DESAM'DAN TARİHİ ÇAĞRI: “TÜRKİYE
ELEMECİ SINAV CUMHURİYETİ DEĞİL, YETENEK CUMHURİYETİ OLMALIDIR”
Demokrasi ve Eğitim Etütleri
Stratejik Araştırmalar Merkezi (DESAM) Yönetim Kurulu Başkanı Gürkan Avcı,
düzenlediği basın toplantısında Millî Eğitim Bakanlığı, Cumhurbaşkanlığı Eğitim
Politikaları Kurulu, YÖK ve ÖSYM’ye seslenerek Türkiye'nin insan yetiştirme
modelinin köklü biçimde yeniden ele alınması gerektiğini söyledi.
Avcı, Türkiye'nin artık yalnızca bir
eğitim reformuna değil, bir “insan yetiştirme paradigması değişimine”
ihtiyaç duyduğunu belirterek şu değerlendirmelerde bulundu:
MİLYONLARCA GENÇ SINAV MARATONUNDA
TÜKENİYOR
Bugün Türkiye'de milyonlarca çocuk ve
genç; LGS, TYT, AYT, YDT, ALES, DGS, KPSS, YDS, TUS ve sayıları her geçen yıl
artan onlarca sınav arasında sıkışmış bir hayat yaşamaktadır.
Eğitim sistemimizin merkezine öğrenme
değil sınav, üretim değil puan, yetenek değil sıralama yerleşmiştir.
Çocuklarımız merak etmeyi unutuyor. Gençlerimiz
hayal kurmayı erteliyor.
Öğretmenlerimiz karakter inşa etmek
yerine test çözdürmeye zorlanıyor.
Aileler çocuklarının yeteneğini
keşfetmeye değil, bir sonraki sınava yetişmeye çalışıyor.
Türkiye giderek bir eğitim ülkesi
olmaktan uzaklaşıyor; bir “sınav ülkesi” haline geliyor.
BU KADAR SINAVA RAĞMEN NEDEN HÂLÂ
NİTELİKLİ İNSAN AÇIĞIMIZ VAR?
Eğer mevcut sistem başarılıysa;
Neden kamu kurumları kendi akademilerini
kuruyor?
Neden şirketler üniversite mezunlarını
yeniden eğitmek zorunda kalıyor?
Neden gençler diplomalarına rağmen iş
bulamıyor?
Neden işverenler nitelikli çalışan
bulamadıklarını söylüyor?
Neden üniversite mezunu işsizliği
büyüyor?
Neden en başarılı gençlerimizin önemli
bir bölümü geleceğini başka ülkelerde arıyor?
Bu soruların tamamı aynı gerçeğe işaret
etmektedir: Sorun gençlerde değil, sistemdedir.
TÜRKİYE'NİN EN BÜYÜK KRİZİ İNSAN
YETİŞTİRME KRİZİDİR
Bir ülkeyi güçlü kılan şey yolları,
köprüleri, binaları ya da bütçeleri değildir. Bütün bunları tasarlayan ve
yöneten insan kaynağıdır. Ekonomiden önce insan vardır. Teknolojiden önce insan
vardır. Sanayiden önce insan vardır. Devletten önce insan vardır. İnsan
yetiştirme kapasitesini kaybeden toplumlar, zamanla ekonomik güçlerini de
rekabet kabiliyetlerini de kaybederler. Bugün Türkiye'nin karşı karşıya olduğu
en kritik mesele tam da budur.
DİPLOMA SAYISI ARTIYOR, YETKİNLİK
AYNI ORANDA ARTMAYIYOR
Son yıllarda yükseköğretime erişim
genişledi. Üniversite sayıları arttı. Mezun sayıları katlandı. Ancak aynı
ölçüde bilim insanı, girişimci, teknoloji üreticisi, stratejist, lider ve
yenilikçi yetiştirebildiğimizi söylemek mümkün değildir. Türkiye diploma
üretiminde büyürken, yetenek üretiminde aynı başarıyı gösterememektedir.
Karşımızda giderek büyüyen bir “diploma
enflasyonu” ve giderek derinleşen bir “yetenek açığı” bulunmaktadır.
MİLLÎ EĞİTİM AKADEMİSİ'NİN VERDİĞİ
MESAJ ÇOK NETTİR
Millî Eğitim Akademisi'nin kurulması
yalnızca yeni bir kurumun ortaya çıkması değildir.
Bu gelişme aynı zamanda mevcut sistemin
kendi çıktılarından duyduğu memnuniyetsizliğin de ilanıdır.
Bugün eğitim kurumlarından mezun olan
bireyler, yeniden eğitim süreçlerinden geçirilmek zorunda kalıyorsa; burada
bireysel değil yapısal bir sorun vardır.
Adalet Akademisi, güvenlik akademileri,
kurumsal eğitim merkezleri ve kamu akademileri aynı gerçeği göstermektedir: Kurumların
ihtiyaç duyduğu insan profili ile eğitim sisteminin ürettiği insan profili
arasında ciddi bir uyumsuzluk bulunmaktadır.
YAPAY ZEKÂ ÇAĞINDA ESKİ SINAV
MANTIĞIYLA YOL ALINAMAZ
Dünya yeni bir kırılma çağından
geçmektedir.
Yapay zekâ, robotik sistemler,
biyoteknoloji, kuantum teknolojileri ve ileri üretim modelleri yalnızca
ekonomileri değil, toplumların geleceğini de yeniden şekillendirmektedir.
Bu yeni çağda başarı; Ezberleyenlerin
değil düşünenlerin, Taklit edenlerin değil üretenlerin, Talimat bekleyenlerin
değil çözüm geliştirenlerin, Sınav kazananların değil değer üretenlerin
olacaktır. Milyonlarca gencin geleceğini birkaç saatlik sınav performansına
indirgemek artık sürdürülebilir değildir.
21. YÜZYILIN REKABETİ ÜLKELER
ARASINDA DEĞİL, YETENEK EKOSİSTEMLERİ ARASINDA YAŞANACAKTIR
Yeni yüzyılda doğal kaynaklar değil
insan kaynağı belirleyici olacaktır. Petrolün yerini bilgi, madenin yerini
teknoloji, ham gücün yerini nitelikli insan alacaktır. Bu nedenle ülkelerin
kaderini artık sahip oldukları topraklar değil, yetiştirdikleri insanlar
belirleyecektir. Türkiye'nin önündeki asıl soru şudur: 2030'ların ve
2050'lerin dünyası için nasıl insanlar yetiştiriyoruz?
HEDEF: ELEME CUMHURİYETİ DEĞİL,
YETENEK CUMHURİYETİ
Türkiye'nin yeni hedefi sınav merkezli
değil, yetenek merkezli bir sistem kurmak olmalıdır.
Her birey; Akademik başarısıyla, Problem
çözme kapasitesiyle, Yaratıcılığıyla, Liderlik potansiyeliyle, Girişimcilik
becerisiyle, Teknolojik üretkenliğiyle, Sosyal ve etik yetkinlikleriyle
değerlendirilmelidir. Çünkü geleceği test kitapları değil, yeteneklerini keşfetmiş
insanlar kuracaktır.
MODERN ENDERUN VİZYONU: TÜRKİYE'NİN
YENİ İNSAN KAYNAĞI HAMLESİ
Geçmişi taklit etmek değil, tarihten
ilham almak zorundayız.
Osmanlı'nın yükseliş döneminde Enderun
nasıl devletin ihtiyaç duyduğu insan kaynağını yetiştirdiyse, Türkiye de yeni
yüzyılda çağın gereklerine uygun bir insan geliştirme modeli oluşturmalıdır.
Yapay zekâdan veri bilimine, stratejiden
diplomasiye, etikten liderliğe, girişimcilikten teknoloji üretimine kadar
uzanan yeni bir insan yetiştirme vizyonuna ihtiyaç vardır. Amaç ayrıcalıklı bir
sınıf oluşturmak değil, Anadolu'nun her köşesindeki cevheri keşfetmek ve
Türkiye'nin geleceğine kazandırmaktır.
TARİHİN ÖNÜMÜZE KOYDUĞU SORU
Bugün önümüzde tarihî bir tercih vardır:
Çocuklarımızı sınavlara mı hazırlayacağız? Yoksa geleceğe mi?
Türkiye'nin ikinci yüzyılında ihtiyaç
duyduğu şey daha fazla sınav, daha fazla test kitabı ve daha fazla diploma
değildir. Türkiye'nin ihtiyacı; düşünen, araştıran, üreten, karakter sahibi,
bilimsel düşünebilen, teknoloji geliştirebilen ve dünyayla rekabet edebilen
nesiller yetiştirmektir.
Çünkü geleceği sınav sonuçları değil,
insan yetiştirme sistemleri belirler. Ve artık mesele eğitim meselesi olmaktan
çıkmıştır. Mesele, Türkiye'nin medeniyet yürüyüşünü sürdürebilecek insanı
yetiştirme meselesidir. Türkiye Eleme Cumhuriyeti değil, Yetenek Cumhuriyeti
olmak zorundadır.