ŞEHİRLİ TEYZELERİMİZİN ROMANTİZMİ
Patronun yüzü ekşir ve neşesi kaçar birden misafir gittiğim tezgâhta.
Nedenini sorduğumda kaşları ile ilerde bekleyen bir grup kadını ve
arkalarındaki kısa pantolonlu genci gösterir. Nedendir bilmem gelen
bir grup kadın müşterinin bu patronu rahatsız etmesinin sebebi.
Gelince kadınlar, en önlerindeki sima bana tanıdık gelir, belli ki bu
teyze bir Kafkas kökenli teyzedir. Yüzünde yapay renkler cümbüşü
vardır. Ve ilerleyen yaşına rağmen yapaylığı ona yakışmamaktadır.
Sanki saklamak istemektedir kaybettiklerini ama sadece kafasını kuma
sokmaktadır. Ben ise onu yapaylığı olmadan düşünerek yüzündeki renk
cümbüşünden ayırtıp başında beyaz bir tülbent ile düşününce ancak
köydeki teyzelerime benzettiğimden ve kadınların içinde en fazla onun
sesi çıktığından kökenini çıkarabilmişimdir.
Tezgâha iyice yaklaşınca patronun yüzünde mecburi bir tebessüm olur.
Malum ekmek parasıdır. Kısa pantolonlu genç elindeki poşetleri bırakıp
dinlenmeye başlar. Ama annesinin böyle bir niyeti yoktur.
Tezgâhın önüne gelince her hafta olduğu gibi bu seferde gözüne
kurutulmuş Abaza peynirlerini kestirir. Patronun yüzünde olacakları
ezberlemenin rahatlığı... Teyze tüm grubun gelmesini bekler konuşmaya
başlamak için ve o zamana kadar peyniri inceliyormuş gibi yapar.
Grubun gelmesi uzun sürmüştür, çünkü teyzemiz neredeyse tüm komşuları
ile pazara çıkmıştır. Kısa pantolonlu çocukta gelince artık tamamdır
grup.
Kısa pantolonlu çocuk onca kadının arasından elinde poşetler ile
yaklaşınca teyzemize, teyze emindir artık konuşma vaktinin geldiğine.
Ve seremoni başlar...
Önce yüzünü buruşturur ve kibirli bir peh peh çıkar yapay renkli
dudaklarından. Patronun kaşlarında çatılma ama her hafta olan olaydan
bıkkınlığın ifadesi sinirin değil. Nerede eski bizim yaptığımız
peynirler. Haftalarca bacada kurutur saklardık bunlar fabrikasyon
canimmm ... Patronun yüzünde her hafta dinlediği hikâyeyi tekrardan
dinlemenin bıkkınlığı ama onu mecbur eden köylü annesinin ona verdiği
Kafkas terbiyesi.
Teyze arkasına döner ve komşularına anlatır gençliğinde yaptığı
peynirleri. Ve bu peynirleri mamursa ile nasıl yediğini. Ama
kendisinde kaybolmuştur bu peynirleri yapanın bir Kafkas teyzesi
olabileceğini düşünecek Kafkas inceliği. Ve en acısı farkında değildir
kaybettiğinin inceliğini.
Fırsattan istifade patron kafasını eğer ve tezgâh altından bir küfür
savurur bıkkınlığından. Çünkü beğenilmeyen annesinin peynirleri... Ama
onu susturan da annesinin ona verdiği terbiyesi.
Teyzenin bir şey alacağı yoktur oysa. Amaç Çerkesliği ile komşularına
hava atmak. Bu işe alet edilen ise kurutulmuş peynirler.
Teyzemin beğenmediği, gençliğinde kendi yaptığı peynirlerden uzak
gördüğü peynirler. Ama yanında kendi gençliğinde yaptığı kısa
pantolonlu çocuğu. Bu peynir fabrikasyon ise bu çocuk ne???
Kafkasyalılığı iyi peynir yapmak sanan anneden elbet Kafkasyalılığı
iyi oyun oynamak ve kaşen tutmak sanan çocuk olacak...
Ahhh annelerimiz, kendi zamanlarındaki Kafkasyalılık ile övünüp duran
annelerimiz. Bilmez misiniz biz sizlerin terbiyesindeydik. Siz bizi
büyüttünüz. Şimdiki beğenmediğiniz ve eskiyi yaad ederken yerdiğiniz
bizler biz değil sizlerin kendileriyiz. Sizin ise övündüğünüz siz
değil sizden öncekilerdir.
Kadınlardır toplumu şekillendiren. Onlardır kahramanları eğiten.
Onlardır cennetin ayakları altında olduğu. Onlardır bir öff bile
demenin ayet ile yasaklandığı. Onlardır haklarının ödenilemeyeceğinin
hadis ile sabit olduğu. Onlardır dünyanın bir taneleri. Onlardır asrın
âliminin" 70 bin zattan ders aldım ama en büyük dersimi annemden
aldım" dedirten. Onlardır bu toplumu tekrardan eğitebilecek olan.
Bizlere dedelerimizin anlattığı annelerden ver ya Rab. O tatlı sert
Kafkas annelerinden. Bir bakışı ile tüm aileyi oturtan susturan
annelerden. Bir günde kırk günlük eğitimi verebilen annelerden ve
böyle bir anne olmak için kendinin yetiştiren idealist kutsal bir
mefkûre sahibi gençlerimizden...
Âmin...
Akordeoncu
akord...@muslumancerkes.com
http://www.muslumancerkes.com/php-files/viewpage.php?page_id=729