6 Mayıs Ölümsüzleşebilmeyi Çağrıştıran Tarih (Mehmet Halil Arık)

0 views
Skip to first unread message

engin kültür

unread,
May 5, 2010, 5:51:43 PM5/5/10
to

6 MAYIS!..

ÖLÜMSÜZLEŞEBİLMEYİ

ÇAĞRIŞTIRAN TARİH!..

                                                                                         Mehmet Halil Arık

                                                                                                                                                     Emekli eğitimci – DENİZLİ

                                                                                                                                                    mehmeth...@gmail.com

 

6 Mayıs.. 
Tarihte pek çok 6 Mayıs’lar yaşanmıştır.

Daha çook yaşanacaktır da...

Aslında bir yılın, 365 gününden sıradan bir günüdür 6 Mayıs.

Ama bazen öyle bir olay olur ki o günü ölümsüz ve unutulmaz kılar.

 

Elbet yüzlerce tarihi olaya sayfa açmıştır 6 Mayıs’lar.

Önemli kişiler doğmuştur, ölmüştür,

Yasalar geçmiştir parlemetolardan, hapislikler başlamıştır, cezalar bitmiştir.

Mutluluklar kadar  acılara da tanıklık etmiştir her gün, her tarih gibi 6 Mayıs’lar da..

 

Ama bir 6 Mayıs vardır ki,
Kör gecenin saat; 1.00’i ile 3.00 arasında yaşanan;
O yılın tüm günlerine,
1972’nin 365 gününe rahmet okutacak kadar acı,
Bir o kadar da onurlu bir drama sahne olmuştur o yılın 6 Mayısı.

 

Aradan geçen 38 yıllık süre bile,

Bu 6 Mayıs’ta yaşanan acıyı küllendirmeye yetmemiş,

Yaşanan onuru gölgeleyememiştir.

    

Sehpa önünde sorulan en haksız en acımasız,

Hesabın tarihidir  bu 6 Mayıs!.

Aynı zamanda ölümsüzleşe bilmenin!..

 

Önce birincisi alınmıştır hücresinden,

Ayakkabılarının bile bağlanmasına fırsat verilmeden. 

Son hazırlıkların tamamlanması bahanesiyle,

Başgardiyan odasından biraz sonra can vereceği
İdam sehpası seyrettirilmiştir kendisine..

Ve gecenin gongu 01.00’i vurmaktadır.

Vakit tamam denmiştir kendisine..

 

Bir “hadi eyvallah!” çekmiştir çevresindekilere,

Vakur adımlarla idam sehpasına yürürken..

Ayakkabılarının düşmemesi için
Bağlanmasını istemiştir. son talep olarak.

Çift katlı ilmik boynuna geçirildiğinde haykırmıştır.

gecenin kör karanlığına doğru,

 

Meydan okurcasına kendisini idama mahkûm edenlerin suratına;

 
“Yaşasın tam bağımsız Türkiye!..

Yaşasın Türk ve Kürt halklarının kardeşliği!..

Yaşasın işçiler köylüler!..

Kahrolsun emperyalizm!..”

    

Son tekmeyi kendisi vurmuştur ayaklarının altındaki tabureye..

Masa üzerinde birkaç tur atan tabure, yuvarlanmıştır masadan aşağıya..
Ama ayakları masaya değer vaziyette kalmıştır ipin ucundaki adamın.
Masanın çekilmesi emredilmiştir cellâda.

 

Tam 25 dakika sürmüştür bu işkence ipin ucunda.

İkincisi getirilmiştir başgardiyan odasına,

Yukarıdaki işlemler sürdürülürken.

Bir öncekine az sonra can vereceği sehpası yerine,

bizzat arkadaşının idamı izlettirilmiştir ikincisine.. 

 

Çünkü
İdam hükmünün altına imza attırılan mahkeme başkanı şahsın ifadesiyle,
”ibret-i müessese”olsun diyedir uygulamalar. 

    

Aynı kararlılık ve vakurla tırmanmıştır idam sehpasına ikincisi de,

tıpkı birincisi gibi..

ilmik bir taraftan boynuna takılırken haykımıştır.
İdam heyetinin suratlarına tükürür gibi..

 

“Ben ülkemin bağımsızlığı ve ve halkımın mutluluğu için

Şerefimle bir defa ölüyorum!..

Sizler,
Bizi asanlar,

Şerefsizliğinizle her gün öleceksiniz!..

Biz halkımızın hizmetindeyiz!..

Sizler Amerikanın hizmetindesiniz.

Yaşasın devrimciler,

Kahrolsun faşizm!..”

 

Belki daha söyleyecek çok şeyi vardı ama,

Daha fazlasına tahammülsüzdü idam mangası.

Onlardan önce davranıp bastı tekmeyi ayaklarının altındaki tabureye...
Birincisi kadar uzun sürmedi sallanması ipin ucunda. 

Cellat  tek ilmikle işi bitirdiğini beyan etmişti heyete..

 

Üçüncüsü çoktan getirilmişti başgardiyanın seyir odasına,

“ibret-i müesseseden” ders alsın diye..

Ve seyrettirildi ikincinin ipe çekilişi saniye saniye..

Seyircileri kendileriydi ipe çekilenler, bir de heyet!..!..

Sahneler tekrarlanıyordu aktörleri değiştirilerek..

Aynı kararlılık ve aynı onurlu duruşla, sehpadaydı üçünçüsü!..

Haykırdı tarihe, gecenin derinliğinde!.

Sanki biraz sonra ebediyyen susacak o değilmiş gibi!..

 

“Ben ben hiçbir çıkar gözetmedim!..

Halkımın mutluluğu ve bağımsızlığı için savaştım!..

Bu bayrağı bu ana kadar şerefle taşıdım!..

Bundan sonra bu bayrağı Türk halkına emanet ediyorum!..

Yaşasın işçiler, köylüler,

Yaşasın devrimciler,

Kahrolsun faşizm!..”

 

Saat  tam 03.00. Ekip bitirmişti başarıyla işini.

Mahkeme heyetinin en yetkilisi,

Keyifle derin nefesler çekmekteydi sigarasından,

Sehpaya yakın bir ağaca yaslanıp.

 

İçlerinde 35 doktorun da bulunduğu 276 kişilik bir Milli İradenin,

Histeri çığlıkları ile tempo tutarak “üçe üç-üçe üç” diyerek

Onay verdiği görev tamamlanmıştı.

 

İşte böyle bir güne uyandı
6 Mayıs 1972 sabahı yataklarından kalkanlar!..

3 Eksikle uyandılar!.. 

Deniz, Yusuf, Hüseyin yoktu!..

 

Hayatlarının baharında, henüz 24-25 yaşlarında

İdam sehpasında 11 yıl öncesinin intikam duygularına kurban edilen,

Bu geçler bir tek kişinin bile canına kıymamıştı.
 
“Ülkemizin bağımsızlığı için,
Amerikan emperyalizmine karşı bir mücadeleden başka birşey istemedik”
Demişlerdi savunmalarında!..

 

Zaten biliyorlardı,
Kelle istemek için hazırlanmıştı iddiname..

Pekii!; ya görevini başarıyla (!)  ifa etmiş,

Ağaca yaslanarak keyifle sigarasını tüttüren kimdi dersiniz?

 
Onu da anımsatalım kısaca.
O’da, daha yeni, 22 Nisan 2010 tarihinde, yemekte  boğularak ölen,
Cenazesinde, imamın “merhumu nasıl bilirdiniz!?”
Sorusunu bile sormadığı için topluma bir ilk yaşatan Ali Elverdi!..
 

--
Bu e-postayı Google Grupları'ndaki "NAZİLLİ ADD İLETİŞİM GRUBU" adlı gruba abone olduğunuz için aldınız.
Bu gruba kayıt göndermek için nazad...@googlegroups.com adresine e-posta gönderin.
Bu gruba olan aboneliğinizi iptal etmek için nazaddmail+...@googlegroups.com adresine e-posta gönderin.
Diğer seçenekler için http://groups.google.com/group/nazaddmail?hl=tr adresinden grubu ziyaret edin.
Deniz Gezmiş Yusuf Aslan Hüseyin İnan.jpg
Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages