Desam; MEVCUT SİYASİ PARTİLER; İKTİDARIYLA MUHALEFETİYLE TÜRKİYE’NİN SIRTINDA YÜKTÜR, KAMBURDUR!

0 views
Skip to first unread message

İNOSAM Strateji ve Ar-Ge

unread,
Jul 31, 2026, 7:31:41 AM (yesterday) Jul 31
to


MEVCUT SİYASİ PARTİLER; İKTİDARIYLA MUHALEFETİYLE TÜRKİYE’NİN SIRTINDA YÜKTÜR, KAMBURDUR!

 

DESAM (Düşünce ve Strateji Araştırmaları Merkezi) Yönetim Kurulu Başkanı Gürkan Avcı, “Yeni Dünya Düzeninde ‘Yeniden En Büyük Türkiye’ Vizyonu” başlıklı konuşmasında iktidarı ve muhalefetiyle mevcut siyasi ittifaklara ve partilere sert eleştirilerde bulundu ve radikal bir yenilenme çağrısı yaptı.

 

DESAM’ın İstanbul’da düzenlediği yıllık istişari buluşmasında konuşan Yönetim Kurulu Başkanı Gürkan Avcı, Türkiye’nin küresel dönüşümün eşiğinde olduğunu vurgulayarak mevcut siyasi partilerin vizyon yetersizliğine dikkat çekti.

 

Avcı, şunları kaydetti: “Tarihin büyük kırılma anındayız. Dünya, neoklasik savaşların, jeopolitik çatışmaların ve yıkımların ötesinde, küresel döngüsel afetler çağına, yapay zekâ, blockchain, robotik, uzay ekonomisi gibi teknolojik devrimlerin çağına girmiştir. İnsanlığın varoluşsal bir sıçrama yaşadığı bu çağda Türkiye ya “en güçlü ve vizyoner aktörlerden biri” olacak ya da geride kalacaktır. Mevcut partiler (AK Parti, CHP, Yeni Parti, MHP, İYİ Parti, DEM, ZP ve diğerleri) “eski dünyanın virütik ideolojileriyle yüklü ve bagajları kirli çamaşırlarla dolu” ve “vizyonları yetersiz.”Artık yeni bir sayfa açmanın zamanı gelmiştir” dedi. Avcı, konuşmasına şu sözlerle başladı:

 

Değerli Arkadaşlarım, Kıymetli Misafirlerimiz, bugün düşünce iklimini yeniden inşa edeceğiz!

İzninizle, her toplantıda olduğu gibi, başkan olmanın gerektirdiği bazı bilgilendirmeleri yaparak başlamak istiyorum. Bu toplantılarımızı serbest katılıma kapattık; sadece ilgilisinin ve davetlisinin katıldığı, think tank ağırlıklı bir yaklaşımı tercih ettik. Bunun hem daha efektif hem de daha verimli olacağını düşündük, özellikle bunun altını çizerek konuşmama başlamak istiyorum.

 

TARİHİN BÜYÜK KIRILMA ANINDAYIZ
Tarih, büyük kırılma anlarında insanlığa yeni yollar açar. Bugün, o anlardan birinin tam eşiğindeyiz. Dünya, neoklasik savaşların, jeopolitik çatışmaların ve yıkımların ötesinde, küresel döngüsel afetler çağına girmiştir. İklim krizi, pandemi riskleri, ekonomik sistem çöküşleri, yapay zekâ devrimi, blockchain ile yeniden tanımlanan güven mimarileri, robotik ve otonom sistemler, uzay ekonomisinin doğuşu… Bu unsurlar birleşerek eski dünya düzenini kökten tasfiye etmekte ve ardından yepyeni bir dünyayı ve medeniyet inşasını zorunlu kılmaktadır.

 

İNSANLIĞIN VAROLUŞSAL SIÇRAMASI BAŞLADI
Bu dönüşüm ne salt teknolojik ne de yalnızca ekonomik bir olaydır. O, insanlığın varoluşsal bir sıçramasıdır. Yapay zekâ, bilgi işlem gücünü katlanarak artırırken karar alma mekanizmalarını, etiği ve iktidar ilişkilerini yeniden yazmaktadır. Blockchain, merkezi otoritelerin tekeline dayalı sistemleri dağıtmaktadır. Robotik ve uzay teknolojileri, üretim ve yerleşim paradigmalarını kökünden değiştirmekte, yeni kaynak savaşlarını ve iş birliği modellerini doğurmaktadır. Bu çağda ya yeni dünyanın en güçlü, en yenilikçi ve en vizyoner aktörlerinden biri olacağız ya da ikinci ila üçüncü lig arasında kalacağız.

 

ESKİ SİYASET ÇÖKÜYOR, ESKİ PARTİLER YETERSİZ KALDI
Mevcut siyasi yapımız bu vizyonu taşıyacak kapasitede değildir; AK Parti, CHP, Yeni Parti, MHP, İYİ Parti, DEM, ZP ve diğerleri; iktidarıyla muhalefetiyle, bir asırlık geçişin kazanımlarını taşıyan ancak aynı zamanda onun eski bagajlarını da sürükleyen yapılardır. Hepsi, eski dünyanın virütik ideolojilerinin, merkezî bürokrasinin, klientelist ilişkilerin, yolsuzluk iddialarının, hukuksuzluk tartışmalarının, nepotizmin, istismarın, şahsi çıkar ve kısa vadeli iktidar hesaplarının ağır yükü altındadır.

 

VİRÜTİK İDEOLOJİLER VE KÖHNEMİŞ ZİHNİYETLER
Bir kısmı eski milliyetçi refleksleri, bir kısmı eski laikçi dogmaları, bir kısmı ise dinî-siyasal istismarı merkeze alarak varlığını sürdürmeye çalışmaktadır. Ancak hepsi teknolojik dönüşümün hızına ayak uyduramamakta; yapay zekâ çağında veri egemenliği, siber güvenlik, etik regülasyonlar ve yeni nesil eğitim gibi kritik alanlarda stratejik derinlik üretememektedir. Hepsinin ekonomik modellemeleri büyük ölçüde rant ve kaynak dağılımı odaklı kalmış, katma değeri yüksek, yenilikçi ve küresel rekabet gücüne sahip bir üretim sistemini inşa etmekte yetersiz kalmıştır. Dış politikada ise dönemsel pragmatizmle hareket etmekte, uzun vadeli medeniyet vizyonu ve bilim-teknoloji diplomasisini bütünleştirememişlerdir.

 

1950’LERİN VE 1990’LARIN SİYASETİ BİTTİ
Bu partilerin kadroları, söylemleri ve zihniyet dünyası, büyük ölçüde 1950’lerin ve 1990’ların siyasi iklimine aittir. Oysa önümüzde duran çağ, kuantum hesaplama, nöromorfik yapay zekâ, uzay sanayii, biyoteknoloji ve sürdürülebilir enerji gibi alanlarda ulusal bir sıçrama talep etmektedir. Eski bagajları —yolsuzluk, hukuksuzluk tartışmaları, kutuplaştırıcı üslup, meritokrasiyi erozyona uğratan atamalar ve vizyonsuzluk— bu sıçramayı imkânsız kılmaktadır. Artık yeni bir sayfa açmanın zamanı gelmiştir.

 

EN BÜYÜK TÜRKİYE ARTIK SOMUT BİR PROJEDİR
Yeniden ve şimdi En Büyük Türkiye’yi kurmak ne bir slogan ne de nostaljik bir hayaldir. O, somut bir medeniyet projesidir. Bu proje: Teknolojik Egemenlik temelinde yükselmelidir. Ulusal yapay zekâ stratejisi, blockchain tabanlı şeffaf kamu yönetimi, yerli uzay sanayii ve robotik ekosistemiyle Türkiye’yi yeni dünyanın kritik düğüm noktalarından biri haline getirmelidir. İnsan Sermayesi Devrimi yapmamız zorunludur. Eğitim sistemimizi 21. yüzyılın gereklerine göre baştan tasarlamalı, eleştirel düşünceyi, bilimsel metodolojiyi, etik bilinci ve girişimcilik ruhunu merkeze almalıyız. Gençlerimizi tüketen değil, üreten ve liderlik eden bireyler olarak yetiştirmeliyiz.

