Semanın yüzündeki mahlukatın intizamını, dakik mizanlar içinde masnuatın mevzuniyetini gör ve anla ki: Onların Sanii ne kadar Kadir ve ne kadar Hakim olduğunu bil. Evet muhtelif ve küçük cirimleri veyahut hayvanları döndüren ve bir vazife için çeviren ve bir mizan-ı mahsus ile herbirini muayyen bir yolda sevk eden bir zatın derece-i iktidar ve hikmetini ve hareket eden cirimlerin ona derece-i itaat ve müsahhariyetlerini gösterdikleri gibi, koca semavat o dehşetli azametiyle hadsiz yıldızlarıyla ve o yıldızlar da dehşetli büyüklükleriyle ve gayet şiddetli hareketleriyle beraber, zerre miktar ve bir saniyecik kadar hududlarından tecavüz etmemeleri, bir aşire-i dakika kadar vazifelerinden geri kalmamaları, Sani'-i Zülcelallerinin ne kadar dakik bir mizan-ı mahsus ile rububiyetini icra ettiğini nazar-ı dikkate gösterirler.
(Bediüzzaman Said Nursi - 32. Söz'den)
Lügatler
|
Aşire-i dakika :dakikanın parçaları, ondalık kısımları Azamet : büyüklük, yücelik Cirm :vücut, ten, cüsse, hacim, büyüklük Dakik :pek ince, nazik, hassas Dehşet :ürkmek, korkmak Derece-i iktidar :güç derecesi, kudret ölçüsü Derece-i itaat :itaat derecesi, bağlılığın ölçüsü Hadsiz : sayısız, sınırsız Hakîm :iş ve emirleri hikmetli ve yanlışsız olan(Allah) Hikmet :Herkesin bilmediği gizli sebeb, gizli sır, sebeb, fayda, gaye, her şeyin belirli gayelere yönelik olarak, manalı, faydalı ve tam yerli yerinde olması Hudud :sınırlar, uçlar, ceza gerektiren şer’i durumlar İcra :yapmak, yürütmek, yerine getirmek, tatbik etmek İntizam :tertip, düzen, düzgünlük, düzenlilik Kadîr : her şeye gücü yeten(Allah) Mahlukat :yaratılmışlar, yaratıklar Masnuat :yapılanlar, sanatlı yapılmışlar Mevzuniyet :ölçülük, tartılılık, düzgünlük
|
Mizan :terazi, ölçü, tartı, denge Mizan-ı mahsus :özel ölçü Muayyen :tayin edilmiş, belirlenmiş, kararlaştırılmış Muhtelif: çeşitli Musahhariyet : hizmet edilmek, istenilen hale konmuş olmak, idare edilmek, boyun eğdirilmek Nazar-ı dikkat :dikkatli bakış Rububiyet : Rablık; Cenâb-ı Hakkın herbir varlığa yaratılış gayelerine ulaşmaları için muhtaç olduğu şeyleri vermesi, onları terbiye edip idaresi ve egemenliği altında bulundurması Sâni’ : her şeyi sanatla yaratan Sâni-i Zülcelal :sonsuz haşmet ve yücelik sahibi olan ve her şeyi sanatla yaratan Allah Sema :gök, uzay Semavat :gökler, semalar Sevketmek :ileri sürmek, önüne katıp sürmek, göndermek, yollamak Tecavüz :haddini aşmak, zorlamak, söz veya hareketle ileri gitmek Zat : hürmete layık kimse, kişi Zerre : atom, en küçük parça
|