“Size böyle nimet eden zât, sizi başıboş bırakmaz ki, kabre girip kalkmamak üzere yatasınız.” (Sözler, Yirmi Beşinci Söz) |
Ey arzulanan, istenilen maddî manevî her her şeye yeten Kâfî, Ey verdiği her sözü yerine getiren, mevcudatın bütün hacetini îfâ eden Vâfî, Ey maddî manevî her derde deva her illete çare olan Şâfî, Ey illetlerin elem ve acısı yerine sıhhatteki mutluluk ve afiyet nimetini bahşeden Muâfî, Ey sıfat ve isimleriyle her şeyden sonsuz derece yüksek ve ulvî olan Âlî, Ey kullarını kendini tanımak ve itaat etmekle her türlü hayır ve güzelliğe ve bol rahmetine çağıran Daî, Ey sonsuz celâliyle hiç muhtaç olmadığı sevgili ibadını rızasıyla en yüce makam olan rıza makamına çıkaran Râdî, Ey hacetleri yerine getiren, adaletle hükmeden her emrini sonsuz kudretiyle icra eden Kâdi, Ey bütün sıfat ve esmasıyla hep var olan, varlığı zamanla sınırlanmayan Bakî, Ey her mevcuda vazifesini bildiren yaratıldığı gayeye yönlendiren, dilediğine hidayet veren Hâdî, Sen aczden ve şerikten, kusurdan münezzeh ve mukaddessin. Senden başka ilâh yok ki bize imdad etsin. El-aman el-aman! Bizi azap ateşinden ve cehennemden kurtar. |