“Hiç mümkün müdür ki semavat ve arzı halk eden bir Sâni'-i Hakîm, semavat ve arzın en mühim neticesi ve kâinatın en mükemmel meyvesi olan insanları başıboş bıraksın, esbab ve tesadüfe havale etsin, hikmet-i bâhiresini abesiyete kalbetsin? Hâşâ!” (Mektubat, Yirminci Mektup) |
Ey desteği olmayan fani zail acizlerin en metin desteği, Ey güvende olmayan sahipsiz kalanların en sağlam dayanağı, Ey fakir ve muhtaçların bitmez tükenmez hazinesi, her şeye kâfi güveni, Ey mededkârı bulunmayanların en yakın yardım ve imdad edicisi, Ey korumasız sığınaksız kalanların en güvenli muhkem kalesi, Ey maddî sebeplere güvenmeyip iftiharsız olanların en büyük medâr-ı iftiharı, Ey izzeti izzetsiz kalanlara en büyük izzet kaynağı olan Aziz, Ey belâ ve düşmanlar karşısında yardımsız kalanların en büyük yardımcısı, Ey dostsuz kalmış yalnızlığa düşmüşlerin ölmez, dönmez, en yakın dostu, Ey mahrum kalmış, fakra müptela olmuşların bitmez tükenmez en büyük gınası, Sen aczden ve şerikten, kusurdan münezzeh ve mukaddessin. Senden başka ilâh yok ki bize imdad etsin. El-aman el-aman! Bizi azap ateşinden ve cehennemden kurtar. |