Ömer Hayyam

9 views
Skip to first unread message

netmatematik.net

unread,
Jun 12, 2007, 1:41:27 PM6/12/07
to MATEMATİK PORTALI
(Nişabur, Horasan, İran, 18 Mart 1048 - Nişabur, 4 Aralık 1131),
İran'lı matematikçi, astronom, şair ve filozof.

Asıl adı "Giyaseddin Ebu'l Feth Ömer bin İbrahim"'dir. Farsça "çadır
yapan insan" anlamına gelen "Hayyam" kelimesi çadırcı olan babasından
gelmiştir.

Hayatı

Hayatı, gençlik yılları bilinmiyor.Hayyamın hayatına baktığımızda
gençlik dönemine ilişkin çok az bilgi bildiğimizi ama eğitimini
tamamladıktan ve Anadolu'yu gezdikten sonra Selçuklu sarayına girmiş
olması ve astronomi bilgini olması ile sarayda yazılan bir çok kitapda
imparatorluğun yıkılışına kadar adının geçtiği görülmektedir. Bugüne
kadar gelen eserlerinden ve hayatıyla ilgili olayları anlatan bazı
kitaplardan, mantık, felsefe, matematik ve astronomi konularında
çalıştığı, bu alanlarda düzenli bir öğrenim gördüğü anlaşılmaktadır.

Hayyam, zamanında daha çok bilgin olarak ün kazandı. İran'ın,
Selçuklular yönetiminde olduğu bir çağda yetişen Hayyam, Horasan
ülkesindeki büyük şehirleri, Belh, Buhara ve Merv gibi bilim
merkezlerini gezdi, bir ara Bağdat'a da gitti. Zamanının
hükümdarlarından, özellikle Selçuklu Sultanı Melikşah ve
Karahanlılardan Şems-ül Mülk'ten büyük yakınlık gördü. Saraylarında,
meclislerinde bulundu.

Dönemin önemli isimleri olan Nizamülmülk ve Hassan Sabbah ile okul
arkadaşı olduğu söylenir ama kronolojik olarak mümkün görünmemektir.

Gerek Hayyam'ın zamanında, gerek sonraki çağlarda yazılan kaynaklarda
çağının bütün bilgilerini edindiği, o alanlarda derin tartışmalara
girdiği, fıkıh, ilahiyat, kıraat, edebiyat, tarih, fizik ve astronomi
okuttuğu yazılıdır. Müderrislik hayatının pek başarılı olmadığı ama
dönemim önemli bilginlerinden Zemahşeri'nin derslerine devam ettiği,
Zemahşeri'yi, bilgi bakımından beğendiği söylenir.


Felsefesi

Hayyamın düşünüş şekline ve rubailerine dayanarak şöyle bir çıkarımda
bulunulabilinir.Hayyam'a göre şarap,testi,saki, herbiri insanla ilgili
şeyleri simgeler; Şarap insanın ruhudur ve ruh bir bedene kavuştuğu
zaman var olabilir bu durumda bedeni testi simgeler. Şarap ve testiyse
herşeyden önce sakinin yani tanrının elindedir ve saki şarabı testiye
koyduğunda aslında tanrı ruhu bedene koymuştur.

Hayyam; ruhun sonsuzluğuna inanmakta başlangıcın hiçlik olduğunu
düşünmektedir. Yok oluşa inanmayan Hayyam herşeyin kısır bir döngü
içerisinde durmadan var olacağını söylemiştir. Bugünlerde hepimizin
bildiği enerjinin yoktan var , vardan da yok olamayacağını belkide
daha o günleren farketmiştir çünkü ona göre insan doğar,büyür, ölür,
topraga karışır, suya karışır, bir çiçeğin yapragı olur veya bir
testicinin elinde testi olur, meyhanede kırılır gene toprak olur, gene
su olur, gene çiçek veya bu sefer kale duvarına taş olur...

Hayyam rubailerinden de anlaşılacağı gibi özgür ve özgün düşünceli bir
şairdir. Ama rubailerinde konu olarak hep aynı konuları
işemiştir.Herşeyi sorgulamakla yola çıkarken tüm ön yargılardan uzak
tutmıuştur kendini.işte bu nedenlerle tanrıyı da kendi başına gene
tanrının ona verdiğine inandığı akıl yoluyla bulmaya çalışmış ve
insanların elinde, dilinde aslından uzaklaştırıldığına inandığı ve
sufilikle insanların kandırıldığını düşündüğü için dinlerden
olabildiğince uzak tutmuştur kendini özelliklede din üzerinden halkı
kandırdına inandığı kişilerden.Hayyamın düşünceleri bağnazlığa karşı
ve aklın yolunu övücü niteliktedir. Edindiği eğitim sayesinde batıl
inaçlara daha o dönemlerde karşı çıkabilmiş sayılı düşünürden biridir.
[[Falcı|Falcılara|| , halkı kandıran hacı- hocalara , batıl inançlara
karşı çıkmaktatır. Dünyada yaşadığımız zamanın kısıtlı olmasından
rahatsızlık duymakta ve bu kısa zamanı en güzel şekilde geçrmemiz
gerektiğine inanmaktadır.

Hayyam parasız , mülksüz , hiç birşeyi olmayan insanlara değilde
bolluk içinde yüzüpte yaşamdan zevk almayanlara yada daha doğru bir
anlatımla alamayanlara acıyor.Aslında kendisininde varlıklı bir
aileden gelmiş olmasına rağmen böyle bir düşünceyi yüz yıllar
öncesinde yakalamış olabilmesi dikkat çekicidir.Soylu bir aileden
gelmesini kullanarak kendini geiştirmiş zamanında sayılı olan düşünür
ve bilim adamlarından biri haline gelmiştir. İlim bilmesi ve onun
inandığı şekliyle tanrının ona akıl vermesinin nedeni olan sorgulama
yöntemini kullanarak herşeyi anlamaya çalışmıştır Hayyam.


Eserleri

Hayyam'ın fizik, ****fizik, matematik, astronomi ve şiir konularında
değişik eserleri vardır. Bunlar arasında İbn-i Sina'nın Temcid
(Yücelme) adlı eserinin yorum ve tercümesi de yer alır. Zamanında, bir
bilgin olarak ün kazanan Ömer Hayyam'ın edebiyat tarihindeki yerini
sağlayan, sonraki yüzyılarda da Doğu İslam dünyasının en büyük
şairlerinden biri olarak anılmasına yolaçan Rubaiyat'ıdır
(Dörtlükler). Ömer Hayyam, İran ve Doğu edebiyatında rubai türünün
kurucusu sayılır. Sonraları aralarına başkalarının eserleri de karışan
bu rubailer 200 kadardır. Hayyam, oldukça kolay anlaşılan, yumuşak,
akıcı, açık ve seçik bir dil kullanır. Şiirlerinde gerçekçidir.
Yaşadıkları, gördüklerini, çevresinden, zamanın gidişinden aldığı
izlenimleri yapmacığa kapılmaksızın, olduğu gibi dile getirir. Ona
göre, gerçek olan yaşanandır, dünyanın ötesinde ikinci bir dünya
yoktur. İnsan, yaşadıkça gerçektir, gerçek ise yaşanandır. En şaşmaz
ölçü akıl ve sağduyudur. İnsan bir akıl varlığıdır. Gerçeğe ancak akıl
yolu ile ulaşılabilir.

Onun şiirinde zamanın haksızıkları, softalıkları; ince, alaylı,
iğneleyici bir dille yerilir. Dörtlüklerinin konusu aşk, şarap, dünya,
insan hayatı, yaşama sevinci, içinde bulunduğumuz geçici dünyanın
tadını çıkarma gibi insanla sıkı bir bağlantı içinde bulunan gerçek
eylem ve davranışlardır. Şiirlerinde işlediği konulara, felsefi olarak
bakmak gerekir. Aşk, sevinç, hayatın tadını çıkarma, Hayyam'a göre vaz
geçilmez insan duygularıdır, insan hayatının ana dokusu bunlarla
örülüdür. Bazı dörtlüklerinde filozofça derin bir sezgi, açık ve seçik
bir insan severlik duygusu, gösterişten, aşırılıktan uzak bir yaşama
anlayışı görülür. Hayyam kendisinden sonra gelen pek çok şairi
etkilemiş, rubai alanında tek örnek olarak benimsenmiştir. Batı
ülkelerinde adına bir çok dernek kurulmuş, rubaileri bütün Batı
dillerine, bu arada birçok defa Türkçe'ye Rubaiyat-i Hayyam, Hayyam'ın
Rubaileri, Ömer Hayyam ve Rubaileri, Dörtlükler adı altında tercüme
edilmiştir.

Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages