Âl-i Beytin efradı ise, itikad ve iman hususunda sairlerden çok ileri olmasa da, yine teslim, iltizam ve tarafgirlikte çok ileridedirler. Çünki İslamiyete fıtraten, neslen ve cibilliyeten tarafdardırlar. Cibilli tarafdarlık zaif ve şansız, hatta haksız da olsa bırakılmaz. Nerede kaldı ki, gayet kuvvetli, gayet hakikatlı, gayet şanlı, bütün silsile-i ecdadı bağlandığı ve şeref kazandığı ve canlarını feda ettikleri bir hakikata tarafdarlık, ne kadar esaslı ve fıtri olduğunu bilbedahe hisseden bir zat, hiç tarafdarlığı bırakır mı? Ehl-i Beyt, işte bu şiddet-i iltizam ve fıtri İslamiyet cihetiyle Din-i İslam lehinde edna bir emareyi, kuvvetli bir bürhan gibi kabul eder. Çünki fıtri tarafdardır. Başkası ise, kuvvetli bir bürhan ile sonra iltizam eder.
(Bediüzzaman Said Nursi - 4. Lem'adan)
Lügatler
|
Âl-i beyt :Peygamberimizin(a.s.) soyundan gelerek onun sünnetini devam ettirenler Bilbedahe :açık olarak, aşikar Bürhan :güçlü delil, ispat vasıtası, sarsılmaz kanıt Cibilli :yaratılıştan olan, huyuna bağlı, tabiatı gereği Cibilliyet :yaratılıştan gelmek, karakteri olmak Cihet :yön, taraf Din-i islam :islam dini Edna :pek aşağı, en alçak Efrat :fertler, kişiler Ehl-i Beyt : Peygamberimizin(a.s.) soyundan gelerek onun sünnetini devam ettirenler Emare :alamet,işaret, belirti, iz, ipucu Esas :asıl,temel, kök, şart Feda : her türlü zahmetlere göğüs gererek davasına sahip çıkmak Fıtraten :yaratılıştan gelen Fıtri :yaratılıştan gelen, yapıyla alakalı, doğal Hak :doğru, gerçek
|
Hakikat: gerçek, doğru Hissetmek :duymak, derinden yaşamak Husus :mevzu, usul, madde, iş İltizam :taraf tutma İtikad :inanmak, kalben tasdik ederek kabul etmek Leh :hakkında, onun faydasına Lem’a :parıltı, parlamak Neslen :soyca Sair :diğeri, başkası, gerisi, kalanı Silsile-i ecdad :dedeler silsilesi, yukarıya doğru atalar listesi Şan :ün, nam Şeref :yükseklik, yücelik, büyüklük Şiddet-i iltizam :koyu taraftarlık Tarafgirlik : taraftarlık, taraf olmak Taraftar :bir tarafı destekleyen, taraf tutan Teslim :kabul etmek, doğru ve haklı bulmak, bir emaneti vermek, hükmü altına girmek Zaif : zayıf, dayanıksız Zat : hürmete layık kimse, kişi
|