 

YENİDEN EN BÜYÜK TÜRKİYE’NİN ANAYASAL TAŞLARI
Adalet ve Meritokrasiyi yeniden tesis etmeliyiz. Hukukun üstünlüğü, şeffaflık, yolsuzlukla gerçek ve kalıcı mücadele, liyakat esaslı kadrolaşma… Bunlar, yeni Türkiye’nin anayasal taşları olacaktır. Küresel Vizyon taşımalı ve her kuruma enjekte etmeliyiz. Ne dar milliyetçilik ne de kozmopolit teslimiyet. Türk-İslam medeniyet birikimini, Osmanlı’nın idari dehasını, Selçuklunun dinamizmini, Cumhuriyet’in modernleşme enerjisini sentezleyerek; Orta Koridordan Afrika’ya, Türk Devletleri Teşkilatı’ndan uzay ekonomisine uzanan çok boyutlu bir güç haritası çizmeliyiz. Sürdürülebilir Refah Modeli geliştirmeliyiz. Çevresel sorumluluk, sosyal adalet ve yüksek katma değerli ekonomi bir arada yürümelidir.

 

YENİ NESİL, TEMİZ KADRO, TAZE RUH
Bu vizyonu gerçekleştirecek kadrolar, eski köhnemiş, hacıyatmaz partilerin içinden değil, yeni yüzlerden, yeni beyinlerden, temiz ve dinamik dimağlardan, taptaze bir ekipten çıkmalıdır. Bagajı hafif, aklı keskin, ruhu coşkulu, etiği sağlam, bilimi ve teknolojiyi seven, büyük milletimizin derin tarihî şuurunu kavrayan, ancak geleceğe cesaretle bakan bir nesil, bir ekip…Yeniden doğuş, mevcut partilerin reformuyla değil, yeni bir siyasi hareketin doğuşuyla mümkün olacaktır. Bu hareket ne eski solun ne eski sağın kalıplarına sığmaz. O, 21. yüzyılın Türkiye’sine özgü, veri destekli, bilimsel, ahlaki, idrakli, şuurlu ve vizyoner bir sentez olmalıdır.

 

TARİH BİZDEN CESARET İSTİYOR
Arkadaşlar, Tarih bizden cesaret istiyor. Yeni dünya kurulurken kenarda duramayız. Yapay zekânın, uzayın ve robotların şekillendirdiği bu çağda Türkiye, en güçlü, en adil, en yenilikçi ve en büyük haliyle var olmalıdır. Bunun için eskimiş yapılara, yorgun kadrolara ve tükenmiş ideolojilere veda etmeliyiz. Yeni bir parti, yeni bir ekip, yeni yüzler, yeni söylemler, yeni bir ruh, yeni bir şuur ve yeni bir aksiyon şarttır.

 

UMUDUN VE TARİHÎ SORUMLULUĞUN İLANI
Bu çağrı, bir umutsuzluk ilanı değil; tam tersine, büyük bir umudun ve tarihî sorumluluğun ilanıdır. Geleceğin Türkiye’sini birlikte inşa etmek isteyen tüm vatanseverleri, bilim insanlarını, gençleri, girişimcileri, düşünürleri ve emekçileri bu büyük yürüyüşe davet ediyorum. En Büyük Türkiye, artık bir hayal değil; ulaşılması gereken zorunlu bir hedeftir. Bu yol uzun ve zorlu olacaktır. Ancak biz, atalarımızın mirasını taşıyan, çağın gereklerini kavrayan ve geleceğe güvenle bakan şüheda bir milletin evlatlarıyız. Zafer, vizyonu olanlarındır. Türkiye, yeni dünyanın parlayan yıldızı olacaktır.

 

MEDENİYET BUNALIMINDA TÜRKİYE’NİN TARİHÎ MİSYONU
Muhterem Misafirler. Türkiye, bugün tam bir medeniyet bunalımının zirveye çıktığı, kaosun ve belirsizliğin insanlığı pençesine aldığı bir dönemde yegâne umut ışığı olma potansiyeline sahip tek devlettir. Küresel egemenler, yapay zekâyı, veriyi ve yeni teknolojileri daha fazla sömürü, daha fazla kontrol ve daha fazla vicdansız kazanç için kullanırken; ekonomik düzenleri serveti dar bir elitin elinde toplarken, toplumsal dokuyu parçalarken ve insan ruhunu metalaştırırken, Türkiye buna karşı durmalıdır. Biz, yeni dünya düzeninde ekonomik ve sosyal sömürü politikalarına karşı kendi özgün, insan-merkezli, vicdan ve şefkat temelli medeniyet tasavvurunu cesaretle inşa etmek zorundayız. Bu tasavvur ne Batı’nın materyalist liberalizminin ne de Doğu’nun otoriter modellerinin kopyası olacaktır. O, tarihimize, inancımıza ve kültürel birikimimize kök salmış, ancak geleceğin teknolojileriyle donanmış yepyeni bir sentez olacaktır.

 

BİLİMİ VE EĞİTİMİ İNSANI YÜCELTEN BİR GÜCE DÖNÜŞTÜRELİM
Bu büyük inşa sürecinin temel taşlarından biri de bilime ve eğitime biçilecek roldür. Küresel egemenlerin aksine, bilimi sadece kâr aracı, silah aracı ya da tahakküm aracı olmaktan çıkarmalıyız. Bilime, insanı yücelten, vicdanı besleyen, ahlakı ve maneviyatı güçlendiren etik ve manevi bir rol vermeliyiz. Eğitim sistemimizi, gençlerimizi algoritmaların kölesi değil, vicdanlı mühendisler, merhametli liderler, derin düşünen filozoflar ve sorumlu mucitler olarak yetiştirecek şekilde yeniden yapılandırmalıyız. Bilim laboratuvarlarımızda, sınıflarımızda ve üniversitelerimizde “insan onuru” ilkesi en üstte yer almalıdır. Teknoloji insanlığa hizmet etmeli, tabiatı korumalı, adaleti pekiştirmeli ve geleceğimizi emanet bilinciyle kucaklamalıdır.

 

ESKİ DÜNYA BİTTİ, YENİ TÜRKİYE DOĞUYOR
İşte bu anlayışla diyoruz ki: Eski yapılar, eski zihniyetler ve eski hesaplar bu vizyonu taşıyamaz. Yeni Türkiye, yeni bir ruh, yeni bir şuur ve tertemiz bir kadroyla doğacaktır. Milletimizin derin tarihî birikimiyle, gençlerimizin dinamizmiyle ve bilimle yoğrulmuş aklımızla kuracağımız bu büyük medeniyet, sadece kendi geleceğimizi değil, insanlığın kaostan çıkışına da rehberlik edecektir. En Büyük Türkiye, artık bir hayal değil; vicdanın, aklın ve şefkatin zaferiyle ulaşılacak zorunlu bir hedeftir. Bu çağrı, milletimizin uyanışının manifestosudur. Tarih bizi izliyor. Gelecek bizden hesap soracak. Haydi, o hesabı en güzel şekilde verelim.

 

TÜM İNSANLIĞA AÇIK BİR MEDENİYET ÇAĞRISI
Değerli Arkadaşlarım, kıymetli Misafirler, Bu hitabım yalnızca ülkemiz vatandaşlarına değil, ayrım gözetmeksizin tüm insanlığı kucaklamayı hisseden; sevgi, şefkat ve vicdan ahlakıyla bağ kuran; mağdur ve mazlum insanlık ailesinin bir parçası olduğunu idrak eden tüm herkese seslenmektedir. ‘Yeniden En Büyük Türkiye’ olmak, kan bağı değil; bir medeniyet şuuru, adalet duygusu, merhamet iklimi ve büyük ideal taşıma iradesidir. Bu sebeple çağrımız, ülkemiz vatandaşlarına olduğu kadar, dünya coğrafyasının tüm kadim halklarına, kardeş milletlere ve ‘Yeniden En Büyük Türkiye’ sevdalısı tüm vicdan sahiplerine de açıktır.

 

ZULME VE SÖMÜRÜYE KARŞI KADİM MEDENİYETİN ŞAHLANIŞI
Bugün dünya, maddi refahın arttığı ancak maneviyatın çöktüğü, teknolojinin geliştiği ancak insanlığın yalnızlaştığı, güç dengelerinin değiştiği ancak adaletin yerini bulamadığı büyük bir medeniyet bunalımındadır. İşte bu bunalımda Türkiye, yeniden “Zulme, Açlığa, Kan ve Gözyaşına” hayır diyebilen, sömürüye karşı duran, vicdanı merkeze alan ve insanı yücelten güncellenmiş bir kadim medeniyet tasavvuruyla ortaya çıkmalıdır. Bizim modelimiz ne sömürüye dayalı kapitalizmin ne de baskıcı sistemlerin kopyası olacaktır. O, insan onurunu, vicdanı, şefkati ve emanet bilincini merkeze koyan, teknolojik güçle ahlaki derinliği harmanlayan özgün bir medeniyet sentezi olacaktır. Laboratuvarlarımızda, sınıflarımızda ve düşünce merkezlerimizde “İnsan nedir? Niçin vardır? Geleceğe nasıl emanet bırakılmalıdır?” soruları en yüksek sesle sorulmalıdır.

 

TARİH BİZİ BEKLİYOR, KAPI SONUNA KADAR AÇIK
Tüm bu vizyon turu içerisinde umarım ilginizi çekecek faydalı bir şeyler söyleyebilmişimdir. Bu konferansın, önümüzdeki saatler boyunca yapılacak tartışmaların ve ortaya çıkacak deklarasyonların hem bizim hem de ülkelerimizin ve siyaset düşünen gençlerimizin daha bilinçli kararlar almasına vesile olmasını diliyorum. Saygılarımı sunuyorum. Tarihimizin en kritik dönemeçlerinden birindeyiz. Bu büyük yürüyüşte yanımızda yer alacak herkese kapımız sonuna kadar açıktır. Farklı düşünceden, farklı inançtan, farklı kökten olsak da “En Büyük Türkiye” idealinde birleşebilmeliyiz. Geleceğin Türkiye’sini birlikte inşa etmek isteyen herkesi bu tarihi yürüyüşe davet ediyorum.

Desam; MEVCUT SİYASİ PARTİLER; İKTİDARIYLA MUHALEFETİYLE TÜRKİYE’NİN SIRTINDA YÜKTÜR, KAMBURDUR!.pdf
Gürkan Avcı- Desam YK Başkanı.jpg

DESAM Ar-Ge

unread,
Jul 31, 2026, 11:53:47 AM (yesterday) Jul 31
to
Desam; MEVCUT SİYASİ PARTİLER; İKTİDARIYLA MUHALEFETİYLE TÜRKİYE’NİN SIRTINDA YÜKTÜR, KAMBURDUR!.pdf
Gürkan Avcı- Desam YK Başkanı.jpg

DESAM Ar-Ge

unread,
Jul 31, 2026, 11:53:47 AM (yesterday) Jul 31
to
Desam; MEVCUT SİYASİ PARTİLER; İKTİDARIYLA MUHALEFETİYLE TÜRKİYE’NİN SIRTINDA YÜKTÜR, KAMBURDUR!.pdf
Gürkan Avcı- Desam YK Başkanı.jpg
Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages