“Nasıl bir tohum zahiren ölüp çürüyor fakat bâtınen bir sümbülün hayatına ve yoğurmasına yani cüz'î tohumluk hayatından, küllî sümbül hayatına geçiyor. Öyle de mevt dahi zahiren bir inhilal ve bir intıfa göründüğü halde, hakikatte insan için hayat-ı bâkiyeye unvan ve mukaddime ve mebde oluyor.” (Mektubat, Yirminci Mektup) |
Ey hiçbir kimseye ve hiçbir şeye muhtaç olmadan bizatihi var olan, Kâim, Ey bütün esma ve sıfatıyla baki, daim kalan, sonu olmayan Dâim, Ey hakiki ve daim rahmet sahibi olan Rahîm, Ey rakipsiz küçük büyük her şeyde mutlak adaletli hüküm sahibi Hâkim, Ey her şeyi bilen hiçbir şey kendisinden gizlenmeyen mutlak ilim sahibi olan Âlim, Ey maddî mânevi her türlü düşman ve belâdan koruyup muhafaza eden mutlak Âsim, Ey her şey fazl ve keremi olmakla beraber adaletle bölen, taksim eden mutlak Kasım, Ey mahlûkatın arız olduğu her türlü acz, kusur, noksanlıktan münezzeh müberra olan Salim, Ey maddî-mânevî her şeyi istediği ölçüde azaltıp daraltan Kâbıd, Ey maddî manevî her şeyi istediği miktarda çoğaltıp genişleten Bâsıt, Sen aczden ve şerikten, kusurdan münezzeh ve mukaddessin. Senden başka ilâh yok ki bize imdad etsin. El-aman el-aman! Bizi azap ateşinden ve cehennemden kurtar. |