tasdiklerinin şehâdetiyle isbat eden ve münzevi, mücerred, garîb, ihtiyar, fakir, kendini kabir kapısında gören ve bütün kuvvet ve kanaatiyle fâni şeyleri bırakıp eski kusuratına bir keffaret ve hayat-ı bâkiyesine bir medâr arayan ve dünyanın rütbelerine hiç ehemmiyet vermiyen ve şiddet-i şefkatinden ma’sûmlara, ihtiyarlara zarar gelmemek için kendine zulüm ve tazib edenlere bedduâ etmeyen bir adam hakkında “Bu ihtiyar münzevi asayişi bozar, emniyeti ihlâl eder ve maksadı dünya entrikalarıdır, öyle ise suçludur” diyenler ve onu pek ağır şerâit altında mahkûm edenler yerden göğe kadar suçludurlar. MAHKEME-İ KÜBRÂ’da hesabını verecekler.”

 

Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages