Demokrasi ve Sorumluluk

0 views
Skip to first unread message

Süleyman Çelik

unread,
May 27, 2026, 10:38:56 PM (5 hours ago) May 27
to akademisamsun

GAFLET DALALET HIYANET

Prof. Dr. Süleyman ÇELİK

Baykal zamanında Genel Başkan Yardımcısı olan Onur Öymen, 2008 yılında CIA’ya bağlı bir düşünce kuruluşu olan İsveç merkezli Silk Road Enstitüsü tarafından hazırlanmış bir raporun, bir şekilde kendisine ulaştığını bildiriyor. 

Raporda “Deniz Baykal CHP Genel Başkanlığından düşürülmezse AKP’nin PKK açılımı yapamayacağı” gerekçesiyle, “Baykal’ın düşürülere yerine Kemal Kılıçdaroğlu getirilmesi” öneriliyor. 

Öymen bu raporu, o zaman, “bizzat Baykal ve Kılıçdaroğlu'na okuduğunu” bildiriyor.

Bu durumda CHP’nin ABD tarafından dizayn edilmeye çalışıldığını  öğrenen Deniz Baykal ne yapmalıydı?

Atatürk’ün koltuğunda oturduğuna göre Atatürk gibi düşünmeli ve davranmalıydı:

Egemenlik kayıtsız koşulsuz Türk milletinindir.  Türkiye hakkında kararı Türk milleti, CHP hakkında kararı da CHP üyeleri verir” diyerek raporu hazırlayan ve uygulamak isteyeceklere, diplomatik yöntemlerle tepkisini iletmeli; olayı kamuoyuna doğrudan açıklamasa bile, en azından basına kapalı bir oturumda Parti Meclisi ve milletvekillerini bilgilendirerek dolaylı yoldan medyaya sızmasını sağlamalıydı! Bu arada emperyalistlerle gizli ilişkiler kurarak partinin başına geçmeye çalıştığı anlaşılan Kılıçdaroğlu’nu da kesin ihraç istemiyle Disiplin Kurulu’na vermeliydi…

Böyle bir şey yapmadığına, hatta Kılıçdaroğlu Genel Başkan olduktan sonra ona biat edip milletvekili olduğuna göre demek ki o da bir emperyalist işbirlikçisidir ve CHP’nin bu durumlara düşmesinde Kılıçdaroğlu kadar sorumludur…

Onur Öymen de rapor hakkında Deniz Baykal’ın sessiz kalmasına isyan etmeli ve konu hakkında yıllar sonra değil, o zaman kamuoyunu bilgilendirerek Genel Başkan Yardımcılığından istifa etmeliydi. Bu bakımdan o da sorumludur.

***

“Tek Adam” rejimine geçilen, 16 Nisan 2017'deki “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi" referandumu sırasında, oy verme işlemi sürerken Yüksek Seçim Kurulu (YSK) mühürsüz zarf ve oy pusulalarını geçerli sayma kararı aldı. 

Anayasa ve yasalara aykırı bu karar sonucunda % 49 hayır oyuna karşılık % 51 evet oyu ile yeni sistemin kabul edildiği açıklandı ve CHP, sonucu sessizce kabul etti.

Daha sonra yaptığı açıklamadan öğreniyoruz ki o zaman CHP milletvekili olan Av. Atilla Kart, ‘YSK’nın Anayasa ve yasalara aykırı kararının ve dolayısıyla Referandum sonuçlarının iptali için dava açmak amacıyla’ Kılıçdaroğlu’ndan izin istemiş. 

Sayın Kart, “isteminin kabul edildiğini ve parti adına dava açması için kendisine vekâlet verildiğini” bildiriyor. 

Bunun üzerine gereğini yaparak  iç hukuk yollarını bitirdikten sonra, “ret kararı verilen davayı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) götürmek amacıyla Kılıçdaroğlu’ndan izin istediğini, bunun için kendisine sadece bir uçak bileti alınmasını, bunun dışında başka bir şey istemediğini” bildiriyor. 

Kılıçdaroğlu, teşekkür ediyor ve gereğini yapmasını istiyor. Bu arada uçak bileti de alınıyor. 

Fakat bu görüşmeden bir gün sonra, önce Genel Başkan Yardımcıları Haluk Koç ve Tekin Bingöl arayarak, “Genel Başkan’ın AİHM’de davayı Parti adına değil, kendi adına açsın” dediğini bildiriyorlar. Daha sonra da aynı amaçla Bülent Tezcan’ın aradığını bildiriyor…

Bunun üzerine “Kılıçdaroğlu’nu aradığını, fakat telefonlarına yanıt vermemesi üzerine Strazburg’a giderek kendi adına davayı açtığını, fakat ‘iç hukuk yollarında CHP adına açılmış bir davanın, AİHM’de kişi adına açılamayacağı’, gerekçesiyle kabul edilmediğini” bildiriyor…

Çok ilginç bilgiler!..

Kılıçdaroğlu kararından bir gün sonra neden vaz geçmiş olabilir? 

Sömürge Genel Valisi gibi konuşmalar yapan günümüzdeki ABD Büyükelçisi’nin açıkça söylediği gibi, ABD Türkiye’de demokrasi istemiyor. Hatta Türkiye istemiyor. “Tek Adam” yönetiminde “Osmanlı Milletler Sistemi” dediği, AKP’nin “Türk, Kürt, Arap Ümmet Federasyonu” istemi gibi bir rejim istiyor!..

Bu durumda, gelişmeleri öğrenen ABD, acaba Kılıçdaroğlu’nun kulağını çekmiş olabilir mi?

İyi de burada yalnız Kılıçdaroğlu mu suçlu?

En azından Sayın Kart’ın anlattıkları arasında adları geçen, Bülent Tezcan, Haluk Koç ve Tekin Bingöl’ün hiç mi günahları yok?

***

Prof.Dr. Fatma  Nur  Serter bir yazısında, CHP milletvekili olduğu 2012 yılında, “Eğitim Birliği Yasasını  ortadan kaldıran 4+4+4 sistemi TBMM’de görüşülünken, Genel Başkan’ın talimatını ileten Grup Başkan Vekili Muharrem İnce’nin milletvekillerini tek tek dolaşarak, yasa tasarısı görüşülürken söz alacak üyelerin ‘laiklik vurgusu’ yapmamalarını tebliğ ettiğini” bildirmektedir (12punto, 29/04/2026).

Sayın Serter’in yazısında ifade ettiği gibi, laiklik CHP’nin ana ilkelerinden ve Türkiye Cumhuriyeti’nin iki temel taşıyıcı kolonlarından biri (diğeri Ulus Devlet/Üniter Yapı)…

O halde Kılıçdaroğlu’nun bu talimatını milletvekillerine ileten Muharrem İnce ve bu talimata kuzu kuzu uyan milletvekilleri, CHP’nin bu hale gelmesinden sorumlu değiller mi?

***

Benzer bir olay 2022 yılında, Şeriat rejimi için ulema yetiştirecek Diyanet Akademisi Yasası görüşülürken de yaşanmıştır:

Çekimser oy bile kabul etmediğini, tüm CHP milletvekillerinin “EVET’ oyu vermesini istediğini” bildiren Kılıçdaroğlu’nun emri, Grup Başkan Vekili Özgür Özel tarafından milletvekillerine iletilmiş ve onlar da gereğini yapmışlardı!..

Yani on yıl önce olduğu gibi, 10 yıl sonra da grup başkanvekilleri genel başkanın emrini iletiyor, milletvekilleri de tıpış tıpış gereğini yapıyor. 

*** 

CHP’nin eski Parti Meclisi üyesi Buket Müftüoğlu geçenlerde bir toplantıda yaptığı konuşmada, Andımızın kaldırılmasının tartışıldığı 2009 yılında, o zaman Grup Başkan Vekili olan Kılıçdaroğlu’nun, kendisine “Andımızın kaldırılmasını onayladığını söylediğini”, bildirdi. 

Kılıçdaroğlu “tu kaka” olmadan bunu açıklamadığı ve özellikle Genel  Başkan seçilirken kürsüye çıkıp arslanlar gibi kükreyerek, “bu adam CHP’nin başına geçemez. Çünkü Andımıza karşı” demediği için Buket Müftüoğlu da suçlu değil mi?

Daha bunlar gibi birçok örnek bulabiliriz. 

***

Günümüze gelirsek, dün Kılıçdaroğlu’na toz kondurmayanlar dahil, herkes onu lanetliyor, “hain” ilan ediyor!..

İyi güzel de Hz. İsa’nın dediği gibi, aramızda “ilk taşı atabilecek kaç günahsız” var?

İster günah diyelim, ister suç, bugün ülkemizin düştüğü durumdan hepimiz sorumluyuz…

Çünkü, “insan sadece yaptıklarından değil, yapması gerektiği halde yapmadıklarından da sorumludur.” 

Bu bakımdan hiçbirimiz masum değiliz dostlar… 

***

Yukarıdaki örnekleri politikacılar üzerinden verdim. 

Hadi, "politikacılar çıkarcıdır ya da milletvekili olmanın/ milletvekilliğini sürdürmenin dayanılmaz cazibesine kapılmışlardır” diyelim!.. 

Peki biz neden onların suçlarına ortak oluyoruz?

Çünkü spor kulübü tutar gibi parti tutuyor ve parti başkanının peşinden tıpış tıpış gidiyoruz. Oysa yukarıda anlattığım gibi o başkanı ülkemizi sömürmek, hatta parçalamak/ yıkmak isteyen emperyalistler partinin başına oturtuyorlar. 

Bu konuda Kılıçdaroğlu tek örnek değil. Çok partili sisteme geçtiğimizden beri iktidar ya da muhalefet partilerinin başkanlarının çoğunu onlar belirlemişlerdir. Adamlar bunu gizlemiyor; “iktidarı da muhalefeti de biz tasarımlıyoruz (dizayn ediyoruz)” diyorlar. 

Yalnız bunları dizayn etmiyorlar; patronları, yazarları, yorumcuları, fenomenleri, trolleri vs. ile kamuoyunu oluşturacak medyayı da onlar belirliyor. 

Böylece bizi kafaya alıp belirledikleri adamı seçmemizi sağlıyorlar. Çünkü biz de okuyup, eleştirel akılla düşünüp, sorgulayıp, aklın terazisinde tartıp, değerlendirerek kararımızı kendimiz  vermiyoruz. Sevgi ile andığımız Uğur Mumcu’nun dediği gibi, “bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olduğumuzu” sanıyoruz. Oysa o fikir bizim fikrimiz değil, emperyalistlerin fikri!..

 Sonuçta kimimiz aymazlık (gaflet), kimimiz sapkınlık (dalalet) ve kimimiz de (bilerek veya bilmeyerek) hıyanet içinde, emperyalistlerin önümüze koyduklarının peşine düşüp, tıpış tıpış  gidiyoruz…  

Bu durumda kendi kendimize, “Atatürk olsaydı ne yapardı” diye soracak olursak, yanıtını Fatih Rıfkı Atay’dan alabiliriz:

“Ara sıra, Atatürk sağ olsaydı ne yapardı, gibi bir soru duyulur. Ben cevap vereyim mi? Topumuza birden lanet okurdu.”

Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages