Nur deryasından günün sözü (03.05.2026)

0 views
Skip to first unread message

Erhan Patlak

unread,
May 3, 2026, 9:30:31 AMMay 3
to

Bu safi, temiz, güzel gökler; fevkalade büyük ve fevkalade sür'atli ecramıyla muntazam bir ordu ve elektrik lambalarıyla süslenmiş bir saltanat donanması vaziyetini göstermek cihetiyle, senin rububiyetinin haşmetine ve her şeyi icad eden kudretinin azametine zahir delalet.. ve hadsiz semavatı ihata eden hakimiyetinin ve her bir zihayatı kucağına alan rahmetinin hadsiz genişliklerine kuvvetli işaret.. ve bütün mahlukat-ı semaviyenin bütün işlerine ve keyfiyetlerine taalluk eden ve avucuna alan, tanzim eden ilminin herşeye ihatasına ve hikmetinin her işe şümulüne şübhesiz şehadet ederler. Ve o şehadet ve delalet o kadar zahirdir ki; güya yıldızlar, şahid olan göklerin şehadet kelimeleri ve tecessüm etmiş nurani delilleridirler.

 

(Bediüzzaman Said Nursi - 3. Şua'dan)

 

Lügatler

Azamet : büyüklük, yücelik

Cihet :yön, taraf

Delalet : delil olmak

Delil :ispat vasıtası, doğruyu gösteren

Ecram :Gök cisimleri, yıldızlar

Fevkalade : adetin üstünde, yüksek bir şekilde

Hadsiz : sayısız, sınırsız

Hakimiyet: hükümdarlık

Haşmet :büyüklük, heybet

Hikmet :Herkesin bilmediği gizli sebeb, gizli sır, sebeb, fayda, gaye, her şeyin belirli gayelere yönelik olarak, manalı, faydalı ve tam yerli yerinde olması

İcad :yaratma, var etme, vücuda getirmek

İhata : kuşatma, kapsama

Keyfiyet : bir şeyin esası, içyüzü, nitelik, özellik

Kudret : güç, kuvvet, iktidar

Mahlûkât-ı semaviye :gökteki varlıklar

Muntazam :düzenli, tertipli, intizamlı

Nurani :nurlu, ışıklı, parlak

 

Rahmet :merhamet, acımak, şefkat etmek, ihsan etmek, esirgemek

Rububiyet : Rablık, terbiye edicilik, yaratılmışlara muhtaç olduğu her şeyi vermek

Safî :katışıksız, temiz, bozuk olmayan, arınmış

Saltanat :hâkimiyet, padişahlık, zenginlik, şatafatlı hayat

Semavat :gökler, semalar

Sürat :hız

Şahid :bilen, tanıyan, şahitlik yapan

Şehadet : şahitlik, tanıklık

Şua :ışık, parıltı

Şümul : kapsama, kuşatma

Taalluk :bağlılık, münasebet, alakalı olmak

Tanzim :düzenleme, nizama koyma

Tecessüm :cisim şekline girmek, maddeleşmek

Vaziyet :durum, hal

Zahir :aşikar, açık, görünen

Zihayat : hayat sahibi, canlı

 

 

 

Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages